Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Nuh'un Soyu?  (Okunma sayısı 2197 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Kasım 13, 2018, 12:20:39 ös
  • ÖMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1405
  • Cinsiyet: Bay

1723 Tarihli Anderson Nizamnamesi tarihçe bölümünden alıntıdır.


“Adem, bizlerin ilk atası, Evrenin Büyük Mimarı Tanrı görüntüsünde ve liberal bilimlere sahip olarak ve özellikle Geometri yüreğine nakşedilmiş olarak yaratılmış olmalıydı ki, (Dünya yılı:1; M.Ö. 4003) onun ölümünden sonra nesebinden gelenlerin yüreklerinde de aynı prensipleri bulduk... Hiç kuşkusuz Adem, Geometriyi ve bazı sanat ve meslekleri oğullarına öğretti. Kabil için 'Kutsanmış' dediğini, en büyük oğlu Enoch'un, adını verdiği bir kent kurduğunu, ondan sonra gelen nesillerin, onun asil örneğini taklit ederek soylu bilimi ve yararlı sanatı geliştirdiklerini görüyoruz. İnsanlığın diğer yarısının prensi olan Seth de Astronominin ilk kurucusu olmuş ve nesebine Geometri ve Masonluğun öğretilmesinde aynı özeni göstermiştir... Diğer sanatlar da, örneğin madencilik Tubal Kain, müzik Jubal, çadırcılık Jabal tarafından geliştirilmiştir ki sonuncusu, iyi bir mimarlık örneğidir... Enoch'un, biri taştan, diğeri tuğladan iki büyük sütun diktiği, üzerlerine hür sanatların kazındığı söylenir... Nuh'a Tanrının, tahtadan büyük bir gemi yapılmasını emrettiğini, bunun Geometri ve Masonluk kaidelerine göre imal edildiğini güvenle söyleyebiliriz. Nuh ve üç oğlu, Japhet, Sham ve Ham'ın gerçek Mason oldukları, Tufandan sonra uyguladıkları sanatları ve gelişip yayılan nesillere aktardıklarından anlaşılmaktadır. Tufandan 101 yıl sonra Nuh soyundan gelen çok sayıda insanı, Shinar vadisinde bir kent ve yüksek bir kule yaparken buluruz... Daha sonra Asur'da, Nemrud Krallığında muhteşem şehirler inşa edilmiştir. Dicle ve Fırat ırmaklarının suladığı bu yörelerde daha sonra birçok bilgin rahipler ve matematikçiler ortaya çıkmışlar ve Kaldeli ve Magi diye adlandırılmışlardır... Bunlar, Kral Sanatının, kurulmuş bir locada görüşülmesini daha uygun bulmuşlardır. Böylece bilimi ve sanat, daha sonraki çağlara ve uzak diyarlara ulaşabilmiştir... Kral Sanatı Mısır'a, Ham'ın ikinci oğlu olan Mitraim tarafından götürülmüştür. Masonluk, soylu antik kentler ve devasa yapılar için, büyük bir önem kazanmıştır. Özel- likle piramitler, bu eski krallığın dehasının abideleridir. Bu piramitlerden biri, dünyanın yedi harikasının birincisi olarak kabul edilir... Kaldelilerin Ur diye adlandırdıkları Abram, geometriyi ve sanatı öğrenmiş ve uygulamıştı. Ayrıca bunları oğullarına, Ismael ile Isaac'a öğretmişti. Yahudiler, Abram'ın Mısır'lılara, Asur öğretilerini aktardığına inanırlar... Tanrı, seçkin aileyi, yabancılar arasında kaldıkları uzun sürede yeteneklerini geliştirerek, daha vaat edilmiş topraklara sahip olmadan, onları iyi Masonlar yaptı... Musa'nın ardından Canaan'a yürürlerken Tanrı, Tabernacle'ı dikmeleri için, kalp gözü ile ilham verdi. Bu daha sonra, Süleyman Mabedinin modelini oluşturmuştur. Tanrı Musa'ya dağda, çizgilerini göstermiştir ki, bundan sonra Musa, Genel Mason Üstadı olmuştur. İsrailoğulları
Canaan'a sahip olduktan sonra.... Kudüs'teki Ebedi Tanrı Mabedi için... İsrail kralı, barış ve mimarlığın prensi Süleyman tarafından, en az 3.600 Üstat Mason kullanarak, 80 bin kalfa, 70 bin işçi ve Adoniram'ın Sidon'dan zorla topladığı 30 bin kişi çalıştırıldı. Süleyman, Tyre kralı hiram veya Huram'a çok şey borçluydu, zira o da kendi Masonlarını Kudüs'e göndermişti. Ayrıca Lübnan'ın çam ve sedir ağaçlarını göndermişti. Böylece MAsonluğun, yeryüzünde ne önce ne sonra örneği bulunmaz, her türlü tasavvurun ötesinde en mükemmel Masonluk eseri, dünyanın başyapıtı, Kral Süleyman tarafından kutsal bir şekilde Tanrı'ya adanmış oldu. (Dünya yılı 3000; MÖ 1004)... Kral Süleyman Kudüs Büyük Locası Büyük Üstadı, Bilgin Kral Hiram, Tyre Locasının Büyük Üstadı, ilham sahibi Hiram Abif de işin Üstadı idi... Süleyman mabedinin yükselmesiyle birlikte komşu ülkelerdeki Masonluk da yükseldi...
Alterius non sit qui suus esse potest


Kasım 13, 2018, 01:52:39 ös
Yanıtla #1

1723 Tarihli Anderson Nizamnamesi tarihçe bölümünden alıntıdır.


“Adem, bizlerin ilk atası, Evrenin Büyük Mimarı Tanrı görüntüsünde ve liberal bilimlere sahip olarak ve özellikle Geometri yüreğine nakşedilmiş olarak yaratılmış olmalıydı ki, (Dünya yılı:1; M.Ö. 4003) onun ölümünden sonra nesebinden gelenlerin yüreklerinde de aynı prensipleri bulduk... Hiç kuşkusuz Adem, Geometriyi ve bazı sanat ve meslekleri oğullarına öğretti. Kabil için 'Kutsanmış' dediğini, en büyük oğlu Enoch'un, adını verdiği bir kent kurduğunu, ondan sonra gelen nesillerin, onun asil örneğini taklit ederek soylu bilimi ve yararlı sanatı geliştirdiklerini görüyoruz. İnsanlığın diğer yarısının prensi olan Seth de Astronominin ilk kurucusu olmuş ve nesebine Geometri ve Masonluğun öğretilmesinde aynı özeni göstermiştir... Diğer sanatlar da, örneğin madencilik Tubal Kain, müzik Jubal, çadırcılık Jabal tarafından geliştirilmiştir ki sonuncusu, iyi bir mimarlık örneğidir... Enoch'un, biri taştan, diğeri tuğladan iki büyük sütun diktiği, üzerlerine hür sanatların kazındığı söylenir... Nuh'a Tanrının, tahtadan büyük bir gemi yapılmasını emrettiğini, bunun Geometri ve Masonluk kaidelerine göre imal edildiğini güvenle söyleyebiliriz. Nuh ve üç oğlu, Japhet, Sham ve Ham'ın gerçek Mason oldukları, Tufandan sonra uyguladıkları sanatları ve gelişip yayılan nesillere aktardıklarından anlaşılmaktadır. Tufandan 101 yıl sonra Nuh soyundan gelen çok sayıda insanı, Shinar vadisinde bir kent ve yüksek bir kule yaparken buluruz... Daha sonra Asur'da, Nemrud Krallığında muhteşem şehirler inşa edilmiştir. Dicle ve Fırat ırmaklarının suladığı bu yörelerde daha sonra birçok bilgin rahipler ve matematikçiler ortaya çıkmışlar ve Kaldeli ve Magi diye adlandırılmışlardır... Bunlar, Kral Sanatının, kurulmuş bir locada görüşülmesini daha uygun bulmuşlardır. Böylece bilimi ve sanat, daha sonraki çağlara ve uzak diyarlara ulaşabilmiştir... Kral Sanatı Mısır'a, Ham'ın ikinci oğlu olan Mitraim tarafından götürülmüştür. Masonluk, soylu antik kentler ve devasa yapılar için, büyük bir önem kazanmıştır. Özel- likle piramitler, bu eski krallığın dehasının abideleridir. Bu piramitlerden biri, dünyanın yedi harikasının birincisi olarak kabul edilir... Kaldelilerin Ur diye adlandırdıkları Abram, geometriyi ve sanatı öğrenmiş ve uygulamıştı. Ayrıca bunları oğullarına, Ismael ile Isaac'a öğretmişti. Yahudiler, Abram'ın Mısır'lılara, Asur öğretilerini aktardığına inanırlar... Tanrı, seçkin aileyi, yabancılar arasında kaldıkları uzun sürede yeteneklerini geliştirerek, daha vaat edilmiş topraklara sahip olmadan, onları iyi Masonlar yaptı... Musa'nın ardından Canaan'a yürürlerken Tanrı, Tabernacle'ı dikmeleri için, kalp gözü ile ilham verdi. Bu daha sonra, Süleyman Mabedinin modelini oluşturmuştur. Tanrı Musa'ya dağda, çizgilerini göstermiştir ki, bundan sonra Musa, Genel Mason Üstadı olmuştur. İsrailoğulları
Canaan'a sahip olduktan sonra.... Kudüs'teki Ebedi Tanrı Mabedi için... İsrail kralı, barış ve mimarlığın prensi Süleyman tarafından, en az 3.600 Üstat Mason kullanarak, 80 bin kalfa, 70 bin işçi ve Adoniram'ın Sidon'dan zorla topladığı 30 bin kişi çalıştırıldı. Süleyman, Tyre kralı hiram veya Huram'a çok şey borçluydu, zira o da kendi Masonlarını Kudüs'e göndermişti. Ayrıca Lübnan'ın çam ve sedir ağaçlarını göndermişti. Böylece MAsonluğun, yeryüzünde ne önce ne sonra örneği bulunmaz, her türlü tasavvurun ötesinde en mükemmel Masonluk eseri, dünyanın başyapıtı, Kral Süleyman tarafından kutsal bir şekilde Tanrı'ya adanmış oldu. (Dünya yılı 3000; MÖ 1004)... Kral Süleyman Kudüs Büyük Locası Büyük Üstadı, Bilgin Kral Hiram, Tyre Locasının Büyük Üstadı, ilham sahibi Hiram Abif de işin Üstadı idi... Süleyman mabedinin yükselmesiyle birlikte komşu ülkelerdeki Masonluk da yükseldi...

Yanlış hatırlamıyorsam, Sayın Ergun Candan’ın bir kitabında Atlantis’te  Bir’in ve Belial’in oğullarından bahsediliyordu. Ve yine yanlış hatırlamıyorsam; Bir, Nuh olarak görülüyordu, Nuh’un gemisi değil aslında ‘bir filo’ olduğundan bahsediliyordu. Hatta insanoğlu arasında ilk ciddi ‘ikilik’ , Bir ve Belial arasında ortaya çıkmıştı.

Kısaca, aslında Hz. Nuh, Atlantis’te yaşamış ve tufanın geleceğini tahmin etmiş, bu minvalde, gemiler inşa ettirmiş bir liderdi.

Bu söylediklerime siz de katılıyor musunuz, sayın ANARCHOSA?

Sevgiler.
Errare humanum est.
Müzmin öğrenci


Kasım 13, 2018, 02:31:05 ös
Yanıtla #2
  • ÖMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1405
  • Cinsiyet: Bay


Bu söylediklerime siz de katılıyor musunuz, sayın ANARCHOSA?


Hayır.

Ancak ben bir onay makamı ya da her şeyi bilen kişi değilim. Dolayısıyla siz kendi özgün fikir dünyanızda istediğiniz kaynağı gerçek, istediğiniz düşünceyi sağlam olarak değerlendirebilirsiniz.
« Son Düzenleme: Kasım 13, 2018, 02:36:19 ös Gönderen: ANARCHOSA »
Alterius non sit qui suus esse potest


Kasım 13, 2018, 02:50:12 ös
Yanıtla #3


Bu söylediklerime siz de katılıyor musunuz, sayın ANARCHOSA?


Hayır.

Ancak ben bir onay makamı ya da her şeyi bilen kişi değilim. Dolayısıyla siz kendi özgün fikir dünyanızda istediğini kaynağı gerçek, istediğiniz düşünceyi sağlam olarak değerlendirebilirsiniz.

Çok net bir ‘hayır’ cevabı olmuş.  ;D

Ben açıkçası buna inanıyorum diyeyim. Çünkü aklıma ve mantığıma daha uygun bir Nuh figürü oluşuyor o zaman.

Her şeyi sormayım, ben yine bazı okumalarımdan çıkarımlar yapmaya devam edeyim;

Konuyla alakası hem yok hem de var. Pergel figürü’nün bir anlamının da ‘insanoğlunun zaman çizelgesi’ olduğunu düşünüyorum. Pergel’de aşağı iniş Mu’nun yıkılması ve Atlantis’te yaşanan Hz Nuh( Bir-Belial çekişmesi) zamanıyla başladı. Sonrasında 2. Dünya savaşı sıralarında en dibi gördük ve bir süredir de insanoğlu olarak daha yukarı ‘daha iyi zamanlara’ çıkıyoruz. Şu anda beklenen ise ‘ayağa kalkış’, ‘topyekün bilinçlenme’ süreci ve maalesef bunun doğum sancılarını çekiyoruz.

Bunlar okumalarımdan çıkardığım bireysel fikirler. Kesin doğrudur diyemem.

Sevgiler sayın ANARCHOSA.
Errare humanum est.
Müzmin öğrenci


Kasım 13, 2018, 09:01:16 ös
Yanıtla #4
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 328
  • Cinsiyet: Bay


Bu söylediklerime siz de katılıyor musunuz, sayın ANARCHOSA?


Hayır.

Ancak ben bir onay makamı ya da her şeyi bilen kişi değilim. Dolayısıyla siz kendi özgün fikir dünyanızda istediğini kaynağı gerçek, istediğiniz düşünceyi sağlam olarak değerlendirebilirsiniz.

Çok net bir ‘hayır’ cevabı olmuş.  ;D

Ben açıkçası buna inanıyorum diyeyim. Çünkü aklıma ve mantığıma daha uygun bir Nuh figürü oluşuyor o zaman.

Her şeyi sormayım, ben yine bazı okumalarımdan çıkarımlar yapmaya devam edeyim;

Konuyla alakası hem yok hem de var. Pergel figürü’nün bir anlamının da ‘insanoğlunun zaman çizelgesi’ olduğunu düşünüyorum. Pergel’de aşağı iniş Mu’nun yıkılması ve Atlantis’te yaşanan Hz Nuh( Bir-Belial çekişmesi) zamanıyla başladı. Sonrasında 2. Dünya savaşı sıralarında en dibi gördük ve bir süredir de insanoğlu olarak daha yukarı ‘daha iyi zamanlara’ çıkıyoruz. Şu anda beklenen ise ‘ayağa kalkış’, ‘topyekün bilinçlenme’ süreci ve maalesef bunun doğum sancılarını çekiyoruz.

Bunlar okumalarımdan çıkardığım bireysel fikirler. Kesin doğrudur diyemem.

Sevgiler sayın ANARCHOSA.

Mu kıtasının gerçek olduğuna dair bir kanıt olmamakla birlikte varlığının olabilirlik olasılığı Atlantis'ten daha düşüktür. Çünkü Mu kıtası söylenceleri ve keşfetme iddiaları 1800'lerde, Atlantis ise millattan önceki yıllarda Platon tarafından bahsedilmektedir. Atlantis için bile Platon'un Yunan halkını övmek için kurduğu kurgu bir kıta olduğu söylenirken ve mevcut coğrafi şekillerden, izlerden böyle bir kıtanın olmuş olması betimlenen yerce mümkün olmadığı halde yakın tarihte bahsedilen Mu denen yere dair ona kıyasla gerçeklik olasılığı haliyle daha düşüktür.

Bu yüzden fazla emin düşüncelere kapılmanızı söylemem yazılardan etkilenip. Mevlana vakfı başta olmak üzere günümüzde Türkiye'de bile frekanslar aracılığıyla uzaylılar ve çeşitli ilahi güce sahip varlıklarla iletişim kurduğunu söyleyen bir sürü topluluk var. Forumda gram kaynaksız şekilde kendinden emin halde "Mu halkı tanrıyla iletişim kurabiliyordu, teknolojileri çok gelişmişti" gibi çeşitli saftasayı gerçekmiş gibi anlatıp ortadan kaybolan kişileri saymıyorum bile  :D
Her denenin akla yatarlığı yada hoş gelişliği doğruluğu kanıtlamaz. Sorgulamanız ve sorgulamanız dileğiyle  :)
Om mani padme hum


Kasım 13, 2018, 09:20:18 ös
Yanıtla #5


Bu söylediklerime siz de katılıyor musunuz, sayın ANARCHOSA?


Hayır.

Ancak ben bir onay makamı ya da her şeyi bilen kişi değilim. Dolayısıyla siz kendi özgün fikir dünyanızda istediğini kaynağı gerçek, istediğiniz düşünceyi sağlam olarak değerlendirebilirsiniz.

Çok net bir ‘hayır’ cevabı olmuş.  ;D

Ben açıkçası buna inanıyorum diyeyim. Çünkü aklıma ve mantığıma daha uygun bir Nuh figürü oluşuyor o zaman.

Her şeyi sormayım, ben yine bazı okumalarımdan çıkarımlar yapmaya devam edeyim;

Konuyla alakası hem yok hem de var. Pergel figürü’nün bir anlamının da ‘insanoğlunun zaman çizelgesi’ olduğunu düşünüyorum. Pergel’de aşağı iniş Mu’nun yıkılması ve Atlantis’te yaşanan Hz Nuh( Bir-Belial çekişmesi) zamanıyla başladı. Sonrasında 2. Dünya savaşı sıralarında en dibi gördük ve bir süredir de insanoğlu olarak daha yukarı ‘daha iyi zamanlara’ çıkıyoruz. Şu anda beklenen ise ‘ayağa kalkış’, ‘topyekün bilinçlenme’ süreci ve maalesef bunun doğum sancılarını çekiyoruz.

Bunlar okumalarımdan çıkardığım bireysel fikirler. Kesin doğrudur diyemem.

Sevgiler sayın ANARCHOSA.

Mu kıtasının gerçek olduğuna dair bir kanıt olmamakla birlikte varlığının olabilirlik olasılığı Atlantis'ten daha düşüktür. Çünkü Mu kıtası söylenceleri ve keşfetme iddiaları 1800'lerde, Atlantis ise millattan önceki yıllarda Platon tarafından bahsedilmektedir. Atlantis için bile Platon'un Yunan halkını övmek için kurduğu kurgu bir kıta olduğu söylenirken ve mevcut coğrafi şekillerden, izlerden böyle bir kıtanın olmuş olması betimlenen yerce mümkün olmadığı halde yakın tarihte bahsedilen Mu denen yere dair ona kıyasla gerçeklik olasılığı haliyle daha düşüktür.

Bu yüzden fazla emin düşüncelere kapılmanızı söylemem yazılardan etkilenip. Mevlana vakfı başta olmak üzere günümüzde Türkiye'de bile frekanslar aracılığıyla uzaylılar ve çeşitli ilahi güce sahip varlıklarla iletişim kurduğunu söyleyen bir sürü topluluk var. Forumda gram kaynaksız şekilde kendinden emin halde "Mu halkı tanrıyla iletişim kurabiliyordu, teknolojileri çok gelişmişti" gibi çeşitli saftasayı gerçekmiş gibi anlatıp ortadan kaybolan kişileri saymıyorum bile  :D
Her denenin akla yatarlığı yada hoş gelişliği doğruluğu kanıtlamaz. Sorgulamanız ve sorgulamanız dileğiyle  :)

Bu tür şeylere inanmak hoşuma gidiyor sanırım ondan, sayın Novayst. Dediğiniz gibi genel bir mantıkla bakıldığında ispat edilmesi gereken bir kıta. Ve çok akla yatkın gelmemesi daha doğal. Ama 12. yüzyılda yaşayanları da şu anki dünyamıza getirsek, bu teknolojiler imkansız diyebilirler. Yani tarihte zaman farkı açıldıkça ‘eğer açık bir kanıtta yoksa’ bazı şeylere inanmak zorlaşıyor.

Zaten kesin doğrudur diyemem diye de belirttim. Belki de birgün bu teori çürütülür ve ya kanıtlanır bilemiyorum. Şu An’a bakarsak ise sizin söyleminiz daha doğru gözüküyor, inkâr edemem.

Sevgiler sayın Novayst.  :)
Errare humanum est.
Müzmin öğrenci


Kasım 13, 2018, 11:01:49 ös
Yanıtla #6
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 197
  • Cinsiyet: Bay

MERHABALAR
şimdi bir şey sormak istiyorum HZ NUH`un gemisi ağrı dağında bulunduğunu söylüyorlar bu doğrumu acaba?
saygılarımla ve sevgilerimle


Kasım 13, 2018, 11:12:37 ös
Yanıtla #7
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 192
  • Cinsiyet: Bayan

MERHABALAR
şimdi bir şey sormak istiyorum HZ NUH`un gemisi ağrı dağında bulunduğunu söylüyorlar bu doğrumu acaba?
saygılarımla ve sevgilerimle


merhaba sayın suat ağrı dağında bulunduğuna dair çinli ve türk kaşifler ağrı dağı araştırmalarında kalıntılar bulduklarını ve hz.nuh'un gemisine ait olabileceklerini söyledier. “Yüzde 100 Nuh’un Gemisi değil ama yüzde 99.9 öyle”  diye bir sözleri dahi olmuştu. bununla ilgili aşağı da kaynak paylaşacağım okumanı tavsiye ederim sevgiler saygılar..

kaynak:  https://www.webtekno.com/nuh-un-gemisi-agri-dagi-nda-aranacak-h35645.html



Kasım 13, 2018, 11:36:47 ös
Yanıtla #8
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 197
  • Cinsiyet: Bay

MERHABALAR
şimdi bir şey sormak istiyorum HZ NUH`un gemisi ağrı dağında bulunduğunu söylüyorlar bu doğrumu acaba?
saygılarımla ve sevgilerimle


merhaba sayın suat ağrı dağında bulunduğuna dair çinli ve türk kaşifler ağrı dağı araştırmalarında kalıntılar bulduklarını ve hz.nuh'un gemisine ait olabileceklerini söyledier. “Yüzde 100 Nuh’un Gemisi değil ama yüzde 99.9 öyle”  diye bir sözleri dahi olmuştu. bununla ilgili aşağı da kaynak paylaşacağım okumanı tavsiye ederim sevgiler saygılar..

kaynak:  https://www.webtekno.com/nuh-un-gemisi-agri-dagi-nda-aranacak-h35645.html


verdiğiniz değerli bilgi için teşekür ediyorum sn @vendor  .saygılarımla ve sevgilerimle


Kasım 14, 2018, 12:35:52 öö
Yanıtla #9
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1790
  • Cinsiyet: Bay

    (Telif hakları nedeniyle kitabın ismini ve yazarını veremiyeceğim, aklımda kaldığı kadarı ile nakletmeye çalışacağım. Bunun için özür dilerim).
     Bazı kitaplarda Masonluğun kurucusunun Kral Süleyman olduğu iddia edilir. Hatta Kral Süleyman'ın tapınağın yapılması sırasında parasının bittiği ve tapınağın mimarı Üstat Hiram Abif'in (Bu arada Masonik bazı belgelerde Tyre kralı Hiram'ın oğlunun mimarı olduğu, kendisine verilen Aynone isminin muhtemelen İbranice de ADONAİ olarak çevrildiğine inanılmaktadır), Saba diyarı melikesi Belkıs'ın ülkesindeki saraya yakın Mason arkadaşlarına haber göndererek melikeyi Süleyman'la tanıştırmak  ve Melike'den  maddi yardım istediğini, Melike'nin de bu teklifi kabul ederek develer yüklü hazinelerini Süleyman'a getirdiğini, bu hazineler sonrasında mabedin tamamlandığı anlatılır.
      Bu arada Kral Süleyman'ın Tapınağının dış sundurmasının önünde iki sütun dikilir. Sütunlarının uzunluğunun otuz beş , çevresinin on iki ve çapının da dört kübit olduğu, üstlerinde beşer kübitlik başlıklar bulunduğu, toplamda boylarının kır kübit olduğu (bir kübitin 50 cm. olduğu kabul edilmektedir.) söylenmektedir.
        Söz konusu olan sütunlardan soldakinin adının BOAZ (Ki, sağlamlığı temsil eder), sağdakinin ise JAKİN (JACHIN) (Bu da kuruluş anlamına gelir). İkisi bir arada sağlamlığı ve kuruluşu temsil ederler.
        Benim okuduğum kitaplarda, Nuh tufanının kutsal kitaplarda yazıldığı gibi Arabistan veya Ortadoğu'da olmadığı, kutsal kitaplarda yazılan tarihlerden binlerce yıl önce ve ülkemizin kuzeyinde olduğu anlatılır. Ki; bu anlatı oluşa, dünyanın geçirdiği evrelere, tarihe, coğrafyaya ve mantığıma daha uygun düşmektedir.
Ku'an da Nuh'un gemisinin Cudi dağında olduğundan bahsedilmekte ise de bilim adamları her nedense Ağrı dağın da aramaktadırlar geminin izlerini (1968 yılında Doğubayazıt'ta askerliğimi yaparken Ağustos ayı idi bir Japon dağcı grubu geldi biz kendilerine Sarısu köyünün yukarılarına kadar refakat etmiştik, ama bir kaç gün sonra tipiye yakalandıkları için zirveye tırmanamadan geri dönmüşlerdi).
       Öte yandan piyasada  gerek Atlantis ve gerekse Mu kıtaları ile ilgili çok ilginç kitaplar  bulunmaktadır. Bunlardan bazılarının anlatılarına göre MÖ. 75.000 li yıllara kadar giden bir geçmiş vardır. Bu geçmişler de göz önüne alındığında, Nuh tufanının benim mantığıma daha uygun düştüğünü de düşünüyorum.
      Saygılar-sevgiler.
 
"Vur ama dinle beni"