Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Süleyman'ın Altınları  (Okunma sayısı 546 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ocak 13, 2019, 03:13:55 ÖS
Yanıtla #10

Kral Süleyman Hiram Usta’ya  Celile’den 20 kent vermiş ama Hiram usta sana o kadar altın getirdim, sarayı yaptım bana bu şehirleri mi veriyorsun diyip, bu 20 kenti beğenmediğini dile getirmiş.

Sanırım bu altınları başta hiram usta olmak üzere tüm krallıklardan hediye olarak almış Süleyman. Onun ilmini görmek isteyen kralların hediyeleri...

Kaynak; Krallar:7-8-9-10-11
Errare humanum est.
Beni böyle sev, seveceksen.


Ocak 13, 2019, 03:27:16 ÖS
Yanıtla #11
  • ÖMBL/KMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1122
  • Cinsiyet: Bay

Hiram usta ya da Hiram abiff kral değildir. Sur kralı hiram ile farklı kişilerdir.

Kolejyalar, Diyonisos işçileri, Como ustaları ya da Masonlar, bunlar operatif meslek erbabıdır. İşin bir sahibi vardır. Aynı inanış ya da milletten olmasanızda nafakanız karşılığında işveren için çalışırsınız. Gerektiğinde inanmadığınız tanrıya tapınakta yaparsınız. Bunun örneklerinden bir kaçı Beşiktaş Karaköy arası sahildeki Camilerde görülebilir. Mimarları arasında İtalyan ustalar vardır.

Konu bunlar değil.

Hiram zaten bu forumun konusu da değil.

Benim sorum Süleyman'ın altınları...
Laicus Humanitas Scienti


Ocak 13, 2019, 04:17:46 ÖS
Yanıtla #12
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 83
  • Cinsiyet: Bay

İnternette kısa bir okuma yaptım, bir kaç kaynak günümüzde Filipinler olan Ophir adlı bir yerdeki kayıp madenlerden olabileceğini söylemiş. Bilmiyorum doğru mudur. Hala simya olduğunu söylerdim ben.


Ocak 13, 2019, 04:21:46 ÖS
Yanıtla #13

Aynen ben de Ofir yazmaya geldim. 420 talant sanırım. 120 de Kral Hiram dan. Ama bu 420 talantı da bulmaları için kral hiram usta denizcilerini göndermiş. Diğer kralların gönderdikleriyle Kral Süleyman 666 talant altın toplamış.
Errare humanum est.
Beni böyle sev, seveceksen.


Ocak 14, 2019, 08:37:26 ÖÖ
Yanıtla #14
  • ÖMBL/KMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1122
  • Cinsiyet: Bay

Saba Melikesi diyoruz. Aslına bu Şeba olarakta okunur. Şeba ise 7 dir.

Şimdi ismini vermeyeceğim bir kaynaktan bir bölümü alıntılayarak bu başlıkla ilgili diyeceklerimi sonlandırmak isterim. Unutmayalım ki benim burada yapmak istediğim net cevaplar yerine soru işaretleri oluşturmaktır. Sevgiler.

-----
Şeba sadece ''yedi'' anlamına gelir. Yani yedi melikesi (kraliçesi) karanlıklar ülkesinden, Etiyopya'dan Solomon'la, Güneş'le buluşmak için gelir. Sıradan bir bakış açısından bu yorum, tarihi hikayeden daha anlamsız olacaktır, ancak, daha sonra göreceğimiz üzere, hikayeye katılan ''soylu'' şahsiyetlerin gerçek tabiatına güçlü ışık tutan da bu iç anlamdır.

Bu kraliçe, ''rabbin gerçek ismini'' keşfetme merakına öyle kapılmıştır ki, bilgili olmakla ünlü Süleyman'ı görmek için Yeruşalim'e gelir ve ona ''kalbinde olan her şeyi açar'' ve Süleyman'da ona bildiği her şeyi anlatır. Yeryüzünde yaşamış en bilge insanın bir yabancı kadına, üstelik kapkara bir yabancı kadına bildiği her şeyi anlatması gerçekten de tuhaf bir durum.

Bu hikaye aslında, kimi kadim rahipler tarafından daha önceki asırlarda gözlemlenmiş olan doğanın kendine özgü bir fenomenini işleyen geleneksel bir halk hikayesidir ve yaratımın iki temel ilkesi'nin bir araya getirildiğinde hızla hem dem olmalarını anlatır. Çünkü Süleyman aslında bizim Sülfürümüzün kişiselleştirilmesi, kraliçe ise Merkürümüzün kişiselleştirilmesidir. Çünkü, ''Kale''deki, yani sanatın vazosundaki bütün fenomen yedi günde tamamlanır ve böylece yeryüzünün Tekvin'de anlatılan yaratılma yasası olan sabat'ı tekrar canlandırır.

Kraliçe'nin Süleyman'a getirdiğine bakın: ''Yüz yirmi talant altın ve büyük miktarda baharat ve DEĞERLİ TAŞ.'' Öyle görünüyor ki kraliçemiz baharatları çok seviyor., çünkü Kral Süleyman'a böyle çok baharat bir daha hiç gelmedi'' denmektedir. Bu gerçek bir olgudur; çünkü Cıva (Merkür) hayli kokuludur; yeryüzünün bütün tatlı kokularını içermiştir, Sun veya Sol, onun sayesinde öyle bir koku çıkarır ki böylesi daha önce yaşanmamış, bir daha yaşanmayacaktır.

Kraliçe'nin Süleymana açtığı bir SIR nedeniyle kralın ''el işçisi'' Hiram, belli bir miktarda bir EFSANEVİ ağaçtan ve daha çok  değerli taş getirmesi için şu gizemli OFİR ülkesine gönderilir. Ofir yılan ülkesidir. Oph, yılan demektir. Ophiolatry, yani yılan tapıncı, güneş tapıncından daha eskidir. Tıpkı Süleyman'ın bilge olması gibi, yılanda bilgelik sembolüdür.

Bütün dilekleri kabul olan Şeba, hikayenin bu noktasında, ülkesine döner. Burası simya çalışmasında, erilin dişiye galebe çalıp onu tutulmaya uğrattığı andır. Bir süre dişi gözden kaybolur ve Süleyman, yani SOL (Güneş), EN HARİKA ALTINLARI YAPMAYA KOYULUR.

Ve kral gümüşü Yeruşalem'de TAŞ mertebesine indirdi.
Laicus Humanitas Scienti


Ocak 14, 2019, 09:16:03 ÖS
Yanıtla #15
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1716
  • Cinsiyet: Bay

       Bu tip anlatıların kesinliği yoktur. Sayın ANARCHOSA'nın sözünü ettiği  kaynakta bu şekilde anlatılmış. Benim okuduklarımda ise benim anlatımım şeklinde açıklanmış Süleyman ve Melike hakkındaki hikayeler. Yalnız her halükarda bir ortak noktada kesişiyorlar, o da Saba Melikesi Belkıs'ın Süleyman'a altınlarını getirmesi.
       Belirtmiştim, kitaplarımı bulamadığım için daha çok bilgi paylaşımında bulunamıyorum. Yalnız Tv.deki Defne Samyeli'nin haberini önemsememek olmaz. İşin içinde Amerika varsa, o işi biraz düşünmek lazım diye düşünüyorum.
       Saygılar-sevgiler.
"Vur ama dinle beni"