Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Hakikat Arayışı Nedir?  (Okunma sayısı 540 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ocak 22, 2019, 01:52:48 ÖS

Hakikat ne? Biz neyiz? Ne için buradayız? İğneyi kendimize batırıyor muyuz? Kendimizi keşfediyor muyuz?... Masonların çok kullandığı bir motto’dur Gnothi Seauton. Bunu sayın Kenan Kolday www.felsefetasi.org’da ne güzel anlatmış. Bana da paylaşmak düşer. İyi okumalar.

Hakikat Arayışı Nedir?

👤yazan: Kenan Kolday


Hakikati aradığımızı söylüyoruz ama bu hakikat nedir, nerededir? Hakikati bulsak da onu anlayabilir miyiz? Hakikati bulduğumuzu nasıl anlarız? Sorular uzar gider dogma, cehalet, taassup, önyargilar ve de zanlarin hakimiyeti altinda karanlıklar içinde hakikati aramak bir yolculuğu gerektirir.

Hakikat, görünenin ardındaki sır perdesini kaldırıp görünmeyeni aramaktır. Harici hayattan batıni bir hayata geçmektir. Bu da harici hayattaki bakış açısı ve zihin yapısı ile olamaz. Zira çevremizdeki nesnelerden 5 duyumuzla beynimize sinir sistemi ile giden gözlenen objeye dair bilgiler beyin tarafından işlenmedikçe bir anlam kazanamaz. Bu anlam ise insanın bilgi ve deneyimleriyle yaşam boyunca gelişen zihin haritası ile beyinde algılanan veriye yüklenir ve bu veri bilgi olur. Zihin haritamızdaki anlam yüzünde aynı ailedeki ikizler bile aynı olaylara farklı tepki verirler. Yani anlam her şeydir. Anlamı değiştir, dünyan değişir.

O yüzden ezoterik yolculuk insanın görünenin ardındaki görünmeyen manayı anlaması için zihin haritasında anlam değişikliği yapması sürecidir bana göre. Leyla’dan Mevla’ya geçiş yolculuğudur. Bunun için doğru başlangıç,KENDİ İÇİNE DÖNMEK, TEFEKKÜR ETMEK. İnsan dışarıda aradığı hakikati kendi içine dönmeden bulamaz.
Ayna sembolü yine burada yardımımıza koşar çünkü suretten sirete geçmek için önce insanın kendine ayna tutacak ve sonra güçlü ve açık uçlu soracak ve bunları cevaplandıracak kadar cesur olması lazım. Düşünsenize bu soruların cevapları sizi konfor alanınızı sarsacak ve bildiklerinizi sorgulatacaksa bu bir korku yaratmaz mı? Zaten o yüzden herkes bu yolculuğu yapamaz. Ancak bir kere içe yolculuk başladı mı Şems ile Mevlana’nın 6 ay süren sohbetlerinde onları anlamayanlara söyledikleri gibi siz cevizin kabuğu ile oynayanlar olmazsınız artık. Cevizin içindeki leziz meyve size tat ve anlam verir.

İçe dönüş AYNA ile başlar ve kat be kat bir soğanı soyar gibi öze doğru devam eder. Bir gün görülür ki içinizde bir Alice Harikalar Diyarı varmış ve siz yıllarca bu diyardaki güzellikleri ve hazineleri bilmeden yaşarmışsınız. Ve bu diyarı keşfe dalarken hayretten hayrete geçersiniz ve yeni bilgiler ve ilhamların gelişiyle kibir de sizi sınar. Star Wars’ta Luke Skywalker’ın karanlık tarafa geçiş süreci aydınlanma yolunda yürüyenlerin ışıklı yolda bile tuzaklarla sınandığını gösteren güzel bir anlatımdır.

Ve bir gün gelir bir bakarsınız içinizdeki bu ışıklı diyarda bir Tanrı Parçacığı varmış; hani o Her Şeyin Teorisi’ni ispatlamak yolunda atomaltı parçacıklara kütleyi kazandıran parçacık. Bu Tanrı parçacığı ruhunuzdur, ruhsal özümüzdür, sonsuz kainat okyanusundan bizdeki damladır, katredir. O ruh olmadan beşer ceset olur o yüzden de sizeeki Tanrı parçacığıdır kütle kazandıran Higgs Bozonu gibi. Onu buldunuz mu Kendini Bil, kendini bilen Rabbini bilir sözü de anlam kazanır çünkü parçanın Bütünün bilgisine sahip olduğunun farkına varırsınız. Yani size uzatılmış Yakup’un merdivenini bulursunuz.

Kısacası aradığımız sorular bizi ilahi ve mutlak hakikati arayışa götürür ve bu sonsuz bir yolculuktur. Çünkü sonlu olan sonsuzu bulamaz. Sadece araya araya yaklaşır. Aramakla bulunmaz ancak bulanlar arayanlardır.

O yüzden arayacağız. İnadına Aşk ile arayacağız. Çünkü şeriat-tarikat kapılarından geçilince hakikate ulaşılır ve sonra da marifet gelir. Gerçi Sufizm’de marifeti hakikatten öne alan yollar da vardır, ama ben ilkini tercih edenlerdenim. Marifet, hakikat ile ne yaptığımızdır ban göre çünkü. Zira bilmekten yapmaya geçme sürecinde bu yapma eylemi nefes alır verir gibi olmadıkça marifete ulaşılamaz. Marifet incitmemek ve incinmemektir. Marifet akıl, hikmet, kuvvet ve güzlelikle zıtlıkların medcezirine dayanan kozmik tiyatroda cemal ile celali kemal etmektir. Nefsi raziyedir, Hermes’in kadüsesinde remzedilen zıtlıkların ahenkli uyumudur.

Yani hakikati arayışın en geniş tanımı evrensel ve ilahi hakikatleri aramak, bulmak ve bilmektir ve sonra da bulunan ve bilinenenleri eylemlerimizle taçlandırarak olmak. Ne zor değil mi? İnsan arasa bir türlü, aramasa bir türlü. Zira bilmemenin getirdiği cehalet daha kolay. Bilen bilmeyenden de sorumlu ayrıca ve o yüzden bildikçe paylaşmak ve hizmet etmek öne çıkar.

Ama belki de en önemlisi, ne kadar hakikat kanatlarını çırparak yerden yükselse de insanın kendi hakikatini bulmadan tam olarak göklerde kanat çırpamayacağıdır. Aklın özgürlüğü ile kazanılan yükseklik insanın kendi yaşam amacını bulup gerçekleştirmesi sağlanmadan korunamaz ve aşılamaz. Peki insanın kendi hakikatin bulması nedir? Bana göre bu Dünya okulundaki yaşam tiyatrosundaki yegane ve biricik yaşam sebebini, varlık sebebini bulması ve bunu gerçekleştirmesidir. Sonuç değil çaba yeterli. Yeter ki bu yolda olalım, yoksa ölürken hayallere ulaşmak için çabalamamamış olmak yakıcı olabilir.

O yüzden benim aradığım ilahi ve evrensel hakikatlerdir, kendi hakikatimi yani varlık sebebimi her nefeste yaşamaktır ve bunları yaparken iyi-doğru-güzel-adil-arif olarak hakiki yaşamaktır. Kısacası zıtlıkların ortasında dengeli, ahenkli ve ölçülü bir yaşam. Dağda izole değil, şehrin kargaşa, karmaşa, belirsizlik ve bilinmezliği içinde dengede ve merkezde…
Errare humanum est.
Beni böyle sev, seveceksen.


Eylül 16, 2019, 02:10:11 ÖÖ
Yanıtla #1
  • Yeni Katilimci
  • *
  • İleti: 10
  • Cinsiyet: Bay

iyi ve güzel aydınlatıcı bir yazı olmuş. teşekkürler