Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Kader, Talih, Şans, Şanssızlık  (Okunma sayısı 851 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ocak 25, 2019, 09:29:47 ÖÖ
  • ÖMBL/KMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1158
  • Cinsiyet: Bay

Bir fıkra anlatmak istiyorum.

Çinli çiftçinin birinin tek atı kaçıp kayıplara karışmış. Komşular adamın yanına toplanıp

- Ne üzücü değil mi? diye sormuşlar.

Çiftçi

- Belki! demiş.

Bir kaç gün sonra kayıp at yanına 8-10 yılkı (yaban atı) katıp geri dönmüş. Komşular bu seferde toplaşarak adama

- Ne güzel oldu, büyük şans değil mi? diye sormuşlar.

Çiftçi yine

- Belki! demiş.

Çiftçinin oğlu yılkılardan birini ehlileştirmeye çalışıyormuş. Atın üstüne çıktığında attan düşmüş, at birde bacağına basarak bacağını kırmış çocuğun. Komşular toplanmış, geçmiş olsuna gelmiş ve

- Ne üzücü değil mi? diye sormuşlar.

Çiftçi

- Belki! demiş.

1 hafta sonra imparator'un adamları köye gelmişler. Ordu için genç adamları topluyorlarmış. Çiftçinin oğluna bakmışlar, bacağı kırık olduğu için askerliğe yaramayacağını düşünerek çocuğu almamış ve yollarına devam etmişler. Komşular çiftçiye bu durumdan sonra

- Oğlun askere gitseydi yıllarca göremeyecektin belki de ölecekti. Ne güzel oldu, büyük şans değil mi? diye sormuşlar.

Çiftçi yine

- Belki! demiş.

Doğanın ve olayların işleyişi karmaşık ve iç içe geçmiş bir yöntem uygular. Neyin iyi neyin kötü olduğunu sadece zaman gösterir.
Bu fıkradan dersler alınmış mıdır?

- Belki!

Alterius non sit qui suus esse potest


Ocak 25, 2019, 09:38:54 ÖÖ
Yanıtla #1

İyi dediğimiz şeyler kötü, kötü dediğimiz şeyler iyiye evrilebilir. Birşeylere isyan etmeden ve ya çok sevinmeden önce bir süre beklemek gerekir. Ben her zaman derim ‘zaman her şeyin ilacı’ diye. Bunu da anlatan güzel bir fıkra.

Teşekkürler paylaşımınız için sayın ANARCHOSA.
Errare humanum est.
Beni böyle sev, seveceksen.


Ocak 25, 2019, 04:06:02 ÖS
Yanıtla #2

Bu fıkraya örnek bir hayat hikayesini kısaca anlatayım.

İzmir’in önemli liselerinden birinden mezun, fizik olimpiyatlarında lisesini temsil etmiş başarılı bir öğrenci, son sene neredeyse hiç çalışmadan o zamanın üniversiteye giriş sınavı olan ÖSS’de iyi bir derece yapar.

Ailesi tıp istemektedir o ise mühendislik, ailesini üzmemek için tıp’ı seçer(ama uzun bir süre aile bu karardan dolayı mutsuz olacaktır, hem de 18 yıl gibi bir süre..).

Peki hangi tıp fakültesini tercih edelim? diye düşünmeye başlarlar. Çocuk Puanı yüksek olduğu için ailesinin yanındaki fakülteleri değil Cerrahpaşa İngilizce Tıp fakültesini yazar ve burayı tutturur. Aile mutlu, çocuk mutlu.

Fakültede vasat bir öğrencilik süreci başlar ve ağır depresyonlar derken çocuk 5. Sınıfta okulu 2 sene uzatır. Aile de çocukta artık travma yaşamaktadır. Hem de genç fakültedeki hocalarının biriyle sorun yaşamaktadır, belki de fakülteyi hiç bitiremeyecektir. Ailenin durumu daha vahimdir, Çocuğun psikolojik durumuna mı üzülsünler yoksa başarısızlığa mı?...Hem aile, hem de genç keşke hiç gurbetteki bir tıp fakültesini seçmeseydik derler..

İte kaka genç fakülteyi bitirir, sonra yeni görevine başlar. Çalışma koşulları zorludur ve gencin geçmişten gelen ağır depresyonun da etkilerinin devamıyla bilinci bozulmaya başlar. Artık genç bilincini tamamen kaybetmiş ve kendini mesih zannetmektedir.. Grandiyöz sanrılı akut psikoz geçiriyordur. Ailenin durumu daha da vahim, genç ise artık aklen bu dünyada değildir.. Aile keşke der keşke hiç tıp fakültesi yazmasaydık..

Bereket bu durum psikiyatristlerin de yardımıyla 3 ay içinde geçer ve gencin bilinci açılmaya başlar ve her zamanki depresif haline geri döner.

Sonra uzmanlık sınavını kazanır ve asistanlık süreci başlar. Aile ve çocukları mutlulardır. Ama gurbet hâlâ devam etmektedir. Genç bir süre sonra tekrar 3 ay süren grandiyöz sanrılı atağa girer.. Yine facia, yine mutsuzluk ve keşkeler..

Velhasılı kelam 3 ay sonra bundan da kurtulur. Bilinci bu sefer oldukça açılmıştır. Okumak, öğrenmek ister. Tek amacı bu olmuştur, ne karşı cins ne de para...

Genç sonunda uzmanlığını alır ve bir süre sonra da hastalığından ve ağır depresyondan dolayı ailesinin yanına atanır.

Bir süre geçer. Gencin artık depresyonu kalmamıştır. Mutlu ve başarılı bir hekimdir. Aile de çok mutludur. Ve şu aralar iyiki o zaman o seçimi yapmışız derler. Çünkü hem çocuk hem de aile bu süreçten güçlenerek çıkmışlardır. Atalarımızın dediği gibi öldürmeyen şey güçlendirmiştir.

O çocuk, bu süreç içinde fiziksel olarak önce genç olmuştur sonra ise orta yaşlı bir adam. Aklen ise artık bir ihtiyardır.

Ama kalben sizi çok sever. Hiç şüpheniz olmasın.

Sevgiler.

Dip not; hiç evlenmedi belki hayat boyu da evlenemeyip çocuklarını sevemeyecek. Ama artık dert etmiyor.
« Son Düzenleme: Ocak 25, 2019, 04:20:45 ÖS Gönderen: Adonai »
Errare humanum est.
Beni böyle sev, seveceksen.


Ocak 25, 2019, 06:45:12 ÖS
Yanıtla #3
  • ÖMBL/KMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1158
  • Cinsiyet: Bay

Kendini Mesih sanmakta sıkıntı yok? Kendini insanlığa, herkese Mesih sanmakta sıkıntı var!

Belki de herkes kendisine ve sadece kendisine Mesih olsa; sadece ve sadece kendini kurtarıp doğru yola iletmeye çalışsa! Bence işte o zaman TÜM İNSANLIK kurtuluşa erebilir..
Alterius non sit qui suus esse potest


Ocak 25, 2019, 10:55:08 ÖS
Yanıtla #4

Bu fıkraya örnek bir hayat hikayesini kısaca anlatayım.

İzmir’in önemli liselerinden birinden mezun, fizik olimpiyatlarında lisesini temsil etmiş başarılı bir öğrenci, son sene neredeyse hiç çalışmadan o zamanın üniversiteye giriş sınavı olan ÖSS’de iyi bir derece yapar.

Ailesi tıp istemektedir o ise mühendislik, ailesini üzmemek için tıp’ı seçer(ama uzun bir süre aile bu karardan dolayı mutsuz olacaktır, hem de 18 yıl gibi bir süre..).

Peki hangi tıp fakültesini tercih edelim? diye düşünmeye başlarlar. Çocuk Puanı yüksek olduğu için ailesinin yanındaki fakülteleri değil Cerrahpaşa İngilizce Tıp fakültesini yazar ve burayı tutturur. Aile mutlu, çocuk mutlu.

Fakültede vasat bir öğrencilik süreci başlar ve ağır depresyonlar derken çocuk 5. Sınıfta okulu 2 sene uzatır. Aile de çocukta artık travma yaşamaktadır. Hem de genç fakültedeki hocalarının biriyle sorun yaşamaktadır, belki de fakülteyi hiç bitiremeyecektir. Ailenin durumu daha vahimdir, Çocuğun psikolojik durumuna mı üzülsünler yoksa başarısızlığa mı?...Hem aile, hem de genç keşke hiç gurbetteki bir tıp fakültesini seçmeseydik derler..

İte kaka genç fakülteyi bitirir, sonra yeni görevine başlar. Çalışma koşulları zorludur ve gencin geçmişten gelen ağır depresyonun da etkilerinin devamıyla bilinci bozulmaya başlar. Artık genç bilincini tamamen kaybetmiş ve kendini mesih zannetmektedir.. Grandiyöz sanrılı akut psikoz geçiriyordur. Ailenin durumu daha da vahim, genç ise artık aklen bu dünyada değildir.. Aile keşke der keşke hiç tıp fakültesi yazmasaydık..

Bereket bu durum psikiyatristlerin de yardımıyla 3 ay içinde geçer ve gencin bilinci açılmaya başlar ve her zamanki depresif haline geri döner.

Sonra uzmanlık sınavını kazanır ve asistanlık süreci başlar. Aile ve çocukları mutlulardır. Ama gurbet hâlâ devam etmektedir. Genç bir süre sonra tekrar 3 ay süren grandiyöz sanrılı atağa girer.. Yine facia, yine mutsuzluk ve keşkeler..

Velhasılı kelam 3 ay sonra bundan da kurtulur. Bilinci bu sefer oldukça açılmıştır. Okumak, öğrenmek ister. Tek amacı bu olmuştur, ne karşı cins ne de para...

Genç sonunda uzmanlığını alır ve bir süre sonra da hastalığından ve ağır depresyondan dolayı ailesinin yanına atanır.

Bir süre geçer. Gencin artık depresyonu kalmamıştır. Mutlu ve başarılı bir hekimdir. Aile de çok mutludur. Ve şu aralar iyiki o zaman o seçimi yapmışız derler. Çünkü hem çocuk hem de aile bu süreçten güçlenerek çıkmışlardır. Atalarımızın dediği gibi öldürmeyen şey güçlendirmiştir.

O çocuk, bu süreç içinde fiziksel olarak önce genç olmuştur sonra ise orta yaşlı bir adam. Aklen ise artık bir ihtiyardır.

Ama kalben sizi çok sever. Hiç şüpheniz olmasın.

Sevgiler.

Dip not; hiç evlenmedi belki hayat boyu da evlenemeyip çocuklarını sevemeyecek. Ama artık dert etmiyor.

 Ne muazzam bir sonuç...

İnsan kendini elçi sandı ise,bu durumun etkisi azalsa dahi, elçi gibi davranmaya devam eder.Mesih olmadığını bilen, fakat mesih gibi davranan insanlar...Bir tanrı ve ya din uydurmadan,etrafına örnek olabilmek...

Bu durum,İnsanlığın görebileceği en güzel rüyadan bile daha güzel bir rüya kanımca...  :)

 Sevgiler.
Sen Özelsin


Ocak 27, 2019, 10:05:00 ÖS
Yanıtla #5
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1733
  • Cinsiyet: Bay

    Sayın Adonai'nin anlattığı hikayeyi çok iyi anladım. Bir hüzün kapladı içimi. Anlatıya göre 40 lı yaşlarda ve henüz genç denecek bir yaşta iken kendini " aklen ihtiyar" biri olarak görmesine çok üzüldüm. Hele "dip notu" yüreğimi iyice kabarttı. Bu hekimin neler çekmiş olabileceğini çok iyi anlıyorum. Yakın bir zamanda canım kadar sevdiğim bir yeğenimi hatırlattı bana. O da bir depresyon geçirmiş, hiç evlenmemiş ve daha 30'lu yaşlarında feci bir şekilde aramızdan ayrılmıştı. Çok seviyordum onu, o da beni çok seviyordu ama artık yok.  :'( :'( :'(
      Bu dip not beni bitirdi desem yalan olmaz. Çocukları çok seven biri olarak bu hekim kardeşimin de mutlaka hayatını birleştireceği biri olabileceğine inanıyorum. Biyolojik olarak belki evlat sahibi olamayabilir ama evlatlık edinilerek te evlat sevgisi yaşayan bir çok insan tanıyorum. Neden olmasın.
       Bu hikaye gecemi darma duman etti desem yalan olmaz.
       Esenliklerle kalın. Hoşçakalın.
       Saygılar-sevgiler.
"Vur ama dinle beni"


Ocak 28, 2019, 02:09:11 ÖÖ
Yanıtla #6
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 2942
  • Cinsiyet: Bay

Alıntı
Dip not; hiç evlenmedi belki hayat boyu da evlenemeyip çocuklarını sevemeyecek. Ama artık dert etmiyor.

Burada Tanrıyı sorgulamak istiyorum ama vazgetim sadece ADİL değil onu biliyorum . Hani Kuranda ben istemesem yaprak kımıldamaz diyor ya o zaman arkadaşın bekar kalması direk tanrının suçu neden dilemiyor öbür  tarafta bakıyon kanı beş para etmez evleniyor çoluk  çocuğa karışıyor ve mikrop olmaya devam ediyor aldığı kadına da çektiriyor ve yaşayıp gidiyor . Burada tanrı nerede hak nerede , efendim onun kaderiymiş  miişşş .

Bende bekarım . Çalıştığım dönemde bir iki istetme oldu olmadı  sonradan da evim olsun dedim ve BEKAR kaldım .Benimki tamamen maddiyatla ilgiydi.


Neyse boş verin geçen geçti  .  ALLAH ŞAHİT OLSUN  ben hep tanrıdan istedim lakin tepeme tepeme vurdu .
Son sözüm bırakın çocuklar istediği bölümde okusunlar sevdiği kızla yuva kursunlar
« Son Düzenleme: Ocak 28, 2019, 02:38:15 ÖÖ Gönderen: NOSAM33 »
audi-vide-tace
    dinle-gör
        sus


Ocak 28, 2019, 02:08:38 ÖS
Yanıtla #7
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 4165
  • Cinsiyet: Bay

Bazen iyiki Allah var diyorum.Nosam33 yahut onunki gibi benzer sorunları olan için suçlanacak en azından bir olgu var.
Evet evet herşeyden o suçlu!çünkü ne istersek isteyelim ya vermiyor yada tersi oluyor.Zenginlik isteriz fakir yaşarız,adam olmak isteriz sefil yaşarız ne bileyim iste her şey onun suçu.

Ya biz ?
Kendimiz bizim için hayatta dilediklerimiz icin ne yaptik?
ÖZGÜRLÜK BİLE SAHİP OLMAK İÇİN SINIRLANDIRILMALIDIR.

EDMUND BURKE

Hayat Bizi Resmen Dört İşlemle Sınar. Gerçeklerle Çarpar, Ayrılıklarla Böler, İnsanlıktan Çıkarır ve Sonunda Topla Kendini Der.  leo


Ocak 28, 2019, 05:28:44 ÖS
Yanıtla #8
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 2942
  • Cinsiyet: Bay

Alıntı
Bazen iyiki Allah var diyorum.Nosam33 yahut onunki gibi benzer sorunları olan için suçlanacak en azından bir olgu var.


Ben burada İslam dünyasındaki Allah inancını sorguluyorum ...Benden iste bana aracı ile gelme diyen  bir inanç silsilesini sorguladım .Elbette bizde hata yaparız ama bize öğretilen TANRI aciz olamaz darda bırakmamalı .

Saygılar Karahan ...
audi-vide-tace
    dinle-gör
        sus


Ocak 28, 2019, 09:42:16 ÖS
Yanıtla #9
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 2942
  • Cinsiyet: Bay

audi-vide-tace
    dinle-gör
        sus