Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Gülen'e dönüş yolu açıldı  (Okunma sayısı 13099 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mart 13, 2008, 11:07:38 öö
Yanıtla #20
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1665
  • Cinsiyet: Bay




aslı hanım siz bir bayan olarak fethullahın bu dediklerini kabul edebiliyormusunuz?
hele hele doğum ile ilgili olanları
« Son Düzenleme: Mart 13, 2008, 11:25:11 öö Gönderen: M.Akyol »


Mart 13, 2008, 11:16:03 öö
Yanıtla #21
  • Ziyaretçi

Boyle bır zıhnıyet olamaz.Paylasımınız ıcın tesekkurler Sn.M.Akyol..


Mart 13, 2008, 11:21:24 öö
Yanıtla #22
  • Ziyaretçi

AZERBAYCAN İLAHİYATÇILAR BİRLİĞİ BAŞKANI AKİL ALESKER:
“Fethullah Gülen Müslüman değil!”



“Dini camianın içinde olan bir insan olarak Fethullah Gülen’i çok yakından izledim. Ermenilerin olduğu gibi bunların da arkasında ADL var. Fethullah Gülen’in okullarının mezunları Türk dilini o kadar iyi bilmiyor, İngilizce’yi biliyor. Fethullah Gülen Türk devletinin bazı yetkililerinin eilyle Azerbaycan’a giriyor.”
Azerbaycan’da çıkan Yeni Çağ gazetesi kurucusu ve başyazarı Akil Alesker, Ulusal Kanal’da Filiz Öntaş’la Haber Zamanı programının konuğu oldu. Azerbaycan açısından Ermeni sorununu konuşmak üzere konuk olan Alesker, Fethullah Gülen’le ilgili önermli açıklamalarda bulundu. 2003 yılından bu yana Azerbaycan İlahiyatçılar Birliği Başkanı olan Akil Alesker, Azerbaycan’da doğdu. Yüksek Öğrenimini Bakü Devlet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde tamamladı. Türk Cumhuriyetleri arasında öğrenci değişim programı kapsamında bir yıl İzmir 9 Eylül Üniversitesi’nde eğitim aldı. Azerbaycan Milli İlimler Akademisi Doğu Enstitüsü’ne İslam ve Hristiyan diyalogu üzerine tez verdi. Azerbaycan’ın Reyting, Elçi, Milli Yol, Milli Gazete gibi gazetelerinde gazetecilik yapan Alesker, daha sonra Yeni Çağ gazetesini kurdu. Yeniçağ gazetesinin Fethullah Gülen’e karşı manşetleri dikkat çekiyor. Ulusal Kanal’a konuk olan Alasker, Fethullah Gülen tarikatı hakkındaki görüşlerini, Yeni Çağ gazetesini, Azerbaycan açısından Ermeni meselesini anlattı.


FETHULLAH’IN FAALİYETİ İSLAM İÇİN VE TÜRK BİRLİĞİ İÇİN DEĞİL


ULUSAL KANAL- Yeni Çağ gazetesinin nasıl bir çizgisi var? Bize gazetenizi tanıtır mısınız?

AKİL ALESKER- Bizim temel hedefimiz vatanımızı, milletimizi ve dinimizi parçalamak isteyenlere itiraz etmek. Bu itirazı en sert şekilde delillerle susmadan öne sürmek istiyoruz. Yeni Çağ gazetesi bir yıldan uzun süredir yayınlanan haftalık bir gazete. Esas amacımız vatanımızı tehlikelerden korumak. Bunlar 1300’lerin piyonları. Bunların içinde Ermeniler ve çeşitli gruplar var. Yeni Çağ savaşan insanların gazetesidir.

ULUSAL KANAL- Yeni Çağ gazetesinin Fethullah Gülen’e ilişkin çok önemli manşetleri oldıuğunu görüyoruz. Fethullah Gülen’in oradaki faaliyetleri nedir? Azerbaycan’a nasıl bir zarar verdiğini düşünüyorsunuz?

ALESKER- Ben İlahiyat Fakültesi mezunuyum. Dini camianın içinde olan bir insan olarak Fethullah Gülen’i yıllardır çok yakından izledim. Bunlar Müslüman olamaz. Bunları faaliyeti İslam için, Türk birliği için değil. Bunlar İslam bayrağı altında Azerbaycan’a sokulan bir gruptur. Ermenilerin olduğu gibi bunların da arkasında ADL (Anti Defamation Legue:”Türkler Ermenilere soykırım yaptı” diyen Yahudi kuruluşu) var. Amerika’nın Türkiye’deki en büyük ortağı Fethullah Gülen’dir. Kendisinin Hoşgörü ve Diyalog kitabına bakın. O kitabın siparişçisi kimdir? Ve aynı zamanda Fethullah Gülen’in Vatikan seferini organize eden grubun adı da Zaman gazetesinin yazdığı şekilde ADL’dir. Biz insanlarımıza bu gücün İslam değil şer güç olduğunu söylüyoruz. Egemen güç İslam’a karşı bir savaşa girişiyor. Egemen güç hiçbir zaman 95 ülkede İslami bir kurumun olmasını istemez. Ama Fethullah Gülen 95 ülkede faaliyet gösteriyor ve bu her geçen gün artıyor. Bir taraftan Ermeni soykırımı yalanıyla, Karabağ sorunuyla, Hrant Dink’in ölümüyle Türk dünyası karalanmaya çalışılıyor. Diğer taraftan da Türk okulları adı altında Fethullah Gülen Azerbaycan’a geliyor. Fethullah Gülen’in okullarının mezunları Türk dilini o kadar iyi bilmiyor, İngilizce’yi biliyor. O zaman bu Türk okulu değil İngiliz okulu.


TÜRK DEVLETİNİN BAZI YETKİLİLERİ YOLUYLA AZERTBAYCAN’A GİRİYORLAR


Biz bunların Azerbaycan’ın İçine yayılmasına karşı savaş başlattık. Biz Azerbaycan’ın Türkiye’nin durumuna düşmemesi için çalışıyoruz. Bunlar hedeflerine ulaşmak için bütün yolları deniyorlar. Azerbaycan’ın dindar ailesini ve gençlerini ele geçirmek istiyorlar. Bugün Azerbaycan iktisadında bunların çok büyük bir rolü var. Azerbaycan’a gelen şirketlerin birçoğu Fethullahçı yapının içinde. Türk devletinin eliyle Azerbaycan’a büyük paralar sokarak Kafkas Medya Kurumu gibi medya kuruluşları vasıtasıyla örgütlenmeye çalışıyorlar. Ölüm tehditleri alsak da biz mücadelemize devam edeceğiz. Azerbaycan’da tarihten gelen bir dini tolerans var. Azerbaycan’da hiçbir zaman Yahudi, Hristiyan, Müslüman birbirine girmez. Bunlar onu sokmak istiyorlar. Fethullah Gülen Türk devletinin bazı yetkililerinin eliyle Azerbaycan’a giriyor. Türk devletinden ricamız bunların önüne geçmeleridir.


Ermenileri bugün Amerikalılar yarın İngilizler kullanır


ULUSAL KANAL- Ermeni sorununun Azerbaycan açısından önemi nedir?

ALESKER- Esas Ermeni’yi maşa gibi kullanan kuvvetlere bakmak gerek. Bugün Karabağ sorununun çözülememesinin esas nedeni dış güçlerdir. İlham Aliyev, “Bu mesele sulh ile çözülmez ise Azerbaycan’ın savaşa hazır bir ordusu var” demiştir. Ermenistan’ın bir tarihi yok. Ermeniler kullanılmaya hazır bir kuvvet. Onlardan bugün Amerikalılar yararlanır, yarın İngilizler. Azerbaycan’ın petrolü var. Avrupa’nın çok önemli eksperlerinden biri “bu petrol olduğu sürece bu sorunlar olacak” dedi. Onlar bunun için Azerbaycan’ın her zaman baskı altında kalmasını istiyorlar. Karabağ sorunu bitecek bir başkası başlayacak. Türk dünyasıyla Azerbaycan arasında daha sağlam ilişkiler kurulsa, Ermenilere karşı Türk dünyası birliği mümkün olacak. Erivan’daki Ermeni ile Los Angeles’taki Ermeni arasında çok iyi bir irtibat var. Ama Türkiye ile Azerbaycan arasında bu bağlantı yok.


Yeni Çağ’ın Fethullah’la mücadelesi


Yeni Çağ gazetesinin arka arkaya yaptığı Fethullah Gülen karşıtı yayın dikkat çekiyor. Gazetenin 24 Haziran'da attığı “Bir ABD projesi Fethullah Gülen” manşetinde dinler arası diyalog ve bunun perde arkası anlatılıyor. Haber iç sayfalarda “Bir gönül şeytanını portresi” başlığıyla sunulmuş. 2 Eylül’de attığı manşette ise “Fethullahçılar ve Mooncular aktifleşiyor” yazıyor.

İçeride Fethullah Gülen’in Ermeni soykırımını tanıyan ADL şirketinin siparişi ile kitap yazdığı anlatılıyor. Gazetenin “Üç Büyük Tehlike: Gülen, Topbaş, Sumkur” başlıklı yazısında Nakşibendi tarikatının hocalarından diye anılan Osman Nuri Topbaş’ın son seyahatini Abdullah Gül’ün yardımıyla hayata geçirdiği belirtiliyor.

“Gülen Tehlike” başlıklı yazıda ise Fethullah Gülen’in o zamanlar sağ kolu olan Nurettin Veren’in Turgut Özal’ın talimatıyla Azerbaycan’a gittiği bilgisi yer alıyor. 29 Eylül tarihli gazetede Fethullahçılığın Azerbaycan’da Süleyman Demirel ve Tansu Çiller’in himayasinde geliştiği söyleniyor.

Aydınlık,16.09.2007


Mart 13, 2008, 11:44:15 ös
Yanıtla #23
  • Ziyaretçi

her şey günümüz hikayelerinden ibaret.bunları kelam etmeye değmez.


Mart 16, 2008, 12:46:41 ös
Yanıtla #24
  • Ziyaretçi

çok gereksiz bir tartışma siyasetçiler kadının saçından türbanından elini çekmeli insanların inaçları üzerinden asla siyaset yapılmamalı herkes dinini inancını serbestçe yaşayabilmeli dini siyasete alet etmek ileride vahim sonuçlara sebep olabilir millet bölünmeye bile gidebilir.Herkes inancında serbesttir bunu yaşamaktada serbesttir.


Mart 17, 2008, 01:47:35 öö
Yanıtla #25
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1665
  • Cinsiyet: Bay

mesela benim inancıma görede çıplak denecek kadar giyinmek zorundayız desem.böyle dolaşmam normalmi sizce?

ayrıca hiç bir dinde saçını kapamak yoktur.
müslümanlıkta türban olsa niye ozaman abdest alırken saça elle mesh alıyor bayanlar?zaten kapalı, almanın bi anlamı olmazdıki?
sonuçta kirlenmiyor
mesela ayağına mest giyersen ayağımızı yıkamıyoruz.

ayrıca islam dini insanın aklını kullanabiliceği bir dindir.en çok kirlenebilecek yerleri yıkarız abdestte.özü budur abdesttin.
ama saç açık olduğu için saçımızada mesh alıyoruz.

ayrıca türban fransızcadır.nasıl müslümanlıkta olabilirki?


Nisan 27, 2009, 11:47:53 ös
Yanıtla #26
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1668

Gülen Partisi’ kurulsun artık...

27 Nisan Pazartesi 2009


Geçen perşembe bu sütunda yayımlanan “AKP, ‘kutsal ittifak’ın kurbanı olabilir” başlıklı yazımda, Gülen Hareketi’nin, devlet içindeki örgütlenmesini kullanarak düzenlediği eylem ve operasyonların siyasi sorumlusunun AKP iktidarı olacağını belirtmiş ve iktidar partisinin “Gülen faturası”nı ilk genel seçimde kaybedeceği oylarla ödeyeceği öngörüsünde bulunmuştum.
Mevcut iktidarın yükselme döneminde Gülen Hareketi ile AKP arasında kurulmuş ve iki tarafa da menfaat temin etmiş olan “kutsal ittifak”, AKP’nin yerel seçimle birlikte girdiği gerileme döneminde taraflar için dengesiz çalışmaya başladı.
“12. Dalga” diye takdim edilen operasyonlar da göstermiştir ki, seçmene karşı hiçbir sorumluluğu olmayan Gülen Hareketi, artık kendisine sağladığı fayda nispetinde iktidar partisine zarar veren bencil adımlar atabilmektedir. Siyasi manada “parazitik” ilişkiler “kutsal ittifak”ta uç vermeye başlamıştır.
O yazının özeti buydu... Şimdi, kaldığım yerden devam etmek istiyorum.

Seçilmeden iktidar!
“Fethullah Gülen Web Sitesi”nde halen mevcut bulunan eski tarihli metinlere bakın... Hareketin politikayla ilişkisine dair aşağıda alıntıladığım türden iddialar gözünüze çarpar:
“O (Gülen) hiçbir zaman siyasal bir eylemi ve partileşme girişimini benimsememiş, ne bireysel ne de cemaat olarak doğrudan siyasal bir aktivite içinde olmamıştır. (...) Gülen Hareketi doğrudan ya da dolaylı siyasal amaçlarla iştigal etmeyi geçici olarak dahi benimsemez.”

Doğru mu gerçekten?
Hadi geçmişte bu cemaatin siyasetten bir nebze olsun uzak durduğuna inandık diyelim... Ya bugün?
Bugün Gülen Hareketi, boğazına kadar siyasetin içindedir! AKP’yle “kutsal ittifak” ilişkisi cemaati seçim kazanmadan iktidara taşımıştır. Bu “fiili koalisyon” sayesinde cemaat bir taraftan zenginleşmiş, diğer taraftan da devlet içindeki örgütlülüğünün yaygınlaşıp derinleşmesi nispetinde operatifleşen bir siyasileşme izlemiştir.   

Son noktayı Gülen koydu
Siyasileşmede “son nokta” hareketin lideri Fethullah Gülen tarafından mart başında konuldu. Gülen, “gatakulli” açıklamasıyla kendisini ve hareketini Ergenekon saflaşmasının “siyasi tarafı” olarak tescilledi.
Fethullah Gülen, bu ayın başında bu kez güneydoğudaki Hizbullah’ı hedef alan bir açıklama yaparak hakkındaki siyasi algılamayı daha da güçlendirdi.
Cüppenin altındaki siyaset gömleği meydana çıkmıştır. 

Liberal demokratların sessizliği
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, 14 Nisan’daki konuşmasında “cemaat” adı altında Gülen Hareketi’ni doğrudan hedef aldı... AKP muhibbi, sözde “liberal demokrat” gazete yazarları ise bu hücuma tepki göstermediler... Ya da hücumu, bazılarının yaptığı gibi “herkesin şu ya da bu cemaate yakın durmaya, kimliğini yaşamaya hakkı vardır” şeklindeki bir cümlecik ile yasak savmak kabilinden geçiştirdiler...
Başbuğ’un Gülen Hareketi’ne yönelttiği ağır suçlamalar, “asker siyaset yapmamalıdır” başlığı altında toplanan eleştiriler içinde özel olarak cevaplandırılmaya nedense değer bulunmadı...
Ordusunun “cemaat”in doğrudan saldırısı altında olduğunu algıladığı anlaşılan Orgeneral Başbuğ, konuşmasında “bu yapılanlara karşı tepkilerinin hukuk devleti kapsamında kalacağını” söylemişti. Komutanın meşruiyet zemininde kalma özeni takdire şayan olsa da, bunlar elbette ki son tahlilde “siyasi çerçeve” içine oturan sözlerdi.
“Liberal demokratların” manidar sessizliğinin nedenleri, Fethullahçılar tarafından iyi etüt edilmeye muhtaç.
Bir an için varsayalım... Gülen Hareketi, bugünkü iktidar konfigürasyonundaki önemli konumunu, AKP ile girdiği, kanuni dayanaktan yoksun “kutsal ittifak” ilişkisine borçlu olmasaydı... Tam tersine, Gülen Hareketi bir yasal parti olarak katıldığı seçimlerde kendisine gösterilen teveccühün sonucu, yüzde 10 barajını da aşarak meclise girseydi... Ve bugünkü siyasi gücünü, bir koalisyon hükümetinde parti kimliğiyle yer alarak elde etmiş olsaydı... Politikasını ve eylemlerini “seçmene ve yasalara karşı sorumluluk” çerçevesine oturtsaydı... Demokrasimizin selameti için daha hayırlı olmaz mıydı?

Gülerce’nin hesabı
Geçen aralıkta Prof. Dr. Binnaz Toprak’ın, şimdi, “Türkiye’de Farklı Olmak Din ve Muhafazakârlık Ekseninde Ötekileştirilenler” adıyla Metis Yayınları’ndan kitap olarak da çıkan araştırmasının tanıtım yemeğinde, Gülen Hareketi’nin ön plandaki isimlerinden Hüseyin Gülerce ile ayaküstü sohbet etmiştim. Gülerce bana Türkiye’de 3 milyon taraftarlarının olduğunu söylemişti.
Sonra baktım, Vatan’da 10 Mart 2009’da yayımlanan röportajında Mine Şenocaklı’ya sayılarının “5-6 milyon” olduğunu anlatıyor.
Bu geometrik artış hızıyla sayıları haziranda 10-12 milyonu bulur... Mart rakamlarını veri alırsak 6 milyonla barajı rahat geçiyorlar. Buna bir de aile oylarını ekleyelim, ciddi bir güç ortaya çıkıyor.
Ne duruyorsunuz o zaman?
Yıkın tabularınızı; çıkarın imam cüppesini, giyin siyaset gömleğini!
İnin AKP’nin sırtından! Kurun partiyi! Girin 2011 seçimlerine... Siyasetin de demokrasinin de normalleşmesine bundan büyük katkınız olamaz.
Fethullah Gülen partinin dini lideri olur, siyasi lider nasılsa bulunur...


milliyet/kadri gursel


Nisan 28, 2009, 12:19:22 öö
Yanıtla #27
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1668

MI5 'in kurucularindan da oldugu bilinen John Frederick Thomas Jane aslen bir roman yazari ve gazetecidir. 1865 yilinda dunyaya gelmis olan unlu roman yazarinin adini yasatmak icin 1995'de janes adli bagimsiz bir istihbarat sitesi acmislar.

Site, F.G C yani Fethullah Gulen Cemaatini Turkiye'nin ucuncu buyuk dini motifli siyasi  bir olusumu olarak degerlendirirken, Turkiye'nin Gulen cemaatisiz sosyolojik bir analizinin yapilamayacagini, Gulen cemaatinin Turkiye'de merkezi ve cok koordineli olduklarini ve uyelerinin cok iyi pozisyonlari kapmis olduklarina dikkat cekiyor. Kimilerince cemaatten F tipi , kimilerince Fethullahci kimilerince de Gulenciler olarak bahsedildigini anlatiyor. Cemaatin dunyada ve Turkiye'de bankalarinin, sivil toplum orgutlerinin, yazili ve gorsel basinlarinin yaninda TV larinin ve sayilari binleri asan universite ve kolejlerinin oldugunu vurgularken, Turkiye'de de Emniyet  Polis Teskilati ve Emniyet Istihbarati uzerinde ciddi olcude bir agirliklarinin oldugunu ve dunya uzerinde kontrol ettigi milyar dolarlari oldugunu ifade ediyor. Turkiye'de Gulen cemaatini kimsenin aciktan konusmaya yanasmadigini ve kutuplara ayrilmis bazi Turklerin Gulen'i Iran'in Ayetullah'i gibi gorurken, bir kisminin da Islam'in reformist lideri, modern ve siddet taraftari olmayan bir lider olarak tanimlaniyor oldugunu soyluyor.Cemaatin bu yonunun ve siyasi gucunun kendisini daha yakin bir incelemeye kayda deger yaptigini ve Turkiye'nin gelecegi acisindan kendi siyasi etkisinin global erisimini ve mesajini belirlemekte yardimci oldugunu soyluyor.

Gulen movement: Turkey's third power, INTERNATIONAL


Turkey's Fethullah Gulen Community (FGC), also known as the Gulen movement after its founder and leader Fethullah Gulen, a Turkish Muslim preacher, often escapes scholarly attention. Yet no analysis of Turkey is complete without due attention paid to the FGC; a highly co-ordinated and centralised movement with many well-positioned followers, known as Gulenists. Some Turks deridingly refer to the movement as 'F-type' or 'Fethullahci' (followers of Fethullah).


According to FGC members, the organisation controls millions of dollars and has many organisations, including a network of high schools across the world that serve as signpost FGC institutions. In addition, the FGC owns universities, banks, non-governmental organisations and television networks in Turkey, as well as other countries. What is more, the FGC appears to have influence over the Turkish National Police (Emniyet), including the police's powerful domestic intelligence wing. The FGC's political power renders it a taboo topic in Turkey where many people shy away from discussing the group publicly. The Turks have a polarised view of Gulen: some see him as a political leader such as Iran's Ayatollah Khomeini, while others view him as the face of modern, non-violent, even reformed Islam. This and the FGC's political power makes the organisation worthy of closer scrutiny in an effort to map out its structure, global reach, message, political influence and future in Turkey. Background

http://www.janes.com/articles/Janes-Islamic-Affairs-Analyst-2009/Gulen-movement-Turkey-s-third-power.html
« Son Düzenleme: Nisan 28, 2009, 12:34:36 öö Gönderen: Kirlangic »


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
blogspot açıldı

Başlatan akasya Internet

0 Yanıt
2025 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 28, 2008, 01:15:19 ös
Gönderen: akasya
1 Yanıt
2246 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 04, 2012, 12:19:38 öö
Gönderen: AdminAbi
8 Yanıt
5404 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 03, 2014, 02:34:24 öö
Gönderen: ozgurppp
0 Yanıt
1930 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 07, 2010, 01:50:03 ös
Gönderen: ceycet
0 Yanıt
1951 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 03, 2010, 06:29:05 ös
Gönderen: ozkann
0 Yanıt
4767 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 27, 2011, 02:36:35 öö
Gönderen: MMT
2 Yanıt
4864 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 27, 2011, 11:48:08 ös
Gönderen: MMT
0 Yanıt
2944 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 27, 2011, 11:02:58 ös
Gönderen: MMT
1 Yanıt
1168 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 26, 2015, 11:22:40 öö
Gönderen: Selim
2 Yanıt
1705 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 30, 2015, 08:46:25 ös
Gönderen: karahan