Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Kuantum ve Zaman  (Okunma sayısı 679 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mart 18, 2019, 08:57:21 ÖÖ
  • ÖMBL/KMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1120
  • Cinsiyet: Bay

Bu aralar haber sitelerinde aynı başlıklar: ''Bilim insanları zamanı tersine çevirdi.'' ya da ''Zamanda yolculuk mümkün mü?''

Bunu da Kuantum bilgisayarında yapılan deney haberinden kendi anladıkları çıkarımla yapıyorlar!

Zamanı tersine çevirmek başka bir şey. Ancak zamanın bir sonucu olan eylem sonucunu tersinir yapmak başka bir şeydir. Zamanla ilgili sıkıntı şudur. Bardağı yere atarsanız parçalanır. Zamanı geri aldığınızda görüntüyü geri alırcasına yeniden birleşip bir bütün haline gelmez! Şu anda Kuantum bilgisayarı ile Rus bilim insanlarının yaptıkları bilgisayar içerisinde işlem yapılırken hesap veya işlem hatası olduğunda tıpkı kırık bardağın parçalarını birleştirip bardağı ilk haline getirmek gibi işlemi geri alıp yeniden başlayabilmek. Onlar bunu ıstaka ile vurduktan sonra dağılan bilardo toplarını yeniden ilk baştaki üçgen formunda toplamak olarak değerlendiriyorlar.

Bu zamanda yolculuk değil, tersinir işlem gibi aslında.

Yine de zaman düzlemsel ele alınırsa geriye doğru akan bir nehir ne kadar mümkünse zamanda geri gitmek o kadar mümkün. Peki ya zaman düzlemsel değilse? O da başka bir konu.

Bu Kuantum bilgisayarı haberini magazinsel değilde farklı yönlenleriyle detaylı değerlendirme okumak isterseniz aşağıdaki linkte bulabilirsiniz.

https://khosann.com/fizikciler-zamani-tersine-cevirdi/


Laicus Humanitas Scienti


Mart 18, 2019, 12:12:54 ÖS
Yanıtla #1
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 110
  • Cinsiyet: Bay

Eksik anlattığı noktalar olsa da güzel bir başlık böyle bir şeyin olması termodinamiğin 2.yasasına aykırı,bu nedenle böyle bir şeyin olması durumunda yer yerinden oynar şüphesiz ki :)
Saygılarımla ...
Whom united with virtue, death shall not seperate.


Mart 18, 2019, 01:10:45 ÖS
Yanıtla #2

Eksik anlattığı noktalar olsa da güzel bir başlık böyle bir şeyin olması termodinamiğin 2.yasasına aykırı,bu nedenle böyle bir şeyin olması durumunda yer yerinden oynar şüphesiz ki :)
Saygılarımla ...

Sayın FAUST;

Bildiğim kadarı ile, ışık hızı termodinamiğin 2. yasasına bağlı kalan bir kaide değildir.
“Kapı açılır, sen yeter ki vurmayı bil! Ne zaman, bilmem! Yeter ki o kapıda durmayı bil!”


Mart 18, 2019, 01:24:22 ÖS
Yanıtla #3
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 110
  • Cinsiyet: Bay

Whom united with virtue, death shall not seperate.


Mart 18, 2019, 02:41:30 ÖS
Yanıtla #4

Okuyup öğrenmenizde fayda var öyleyse https://www.google.com.tr/amp/s/www.muhendisbeyinler.net/termodinamigin-ikinci-yasasi/amp/ :)
@Melchizedek

Sayın Faust,

Anlamadınız herhalde. Ben termodinamik yasalarını bilmiyorum demedim. Işık hızının termodinamik yasasına bağlı kalmadığını söyledim. Bunları lisede öğretiyorlar.
“Kapı açılır, sen yeter ki vurmayı bil! Ne zaman, bilmem! Yeter ki o kapıda durmayı bil!”


Mart 18, 2019, 02:45:03 ÖS
Yanıtla #5
  • ÖMBL/KMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1120
  • Cinsiyet: Bay

Okuyup öğrenmenizde fayda var öyleyse https://www.google.com.tr/amp/s/www.muhendisbeyinler.net/termodinamigin-ikinci-yasasi/amp/ :)
@Melchizedek

Ben de okudum, öğrendim. Teşekkürler.

Ne ilginçtir, geçen gün benzeri bir konu konuşuldu. Bilim ve bilimsel yöntem konuşulan bir kurumda bilimin bazen dogmalar getirir dediğimiz 'din' yerine yeni bir dogma kaynağı olduğunu gözlemliyorum. Orada söylediğimi burada da tekrarlayayım...

''Bilim bizim biriktirdiğimizle sınırlı, doğa ise değil!''

Aramızdan herhangi biri çıkıp şu an tüm bilinmezleri keşfettik ve doğayı (evrenin tüm sırlarını) çözdük diyebilecek kadar cesur mu?

Bir aralar Mesmer isminde bir doktor vardı. El ile manyetizma, tanı ve iyileştirme uygulamaları geliştirmişti. Hatta forum konusu ile ilgili 'Manyetik Masonluk' denilerek kendisine şarlatan benzeri tabirlerle hitap edilir olmuştu. Gel gör ki o gün dalga geçilen Manyetizma bugün MR cihazları ile tanı için elimizdeki en güçlü ekipmana dönüştü. Psikanalizin en önemli uygulamalarından hipnoz ise halen kullanımda. Bizim bazı şeyleri bugünkü bilgimizle kesin yorumlara vardırmamız yarın gülünç kalabilir.

Yine forum konularından biri, kanunlar ve yasalar! Bilimde de pek çok şeye zaman içerisinde yasa ve kanun denildi. Sonradan pek çoğu da yerle bir oldu. Bu bilimi yok saymak anlamında değildir asla. Bilimsel yöntem insanlığın en önemli hazinesidir, ancak hiçbir zaman bilimi önümüze bir duvar olarak örmemeliyiz. Newton'un büyük cisimler için kanunlaştırdığı şeyler küçük, Planck'ın küçük şeyler için geliştirdiği kuramlar büyük cisimlerde çalışmadı! Bugün bilim insanları her şeyin kanunu arayışındalar. Okuyabilirsek bu kanun tek bir şarkı olarak doğada sürekli kulağımıza fısıldanıyor.

Başlı başına bir kurum, AMORC, insanın değil doğanın yasaları üzerine çalışmakta! Onu yazmak için değil, okumak için emek harcamakta.

Bambaşka bir noktadan bakalım mı?

Bilirsiniz sihirbaz gösterileri yapanların meşhur sözleri vardır. Biri de Abra kadabra! Bu yalnızca çocukları eğlendirmek için uydurulmuş bir komik sözcük mü?

Abrakadabra (Doğru yazılışı ile Avada Kedavra)  ''KONUŞTUĞUMDA YARATIRIM'' demektir. Belki de ''ol'' derim olur anlaşılabilir.

Bir de bunun diğer hali var, ''KONUŞTUĞUMDA YOK EDERİM / ORTADAN KALDIRIRIM.''

Aramca bu sözcükleri sihirbaz ortadan kaybetmek ve geri getirmek için kullanıyor, dikkat!


Bir görsel vereceğim. Biri aşağıdan yukarı, bir diğeri yukarıdan aşağı iki üçgen şeklinde yazımına sahip. Aşağı yönlü üçgen ve yukarı uçlu üçgen... Size bir şeyler anımsattı mı?

Bir başka görsel daha, tanıdık bir görsel. Ne diyor? ''Ordo ab Chao!''

Kaostan Düzene! Nasıl yani, kırık bardak yine bir bütün olabilir mi diyor?

Bilim inandırıcı gelmedi mi?

Öyleyse ölüp parçalanmış, her parçası ayrı yere konmuş kuş, nasıl çağırdığında sana uçarak gelir?

Bakara Suresi, 260. ayet: Hani İbrahim: "Rabbim, bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster" demişti. (Allah ona:) "İnanmıyor musun?" deyince, "Hayır (inandım), ancak kalbimin tatmin olması için" dedi. "Öyleyse, dört kuş tut. Onları kendine alıştır, sonra onları (parçalayıp) her bir parçasını bir dağın üzerine bırak, sonra da onları çağır. Sana koşarak gelirler. Bil ki, şüphesiz Allah, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir."



Bakara Suresi, 28. ayet: Nasıl oluyor da Allah'ı inkar ediyorsunuz? Oysa ölü iken sizi O diriltti; sonra sizi yine öldürecek, yine diriltecektir ve sonra O'na döndürüleceksiniz.
Bakara Suresi, 56. ayet: Sonra şükredesiniz diye, sizi ölümünüzden sonra dirilttik.
Bakara Suresi, 73. ayet: Bunun için de: "Ona (cesede, kestiğiniz ineğin) bir parçasıyla vurun" demiştik. Böylece, Allah ölüleri diriltir ve size ayetlerini gösterir; ki akıllanasınız.
Bakara Suresi, 164. ayet: Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün art arda gelişinde, insanlara yararlı şeyler ile denizde yüzen gemilerde, Allah'ın yağdırdığı ve kendisiyle yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda, her canlıyı orada üretip-yaymasında, rüzgarları estirmesinde, gökle yer arasında boyun eğdirilmiş bulutları evirip çevirmesinde düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır.
Bakara Suresi, 243. ayet: Binlerce kişinin ölüm korkusuyla yurtlarından çıktıklarını görmedin mi? Allah onlara: "Ölün" dedi, sonra da onları diriltti. Şüphesiz Allah, insanlara karşı fazl sahibidir. Ancak, insanların çoğunluğu şükretmez.
Bakara Suresi, 258. ayet: Allah, kendisine mülk verdi, diye Rabbi konusunda İbrahim'le tartışmaya gireni görmedin mi? Hani İbrahim: "Benim Rabbim diriltir ve öldürür" demişti; o da: "Ben de öldürür ve diriltirim" demişti. (O zaman) İbrahim: "Şüphe yok, Allah Güneş'i doğudan getirir, (hadi) sen de onu batıdan getir" deyince, o inkarcı böylece afallayıp kalmıştı. Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.
Bakara Suresi, 259. ayet: Ya da altı üstüne gelmiş, ıssız duran bir şehre uğrayan gibisini (görmedin mi?) Demişti ki: "Allah, burasını ölümünden sonra nasıl diriltecekmiş?" Bunun üzerine Allah, onu yüz yıl ölü bıraktı, sonra onu diriltti. (Ve ona) Dedi ki: "Ne kadar kaldın?" O: "Bir gün veya bir günden az kaldım" dedi. (Allah ona:) "Hayır, yüz yıl kaldın, böyleyken yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış; eşeğine de bir bak; (bunu yapmamız) seni insanlara ibret-belgesi kılmamız içindir. Kemiklere de bir bak nasıl biraraya getiriyoruz, sonra da onlara et giydiriyoruz?" dedi. O, kendisine (bunlar) apaçık belli olduktan sonra dedi ki: "(Artık şimdi) Biliyorum ki gerçekten Allah, herşeye güç yetirendir."
Bakara Suresi, 260. ayet: Hani İbrahim: "Rabbim, bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster" demişti. (Allah ona:) "İnanmıyor musun?" deyince, "Hayır (inandım), ancak kalbimin tatmin olması için" dedi. "Öyleyse, dört kuş tut. Onları kendine alıştır, sonra onları (parçalayıp) her bir parçasını bir dağın üzerine bırak, sonra da onları çağır. Sana koşarak gelirler. Bil ki, şüphesiz Allah, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir."
Al-i İmran Suresi, 49. ayet: İsrailoğulları'na elçi kılacak. (O, İsrailoğulları'na şöyle diyecek:) "Gerçek şu, ben size Rabbinizden bir ayetle geldim. Ben size çamurdan kuş biçiminde bir şey oluşturur, içine üfürürüm, o da hemencecik Allah'ın izniyle kuş oluverir. Ve Allah'ın izniyle doğuştan kör olanı, alaca hastalığına tutulanı iyileştirir ve ölüyü diriltirim. Yediklerinizi ve biriktirdiklerinizi size haber veririm. Şüphesiz, eğer inanmışsanız bunda sizin için kesin bir ayet vardır."
Al-i İmran Suresi, 156. ayet: Ey iman edenler, inkar edenler ile yeryüzünde gezip dolaşırken veya savaşta bulundukları sırada (ölen) kardeşleri için: "Yanımızda olsalardı, ölmezlerdi, öldürülmezlerdi" diyenler gibi olmayın. Allah, bunu onların kalplerinde onulmaz bir hasret olarak kıldı. Dirilten ve öldüren Allah'tır. Allah, yaptıklarınızı görendir.
Maide Suresi, 32. ayet: Bu nedenle, İsrailoğulları'na şunu yazdık: Kim bir nefsi, bir başka nefse ya da yeryüzündeki bir fesada karşılık olmaksızın (haksız yere) öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de onu (öldürülmesine engel olarak) diriltirse, bütün insanları diriltmiş gibi olur. Andolsun, elçilerimiz onlara apaçık belgelerle gelmişlerdir. Sonra bunun ardından onlardan birçoğu yeryüzünde ölçüyü taşıranlardır.
En'am Suresi, 29. ayet: Onlar dediler ki: "Bu dünya hayatımızdan başkası yoktur. Ve bizler diriltilecek değiliz."
En'am Suresi, 36. ayet: Ancak dinleyenler icabet eder. Ölüleri (ise,) onları da Allah diriltir. Sonra O'na döndürülürler.
En'am Suresi, 60. ayet: Sizi geceleyin öldüren (uyutan) ve gündüzün 'güç yetirip etkilemekte (yapıp kazanmakta) olduklarınızı' bilen, sonra adı konulmuş ecel doluncaya kadar onda sizi dirilten (uyandıran) O'dur. Sonra 'en son dönüşünüz' O'nadır. Sonra yapmakta olduklarınızı size O haber verecektir.
En'am Suresi, 122. ayet: Ölü iken kendisini dirilttiğimiz ve insanlar içinde yürümesi için kendisine bir nur verdiğimiz kimsenin durumu, karanlıklarda kalıp oradan bir çıkış bulamayanın durumu gibi midir? İşte, kafirlere yapmakta oldukları böyle 'süslü ve çekici' gösterilmiştir.
Araf Suresi, 14. ayet: O da: "(İnsanların) dirilecekleri güne kadar beni gözle(yip ertele.)" dedi.
Araf Suresi, 57. ayet: Rahmetinin önünde rüzgarları bir müjde olarak gönderen O'dur. Bunlar ağırca bulutları kaldırıp yüklendiğinde, onları (kuraklıktan) ölmüş bir şehre sürükleyiveririz ve bununla oraya su indiririz de böylelikle bütün ürünlerden çıkarırız. İşte Biz, ölüleri de böyle diriltip-çıkarırız. Ki ibret alasınız.
Araf Suresi, 158. ayet: De ki: "Ey insanlar, ben Allah'ın sizin hepinize gönderdiği bir elçisi (peygamberi)yim. Ki göklerin ve yerin mülkü yalnız O'nundur. O'ndan başka İlah yoktur, O diriltir ve öldürür. Öyleyse Allah'a ve ümmi peygamber olan elçisine iman edin. O da Allah'a ve O'nun sözlerine inanmaktadır. Ona iman edin ki hidayete ermiş olursunuz.
Tevbe Suresi, 116. ayet: Gerçek şu ki, göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır; diriltir ve öldürür. Sizin Allah'tan başka veliniz ve yardımcınız yoktur.
Yunus Suresi, 56. ayet: O, diriltir ve öldürür. Ve O'na döndürüleceksiniz.
Hud Suresi, 7. ayet: O'nun arşı su üzerinde iken amel bakımından hanginizin daha iyi olduğunu denemek için gökleri ve yeri altı günde yaratan O'dur. Andolsun onlara: "Gerçekten siz, ölümden sonra yine diriltileceksiniz" dersen, inkar edenler mutlaka: "Bu, açıkça bir büyüden başkası değildir" derler.
Hicr Suresi, 36. ayet: Dedi ki: "Rabbim, öyleyse onların dirileceği güne kadar bana süre tanı."
Nahl Suresi, 21. ayet: Ölüdürler, diri değildirler; ne zaman dirileceklerinin şuuruna varamazlar.
Nahl Suresi, 38. ayet: Olanca yeminleriyle: "Öleni Allah diriltmez" diye yemin ettiler. Hayır; bu, O'nun üzerinde hak olan bir vaidtir, ancak insanların çoğu bilmezler.
Nahl Suresi, 39. ayet: Hakkında ihtilafa düştükleri şeyi onlara açıklaması ve inkar edenlerin kendilerinin yalancı olduklarını bilmesi için (diriltecektir).
Nahl Suresi, 65. ayet: Allah gökten su indirdi, ölümünden sonra yeri onunla diriltti; işitebilen bir topluluk için bunda gerçekten bir ayet vardır.
İsra Suresi, 49. ayet: Dediler ki: "Biz kemikler haline geldikten, toprak olup ufalandıktan sonra mı, gerçekten biz mi yeni bir yaratılışla diriltileceğiz?"
İsra Suresi, 98. ayet: Bu, şüphesiz, onların ayetlerimizi inkar etmelerine ve: "Biz kemikler haline geldikten, toprak olup ufalandıktan sonra mı, gerçekten biz mi yeni bir yaratılışla diriltileceğiz?" demelerine karşılık cezalarıdır.
Kehf Suresi, 19. ayet: Böylece, aralarında bir sorgulama yapsınlar diye onları dirilttik (uyandırdık). İçlerinden bir sözcü dedi ki: "Ne kadar kaldınız?" Dediler ki: "Bir gün veya günün bir (kaç saatlik) kısmı kadar kaldık." Dediler ki: "Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir; şimdi birinizi bu paranızla şehre gönderin de, hangi yiyecek temizse baksın, size ondan bir rızık getirsin; ancak oldukça nazik davransın ve sakın sizi kimseye sezdirmesin."
Taha Suresi, 74. ayet: "Gerçek şu ki, kim Rabbine suçlu-günahkar olarak gelirse, hiç şüphe yok, onun için cehennem vardır. Onun içinde ise, ne ölebilir, ne dirilebilir."
Enbiya Suresi, 21. ayet: Yoksa onlar, yerden birtakım ilahlar edindiler de, onlar mı (ölüleri) diriltecekler?
Hac Suresi, 5. ayet: Ey insanlar, eğer dirilişten yana bir kuşku içindeyseniz, gerçek şu ki, Biz sizi topraktan yarattık, sonra bir damla sudan, sonra bir alak'tan (embriyo), sonra yaratılış biçimi belli belirsiz bir çiğnem et parçasından; size (kudretimizi) açıkça göstermek için. Dilediğimizi, adı konulmuş bir süreye kadar rahimlerde tutuyoruz. Sonra sizi bebek olarak çıkarıyoruz, sonra da erginlik çağına erişmeniz için (sizi büyütüyoruz). Sizden kiminizin hayatına son verilmekte, kiminiz de, bildikten sonra hiçbir şey bilmeme durumuna gelmesi için ömrün en aşağı ucuna (yaşlılığa) geri çevrilmektedir. Yeryüzünü kupkuru ölü gibi görürsün, fakat Biz onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman titreşir, kabarır ve her güzel çiftten (ürünler) bitirir.
Hac Suresi, 6. ayet: İşte böyle; şüphesiz Allah, hakkın Kendisi'dir ve şüphesiz ölüleri diriltir ve gerçekten herşeye güç yetirendir.
Hac Suresi, 7. ayet: Gerçek şu ki, kıyamet-saati yaklaşarak gelmektedir, onda şüphe yoktur. Gerçekten Allah kabirlerde olanları diriltecektir.
Hac Suresi, 66. ayet: Sizi diri tutan, sonra öldürecek, sonra da diriltecek olan O'dur. Gerçekten insan pek nankördür.
Mü'minun Suresi, 16. ayet: Sonra siz gerçekten kıyamet günü diriltileceksiniz.
Mü'minun Suresi, 35. ayet: "O, öldüğünüz, toprak ve kemik haline geldiğiniz zaman, sizin mutlaka (yeniden diriltilip) çıkarılacağınızı mı va'dediyor?"
Mü'minun Suresi, 37. ayet: "O (bütün gerçek), yalnızca bizim (yaşamakta olduğumuz bu) dünya hayatımızdan ibarettir; ölürüz ve yaşarız, biz diriltilecekler değiliz."
Mü'minun Suresi, 82. ayet: Dediler ki: "Öldüğümüz, bir toprak ve bir kemik olduğumuz zaman, gerçekten biz mi diriltilecek mişiz?"
Mü'minun Suresi, 100. ayet: "Ki, geride bıraktığım (dünya)da salih amellerde bulunayım." Asla, gerçekten bu, yalnızca bir sözdür, bunu da kendisi söylemektedir. Onların önlerinde, diriltilip kaldırılacakları güne kadar bir engel (berzah) vardır.
Furkan Suresi, 3. ayet: O'nun dışında, hiçbir şeyi yaratmayan, üstelik kendileri yaratılmış olan, kendi nefislerine bile ne zarar, ne yarar sağlayamayan, öldürmeye, yaşatmaya ve yeniden diriltip-yaymaya güçleri yetmeyen birtakım ilahlar edindiler.
Furkan Suresi, 40. ayet: Andolsun, onlar, üstüne felaket yağmuru yağdırılmış bulunan o ülkeye uğramışlardır; yine de onu görmüyorlar mıydı? Hayır, onlar dirilmeyi ummuyorlardı.
Şuara Suresi, 81. ayet: "Beni öldürecek, sonra diriltecek olan da O'dur,"
Şuara Suresi, 87. ayet: "Ve beni (insanların) diriltilecekleri gün küçük düşürme,"
Neml Suresi, 65. ayet: De ki: "Göklerde ve yerde gaybı Allah'tan başka kimse bilmez. Onlar ne zaman dirileceklerinin şuuruna varmıyorlar."
Neml Suresi, 67. ayet: İnkar edenler dedi ki: "Biz ve atalarımız toprak olduktan sonra mı, gerçekten biz mi dirilip-çıkartılacakmışız?"
Neml Suresi, 68. ayet: "Andolsun, bu (azap ve dirilme tehdidi), bize ve daha önce atalarımıza va'dolunmuştur. Bu, olsa olsa geçmişlerin uydurma masallarından başkası değildir."
Ankebut Suresi, 63. ayet: Andolsun onlara: "Gökten su indirip de ölümünden sonra yeryüzünü dirilten kimdir?" diye soracak olursan, şüphesiz: "Allah" diyecekler. De ki: "Hamd Allah'ındır." Hayır, onların çoğu akletmiyorlar.
Rum Suresi, 19. ayet: O ölüden diriyi çıkarır ve diriden ölüyü çıkarır, ölümünden sonra da yeri diriltir. İşte siz de böyle çıkarılacaksınız.
Rum Suresi, 24. ayet: Size bir korku ve umut (unsuru) olarak şimşeği göstermesi ile gökten su indirmek suretiyle ölümünden sonra yeri onunla diriltmesi de, O'nun ayetlerindendir. Şüphesiz bunda, aklını kullanabilecek bir kavim için gerçekten ayetler vardır.
Rum Suresi, 40. ayet: Allah; sizi yarattı, sonra size rızık verdi, sonra sizi öldürmekte, daha sonra sizi diriltmektedir. Ortaklarınızdan bunlardan herhangi birini yapacak var mı? O, şirk koştuklarından münezzeh ve Yücedir.
Rum Suresi, 50. ayet: Şimdi Allah'ın rahmetinin eserlerine bak; ölümünden sonra yeryüzünü nasıl diriltmektedir? Şüphesiz O, ölüleri de gerçekten diriltecektir. O, herşeye güç yetirendir.
Rum Suresi, 56. ayet: Kendilerine ilim ve iman verilenler ise, dediler ki: "Andolsun, siz Allah'ın Kitabında (yazılı süre boyunca) diriliş gününe kadar yaşadınız; işte bu dirilme günüdür. Ancak siz bilmiyordunuz."
Lokman Suresi, 28. ayet: Sizin yaratılmanız ve diriltilmeniz yalnızca tek bir kişi(yi yaratıp sonra diriltmek) gibidir. Şüphesiz Allah, işitendir, görendir.
Fatır Suresi, 9. ayet: Allah, rüzgarları gönderir, onlar da bulutu kaldırır, böylece Biz onu ölü bir beldeye sürükleriz, onunla, yeri ölümünden sonra diriltiriz. İşte (ölümden sonra) dirilip- yayılma da böyledir.
Yasin Suresi, 12. ayet: Şüphesiz Biz, ölüleri Biz diriltiriz; onların önden takdim ettiklerini ve eserlerini Biz yazarız. Biz herşeyi, apaçık bir kitapta tespit edip korumuşuz.
Yasin Suresi, 33. ayet: Ölü toprak kendileri için bir ayettir; Biz onu dirilttik, ondan taneler çıkarttık, böylelikle ondan yemektedirler.
Yasin Suresi, 51. ayet: Sur'a üfürülmüştür; böylece onlar kabirlerinden (diriltilip) Rablerine doğru (dalgalar halinde) süzülüp-giderler.
Yasin Suresi, 52. ayet: Demişlerdir ki: "Eyvahlar bize, uykuya-bırakıldığımız yerden bizi kim diriltip-kaldırdı? Bu, Rahman (olan Allah)ın va'dettiğidir, (demek ki) gönderilen (elçi)ler doğru söylemiş".
Yasin Suresi, 78. ayet: Kendi yaratılışını unutarak Bize bir örnek verdi; dedi ki: "Çürümüş-bozulmuşken, bu kemikleri kim diriltecekmiş?"
Saffat Suresi, 16. ayet: "Biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuzda mı, gerçekten biz mi diriltilecekmişiz?"
Saffat Suresi, 17. ayet: "Veya önceki atalarımız da mı?"
Saffat Suresi, 18. ayet: De ki: "Evet, üstelik boyun bükmüş kimseler olarak (diriltileceksiniz)."
Saffat Suresi, 19. ayet: İşte o, yalnızca bir tek çığlıktan ibarettir; artık kendileri (diriltilmiş olarak) bakıp duruyorlar.
Saffat Suresi, 52. ayet: "Derdi ki: Sen de gerçekten (dirilişi) doğrulayanlardan mısın?"
Saffat Suresi, 53. ayet: "Bizler öldüğümüz, toprak ve kemikler olduğumuzda mı, gerçekten biz mi (yeniden diriltilip sonra da) sorguya çekilecekmişiz?"
Saffat Suresi, 144. ayet: Onun karnında (insanların) dirilip-kaldırılacakları güne kadar kalakalmıştı.
Sad Suresi, 79. ayet: Dedi ki: "Rabbim, öyleyse onların dirilecekleri güne kadar bana süre tanı."
Mü'min Suresi, 11. ayet: Dediler ki: "Rabbimiz, bizi iki kere öldürdün ve iki kere dirilttin; biz de günahlarımızı itiraf ettik. Şimdi çıkış için bir yol var mı?"
Mü'min Suresi, 68. ayet: Dirilten ve öldüren O'dur. Bir işin olmasına hükmetti mi, ona yalnızca: "Ol" der, o da hemen oluverir.
Fussilet Suresi, 39. ayet: O'nun ayetlerinden biri de, senin gerçekten yeryüzünü huşu içinde (solmuş, boynu bükülmüş ve kupkuru) görmendir. Ama Biz onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman, deprenir ve kabarır. Şüphesiz onu dirilten, ölüleri de elbette dirilticidir. Çünkü O, herşeye güç yetirendir.
Şura Suresi, 9. ayet: Yoksa O'nun dışında birtakım veliler mi edindiler? İşte Allah; veli O'dur, ölüleri dirilten O'dur. O, herşeye güç yetirendir.
Zuhruf Suresi, 11. ayet: Ki O, belli bir miktar ile gökten su indirdi de, onunla ölü bir memleketi ‘dirilttik (ve her yanına yeniden hayat) yaydık'; siz de böyle (kabirlerinizden diriltilip) çıkarılacaksınız.
Duhan Suresi, 8. ayet: O'ndan başka İlah yoktur; diriltir ve öldürür. Sizin de Rabbinizdir, geçmiş atalarınızın da Rabbidir.
Duhan Suresi, 35. ayet: "(Bütün herşey) Bizim yalnızca ilk ölümümüzdür; biz yeniden diriltilip-kaldırılacak değiliz."
Casiye Suresi, 5. ayet: Gece ile gündüzün ardarda gelişinde (veya aykırılığında), Allah'ın gökten rızık indirip ölümünden sonra yeryüzünü diriltmesinde ve rüzgarları (belli bir düzen içinde) yönetmesinde aklını kullanan bir kavim için ayetler vardır.
Casiye Suresi, 24. ayet: Dediler ki: "(Bütün olup biten,) Bu dünya hayatımızdan başkası değildir, ölürüz ve diriliriz; bizi "kesintisi olmayan zaman' (dehrin akışın)dan başkası yıkıma (helake) uğratmıyor." Oysa onların bununla ilgili hiçbir bilgileri yoktur; yalnızca zannediyorlar.
Casiye Suresi, 25. ayet: Onlara açık belgeler olarak ayetlerimiz okunduğu zaman, onların (sözde) delilleri: "Eğer doğru sözlüler iseniz, atalarımızı (diriltip) getirin" demekten başkası değildir.
Casiye Suresi, 26. ayet: De ki: "Allah sizi diriltiyor, sonra sizi öldürüyor, sonra kendisinde hiçbir kuşku olmayan kıyamet günü O sizi biraraya getirip-toplayacaktır. Ancak insanların çoğu bilmezler."
Ahkaf Suresi, 17. ayet: O kimse ki, anne ve babasına: "Öf size, benden önce nice nesiller gelip geçmişken, beni (diriltilip) çıkarılacağımla mı tehdit ediyorsunuz?" dedi. O ikisi (anne ve babası) ise Allah'a yakararak: "Yazıklar sana, iman et, şüphesiz Allah'ın va'di haktır." (derler; fakat) O: "Bu, geçmişlerin masallarından başkası değildir" der.
Ahkaf Suresi, 33. ayet: Onlar görmüyorlar mı ki, gökleri ve yeri yaratan ve onları yaratmaktan yorulmayan (Allah), ölüleri de diriltmeye güç yetirir. Hayır; gerçekten O, herşeye güç yetirendir.
Kaf Suresi, 3. ayet: "Biz öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman mı (yeniden diriltilecek mişiz)? Bu uzak bir dönüş (iddiasıdır)."
Kaf Suresi, 11. ayet: Kullara rızık olmak üzere. Ve onunla (o suyla) ölü bir şehri dirilttik. İşte (ölümden sonra) diriliş de böyledir.
Kaf Suresi, 42. ayet: O gün, o çığlığı bir gerçek (hak) olarak işitirler. İşte bu, (dirilip kabirlerden) çıkış günüdür.
Kaf Suresi, 43. ayet: Gerçek şu ki, dirilten ve öldüren Biziz, Biz. Ve dönüş de Bizedir.
Necm Suresi, 44. ayet: Doğrusu, öldüren ve dirilten O'dur.
Necm Suresi, 47. ayet: Gerçek şu ki, diğer diriltme (yeniden neş'et) de O'na aittir.
Hadid Suresi, 2. ayet: Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Diriltir ve öldürür. O, herşeye güç yetirendir.
Mücadele Suresi, 6. ayet: Allah, hepsini dirilteceği gün, onlara neler yaptıklarını haber verecektir. Allah, onları (yaptıklarıyla bir bir) saymıştır; onlar ise onu unutmuşlardır. Allah, herşeye şahid olandır.
Mücadele Suresi, 18. ayet: Onların tümünü Allah'ın dirilteceği gün, sizlere yemin ettikleri gibi O'na da yemin edeceklerdir ve kendilerinin bir şey üzerine olduklarını sanacaklardır. Dikkat edin; gerçekten onlar, yalan söyleyenlerin ta kendileridir.
Tegabün Suresi, 7. ayet: İnkar edenler kesin olarak diriltilmeyeceklerini öne sürdüler. De ki: "Hayır, Rabbim adına andolsun, siz, muhakkak diriltileceksiniz; sonra mutlaka yaptıklarınız size haber verilecektir. Bu da Allah'a göre oldukça kolaydır."
Nuh Suresi, 18. ayet: "Sonra sizi yine oraya geri çevirecek ve sizi (diriltici) bir çıkarışla diriltip-çıkaracaktır."
Cin Suresi, 7. ayet: "Ve onlar, sizin de sandığınız gibi Allah'ın hiç kimseyi kesin olarak diriltmeyeceğini sanmışlardı."
Kıyamet Suresi, 40. ayet: (Öyleyse Allah,) Ölüleri diriltmeye güç yetiren değil midir?
Nazi'at Suresi, 10. ayet: Derler ki: "Biz çukurda iken, gerçekten biz mi yeniden (diriltilip) döndürüleceğiz?"
Abese Suresi, 22. ayet: Sonra dilediği zaman onu diriltir.
Mutaffifin Suresi, 4. ayet: Yoksa onlar, diriltileceklerini sanmıyor mu?
Buruc Suresi, 13. ayet: Çünkü O, ilkin var eden, (sonra dirilterek) döndürecek olandır.
Laicus Humanitas Scienti


Mart 19, 2019, 03:05:15 ÖS
Yanıtla #6
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 110
  • Cinsiyet: Bay

Okuyup öğrenmenizde fayda var öyleyse https://www.google.com.tr/amp/s/www.muhendisbeyinler.net/termodinamigin-ikinci-yasasi/amp/ :)
@Melchizedek

Sayın Faust,
Işık hızı ile ilgili bir yorum yapmadım tekrar okumanızı tavsiye ederim

Anlamadınız herhalde. Ben termodinamik yasalarını bilmiyorum demedim. Işık hızının termodinamik yasasına bağlı kalmadığını söyledim. Bunları lisede öğretiyorlar.
Whom united with virtue, death shall not seperate.


Mart 19, 2019, 09:01:20 ÖS
Yanıtla #7

Okuyup öğrenmenizde fayda var öyleyse https://www.google.com.tr/amp/s/www.muhendisbeyinler.net/termodinamigin-ikinci-yasasi/amp/ :)
@Melchizedek

Sayın Faust,
Işık hızı ile ilgili bir yorum yapmadım tekrar okumanızı tavsiye ederim

Anlamadınız herhalde. Ben termodinamik yasalarını bilmiyorum demedim. Işık hızının termodinamik yasasına bağlı kalmadığını söyledim. Bunları lisede öğretiyorlar.


Sayın Faust;

Sizin gönderdiğiniz makaleyi okudum, genelde her şeyi okuma alışkanlığım vardır, pek yazmam ama çok okurum.

Konu bu noktaya  geldiği için yazma ihtiyacı hissettim.

Şimdi şöyle bir teori var,  benim ısrarla ışık hızından bahsetmem, zamanın bir şekilde eğilmesi veya değiştirilmesinin sadece "ışık hızını geçmek" ile mümkün olacağıdır. Yani zamanda yolculuk konusu nerede ne şartlarda işlenirse işlensin muhakkak ışık hızı olması gereklidir. Birisi de manyetik alandır.

Termodinamik yasası ile o sebeple bağdaştırmadım. Muhtemelen anlaşamamış olmamız bakış açısı farkımızdan kaynaklandı.

Ayrıca zamanın göreceli olmasını bir kaç açıdan değerlendiriyorum ;

Birincisi, Carl Sagan'ın da söylemiş olduğu gibi, Kainat da bir zamanda yaşıyorsak, Dünya da ki zaman kainatta ki zaman içerisinde bir andır.

İkincisi, Dünya, Güneş ve diğer Gezegenler dönmeseydi, gece ve gündüz oluşmasaydı, tahminimce Dünya da zaman kavramı farklı bir kavram olacaktı. Yani zamanı ölçemeyecekdik.

Üçüncüsü, Zaman algıladığımız bir gerçeklik olduğuna göre, hatta algılarımızdan sadece gözümüzün bakışı ile algılayabildiğimize göre, zamanın ışık ile doğrudan ilgisi vardır. Gözleri görmeyen insan için de zaman vardır ama Dünya da herkes kör olsaydı zaman kavramından söz edilemezdi.

Dolayısı ile Işık Hızını fiziken geçebilirsek zaman algısında değişiklik yaratma olasılığı çok fazladır diye düşünüyorum.

Yukarıda anlattıklarımın hiçbiri termodinamik yasası ile uzaktan yakından ilgili değildir. O sebepledir ki ben termodinamiği bu konuya bağlayamadım.

Bir bağlantısı var ise bilmediğimden dolayı affınızı rica ediyorum. Sizden seve seve dinleyebilirim.
“Kapı açılır, sen yeter ki vurmayı bil! Ne zaman, bilmem! Yeter ki o kapıda durmayı bil!”


Mart 20, 2019, 01:46:38 ÖS
Yanıtla #8
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 110
  • Cinsiyet: Bay

Üniversite derslerimin ağır olmasından kaynaklı bende erken cevap yazamadım kusura bakmayın öncelikle  yukarıda bahsettiğiniz noktaların hiçbirinde bir yanlışlık bulunmamakta ve genel geçer kabul edilir bilgiler.Yazımı biraz daha geniş tutacağım sizin için ...
Öncelikle termodinamiğin ikinci yasasından bahsedeyim gelecek ve geçmiş arasında asimetrik bir ilişki vardır kuantum dünyasında yapılan gözlemleri anlamak için yüksek ihtisas yapmak gerekli bu konuda bilardo topunu düşünün düzenden düzensizliğe gitmesi ya da topların geri gelmesi mümkün müdür sizce ? kırılan bir bardağı geri birleştirmek mümkün mü ? hayır değil konu başlığında verilen 'Bilim insanları zamanı tersine çevirdi.'' cümlesine karşılık bunu yazdım çünkü yapılan işlem izlenilen videoyu geriye almak gibi bir şey ama onu izlerken de zaman geçmekte bu sebeple zamanı tersine çevirmek kelimesi kırılan bir bardağı yeniden birleştirmek hatta ölen bir insanı diriltmek bile olabilir kimilerine göre bu sebeple termodinamiğin ikinci yasasına aykırı böyle bir durum ...
Farklı açılardan baktığımızı bende farkettim fakat ışık hızı konusunda ısrarcı olduğunuz için yapılan işlemin fizik yasalarına aykırı olduğunu böyle bir işlem başarılı olursa dünya üzerinde yazılan çoğu bilimsel yazının makalenin geçersiz sayılacağından dolayı yer yerinden oynar cümlesini kullanmıştım umarım anlamanıza biraz daha yardımcı olabildim @Melchizedek

Whom united with virtue, death shall not seperate.