Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: TOLERANS – 1  (Okunma sayısı 6024 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Kasım 14, 2009, 01:43:38 ös
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay




Çoğu Batı dilinde olduğu gibi dilimizde de yer alan tolerans kavramı, köken olarak Latince “tolerare” fiilinden türetilmiş, tarihsel bakımdan da hayli eski bir sözcüktür. Aynı kökten “tolerabl” (sabırlı-katlanılabilir), “tolerantia” (tahammül), “toleratus” (dayanılabilir) gibi sözcükler de türetilmiştir.

Bu sözcüğü ilk kez 15. yüzyılda Alman Papaz Nicolas Cusanus’un kullanmış olduğunu görüyoruz. Sonraları Fransızcaya “tolérance” olarak giren bu sözcüğe o dilde değişik anlamlar da kazandırılmıştır. Örneğin, “maison de tolérance” terimini Türkçeye çevirirseniz bu “tolerans evi” olur ama Fransızcada bir deyim olarak “genelev” anlamında kullanılır.

Tolerans yalnızca sosyoloji ve felsefe dilinde yer etmekle kalmamış, teknik dile de yerleşmiştir. Ancak toleransın teknikteki anlamıyla, sosyoloji ya da felsefedeki anlamı arasında benzerlikler olduğu kadar büyük farklılıklar olduğunu da bilmeliyiz.

Dilimizde tolerans sözcüğünün karşılığı olarak “hoşgörü” de kullanılıyor. Hoşgörü; güncel dilde sabırlı olma, dayanma, katlanma, boş verme, müsaade etme, göz yumma gibi anlamlara çekiliyor. Ben buna pek katılamıyorum.

Eskiden, hoşgörünün karşılığı olmak üzere, Arapça “tesamüh” kökünden türetilme “müsamaha” kullanılırdı. Müsamaha ile Arapça “hamil” kökünden türetilmiş ve eş amaçla kullanılan “tahammül” sözcüğü aynı şey değil; işte bu ikincisi toleransın karşılığı oluyor.

Kimileri, toleransın din ve vicdan özgürlüğü konusu incelenirken hoşgörü sözcüğüyle karşılanmasını fakat düşünce özgürlüğü konusu irdelenirken doğrudan tolerans sözcüğünün kullanılmasını öneriyor. Buna göre; “Dinsel konulardan söz ediyorsak tolerans sözcüğünü kullanamayız. Çünkü tolerans kavramında bire bir eşitlik söz konusudur. Oysa bir inanç sisteminde ‘bire bir eşitlik’ söz konusu olamaz. Bir dindar ya da iman sahibi için söylem şudur: «Elbette senin dinin senin için kutsaldır ama benim dinim seninkinden üstündür.» Bu yaklaşım, dinsel inanç söz konusu edilince toleransı değil, olsa olsa hoşgörüyü gerektirir.”

Konu dinsel anlamda tolerans ise; önce tüm dinleri genel bakımdan “toleranssız” diye nitelemek biçiminde bir ön yargıdan kaçınmak gerekir. Dünya dinleri arasında gerçeğe giden yolların pek çok, kendisinin bunlardan yalnızca birisi olduğunu söyleyen gerçekten içtenlikli, toleransa sahip din ve mezhepler de vardır; Budizm, Bogomilcilik, Katharcılık gibi.

Belki de toleranssız olan aslında dinler değil, tek tek inanç sahipleridir.

Konuya bu bakış açısı ile yaklaşırsak, din ve vicdan özgürlüğü konusu irdelenirken bile tolerans ile hoşgörü kavramlarının kesin çizgilerle birbirlerinden ayrılmasına gerek kalmaz. Ayrıca, tolerans kavramındaki “bire bir eşitlik” anlayışının ortaya çıkmasının da çok yeni tarihlerde oluştuğunu göz önüne almalıyız.

Bir başka gerekçe olarak da; “hoşgörü” kavramının ağırlıklı olarak akıldan çok duyguya dayandığını, tolerans kavramının ise duygusal olmaktan öte akılcı bir yön taşıdığı öne sürülür.

Eğer bir dinsel inanç sistemi kendisi için pratik bir yarar görüyorsa toleranslı olabilir. Pratik yarar görmede, duygudan çok akılcılık ön plana çıkar. Demek ki akılcı tutumu ağırlıklı olarak tolerans kavramına vermek, buna karşılık duygusallığı sadece hoşgörüye tanımak gibi kesin bir ayırım yapılamaz.

Kimileri de teknik dilde kullanılan tolerans sözcüğünün hiçbir zaman hoşgörü ile karşılanamayacağını öne sürmektedir. «Bu iki sözcüğü kesinlikle birbirlerinden ayırmak gereklidir.» derler.

Bence haklılar.

Gerçekten de teknik dilde kullanılan tolerans sözcüğü, “hata payı” anlamı taşımasının yanı sıra, “izin verilen ayar farkları”, “karşılıklı uyum sağlama”, “mekanik parçaların uyuşma payları” gibi anlamlara gelir. Özellikle makine elemanları arasında uygun çalışmayı sağlamak amacıyla bilerek bırakılmış aralık ya da boşlukları da anlatır.

Örneğin birbirlerine yük aktaran iki makine dişlisi arasında bilerek bırakılmış boşluk bir hata payı değil, doğrudan sistemin işlerliğinin gereğidir. Bu boşluk gereğinden fazla olursa sistem düzgün yük aktarımında bulunamaz; aksine gereğinden az ise, dişliler sıkışır ve çalışmaz.

Teknik dilde kullanılan hata payı sözcüğü ile bir niceliksel (kantitatif) ölçmedeki hassasiyet de amaçlanır. Örneğin elimizde ne denli gelişmiş teknik aygıtlar bulunursa bulunsun, bir merminin hızını kesin ve tam olarak değil, ancak çok küçük de olsa bir hata payı yani tolerans ile ölçebiliriz.

Bütün bunlardan şu sonuca varabiliriz:

Toleransın teknik dildeki konumuna bakarak, bu sözcüğün hoşgörü ile karşılanamayacağını söyleyerek, tolerans sözcüğünü kullanmak üzerinde diretmek; din, vicdan, düşünce özgürlüğü gibi konularda aynı sözcüğü hoşgörü olarak kullanıp kullanmama konusunda geçerli bir gerekçe değildir. Felsefe ve sosyoloji dilinde kullanılan tolerans kavramı ile teknik dilde kullanılan tolerans kavramı arasında anlam farkları vardır.

Kimileri tolerans sözcüğünün Türkçe olmadığını, bu nedenle Türkçe konuşup yazarken hoşgörü sözcüğünün kullanılmasının daha doğru olacağını öne sürüyor.

Yanılgılı bir ileri sürüş bu…

Her ne kadar hoşgörü Türkçe konuşma diline yerleşmiş bir sözcük ise de, “hoş” kökeni bakımından Farsçadır; “iyi ve güzel” anlamına gelir. Dolayısıyla hoşgörü Osmanlıca, bir başka deyişle eski Türkçe bir sözcüktür.

Ben hep Türkçeci olduğumu söyler durumum ama bu tarz bir “Türkçecilik” tutumu, dilimize Batı dillerinden alınıp yerleşmiş birçok sözcüğün kaldırılıp eski dile dönülmesini, örneğin “geometri” yerine “hendese” getirilmesini ya da bunu da yapmayıp yepyeni bir Türkçe sözcük oluşturulmasını gerektirir. Böyle bir sözcük benimsenip yerleşinceye kadar ise, insanlar arasındaki iletişim kopar. Türk Dil Kurumu zaman zaman böyle şeyler yapıyor; yeni çıkarılan sözcük yerleşene kadar birbirimizi anlamakta güçlük çekiyoruz.

Ancak buradaki konumuz elbette ki “Türk dili tartışması” değil. Konumuz, hangi durumda “tolerans” hangisinde hoşgörü sözcüğünün kullanılmasının uygun olacağını belirlemek, dana çok ilerlemeden önce kavram üzerinde uyuşma sağlamak olmalı.



Bilmem bu aşamaya kadar yazdıklarım üzerinde ilgilenen forum katılımcıları ne diyecek? Onlar diyeceklerini desin, ben ondan sonra devam edeyim.

ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Kasım 14, 2009, 02:01:43 ös
Yanıtla #1
  • Seyirci
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 4170
  • Cinsiyet: Bay

Sn.Adam

Kavramlar konusunda bencede tam anlaşılabilmesi için sıra ile çalışılması gereken konular olduğunu düşünüyorum ki insanlar aslında neler konuşulduğunu anlasınlar.

Kimileri, toleransın din ve vicdan özgürlüğü konusu incelenirken hoşgörü sözcüğüyle karşılanmasını fakat düşünce özgürlüğü konusu irdelenirken doğrudan tolerans sözcüğünün kullanılmasını öneriyor. Buna göre; “Dinsel konulardan söz ediyorsak tolerans sözcüğünü kullanamayız. Çünkü tolerans kavramında bire bir eşitlik söz konusudur. Oysa bir inanç sisteminde ‘bire bir eşitlik’ söz konusu olamaz. Bir dindar ya da iman sahibi için söylem şudur: «Elbette senin dinin senin için kutsaldır ama benim dinim seninkinden üstündür.» Bu yaklaşım, dinsel inanç söz konusu edilince toleransı değil, olsa olsa hoşgörüyü gerektirir.”


Din konusundaki üstteki yazınıza katılıyorum.Din konusunda kimse karşısındakine tolerans göstermez.Hoşgörü bu sitede bizimde yaptığımız gibi en doğru olan yoldur.Tolerans göstermek bazı arızalarla beraber o konuyu benimsemek gibide algılanabilir.

Bu belirlemelerden bu konu ile ilgili tolerans ve hoşgörüyü başka başka olayların içinde değerlendirmek daha doğru bir yaklaşım olur.Hayatın dinamikleri ile ilgili konularda tolerans sevgiye dayalı konularda ise hoşgörülü davranmak daha doğru sonuçlar verir diye düşünüyorum.
ÖZGÜRLÜK BİLE SAHİP OLMAK İÇİN SINIRLANDIRILMALIDIR.

EDMUND BURKE

Hayat Bizi Resmen Dört İşlemle Sınar. Gerçeklerle Çarpar, Ayrılıklarla Böler, İnsanlıktan Çıkarır ve Sonunda Topla Kendini Der.  leo


Eylül 09, 2017, 12:43:05 ös
Yanıtla #2
  • ÖMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1432
  • Cinsiyet: Bay

Ne değişik bir konu. Hem de bir yazı dizisi. Pek çok kişi de okumuş görünüyor?
Peki anlayıp uyguluyor muyuz?
Masonluğun Eşitlik, Kardeşlik ve Özgürlük dışında söylenmeyen bu dördüncü ilkesi; Bilgelik, Güç ve Akıl dışındaki bu dördüncü sütunu. Yazılmıyor, söylenmiyor, görünmüyor diye mi yok sayıyoruz?
Alterius non sit qui suus esse potest


Eylül 09, 2017, 03:41:44 ös
Yanıtla #3
  • Seyirci
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 286
  • Cinsiyet: Bay

Çıkarımız doğrultusunda hareket etmeliyiz herhangi bir konuda hoşgörü kavramını kullanmak işe yararken yine aynı alanda başka bir konuda tolerans kavramını  kullanmak işimizi çözebilir.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
0 Yanıt
2390 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 15, 2009, 01:33:31 ös
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
1952 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 16, 2009, 11:23:56 öö
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2942 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 17, 2009, 08:44:36 öö
Gönderen: ADAM
1 Yanıt
2416 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 19, 2009, 12:50:54 ös
Gönderen: Isis
6 Yanıt
3818 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 20, 2009, 06:07:51 ös
Gönderen: ADAM
6 Yanıt
3905 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 21, 2009, 11:53:13 öö
Gönderen: ADAM
1 Yanıt
2760 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 22, 2009, 07:57:12 ös
Gönderen: Prenses Isabella
0 Yanıt
6735 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 22, 2009, 11:00:38 öö
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2114 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 17, 2010, 08:25:01 öö
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2334 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 18, 2010, 08:32:43 öö
Gönderen: ADAM