Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: K-9 Nedir?  (Okunma sayısı 1200 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Haziran 16, 2019, 12:35:28 ÖS
Yanıtla #10
  • ÖMBL/KMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1122
  • Cinsiyet: Bay

Canis Majoris (Köpek)
Lepus (Tavşan)
Columba (Güvercin)

Üç takım yıldız gökyüzünde bir eşkenar üçgen (delta) oluşturuyor... Ortalarında da gökyüzünün en parlak yıldızı Sirius...

Her şeyi gören göz figürü çıkışı için daha uygun bir yer düşünemezdim...

Üstelik bu iki yer arasında geçiş için mitoloji ve sanatta daha yaratıcı ne olabilirdi ki? İki dünya arasında geçişi kontrol eden köpek başlı Anubis, Canis Majoris! Takip ettiğinde harikalar diyarına gireceğin tavşan, Lepus! Kurtuluşu simgeleyen Nuh'un Güvercini ya da Güvercin olarak simgelenen Isis /Esus ile J-esus, Columba!

Laicus Humanitas Scienti


Haziran 16, 2019, 11:50:37 ÖS
Yanıtla #11
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 262
  • Cinsiyet: Bay

Herkesin içinde bir Sirius yıldızı olmalı 🙂
Fotoğraflar arasında bir çiçek gördüm, bu çiçeği unutma beni çiçeğine benzettim. Bu doğru mudur?
İnsanı ayakta tutan iskelet ve kas sistemi değil prensipleri ve inançlarıdır.   A. Einstein


Haziran 17, 2019, 09:37:42 ÖÖ
Yanıtla #12
  • ÖMBL/KMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1122
  • Cinsiyet: Bay

Herkesin içinde bir Sirius yıldızı olmalı 🙂
Fotoğraflar arasında bir çiçek gördüm, bu çiçeği unutma beni çiçeğine benzettim. Bu doğru mudur?

Forget me not ya da unutma beni çiçeği aslında çok yeni bir simge sayılabilir. Benim verdiğim ise Alev Saçan Yıldızdır. Unutma beni olsa olsa benim verdiğim ilk kullanımın sönük bir yansıması olabilir. Ancak unutma beni çiçeğinin kendi hikayesi güzel bir kaynaktan alıntıladığım şekilde şöyle:

Nazilerin Almanya’da iktidara kesinlikle sahip olduktan sonra getirdikleri yasaklardan biri de giysilerin üzerine rozet ya da benzeri alametler takmaktı. Rozet olarak sadece Nazi Partisi’nin amblemi takılabilirdi. Bunun tek bir istisnası vardı; o da Yahudilerin elbiselerinin, şayet üstlerinde palto gibi bir şey varsa onun üzerine takmak zorunda oldukları kocaman ve sarı renkli Yahudi Yıldızı. Ancak bu yasağa çok ilginç bir istisna getirildi. 1933 yılında yoksul halka kışın devlet yardımı sağlamak amacıyla bir vakıf kurulmuştu. Nispeten daha iyi durumda olanlardan bağış toplanırdı. Vakıf üyeleri bağış yapılmasını cazip kılmak için birçok yöntem geliştirmişti. Kasım ayından Mart ayına kadar her kentin belli meydanlarında yoksul halka ve işsizlere  Almanların ünlü “Eintopf” adlı yemeği dağıtılırdı; bunu da işte o bağış verenler sağlardı. Ayda bir pazar günü o aileden yardım alındığını göstermek için basit bir rozet verilmesine başlandı. İşte bunların takılmasına izin vardı. Bu amaçla 1933- 1943 yılları arasında yaklaşık sekiz bin değişik tipte  rozet çıkarılmıştı. 17-26 Mart 1938 tarihleri arasındaki dönem için çıkarılan rozet şöyle bir şeydi:


Bu rozet çok tutuldu ve sonraki dönemlerde de birkaç kez kullanıldı. Dolayısıyla Almanya’da birçok kişinin yakasında görülür oldu. Ancak 1926 yılında yani Masonluk Hitler Almanyası’nda yasaklanmadan önce, merkezi Bremen’de olan “Die Grossloge zur Sonne” (Güneş Büyük Locası) o yıl düzenlenen genel kurul toplantısında katılımcılara günün anısı olmak üzere armağan edilmek üzere aynı rozeti yaptırmıştı. Mason olduklarını henüz unutmamış kimi kardeşler, o rozetin Bremen’de eski kalıplarını buldu ve az sayıda yaptırıp takmaya başladı.

1948 yılında Almanya’da Masonluğun yeniden canlandırılmasına girişilirken, bu rozet yine kardeşlere dağıtıldı. O tarihteki Büyük Üstat Theodor Vogel, yurt dışı ilişkilerinde gittiği yerlere bunlardan çokça götürerek kardeşlere armağan etti. Böylece bu rozet, 1950’li yıllarda Alman Masonluğu’nu yansıtır bir alamet olmaya dönüştü. Ancak o kadarla kalmadı; mason kardeşler hemen her ülkede olağan rozetlerinin yanı sıra bu rozeti de kullanır oldu.
Laicus Humanitas Scienti


Haziran 17, 2019, 04:35:29 ÖS
Yanıtla #13
  • ÖMBL/KMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1122
  • Cinsiyet: Bay

Sirius’un ise özel bir durumu vardır. Aslında Sirius bir tek yıldız değil bir yıldız çiftidir. Fakat bu keşif 1862’de Alvin G. Clark tarafından yapılıncaya kadar tek bir yıldız zannedilmekteydi. Sirius A bizim ışığını görebildiğimiz ve Güneş’ten 8.6 ışıkyılı uzakta olmasına rağmen onlarca kat daha parlak olan yıldızdır. Bir de Güneş’le Uranüs mesafesi kadar diyebileceğimiz mesafede Sirius B mevcuttur. Sirius B artık bir beyaz cüceye dönüşmüştür. Hidrojen ve Helyumu yakmayı bitirmiş ve geriye ağır metalleri kaldığından yoğunluğu inanılmaz yüksektir. Öyle ki çok az bir miktarını kaşıkla alabilseniz tonlarca ifade edilmektedir. İşte bu yüzden bir başka ilginç taraf ortaya çıkmaktadır. Çok önceleri göğün sabitleyicisi olarak bu yıldız Demirkazık olarak da isimlendirilmekteydi! Türk mitolojisinde gökten inen bir mavi ışık olarak figüre edilmiş kurt, ruhların kapısı Sirius’tan gelmiştir. Soyu tükenmekte olan bu yalnız dişi, burada çoğalarak türemiştir! Yine kadim Mısır mitolojisinde Sirius İsis olarak gösterilmekte ve bir köpeğe binmiş şekilde tasvir edilmektedir. Giza piramiti başta olmak üzere tapınak ve yapılar Sirius’a göre konumlandırılmaktadır. Denderah’taki Hathor Tapınağı’nda, “İsis yeni yılın ilk gününde tüm ihtişamıyla mabette parlar, tapınağı aydınlatır ve ışıkları ufuktaki babası Ra’nın ışıklarına karışır.’’ ifadesi bulunur…
İlginç bir bulgu’da Osiris Orion ile ilişkilendirilirken İsis’in Sirius ile ilişkilendirilmesi ve kral odasına Orion, kraliçe odasına Sirius hizalanacak şekilde piramitlerin inşa edilmesidir.

Bu iki yıldız birbiri etrafında yaklaşık 49.9 yılda dönmekte ve birbirine madde ve gaz aktarımı gerçekleşmektedir. Yıldızların birbiri etrafında dönüşü ise adeta DNA sarmalı gibi heliks yapıya benzemektedir. Yine bir ilginç durum ise Marcel Griaule tarafından kültürleri keşfedilip tanıtılan Afrika, Mali Cumhuriyetinde yaşayan ilkel bir kabile olan Dogonların M.Ö. 3200 lere kadar takip edilecek şekilde mevcut durumlarıyla uyuşmayacak biçimde detaylı astronomik bilgilere sahip oluşudur. Dogonlar ancak 1970’lerde detaylı gözlemleri ve fotoğraflaması yapılmış olan Sirius B yi de içerecek şekilde sistemin iki yıldızdan oluştuğunu, bunlardan birinin sönük bir yıldız olduğunu, Potolo adını verdikleri bu sönük yıldızın çok ağır bir maddeden mamul olduğunu, birbirleri etrafında 50 yılda döndüklerini biliyorlardı. Bu yıldızlar etrafında dönen bir gezegenden gelen, hem su hem karada yaşayabilen Nommo’ların atalarına bildiklerini öğrettiklerine de inanıyorlardı. Robert Temple, Erich Von Daniken gibi yazarların teorilerine konu olan bu insanların belki de en ilginç aktarımları aşağıdaki görselde karşılaştırıldığı üzere neredeyse kusursuz şekilde yıldızların birbirine göre hareketlerini çizimlerinde görüyor oluşumuzdur.


ŞİMDİ GELELİM YİNE BANA ÖZGÜ SPEKÜLASYONA. Bu heliks ve ucunda yıldız tasviri, sizce de HERMES'in asasına benzemiyor mu? Peki ASA/Kadüse'nin ucundaki kanatlar ve ulaştığı yıldızın (COLUMBA), AMORC'un postulant (aday) için seçtiği simgeyle benzerliğine ne dersiniz?


Laicus Humanitas Scienti


Haziran 18, 2019, 08:52:14 ÖÖ
Yanıtla #14
  • ÖMBL/KMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1122
  • Cinsiyet: Bay

Hadi bugün sonuna üç nokta koyarak bu spekülatif seriyi bitirelim.

Masonlukta da Sirius önemlidir, yazıyı okuyanlardan gözü açık olanlar nedenini niçinini görmüştür. Mason çalışmaları ile 'Merdiven'in basamaklarını birer birer çıkar, kazandığı erdemlerle tekâmül eder ve sonunda 'vardığı bir yer' vardır...

Ancak buna her zaman bu şekilde felsefi açıdan bakılmadı tarihte. Masonlar değilse bile bazı ezoterik örgütlerden geçmiş kaynaklara ulaşılamayacağını, kayıp kaynaklara ruh çağırma vs. seanslarıyla ulaşmanın mümkün olduğunu düşünen parapsikoloji meraklıları ortaya çıktı.

Daha da ileri giden örgütler oldu.

Tapınakçıların devamı olduğu iddiasıyla Jacques Breyer tarafından kurulan “L’Ordre Souverain du Temple Solaire” (Güneş Tapınağının Egemen Tarikatı) ilginç örgütlerdendir. Zira 1994 yılına gelindiğinde Joseph di Mambro ile birlikte tarikatın 53 üyesi, aynı anda İsviçre ve Kanada’da topluca kendilerini yakarak intihar etti.
Bu olay, dünya çapında hayli yankılandı. Örgüte Satanist damgası vuruldu. Tarikat üyeleri ise şöyle bir görüş ileri sürdü:
‘‘Onlar intihar etmedi… Ruhları Siriüs’e iletildi. Orada bedenlendiler’’

Yukarıdaki anlatımlardan görüldüğü üzere geçmiş toplumlarda hiç de az olmayacak şekilde Sirius ve Güneş etrafındaki yaşamın ilintili olduğu, Dünya’daki yaşamın Sirius’tan gelenlerce başlatıldığı ya da gelişiminde etkide bulunulduğu, bu iki yer arasında ‘Ruhların Kapısı’ olduğu (belki de kapısı Anubis/Köpek tarafından kontrol edilen) ve bir şekilde tekrar oraya yükselmenin mümkün olduğuna dair anlatışlar görülmektedir.

Son olarak konu ile ilgisiz bir illüstrasyon vereceğim...

 
Fiat Lux, Işık oldu ve Colombe’yi takip ederek başladığı yere dönmek mümkündür temalı illüstrasyon… Johannis Conradi Barchusen, Elementa Chemiae,1718

Benden bu kadar.
...
Laicus Humanitas Scienti