Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: MASONLUKTA DIŞA BAĞIMLILIK  (Okunma sayısı 1191 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Temmuz 29, 2019, 10:06:01 ÖÖ
  • ÖMBL/KMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1151
  • Cinsiyet: Bay

Antimasonik kişilerin bir özelliği de kimi zaman, 'e iyiymiş, hedefleriniz, kişisel gelişim, barış, kardeşlik, insanlığın mutluluk ve huzuru vs...' dedikten sonra aslında sizi hiç dinlemediklerini gösteren büyük bir AMA koyuşlarıdır.

Merak ediyormuş gibi sorarlar; anlatsam mı, değer mi filan diye düşünürsünüz. Sonra dediklerinizi aslında sizi ikna edip düştüğünüz yanlış yoldan (!) kurtarmak üzere size söyleyeceklerini söyleyebilmek için dinlediklerini keşfedersiniz.

En iyi yol, cevap vermeye bile gerek duymamaktır. Ancak bu durumda şu söz akla gelir: 'Edepli edebinden susar, edepsiz ben susturdum sanır.' Masonların zaten kendini anlatma gibi bir derdi pek yoktur. Kurumsal olarak zaman zaman bazı hukuki açıklamalar yapılması gerektiğinde ülkenin Büyük Loca yetkilileri uygun şekilde bunu yapar.

Masonların da gereksiz bir şekilde  içine girdiği bir tartışma da 'Büyük önder Atatürk'ün' mason olup olmadığıdır. Benim için hiçbir önemi olmayan bir konudur.

Lionel Messi'nin iyi bir futbolcu oluşundan dolayı aynı zamanda çok iyi şarkı söyleyeceğini düşünmek gibi, sevdiğimiz kişileri tüm sevdiğimiz konularda bizim yanımızda görmek isteriz.

Atatürk büyük bir komutandır, ancak masonluğun savaşlarla bir ilgisi yoktur. Atatürk büyük bir devlet adamıdır, ancak masonluğun devlet yönetimi ya da siyasi işlerle bir ilgisi yoktur.

Masonluğun kişide geliştirmesini beklediği erdemleri kendisinde buluşturmuş bir örnek insan olduğu için kimi masonlar bir zamanlar masonluğa girmiş olduğunu ispata çalışır, kimi hâricîlerde aslında ne kadar masonluğa karşı olduğunu kanıtlamaya çalışır. İkisi de doğru yaklaşım değil ama ikisi de bana göre gereksiz yaklaşım.

Bir zamanlar forumda Ünlü Masonlar diye bir başlık vardı. Burada altı çizilen konu şu idi, ünlü olup mason olanlar değil, mason olup meslek içinde ünlü olan kişiler. Örneğin Ayhan Işık ve Zeki Alasya kardeşler ünlü olmuş ve aynı zamanda mason olmuş kardeşlerdir, ancak ünlü birer mason olmuşlar anlamına gelmez.

Söylenen söz çok basit aslında anlaşılmaması ancak kasti olarak anlamak istemeyişle mümkündür. Masonluk dünyada özgür tüm ülkelerde kurumsallaşmış, her ülkede kendi ULUSAL (severseniz yerli ve milli de deyin) yapısını kurmuş bir teşekküldür. İnsanların problemlerini ortadan kaldırıp, yalnızca bizim için değil tüm insanlar için barış ve mutluluk yuvası olacak bir ortam oluşturmaya çalışır. Ancak bu olması mümkün görünmeyen bir ütopyadır. Bu yolda çalışmak bugüne kadar insanı ve insanlığı ileri taşımıştır. Fakat sınırları ortadan kaldırmamıştır. Sınırlar ortadan kalkıncaya kadar da ben Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak Atatürk ilke ve devrimleri ile anayasamızda tarif edildiği şekilde bir milliyetçiyim. Elbette her işimde ve eylemimde vatandaşlarımın ve yurdumun çıkarlarını korumak benim vatandaşlık görevimdir. Masonluk mesleğinde her dinden her ırktan her siyasi görüşten insan var. Böyle bir ortam varken masonluk kalkıp bunlardan birini kendine tercih ederek diğerlerini buna uygun davranmaya davet edebilir mi? Zorlayabilir mi? Zorlarsa dogmalardan ve bağnazlıktan arındırmaya çalışılan üyelerinin zihinleri, bunu da bir dogma, bir dayatma olarak alıp, o ortamdan ayrılmaz mı? Masonluktan ayrılmak mümkündür ve sık karşılaşılan bir durumdur. Yani girse bile ayrılamaz, o hâricilerin izlediği filmler ve hayal ürününün konusudur.

Amerikan iç savaşında kuzeyli ve güneyli komutanlar ve yöneticiler arasında masonlar vardı. Antimasonik teoriye göre masonluğun savunduğu bir tek görüş bu kişilere dayatılamaz mıydı?

Fransız devriminde hem kral yandaşları hem devrimciler arasında masonlar vardı. Dayatma yapılamaz mıydı?

İngiliz taht oyunlarında hem stuartist hem oranj destekçileri ve hatta  ayrıca diğer hanedanların destekçileri oldu, hatta hiçbirini değil Cromwell'in cumhuriyetini destekleyenlerde. Dünya savaşları sırasında her milletten milyonlara yakın insan öldü, bazı masonik localar ülkeleri için savaşan masonların ölümü sebebiyle toplanamaz hale geldi, üyelerinin tamamını kaybederek tarihten silinen mason locaları vardı? Bu insanlar neden öldü? Eğer masonluk İngiltere kontrolündeyse İngilizler tüm savaşları kazanmalı değil miydi? Hatta savaşmadan.

Bunlar hayali iddialardır. Günlük konular, masonik çalışmanın bir konusu değildir.

Siyaset bir toplum bilim ölçeği ile sunu konusu olur ancak, o da güncel değil, örneğin ortaçağ aydınlanması ve rönesans konusu işlenirken dönemin politik ortamının verilmesi gerekliliğindendir. Yoksa A partisi mi B partisi mi, yoksa liberalizm mi, kapitalizm mi, sosyalizm mi iyidir gibi konular mabed duvarlarının içine giremez.

Her şeyden önce masonluk mabedde yapılır. Kendimizi yetiştirebildiğimiz ölçüde de edindiğimiz erdemleri kendimizle sosyal yaşantımıza götürürüz. Bunun dışında ne önümüze dünya haritası serip şurayı sen yönet veya sizin şu bölgenizde maden var bize verin gibi bir konuşma geçer, ne sınırlar değişir, ne de kişilerin kutsal saydıkları noktalara dokunmak kimsenin haddi ve ilgisidir.

Ancak dediğim gibi herkes dilediğini söyleyebilir. Benim için kimin ne dediğinin önemi yoktur. Masonluğun kökü dışarıdaymış da, o yüzden  Atatürk kabul etmemiş miş... Bunlar bugünden geçmişe bakıp uydurulan senaryolar. O günlerde ülkeler arası cephelerde ya da anlaşma masalarında karşımızda olan masonlarda vardı, yanımızda olan masonlar da... Atatürk ile ilgili ya da diğer devlet adamlarımızla ilgili söyleyeceklerimizde vardır elbet. Hatta günümüzdeki partilerde üye olan, Türkiye'nin yönetiminde söz sahibi olan insanların hepsiyle ilgili bilgilerimiz, kendi fikirlerimiz vardır. Ancak bunlar masonluğun konuları değil, kişilerle ilgili şeylerdir.


Bu kapsamda ben yine diyeceğimi dedim, dediğim gibi dileyen dilediğine inanıp, istediğini şeytanlaştırabilir...

Ancak kurumsal açıklamalardır esas olan. Kurumsal açıklamalar da Büyük Locaların web sayfalarında yer almakta, zahmet edip okuyamayacak kadar meşgul olanlar için ben burada Büyük Mason Mahfili Derneği (Özgür Masonlar Büyük Locası) nın konuyla ilgili kaleme aldığı yazıyı paylaşmak isterim.


-----

Masonluğun dışa bağımlı olduğu sıkça dile getirilen bir suçlamadır. Dünyayı yöneten karanlık güçlerin bulunduğu ve bunların masonlarla ilintili olduğu hatta masonlardan emir aldığı zaman zaman dile getirilir. Komplo teorilerinin çok sık rastlanan bir uzantısı da, bu konularda araştırma izlenimi veren romanlar yazmak ve “en çok satan kitap” ödülleri alarak iyi para kazanmaktır. Her yıl Tapınak Şövalyeleri, ezoterik (içrek) örgütler, Ortaçağ söylenceleri, simya mucizeleri ya da dinlerin gizli yan kolları gibi konularda pek çok kitap çıkar ve bir şekilde Masonluk’la bağlantılar kurulmaya çalışılır. Bunlar sabun köpüğü gibi olsalar da, belleğimizde bazı izler bırakır. Kaldı ki, birinin öyküsü unutulmadan bir yenisi kitapçı vitrinlerini süslemeye başlar.

Masonluk, insanlaşma süreci de dediğimiz tarihsel gelişim sürecinde iz bırakmış olan bütün kültürlerin olumlu bulduğu yanlarını almış; tamamen insansal bir yaklaşım içinde, hep gelişime açık olarak yapılanmıştır. Masonluğun kurumsal olarak şekillendiği 18nci yüzyıl, Aydınlanma Çağı altyapısının belirginleştiği dönemdir. Masonluk’ta da bunun izlerini buluruz. Yukarıda sözünü ettiğimiz tapınak şövalyeleri, mistik örgütler, Ortaçağ, simya konulu çalışmalar, dinler ve gizli yan kolları genellikle 18nci yüzyıl öncesindeki tarihlere ilişkin olgulardır. Masonluğun kurumsallaştığı dönemde, bütün bunlardan yararlanılmış, hepsinin olumlu bulunan yanları yeni bir yapının taşları olarak kullanılmıştır.
Örneğin şövalyeliğin mertlik ve yiğitlik erdemi, içrek örgütlerin simgesel dil zenginliği ve usta çırak yöntemi, Ortaçağ sanatından kalma duyarlılık, simyacıların değişim ve gelişim anlayışı, mistik yapılanmalarda evrensel gerçeğe duyulan ilgi hep farklı boyut, yorumlama ve uyarlamalarla masonlar tarafından değerlendirilmiştir. Bu olgu, Masonluğun kendisinden yüzyıllar önce var olan bir başka kurumun eylemlerinden sorumlu olduğu anlamına gelmemelidir. Masonluk eski kurum ve arayışların mirasçısı değildir, her birinden aldığı olumlu yönleri bir yapı taşı gibi kullanarak yepyeni bir yapıt oluşturmuştur. Bu yönüyle Masonluk, tarihsel süreçteki kurumlara ya da onların günümüzdeki (varsa) uzantılarına bağlı değildir; sadece o kurumların kültürel değerleri, pek çok diğerleri gibi, bazı olumlu yönleriyle Masonluk’ta yer almıştır.

Masonluğun gelişim sürecinde farklı coğrafyalarda, farklı ilişkilerin yaşanmış olması kaçınılmazdır. Ayrıca Masonluk, tüm kültürlerin sadece iyi yönlerini almak istemiş olsa bile bunda mutlak bir başarıya ulaşabildiğini savunmak da zordur. Özellikle 18nci ve 19ncu yüzyıllarda pek çok kurum, görüş, örgüt, inanış ve politika Masonluğa egemen olmayı amaçlamıştır. Bireysel yanılgılar ve çıkar ilişkileri Masonluğu barış ve kardeşlik amacının dışına çekmeye çalışmıştır. Bunların bir kısmı da dönemsel olarak başarı sağlamıştır. 19ncu yüzyılın son çeyreğine girilirken masonların en çok şikayet ettikleri konu dinsel ve politik baskıların varlığıdır. Masonluğu kendine göre yapılandırmaya ve kendi dünya görüşüne bağlamaya kalkanlar çok olmuştur. Masonluğun yansız tutumunu sürdürmek isteyenler 1875 tarihinde Lozan’da bir araya gelmişler ve özgürlükçü görüşler içeren bir “İlkeler Bildirgesi” yayımlamışlardır. Buna göre, mason localarında din ve politika konularında övücü ya da yerici hiçbir söyleme asla izin verilmeyecek, Masonluğun yansız ve bağımsız tutumu sürdürülecek, bu şekilde evrensel gerçeklerden yana kimliği korunacaktır.

Bütün bunlara karşın geçen yüzyılın başlarında, pek çok ülkede olduğu gibi Osmanlı topraklarında da politika için Masonluğun kullanılması girişimleri olmuştur. Masonluk’tan beklenti ve eğilimleri doğrultusunda yararlanmak isteyen kişi ya da kuruluşlar, yüzyılın ilk çeyreğinde etkili olmaya çalışmışlar ancak çok kısa sürede gerçeğin aranışındaki yansızlık ilkesi, ulusal Masonluğa egemen olmuştur.

Ülkemizde Anglosakson yaklaşımının temel benimsemeleriyle uyumlu olan “geleneksel masonluk” ile bizim liberal görüşlü “özgür masonluk” anlayışımız farklı kurumsal yapılarda çalışmaktadır. Liberal kesimde bir de kadınlara özgü kurumsal yapılanma vardır ve tüm insanların barış ve mutluluğu için çalışmalarını başarıyla sürdürmektedir.

Tüm ulusal mason kuruluşlarına saygıyla yaklaşarak, biz sadece Özgür Masonlar Büyük Locası’nı, eş deyişle Büyük Mason Mahfili Derneği’ni, bu çalışma başlığı altında tanıtma hakkını kendimizde görüyoruz.

Biz Özgür Türk Masonluğu’nun temsilcisi olan Büyük Mason Mahfili Derneği; Türkiye dışında hiçbir ülkeye, hiçbir yerli ya da yabancı mason kuruluşuna, niteliği ne olursa olsun hiçbir açık ya da gizli örgüte hesap vermeyen, uzantısında olmayan, güdümüne girmeyen özgün kimliğimizle tam olarak ulusal, bağımsız, liberal ve özgürüz!

Masonluk Avrupa’da kurulmuş ve gelişmiştir. Doğal olarak Avrupa kültürünün ve özgürlük arayışının izlerini taşır. Masonluğun Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti’ndeki yapılanması küresel ve yerel koşulların sosyal ve kültürel bir sonucudur.
Değişik koşullara bağlı süreçler, çeşitli ülkelerdeki mason kurumlarının niteliklerinde bazı farklılıklar geliştirmiştir. Yerelden evrensele ve evrenselden de yerele etkileşimlerin oluşturduğu birikimler, her konunun olduğu gibi Özgür Masonluğumuzun da zenginliğidir. Bununla birlikte bir mason kuruluşu olabilmek için, Masonluğun temel amaç, ilke ve yöntemleriyle uyum içinde bulunmak gerekir. Masonca niteliğin ve kurumsal kimliğin doğal gerekliliği olan bu uyum bir bağımlılık değil, mason olabilmenin, masonca ülküyü ve “düzen”i yaşatabilmenin ve yüzlerce yıllık gelenekleri sürdürebilmenin tartışılmaz koşuludur. Masonca düzen ile uyumlu kuruluşlar birbirlerini mason kuruluşu olarak tanır ve aralarında eşit düzeyde ilişkiler kurar. Türkiye’de Özgür Masonluk açısından bu ilişkilerde, hiçbir ülke ya da kurumun ayrıcalığı ya da egemenliği söz konusu değildir.

Türkiye’de Özgür Masonluk dünya Masonluğuna kapalı değildir. Avrupa Topluluğu’na uyum yasalarının Dernekler Yasası’nda ortaya koyduğu iletişim olanakları öncesinde bile, Büyük Mason Mahfili Derneği, cumhurbaşkanı ve başbakan tarafından da imzalanmış üçlü kararname ile yurt dışında yapılacak mason toplantılarına katılmaya ve yurt içinde uluslar arası toplantı yapmaya yetkiliydi. Özgür Türk Masonları özgün ve bilimsel çalışmalarıyla uluslar arası ortamda dünya masonlarıyla eşit düzeyde görüşlerini paylaşmaktadırlar. Bu paylaşımlar sadece düşünsel düzeydedir ve yerelden evrensele, öz eleştiriden eleştiriye kadar çeşitli açılımları içermektedir. Bu başı dik, gerçekçi ve onurlu tutumun ülkemize daha çok kazanım sağlayacağından kuşku duyulmamalıdır.

Özgür Türk Masonluğu bilimselliği yol gösterici olarak benimser. Gerçeklerin araştırılmasını, karanlıkların aydınlatılmasını gözetir. Gelişimden, aydınlıktan, haksızlıklara baş kaldıran insan onurunun ışıldamasından yanadır. Yabancı oluşumlara; ister mason, ister bir başka örgüt, kişi ya da ülke olsun saygılıdır ama asla bağlı değildir.
Büyük Atatürk’ün özdeyişiyle “Bağımsızlık bizim karakterimizdir!”
Alterius non sit qui suus esse potest


Temmuz 29, 2019, 02:11:42 ÖS
Yanıtla #1
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 4164
  • Cinsiyet: Bay

Antimasonik kişiler sözünüzü açtığınız konuyu açtığım konuya cevap olarak gördüğüm için üzerime alıyorum.

Sizi kınıyorum tek kelime ile.
Mason olmak gibi bir hedefim olmadığı icin antimasonik bir kisimi olma gerekiyor ?

Siz ne kadar hurseniz bende en az o kadar özgürüm.
Bu forumda sizin kadar asabi sizin kadar yaptığı guzel yemeği keyfle yakan asci misali bir mason gormedim.

Olduğumdan farklı görünmedim bu forumda bunu bil.
Ne olduğumu hep söyledim.

Bir harici olarak biz bir şey bilmezmiyiz?
Kendi öğrenme yetilerimiz yokmu?
Bildiğimiz her şey yanlismi?
Kaldiki bu konu kenarından masonluğu içeren bir iddia.

Bu iddianın sahibi haricilerde değil masonlar.
Daha geçen gün Atatürkün mason olduğunu kanıtlamak ile uğraştığını belge getireceğini söyleyen bir mason kardeşiniz yazmadimi burada.

Size okuduğum incelediğim kaynakları yazdım kendi analiz ve düşüncem olduğunu söyledim,katılırsın yada katılmazsın.

Bu yazıdan sonra hemen antimasonik yaftalamasi yapmanız aslında sizin masonluğu ne kadar icsellestirip hoşgörüden uzak karşı düşünceye ne kadar saygılı olduğunuzu kaleme almışsınız burada.

Atatürk gibi birinin mason olduğunu iddia etmek için daha fazlası gerekir.Almanyada yayınlanmış bir kitap bu turun ilk kitaplarından Atatürkün makedonyada veritas locasında tekris edildiğini yazıyor.Bu iddia kimilerinin hoşuna gidiyor olsa gerek.

Halbuki en basit tabir ile bu konuda kendisini savunamayacak yani öyledir yada değildir diyemeyecek olan Atatürk için masondu diyeceksin olacak,benim gibi sıradan biri okuyup inceleyip aklıma yatmayınca yazdığı için antimasonik olacak .
Çok ayıp çok haksızlık bu.
Şimdi size düşen bu iddianın ardından gidersiniz bunu iddiada bırakmaz belgesini gösterirsiniz.

Burada antimasonik bir yazı var ise oda işte sizin yukarıda batirdiginiz bu yazıdır.
Insanları burada böyle bu kadar ucuz karalayamazsınız.
Çok ayıp çok kınıyorum sizi.
ÖZGÜRLÜK BİLE SAHİP OLMAK İÇİN SINIRLANDIRILMALIDIR.

EDMUND BURKE

Hayat Bizi Resmen Dört İşlemle Sınar. Gerçeklerle Çarpar, Ayrılıklarla Böler, İnsanlıktan Çıkarır ve Sonunda Topla Kendini Der.  leo


Temmuz 29, 2019, 02:20:54 ÖS
Yanıtla #2

Ben sıkıldım bu tartışmadan sayın Karahan. Uzatmadan sulha dönüştürsek. Şunu diyin bitsin.
‘ Atatürk mason olsa ne olur, olmasa ne olur? Atatürk, Atatürk’tür.’ 

Sizin sürekli ‘olamaz’ söylemleriniz, sizi anti mason gösteriyor. Belki de anti mason olduğunuzun daha farkına varamamışsınız. Dıştan kendinizi kandırabilirsiniz ‘ben mason düşmanı değilim’ diye ama mühim olan bilinçaltının ne dediğidir. Sizin bilinç altınız bu konuda negatif düşünüyor. Nitekim anti-mason da olabilirsiniz, bu da bir olağan tercihtir. Ama bunu bilinçaltından bilincinize çıkartıp kabul etmeniz daha faydalı olacaktır.

Kendi naçizane görüşüm bu.

Sevgi ile kalın.
Errare humanum est.
Beni böyle sev, seveceksen.


Temmuz 29, 2019, 02:25:40 ÖS
Yanıtla #3
  • Mason
  • Orta Dereceli Uye
  • *
  • İleti: 399
  • Cinsiyet: Bay

Türk Masonluğu, hiçbir şekilde dışarıya bağımlı bir kurum değildir.

Aynı örnek verilmişti ama tekrarında fayda görüyorum;

Futbolu bulan İngilizler, kurallarını koyan UEFA ve FİFA. Türk futbolu kökü dışarıda bir kurumudur bu halde?

İlk profesyonel polis teşkilatı Londra'da kurulmuş, hemen ardından kriminoloji denilen bilim gelişmiş. Türk Polis Teşkilatının kökü dışarıda mı oluyor bu durumda?

Aynı şey Masonluk için geçerlidir, başka topraklarda doğması, o topraklara bağlı olduğu anlamına gelmez, öyle de değildir zaten.

Saygılarımla ve sevgilerimle
The Brotherhood of Man begins with the Manhood of the Brother.


Temmuz 29, 2019, 02:32:27 ÖS
Yanıtla #4
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 4164
  • Cinsiyet: Bay

Ben sıkıldım bu tartışmadan sayın Karahan. Uzatmadan sulha dönüştürsek. Şunu diyin bitsin.
‘ Atatürk mason olsa ne olur, olmasa ne olur? Atatürk, Atatürk’tür.’ 

Sizin sürekli ‘olamaz’ söylemleriniz, sizi anti mason gösteriyor. Belki de anti mason olduğunuzun daha farkına varamamışsınız. Dıştan kendinizi kandırabilirsiniz ‘ben mason düşmanı değilim’ diye ama mühim olan bilinçaltının ne dediğidir. Sizin bilinç altınız bu konuda negatif düşünüyor. Nitekim anti-mason da olabilirsiniz, bu da bir olağan tercihtir. Ama bunu bilinçaltından bilincinize çıkartıp kabul etmeniz daha faydalı olacaktır.

Kendi naçizane görüşüm bu.

Sevgi ile kalın.

Bilinç altıma dokunma.
ÖZGÜRLÜK BİLE SAHİP OLMAK İÇİN SINIRLANDIRILMALIDIR.

EDMUND BURKE

Hayat Bizi Resmen Dört İşlemle Sınar. Gerçeklerle Çarpar, Ayrılıklarla Böler, İnsanlıktan Çıkarır ve Sonunda Topla Kendini Der.  leo


Temmuz 29, 2019, 02:35:31 ÖS
Yanıtla #5

Türk Masonluğu, hiçbir şekilde dışarıya bağımlı bir kurum değildir.

Aynı örnek verilmişti ama tekrarında fayda görüyorum;

Futbolu bulan İngilizler, kurallarını koyan UEFA ve FİFA. Türk futbolu kökü dışarıda bir kurumudur bu halde?

İlk profesyonel polis teşkilatı Londra'da kurulmuş, hemen ardından kriminoloji denilen bilim gelişmiş. Türk Polis Teşkilatının kökü dışarıda mı oluyor bu durumda?

Aynı şey Masonluk için geçerlidir, başka topraklarda doğması, o topraklara bağlı olduğu anlamına gelmez, öyle de değildir zaten.

Saygılarımla ve sevgilerimle

Ama bu konuda size katılamayacağım sayın Caliper. Sadece Türk masonluğu değil, tüm dünya devletlerindeki masonluklar Birleşik krallığa bağlıdır. Ezoterizmin Kökeni ve Başlangıcı ilk insana kadar gidebilir ama ‘ezoterik öğretiler bayrağı’ tüm dünyaya yayılmak için ‘büyük oranda’ eski anlaşmalarla Birleşik krallığa geçmiştir.

Ama bu demek değilki ‘ herşey birleşik krallığa bağlı’. Bu durum aslında aydınlanmanın artık büyük bir imparatorluk olan birleşik krallıkla tüm dünyaya yayılacağıdır. Bu kadar basit.

Tüm dünya birliği için birleşik krallıkta bir araçtır. Amaç değil. Yani ittifak ama yararlı bir ittifak.

Kazananın insanoğlu olacağı bir ittifak. Yani bunu kabul edip pozitif bakmakta fayda vardır.

Sevgiler sayın Caliper.
Errare humanum est.
Beni böyle sev, seveceksen.


Temmuz 29, 2019, 02:40:56 ÖS
Yanıtla #6
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 4164
  • Cinsiyet: Bay

Atatürk mason olsa ne olur olmasa ne olur?

Işte bu kadar basit degilmi?

Değil tabiki.

Atatürk mason olsa ve olduğunu beyan etse bu tartışma olmazdı.

Atatürkün mason olduğunu kitaplara koyan ve iddia eden masonlar peki kanıtı nerde?

Atatürk bu konuda bir şey diyecek durumda değil benim gibi onu sevenlerde neden böyle diye soruyor.

Sormayalimmi?
ÖZGÜRLÜK BİLE SAHİP OLMAK İÇİN SINIRLANDIRILMALIDIR.

EDMUND BURKE

Hayat Bizi Resmen Dört İşlemle Sınar. Gerçeklerle Çarpar, Ayrılıklarla Böler, İnsanlıktan Çıkarır ve Sonunda Topla Kendini Der.  leo


Temmuz 29, 2019, 02:43:03 ÖS
Yanıtla #7
  • ÖMBL/KMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1151
  • Cinsiyet: Bay

Ama bu konuda size katılamayacağım sayın Caliper. Sadece Türk masonluğu değil, tüm dünya devletlerindeki masonluklar Birleşik krallığa bağlıdır. Ezoterizmin Kökeni ve Başlangıcı ilk insana kadar gidebilir ama ‘ezoterik öğretiler bayrağı’ tüm dünyaya yayılmak için ‘büyük oranda’ eski anlaşmalarla Birleşik krallığa geçmiştir.

Böyle bir şey yoktur. Şu forumda bunca bilgi birikimi var, gelip üzerine bağcılar kahvehanesindeki şu sözleri duymak...

Boşa kürek çekiyoruz.
Alterius non sit qui suus esse potest


Temmuz 29, 2019, 02:45:30 ÖS
Yanıtla #8

Sayın Karahan, ‘tekrar’ aşık Veysel’in dizesini buraya not düşüyorum.

Veysel sapma sağa sola
Sen Allah’tan birlik dile
İkilikten gelir bela
Dava insanlık davası…
Errare humanum est.
Beni böyle sev, seveceksen.


Temmuz 29, 2019, 02:50:32 ÖS
Yanıtla #9

Ama bu konuda size katılamayacağım sayın Caliper. Sadece Türk masonluğu değil, tüm dünya devletlerindeki masonluklar Birleşik krallığa bağlıdır. Ezoterizmin Kökeni ve Başlangıcı ilk insana kadar gidebilir ama ‘ezoterik öğretiler bayrağı’ tüm dünyaya yayılmak için ‘büyük oranda’ eski anlaşmalarla Birleşik krallığa geçmiştir.

Böyle bir şey yoktur. Şu forumda bunca bilgi birikimi var, gelip üzerine bağcılar kahvehanesindeki şu sözleri duymak...

Boşa kürek çekiyoruz.

Bağcılar kahvehanesindeki insanlar da sizin benim gibi insanlar sayın ANARCHOSA. Yazının tamamını okuduğunuzu farzediyorum. Aslında çok güzel birleştirici bir yorumdu. Ama bunu negatif anlamanız üzdü beni. Birleşik krallığın ezoterik öğretileri yaymaya çalışmasında ne gibi bir kötülük olabilir? Bunu demeye çalıştım ama yine anlaşamadık.

Canınız saolsun sayın ANARCHOSA. Sizi sevmeye devam edeceğim. Çünkü benim gözümde güzel bir insansınız.

Sevgi ile kalın
Errare humanum est.
Beni böyle sev, seveceksen.