Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Hilozoizm  (Okunma sayısı 1051 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ağustos 01, 2019, 09:00:03 ÖÖ
  • ÖMBL/KMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1151
  • Cinsiyet: Bay

Yunanca Hyle (madde) ve Zoon (canlı) kelimelerinin birleşmesiyle meydana gelmiş olan Hylozoizm kelimesi maddenin, dolayısıyla bütün âlemin canlı olduğunu savunan görüştür. Bu öğretiye göre canlılık, maddenin ayrılmaz bir özelliğidir ve madde ile canlılık birbirinden ayrılamaz. Milet okulu, varlığın temel ilkesini (arche) canlı ve aynı zamanda yaratıcı sayıyordu. Bu ilk ve temel ilke, göklerin ve içindeki âlemlerin ortak anasıdır. Varolan her şey, varlığını bu ilkeden alır. O, en yüksek tanrıdır ve kendine özgü devamlı bir hareket ve canlılığa sahiptir. Aristoteles'in bildirdiğine göre bu anlayış, aynı zamanda her şeyde tanrıların gizli olduğuna inanmaktadır. Yani 'her şey tanrılarla doludur' demek, 'her şey canlıdır' demekle eş anlamlıdır.

Lampsacus'lu Straton'a göre, maddenin nihaî parçalarından her biri canlılığa sahiptir. Stoalılara göre, cansız varlık ile canlı varlıkta birbirine ait özellikler vardır; saf bir ruh olmadığı gibi, cansız bir madde de yoktur. Evren canlı ve zeki bir varlık, yaşayan bir dev, tanrı ise bunun aklı ve kanunudur. Spinoza'ya göre de, Tanrı ve evren kelimeleri bir tek ve aynı şeyi gösterirler. Spinoza'nın tanrısı kosmosun cevheri, kosmos ise tanrının ta kendisidir. Ona göre kosmos yer kaplar ve düşünür.

Bu açıklamalar ışığında iki tür hilozoizmden söz edilir. Birincisi, maddenin her parçasına bağımsız bir hayat verir. Demokrit ve Epikürcüler bu gruptandır. İkincisi, âlemi ortak bir hayata katılan birçok unsurlardan oluşmuş yalnız 'tek bir canlı varlık' olarak kabul eder. İlk Yunan filozoflarının ve Stoalıların görüşü budur.


http://www.filozof.net/Turkce/felsefe-akimlari/714-hilozoizm-nedir-hilozoizm-ne-demektir-hilozoizm-felsefe-akimi-hylozoizm-nedir-hylozoizm-ne-demektir-hylozoizm-felsefesi.html
Alterius non sit qui suus esse potest


Ağustos 01, 2019, 09:56:56 ÖÖ
Yanıtla #1

Bu iki hilozoist grubun hayatın ‘tekil ve çoğul’ olmasıyla ilgili yorumlarına 3. bir filozofik açıklama da ben yapayım;

Paylaşımcı tek bir hayat, tek bir özden parça almış hayat parçaları. Ayrı ayrı özgür ama son noktada tekil bir hayat’a bağlı.

Sevgiler sayın ANARCHOSA.

Dip not; Beni affettiniz mi? Çok tatlı ve iyi bir insansınız. Sizi çok seviyorum. Beni ışıksız bırakmayın.
Errare humanum est.
Beni böyle sev, seveceksen.


Ağustos 01, 2019, 10:38:54 ÖÖ
Yanıtla #2

Bu konu hakkında(Tekillik ve çoğulluk üzerine) www.felsefetasi.org adresinde sayın Hülya Tokdemir Reis’in güzel bir yazısı var. Konu için aydınlatıcı olabilir. Keyifli okumalar.

Tekillik
Yazan; Hülya Tokdemir Reis

Üç dünyayı birbirine bağlayan ve diğer gerçekliklere boyutlar arası bir merdiven oluşturan Dünya Ağacı dört kardinal yön (kuzey, güney, doğu ve batı) ile ilişkili olarak temsil edilir. Bu Meso-Amerikan mitolojilerinin de önemli bir parçasıdır.
Tüm yönlerin birleştiği merkez noktasını işaretleyen Mundi Eksenine dönüşen Ağaç,İnka Haçı adı ile de bilinen Chakana olarak üç dünyayı temsil eder.
And Dağları’nın antipodlarında yani Himalayalar’da Bhupura adı verilen Chakana’ya çok benzeyen bir sembolün olduğunu görmek şaşırtıcıdır.
Bhupura, birçok Yantra için temel teşkil eder.Yantralar derin meditasyon hallerinde görülen mistik diyagramlardır.

Geometrik olarak, zaman içinde kavisli (uzayda) olan
ve bir noktadan (tekillik) yayılan
ve aynı nokta tarafından emilen
döngüsel olanı temsil etmeye çalıştığımız zaman,
sonuç Torustur

Tam anlamıyla tüm yaşam formları,
tüm atomlar ve gezegenler, yıldızlar ve galaksiler gibi
tüm kozmik bedenlerin etrafında bulunduğu belirtilen
Torus.

Bu, geometrik dilde,
Chakana veya Sri Yantra’nın temsiline eşdeğerdir.

Türklerde, Han-Tengri’nin sembolü olarak, dört kolu eşit uzunlukta “Tengri ” sembolü vardı.

Ona doğuda“Vadjra” dediler.
Vajra da torus alanının geometrisinde gözlemlenebilmekte….

Hepsi bize Evrenin bir noktadan (tekillik) yayıldığını,
daha sonra aynı noktaya yeniden emildiğini (içe doğru itildiğini) ve tekrar başlayıp bitmeyen sürekli bir hareketle
tezahür ettirildiğini öğretir.

Andean köklerinden olan Mapuche kültürünün de
aynı fikri temsil etmek için benzer bir sembolü vardır.
Tören davulunu dekore etmek için kullanılan
‘Kultrun’ da aynı görsel anlatımdır.

Tantrik Sri Yantra, Andean Chakana veya Mapuche Kultrun’da ve diğer birçok kültürün sembolizminde,
merkez Yaratan kuvvetin yayılma noktasını veya kuşağını sembolize eder.

Dünyanın yerli halkları
Dişil ögenin bu sembolizminin merkezine yerleştirdiğini
ve onu bir çemberle temsil ettiğini;
Eril ögenin ise çevrede bulunduğunu görürüz.

Ancak, Tanrı’yı
çiftin sadece bir ifadesi olarak,
genellikle eril ifade eden
fakat diğerini görmezden gelenler vardır
Pariteyi ihmal etmek,
erkekliğin iyi ve kadınlığın kötülük olarak görmek
iyilik ve kötülüğün dualizminde olduğu gibi
dualiteye yol açma eğilimindedir.

Bu, paritenin iki yılanından birinin kötülükle eşleştirildiği
ve dişil kısmımızdaki bir itaatsizlik eylemi için
Cenneti’nden çıkarıldığı dönemde sona eren
baskın algı oldu.

Bunun için, söz konusu kutupların geri kazanılması
gerekmektedir.

Kutupları tanımlayan öğelerden biri
görmezden gelinirse
kökleri olmayan bir ağaç gibi olmaya devam edecekler
görünüyor….

Notlar: Eski Vedik rahiplerin enerji ve güçle ilişkilendirdikleri
“VAJRA” ve “TORUS” a dair
Bilim insanları, Torus’u her yerde görebieceğimizi söylüyorlar – Bütün formların kökü bir torustur. Torus, her atom, molekül, hücre, kristal, bitki, hayvan, insan, gezegen, güneş sistemi ve galaksinin ve hatta bir bütün olarak Kozmosun temel yapısıdır.

“CHAKANA”, INKA Haçı
3 farklı varoluş seviyesini sembolize eden ,
İnka mitolojisindeki en önemli semboldür.

Manly P. Hall de ” Elma, yaratıcı süreçlerin bilgisini temsil eder; bu bilginin uyanmasıyla maddi evren yaratılmıştır” demiştir.
« Son Düzenleme: Ağustos 01, 2019, 10:40:59 ÖÖ Gönderen: Mandıra Filozofu »
Errare humanum est.
Beni böyle sev, seveceksen.


Ağustos 01, 2019, 11:11:48 ÖÖ
Yanıtla #3

Tekilliği kavramanın ve tekilliğe ulaşmanın en önemli yolu her zaman sevgi olmuştur.

Bakalım Buddha ne demiş;



Errare humanum est.
Beni böyle sev, seveceksen.