Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Gerçeği görme zamanı... Bırakın timsah gözyaşlarını  (Okunma sayısı 678 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ağustos 04, 2019, 10:42:45 ÖÖ
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 2884
  • Cinsiyet: Bay

Gerçeği görme zamanı... Bırakın timsah gözyaşlarını
Prof. Dr. Mustafa Kaymakçı yazdı...


03.08.2019
Özellikle yaz aylarında yazılı ve sanal medyada mevsimlik işçilerin dramları hakkında on binlerce haber yayınlanır, görsel sanatlara konu olur ve ağıtlar yakılır.

Ancak anılan yayınlarda konunun neden-sonuç ilişkilerine değinen yaklaşımlar ya çok cılızdır ya da egemenler tarafından görülmez.

Mevsimlik işçileri yaratan neden, "Yok birbirinden farkımız, hepimiz Osmanlı Bankasıyız” dercesine bütün partiler tarafından göz ardı edilir.

Nerdeyse medya da aynı görünümdedir.

KONUNUN TEMELİNDE "İHMAL" VAR

Konunun, temelinde emek-sermaye çelişkisi bağlamında feodalitenin, bir başka deyişle özellikle Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki ağalıkla bağlantılı yanı ihmal edilir. Üstelik  ağalık düzeni,terör sorununun da ekonomik kaynağıdır.

Bilindiği üzere, Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte M Kemal Atatürk’ün bütün istemlerine koşut olarak çeşitli dönemlerde toprak dağıtımı temelli reformlar yapılmıştı, konu önemli ölçüde 60’lı yıllardan sonra da Türkiye’nin önemli gündem maddesi olmuş ve bu amaçla Toprak Reformu Müsteşarlığı bile kurulmuştu. Ancak toprağı işleyecek gerekli donatımlardan yoksun bırakılan köylü, devletin verdiği toprakları yine ağalara satarak topraklarını kaybetmişti.

Toprak Reformu konusu, 12 Eylül 1980 Amerika destekli askeri darbesiyle gündemden kaldırılmıştı. Belki anımsayanlar olabilir; 12 Eylülcüler, hazırladıkları anayasa desteği için Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki ağaları televizyon kanallarında konuk bile etmişlerdi.

Özetle, Türkiye Cumhuriyeti Devleti Güneydoğu’da feodal sisteme yenik düşmüştür. Toprakları elinde tutan ağalık düzeni kendi hukukunu da oluşturmuş, devlet bölgede zaman zaman egemenliğini kayıp eder duruma düşmüştür.

YOKSULLUĞUN DERİNLEŞMESİNİN SONUCU

Bu bağlamda, siyaset sahnesinde tek parti iktidarından tutun, çok partili dönem de dâhil, günümüzde de siyasi partilerden milletvekili olmuş çok sayıda aşiret reisi, ağa ve şeyh görebilirsiniz.

Sözgelişi, 24 Eylül 2009 tarihli bir haberde, şimdiye dek ağalık sisteminin düzene sağladığı yararlarını anımsatan aşiret, ağa ve şeyh kökenli milletvekillerinin yanı sıra Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgesi’nde ortaya çıkan terör sorununun ağalık düzeninden olmadığını savunan yazarların olduğu da belirtiliyor. [1]

Mevsimlik işçilik, bölgedeki yoksulluğun giderek derinleşmesinin bir sonucu. Bölgede karnını doyuramayan yoksul köylüler, uygun olmayan koşullarda bile geçimlerini, Türkiye’nin başka ilerinde arıyorlar.

Tekrarlayalım, Güneydoğu ve Doğu Anadolu sorununun kökeninde, bölgenin feodal yapısı ve geri kalmışlık sorunu vardır. Sorun, aynı zamanda ayrılıkçı hareket tarafından kullanılıyor.

Bu durum, işsizlik ve de yoksulluğu yaratıyor. İşsizlik T;opraksızlık, toprak yetersizliği ve bölgedeki sanayi ve hizmet sektörünün eksikliğinden besleniyor.

Soruna çözüm yollarının aranmasında ekonomik yapı, bir başka deyişle üretim biçimi ve ilişkileri temel alınmalı. Bu bağlamda öncelikle üzerinde politika yapılan yöre insanlarının seslerine de kulak verilmeli.

Çözümün birinci ayağı, “Sosyal Devlet İlkesi”nin gerçekleştirilmesi. Bölgede "Sosyal Devlet İlkesi"nin gerçekleştirilmesi;

- Kalıcı bir toprak reformunun yapılması,

- Toprak reformu ile birlikte çiftçilerin kooperatif örgütlenmesini egemen kılınması,

- Kamu yönlendiriciliği ve egemenliğinde tarımsal sanayinin kurulmasından geçiyor.

Mevsimlik işçiler için "timsah gözyaşları" dökmek yerine, gerçeği görmek zamanı gelmişte geçmek üzeredir.

Mustafa Kaymakçı

Odatv.com






Yukarda ki yazıya sonuna kadar katılıyorum .Ülkemin en büyük çıkmazı bu ... Gelin Çukuravaki ağalık sisteminide göz ardı etmeyelim .Halkım aç Atatürkün toprak  yasası gerçekleşseydi bu gün çok farklı bir Türkiye olurdu ...  >:(  .c.ahil halkıma acıyorum kendini sömüren İnsanlara ağam diyerek etrafında pelesenk dönüyorlar biliyorlar ki karşı çıksalar AÇ KALACAKLAR ...
Saygılar
« Son Düzenleme: Ağustos 04, 2019, 10:54:14 ÖÖ Gönderen: NOSAM33 »
audi-vide-tace
    dinle-gör
        sus


Ağustos 04, 2019, 10:50:23 ÖÖ
Yanıtla #1
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 2884
  • Cinsiyet: Bay

Dilipak “özeleştiri” deyip bombaladı: Bizim yamyamlar milletin paralarını çalıp kapitalist gavura emanet ederler
Dilipak, bugünkü köşesinde “Bayram öncesi bir özeleştiri yapayım dedim” diye yazdı ve muhafazakar siyasi camiaya sert eleştirilerle yüklendi.


03.08.2019
Akit gazetesi yazarı Abdurrahman Dilipak, bugünkü köşesinde “Bayram öncesi bir özeleştiri yapayım dedim” diye yazdı ve muhafazakar camia ile isim vermeden siyasi iktidara sert eleştirilerle yüklendi. “Şimdiki ‘zıpırlar’ın dedeleri tırnakları ile kazıyarak bir yerlere geldiler. Onların oğulları ilk yarıda sırtlarında yük taşıdılar. Eşleri kapıcılık yapanların kimileri açgözlü ve açıkgözlü idiler. ‘Az zamanda birçok iş başarıp’, emeksiz kazancın sırrını keşfettiler” diyerek yazısına başlayan Dilipak, “Akıllarınca Hacca gider defteri sildirtirler, yolun sonuna varınca tevbe ederler. Hem zaten Allah affedicidir ve affetmeyi sever!” ifadelerini kullandı.

Muhafazakar camiaya dönük eleştirilerine devam eden Dilipak, “Kaşığı belinde dolaşan birileri helal - haram demediler. Rüşvet, torpil demediler. ‘Gayeye giden her yol meşru idi’ bunlar için. Vurgunlarını gizlemek için, haram malın zekatı olmayacağını, haram malla hayır yapılmayacağını bilmezden gelerek, yediklerinin zekatı etmez bir parayla cami, okul, yurt yaptılar. Oralara adlarını verdiler. Hem Allah’ı, hem de insanları kandırmaya çalıştılar akıllarınca” şeklinde yazdı.

Dilipak yazısının devamında ise, “Şimdi ne mi yapıyorlar. Korkuyorlar. Paniklediler. Uykuları kaçıyor. Kimileri azgın ihtiraslarının peşinde koşuyor, mafyalaşıyor, tehditler savuruyor. Öfkeleri korkuları kadar büyük bunların” diye yazdı.

“Yokuş aşağı koşar gibi giderler. Eleştiriye, farklı bir sese tahammülleri yoktur. Kendi dar çevreleri dışında fazla kimseyle görüşmezler” sözleriyle yazısına devam eden Dilipak, şöyle yazdı:

“Bir zenginden söz ediyorlar. Oğullarından kızlarından, kardeşlerinden ve yeğenlerinden, gelinlerinden ve damatlarından ümidi kesmişler. Herkes ihtiyar kurdun elinden kasanın anahtarı çalma derdinde. O da çalmış serveti zaten, çalanın servetini çalarlar. O da hepsinden korkuyor. Dağıtsa iki gün sonra har vurup harman savuracaklar. Nisbeten güvendikleri birine emanet edip paralarını, bir de vakıf kurup, çocuklarına ihtiyacı kadar vermelerinin pazarlığını yapıyor. Bu çocukların hepsi de dil bilir, Avrupa görmüş kişiler ha! Hâlâ da bayramlarda seçilmiş camilerin ön saflarında görürsünüz onları. Çünkü o tür “hayır” işleri de vardır, yarın lazım olacağını düşündükleri. Bunların hali yaman! Bakın Türkiye’de ABD, İngiltere, Rusya, İsrail, Almanya, Fransa, İtalya, İsviçre ve Vatikan’ın çok sayıda istihbarat elemanı vardır. Aslında yok yok. Türkiye ajanların cirit attığı bir ülke. İçeride de o kadar çok kiralık adam var ki, işadamı, politikacı, bürokrat, gazeteci ve STK’cı kılıklı! Zarrab falan geç onları. ‘Bizim yamyamlar’ın hepsi izlenir ve fişlenir. Bunların paraları nerede bilinir. Nakitlerin kimi BAE’dedir, kimi İsviçre’de. Kaçırdıkları parayı kimi o bankalardan alınmış kredi gibi geri getirir ki, yarın kaçırmak gerekirse garantili olsun diye. Bu milletin paralarını çalarlar, sonra da götürüp ‘kapitalist gavura’ emanet ederler. E ne demişler ‘Haram para haram parayı çeker’! Bunlar birlikte haşrolunacak onlarla! Tencere yuvarlanacak kapağını bulacak.”

Dilipak yazısının son bölümünde de şöyle dedi:

“Bayram öncesi bir özeleştiri yapayım dedim. Tevbe’nin kabul olması için bu nefs muhasebesi şart. Çalanlar, çaldıklarını bir şekilde geri vermeden, ‘evlerinin temelindeki komşusundan çaldığı taşı söküp geri vermeden’, helalleşmeden bağışlanmayacaklar. Bu kamburdan, bu kanserli urdan kurtulmak istiyorsanız, elimizi çabuk tutalım. Başka türlü, Kurban kavramının tahtında müstetir olan Allah’a yakınlaşmak zor! Bunu yapmadan Hacca gitmiş olmakla, namaz kılıp, dua etmekle günahlarımız affedilmeyecek. Yetim malı yiyenlerin namazları boşa gitmiştir, duaları da Allah’a ulaşmaz! Benden söylemesi, selâm ve dua ile.”

Odatv.com



Bu yazıyada sonuna kadar katılıyorum ...
Saygılar
audi-vide-tace
    dinle-gör
        sus


Ağustos 05, 2019, 07:55:12 ÖS
Yanıtla #2
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 172
  • Cinsiyet: Bay

bu öz eleştiriyi akit isimli lağım medyasından Dilipak yapınca nedense aklıma, "batan gemiyi önce fareler terk eder" temalı atasözümüz geliverdi..
"Biz, ilhamlarımızı gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz."


K. Atatürk