Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: ADALET-II  (Okunma sayısı 245 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Haziran 20, 2020, 01:10:32 ös
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 56
  • Cinsiyet: Bay

ADALET
Mitolojide adalet imgeleri dendiğinde herhalde akla ilk gelecek şey adalet Tanrıçası Themis’dir. Themis’in her hukuk bürosunda küçük bir heykelciğiyle, hukukla ilgili herhangi bir kitabın kapağında resmiyle, gazetelerdeyse karikatürleriyle karşılaşmak mümkündür. Bir elinde terazi diğer elindeyse kılıç tutan, gözleri bağlı adalet tanrıçası, bir adalet imgesi olarak Batı değerlerinin ve hukukunun hâkim olduğu dünyanın her yerinde kalıcı bir şekilde insanların zihnine yerleşmiştir.
Enki ve Utu
Enki, Sümerlilerin bilgelik ve su tanrısıdır. Bu özelliğine ek olarak, Enki, yeryüzünün düzenlenmesi ve işleyiş kurallarının bulunduğu yasaları oluşturan tanrı olma niteliğine de sahiptir. Bu nedenle Enki’yi adalet tanrıları arasında ele almak mümkündür. Enki/Ea, Enlil adalet dağıtıp insanlar için faydalı olan birtakım eylemlerde bulunmakta ve düşkünleri korumaktadırlar ama bu nitelikleri ilahi kişiliklerinin ikincil özellikleridir. Enki açısından ilginç olan nokta, şehirleşme ve bilgelik tanrısının aynı zamanda adaletle ilişkilendirilmiş olmasıdır. Enki’nin aynı zamanda adaletle birlikte anılması, tarım toplumuna ve su kanallarının yapılabilmesiyle şehir hayatına geçişle birlikte ortaya çıkan, toplumsal düzen ihtiyacını ortaya koyan, adaletle bilgeliği bir alan tarihsel bir düşünün ifadesidir. Diğer bir Sümer adalet tanrısıysa Şamaş’a kaynaklık eden ve hatta ona karşılık gelen güneş tanrısı Utu’dur. Enki’nin oğludur. Utu ve Enki, Sümer Panteonunda yazgıları belirleyen yedi tanrı arasındadır. Utu göklerdeki yeri nedeniyle, her şeyi bilir ve görür. Böylelikle her şeyi en doğru şekilde bilebilip söyleyebilmektedir. Efsanelerde Utu, Gılgamış’ı belalardan kurtarır, Gılgamış ise ölüler mahkemesinin başyargıcı olarak Utu adına yargılamalar yapmıştır. Utu, Sümer mitolojisinde insanlarla yakın ilişkide olan, onları kötülüklerden koruyan bir tanrıdır. Bu yönüyle Yunan mitolojisindeki Dike’ye benzemektedir.
Şamaş
Şamaş, Mezopotamya mitolojisine ait tanrılardan biridir ve güneş tanrısıdır. Utu’nun Akadca karşılığıdır. Babil mitolojisinde babası olarak kabul edilen ay tanrısı Sin'in altında yer almaktadır ve Mezopotamya mitolojisine yaratılışa dair önemli bir rolü olmamasına rağmen adalet tanrısı ve "Yargının Efendisi" (bel-dini) olarak kabul edilmiş, en eski zamanlardan beri, tapınağı "Ülkenin Yargıcının Evi" olarak adlandırılmıştır. Hammurabi, ünlü kanunlarını kendisine yazdıranın Şamaş olduğunu söylemiştir. Mezopotamya'da Şamaş, adaletin bekçisiydi, ama hiçbir zaman üç büyük tanrıdan biri durumuna gelemediği gibi, yaratılış mitoslarında herhangi bir role de sahip olmuş değildir. Şamaş bir adalet tanrısı olarak, bu özellikleriyle ardılı Maat’dan ayrılmaktadır. Maat yaratılışta rol alır ve dolayısıyla varoluşun kurallarını koyarak hem kozmik hem toplumsal hem de bireysel düzenin evrensel ilkesi olarak rol almaktadır. Kanımızca bir adalet tanrısı olarak Şamaş’ın Maat ve Themis’ten farklı bir şekilde yaratılış mitoslarında rolünün olmaması, hem adalet kavramına ihtiyacın toplumsal açıdan o çağda diğer çağlara nazaran görece daha düşük olduğunu gösterdiği gibi, doğrudan ama sadece kural koyan hükümdarın egemenliğine ve meşruluğuna hizmet ettiği, siyasal işlevinin ağır bastığı ileri sürülebilir. Buna karşın Themis ve Maat rolleriyle tabiat düzenini betimledikleri kadar ahlaki değerleri de ifade ederler. Şamaş’ın adalet dağıtma özelliği söz konusu olduğunda, aynı Maat gibi terazi simgesiyle resmedildiğini görürüz. Adalette terazi simgesi ilk Şamaş ile karşımıza çıkar. Terazi simgesinin ortaya çıkması, tarım toplumuna geçiş ve toplumdaki iş bölümünün çoğalmasıyla birlikte mallar arasındaki mübadelenin artışıyla ilişkilendirilebilir. Buna ek olarak antik toplumlarda, Mezoptomya’da, Mısır’da ve Eski Yunan’da hükümdarların, kamunun önünde yargılama yaparak, çoğunlukla taraflara yönelttikleri didaktik buyruklarıyla hükümranlıklarını pekiştirdikleri, sosyal dengeyi sağlamaya çalıştıkları ve dolayısıyla yaptırımlar uyguladıkları belirtilmelidir.
Maat
Maat (Ma’et) Mısır kozmolojisinin temel kavramlarından biridir. Maat kelime manasıyla, hakikat, adalet, doğruluk, düzen, denge ve kozmik yasayı ifade etmekte ve bu yüzden etiğe göndermede bulunduğu belirtilmektedir.  Maat’ın Batı dillerindeki normatif anlamda moralite, Türkçeye ise yüce ahlak olarak çevrilebilen, etik ilkeleri ifade ettiği söylenebilir. Mısır kozmolojisindeki rolüne bağlanabilir. Buna göre, varlık (Atum) ve varlık olmayan(Nun) yaratılışa ilişkin birbirini tamamlayan düalist bir yapıdadır. Evren var olmadan önce Nun aşaması ilksel güçlerin düzensizlik içinde var olduğu bir olasılıklar denizi, bir kaos hali olarak ele alınabilir. Atum benzetme yoluyla söylersek bu ilksel denizden çıkmış, eyleme geçerek varoluşu başlatmış ve Nun halinin sınırlarını aşmıştır. Eğer varlık yozlaşırsa, dengesizdir, kaos içindedir ve kendini yok eder; başka bir değişle “Nun”a dönüşür. Atum kendinden Shu(hava/hayat) ve Maat(düzen) tanrılarını doğurur. Böylece, Atum dünyayı yaratınca Nun’un kaos ve karmaşası evrenin sınırlarından dışarı itilir ve onun yerine Maat olarak bilinen muhteşem bir denge ve kozmik sistem kalır. İşte bu kozmolojiye göre Maat varlığın düzenine ilişkin bütün yasaları ifade eder. Kanımızca bugünün diliyle ifade edersek bu yasalar doğa kurallarıdır. Bu noktada Maat tanımlanırken denge yerine başat olarak düzen kelimesinin kullanılmasının daha doğru olacağını düşünüyoruz. Maat’ın diğer bir özelliğiyse, Thoth ile birlikte Ra’ya saltanat kayığında eşlik ediyor oluşudur. Maat’ın görevi Ra’ya kayığını nereye doğru süreceği konusunda rehberlik etmek ve geminin rotasını belirlemektir. Böylelikle Ra geceleri öbür dünyayı geçerek dünyada gündüzleri yeniden doğma imkânı bulur. Burada Maat’ın gecenin ve gündüzün oluşumunu sağladığı söylenebilir. Görülebileceği üzere, bu sürece yön veya başka bir anlatımla düzen vererek gerçekleşmesini sağlar. Maat var oldukça güneş doğacak, dünya yaşam bulacaktır. Maat’ın bu özellikleri nedeniyle halk evrende olduğu gibi toplumda da düzeni, yani adaleti elde etmeyi ummuş, Firavun, düzen ve hakikat olarak kabul edilen Maat'ın enkarnasyonu olarak Mısır toplumunca kabul edilmiştir.
Themis
Themis, adalet denildiğinde günümüz insanın aklına gelen ilk mitolojik isimdir. Adalete ilişkin diğer tanrı ve tanrıçalardan farklı olarak, hukukla bir şekilde ilgilenmiş hemen herkes tarafından bilinir. Antik Yunan’daki imgesiyle günümüzdeki imgesi son derece farklıdır. Bu nedenle günümüzde Themis ile Justitia’nın karıştırıldığı belirtilmelidir. Antik Yunan mitolojisini incelemeye geçmeden önce Greklerin ilahi olanın varoluşunu öne koymadıklarını, bir inanış sistematiği sunmaktan ziyade panteonlarıyla davranış biçimlerini yansıttıklarını belirtmeliyiz. Themis en önemli titanes ve ikinci derecedeki tanrılardan biridir. En eski tanrılardan gök tanrı Uranüs'le, yeryüzü tanrısı doğa ana Gaia'nın (iki farklı kutbun) kızı olup ikinci tanrı kuşağından bir titandır. Yunan mitolojisinde titanlar, eski tanrılar olarak yaratıcı evrensel güçle diğer tanrılar arasındaki bir tür geçiş yeri, aracı konumundadırlar; hatta bazıları bu nedenle natüralist özelliklerini koruyan temel güçlerdir. Themis, Zeus’un devlerle savaşında, Memory ile birlikte Zeus’un tarafını tutmuştur ve böylelikle entelekt ve düzenin kaba güce zaferinin Yunan mitolojisindeki önemli bir temsildir. Themis canlı varlıklar arasında yaşam ve ölüm dengesini korur. Kısacası evrensel düzen ve dengedir. Themis, Olympos’ta tanrıların toplantılarına başkanlık eder. Bu yönüyle Agoranın ruhudur ve böylelikle sadece Agorayı değil tüm toplumu bir arada tutan gücü ifade eder; karar verici olmadığı zamanlarda Olympos’taki düzeni korur ve Olympos’taki gelenekleri gözetir. Burada dikkat edilmesi gereken, Zeus’un tek başına değil Themis kanalıyla toplantıya tanrıları çağırmasıdır. Kimi efsanelerde, Themis’in Zeus’un ebeliğini yaptığından ya da Zeus’a dünyayı yaratmasında yardımcı olduğundan bahsedilir. Görülebileceği üzere, aktif yaratıcı ilke olarak Zeus, Themis’in tavsiyeleriyle bağlıdır ve beraber bir bütün oluşturan ikili bir yapısal görünüm arz ederler. Buna karşın Themis’in kendisinden çok söz edilmez; o ürettiği tanrısal varlıklarla etkisini sürdürür.

Nemesis
Nemesis ile Themis arasındaki dualite ve buna bağlı olarak ortaya çıkan farklılıklar her iki imgenin de daha net değerlendirilmesini ve ödetici adaletin betimlenmesini sağlayabilir. Diğer yandan, son yapılan bilimsel çalışmalar, toplumdaki tanrı imgesiyle, cezalandırma eğilimlerindeki ilişkiyi ortaya koymaktadır. Nemesis, Themis’ten farklı olarak gece tanrıçası Nyks’in kızıdır ve bu onun karanlık, negatif yüzünü gösterir. Kavram olarak Nemesis tanrısal öcü simgeler ama çoğunlukla, başta kibir olmak üzere, insanlardaki aşırılıkları cezalandıran varlık olarak karşımıza çıkar. Nemesis kelime anlamıyla aslen kaderin dağıtıcısı anlamına gelir. Bu açıdan ne Dike gibi herkese hakkını verir, ne iyi ne de kötü yönüyle öne çıkar. Kötü, öç alıcı ve cezalandırıcı özelliklerini sonradan edinmiştir ve haksızlığa duyulan öfkeyi karakterize eder olmuştur. Kanımızca Nemesis aslında bir anlamda insandaki adaletsizlik duygusunu yansıtır. Yalnız tek başına bu duygu değildir; bu duygunun yol açtığı öfkedir de. Themis kendisine yapılan saygısızlıklara ve dünyadaki adaletsizliklere asla karşılık vermez, onun yerine haksızlığa karşı duyulan öfkenin, ilahi gazabın, ödetici adaletin kişiselleştirmesi olan öç tanrıçası Nemesis mukabelede bulunur.
Dike ve Astraea
Dike çoğunlukla Themis ile karıştırılabilmektedir ve gerçekten ikisinin işlevlerini kimi zaman ayırt etmek güçtür. Buna karşın Dike günümüzde adalet tanrıçasının algılanış biçimine Themis’ten daha yakındır. Dike, Olympos’ta Zeus ile Themis’in kızı olarak doğmuştur. Adı Yunan dilinde birçok anlama gelir; simgelediği başlıca soyut kavram hak, doğruluk ve adalet olup, “Dike” sözcüğü adaletin uygulandığı mahkeme için de kullanılmakta, "diken didonai" deyimiyse ceza görmek anlamına gelmektedir. Themis’ten farklı olarak Dike insanlar arasında yaşayıp, dünyada adaletsizlikle savaşmasının yanı sıra Zeus’a danışmanlık da yaparken, Themis ise sadece Olympos’ta Zeus’a danışmanlık yapmaktadır. Dike kendi başına insanları cezalandıramaz, bu çoğunlukla Nemesis’e veya Zeus’a düşer. Sonraki yıllarda trajedilerde cezalandırıcı bir rolü üstlenmiş, daha da ilerleyen yıllardaysa ceza hâkimi rolüne bürünmüştür. Astrea kimi düşünür tarafından adalet tanrıçası olarak değerlendirilir. Nitekim Themis’in diğer bir kızı ve Dike’nin kardeşidir. Astraea göksel bir bakiredir ve ölümsüzlerden dünyada son kalan kişiyken, demir çağıyla beraber insanın yozlaşmış doğası nedeniyle dünyayı terk etmiş ve gökte Başak Takımyıldızını oluşturmuştur.
Justitia
Günümüzde gördüğümüz adalet simgesi aslında Themis değil onun Roma’daki ardılı olan Justitia’dır. Justitia ne Themis ne de Maat gibi başlıca mitolojik tanrılardan biridir ve hatta Roma’daki eserlerde bile kendisine nadiren rastlanır. Ovid ve Virgil’in metinlerinde, aynı Astraea gibi insanlığın yozlaşmış, lanetlenmiş doğası nedeniyle dünyayı terk ettiğinden bahsedilir. Bu nedenle Justitia’nın Astraea ve Dike’den yapılan kıyaslamalarla Roma mitolojine aktarılmış olduğu söylenebilir. Diğer yandan Romalıların Justitia’yı, yani adaleti, Aequitas’dan, yani nasfetten veya başka bir değişle hakkaniyetten ayırt etmedikleri, çoğu zaman hakkaniyeti karakterize ettikleri belirtilmelidir. Roma geleneğinde “ius” hem kanundur hem de haklı anlamına gelir ve kanun salt bir egemen tarafından yürürlüğe konulan ve yaptırıma bağlanan değil, aynı zamanda içeriğinde adalet (iustum) değerini gerçekleştiren bir kural olarak algılanır. “Ius” ve “Iustum” kavramları zamanla İngilizcede “Justice” kelimesine dönüşmüştür. Justitia tarih boyunca her zaman kılıçla ve gözleri bağlı olarak çizilmemiştir. Önce elindeki teraziyle hatta kimi zamansa asayla ya da boynuz biçimli kapla (cornucopia), ileriki tarihlerdeyse elindeki kılıçla, en sonundaysa gözlerindeki bağıyla resmedilmiştir. Gözlerinin bağlanması çağımıza en yakın zaman diliminde, en son edindiği özelliği olup, aynı zamanda özelliklerinden en tartışmalı olanıdır. Justitia’nın gözlerinin bağlı olması, kendisini sınırlandırdığını da ifade eder. Belirtmek gerekir ki, “fool” kelimesinin başka bir çevirisi “Abdal” kavramına denk gelir. Tanrıçanın gözleri bir Abdal tarafından kapatılıyorsa farklı bir ezoterik okuma yapmak mümkündür. Bâtıni akımlarda Abdal mertebesindeki kişi nefsinin etkisinden uzak hakikatin mutlak bilgisine sahip kişidir.

Kaynak
MİTOLOJİDE ADALET İMGELERİ, Özgür Küçüktaşdemir

Not: Amacım bu gibi toplama ve derleme yaparak ilgili kavramları daha iyi okuyabilme çabamdır. Bu arada sizlerle paylaşmaktır.
Kendi çalışmalarım olduğu iddiası yoktur.
Sevgilerimle ve Saygılarımla


Haziran 20, 2020, 06:08:43 ös
Yanıtla #1
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 282
  • Cinsiyet: Bay

Emeğinize sağlık.
Sevgiler, saygılar.
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine...


Haziran 20, 2020, 08:46:59 ös
Yanıtla #2
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 56
  • Cinsiyet: Bay

Çok teşekkürler Sayın Özgürefe.