Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Önyargı’ya karşı En-el-hak felsefesi  (Okunma sayısı 726 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ekim 03, 2019, 09:44:10 ÖÖ
Yanıtla #10

Günaydın,

Toplantılar başladı, hemen yazamadığım durumda cevap bulunmuş.

Giordano Bruno!

Evet 'EnelHak demiş'. Şaşırdınız mı? Siz engizisyonun bir insan sırf Dünya dönüyor veya Dünya Evrenin merkezi değil veya Dünya Güneş etrafında dönüyor veya Dünya düz değil dediği için mi yaktığını sanıyorsunuz?

Benim ismi baştan söylemeyişimin nedeni sizin pek çok ismi sıralayacağınızı bilmem, benim de her birinin nasıl acılarla öldürüldüğünü anlatmayı planlamam. Ancak çabuk buldunuz, daha onlarca kişi sayabilirdik aynı minvalde. Bunu neden yapacaktım? 'EnelHak' diyenin başına geleceklere hazır olmasını bildirmek için.

Mesela 'Nesimi'...

Hallac-ı Mansur ne  ilkti ne son. Fazlullah Esterabadi ve onun takipçisi Nesimi de aradaki halkalardan yalnızca biri.

Bir anlatıyı aktarayım. Nesimi derisi yüzülerek öldürüldü. Nedenlerini yeni hazırlığını yaptığım bir kitapta anlacağım. Ancak burada hikaye kısmıyla yetinelim. Timur'un oğlu Mirenşah Nesimi'yi yakalatır. Bir softa kadı bulurlar yargılayacak. "Derisi yüzülürken, akacak necis kanının herhangi bir uzva değmesi hâlınde, şer'an o uzvun (!) kesilmesi lâzım gelir." der. Tevatür bu ya bir damla kan kadının parmağına gelir. Halkın gözü softadadır. Tabi can tatlı, 'Dünya kanıdır, yıkarsınız çıkar.' diye çark eder.

Bunun üzerine Nesimi derisi yüzülür vaziyetteyken bir kısmını alıntıladığım şiirini söyler.

Cânâ senden her ne kim gelse ciğerler ağrımaz
Hâk bilir bir nûş için bin niş vururlar ağrımaz
 
Seni sevmekten midir yoksa ayrıliktan mıdır
Vücûdum serta- kâdem binbir kıyarlar ağrımaz
 
Sofunun bir parmağın kessen, döner Hâk'tan kaçar
Gör bu gerçek âşıkı ki serâpâ soyarlar ağrımaz

 
Üç yüz altmış kitabı okutan anlamadı bu sırrı
Bu manidendir ki Mansur'u ber-dâr eder ağrımaz
 
Soyun ey Molla-yı sallâhlar Nesim'i âşıkın tenin
Bin çekiç vursanız dilâ- dilnâre titrer ağrımaz.


---

Şimdi gelelim Enelhak meselesine. Enelhak yanlış anlaşılmıştır. Sır da avama anlatılmadığından bu normaldir. 'Ben O'yum ama O ben değil.' aslında denilen bu. Bunu Muhyiddin El Arabi'de tam açıklamasını bulmuş bugün Panteizm dediğimiz Vahdet'i Vücud ile açıklamaya çalışıyorlar.

Oysa ki Hallac'da, Fazlullah'da, Nesimi'de durum böyle değildir.  Bu kişilerin inancı Tenasüh ve Hulûl içerir.

Şöyle anlatayım, öyle bir noktaya ulaşırlar ki, kıyamet kopmuş, anladıkları ile cenneti bulmuş anlamayanlar ise cehennemde kalmıştır. Bu haliyle artık cennet cehennem sevda-korkusundan sıyrılıp birliğin aşkına varmışlardır. Evren bir döngüdedir. Bu döngünün gereği ruh da devir daim yapar. Gider ve başka 'donda' yeniden gelir. Buna tenasüh denilir. Reenkarnasyon gibi gelse de başka bir formudur.

İkincisi ise Allah'ın bir kişide tezahür edeceğini ve o mevkiye ulaşan kişinin artık kendi sözlerini değil Allah'ın sözlerini söyleyeceğini, softanın anladığı şekliyle 'Allah' olacağını iddia ederler. Yani Allah bedene bürünmüştür. (İsa, Buda vb. gibi)

Hal böyle olunca bu EnelHak'kı herkes söylesin demek, canı bu yolda feda etmeye hazır ve o ruh haline ya da ermek makamına gelmeyen kişileri anlamamak demektir.

Sizin bahsettiğiniz şey Enel hak değil, Vahdet-i Vücuttur. Ancak onu dahi anlamak Şeriat kapısından mümkün değildir.

Bir de tarihin pek az bilinen bir noktasını vererek bitireyim.

Fazlullah, Nesimi ve takipçileri Hurufi idi. Bunlar Kuran'da harflere takıntılı şekilde bakar, evreni çözmeye, gelecek dahi her şeyi bilmeye çalışırlardı. Kaldı ki Kur'an yazılı Allah emri idi. Bir de sözlü ya da yürüyen Kur'an vardı. Bu da 'İnsan'dı. Örneğin burun Elif, Göz lam, göz bebeği he. İnsan yüzünde Allah yazdığını, Dört kirpik, İki kaş ve saçlar ile ortaya çıkan yedinin Fatihanın yedi ayeti olduğunu vs. söylerler, kişinin hat ve görünüşünden de kaderine bakarlardı. Bugün hala bakılan el falı vs. bunun türevidir.

Bu sebeplerle olsa gerek, Hurufi takipçilerinden bazıları Osmanlı Sultanı Mehmet'e yanaştılar. Zaten mistik bilimlere çok ilgili olan Mehmet bu grubun etkisine girdi. Sarayında akşamları toplanır çalışır, tartışırlardı. Vezirler bu durumdan kaygı duydular, Acem bir molla bulup bu kişileri yargıladılar. Tartışmalarda Kur'an dan ayet, Peygamberden hadislerle öyle anlatıyorlardı ki, izleyenler neredeyse bu görüşlere katılacaktı. Derken sihirli formulü buldular kadılar. 'Hulûl' inancı. Bu kişilerin Tanrı insan vücudunda bedenlenir deyişleri ve Fazlullah Esterabadi'de bu oldu deyişleri ile hesap kesildi. 1444 yılında öngördükleri büyük olay gerçekleşmeden yalnızca 9 yıl önce 500 e yakın Hurufi Edirne'de yakıldı!!!

Mehmet'in bu görüşlerden vazgeçip vazgeçmediği hiç bilinemedi. Ancak 1453'te beklenen oldu ve İstanbul'u alarak o artık Fatih Sultan Mehmet oldu.


Demem o ki kullandığımız her bir kelime'nin arkasını böyle eşelemeden rastgele kullanamayız.

Siz EnelHak ile Vahdet-i Vücudu karıştırmışsınız.

Sonum Hurufiler, Nesimi, Hallaç ve ya Giordano gibi olmaz umarım. Ama bu bir hissiyat ve sezgi işi. Bu felsefenin doğru olduğunu hissediyorum. Vahded-i Vücut ve En el hak arasındaki farkı da sizin sorunuz üzerine daha iyi anlamak için araştırdım dün, gün boyu. Haklısınız ikisi yakın olmakla beraber farklı kavramlar. Sayenizde daha iyi aydınlanmış oldum. Kitabınız yakın zamanda çıkar umarım. Bana da alıp zevkle okumak düşer.

Saygılar sayın ANARCHOSA  :).
Errare humanum est.
Beni böyle sev, seveceksen.


Ekim 03, 2019, 04:31:28 ÖS
Yanıtla #11
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 665

Ben O yum O ben değil... Bir Hiç im...
Doğru rehberini bulana ne mutlu...


Ekim 04, 2019, 10:52:10 ÖS
Yanıtla #12

Sayın ANARCHOSA ve diğer mason üyelerimiz, ve ya sayın Alşah.

Müsait olduğunuzda, bu başlığa tasavvuf-enelhak ve ya vahded-i vücûd hakkında bir soru sorar mısınız? Biz de cevabı bulmaya çalışalım.  :)

Sevgiler.
« Son Düzenleme: Ekim 04, 2019, 11:14:25 ÖS Gönderen: Mandıra Filozofu »
Errare humanum est.
Beni böyle sev, seveceksen.


Ekim 06, 2019, 01:52:37 ÖS
Yanıtla #13

Üst üste çok paylaşım yaptığımın farkındayım. Hakkınızı helal edin. Ama sayın Tayfun Atay’ın Vahdet-i Vücût’la ilgili 2015 yılında Cumhuriyet’te yazdığı yazıyı izninizle eklemek istiyorum. İyi okumalar  :)

http://www.cumhuriyet.com.tr/amp/haber/yasam/307857/Faydali_bilgiler..._Vahdet-i_Vuc_d.html
Errare humanum est.
Beni böyle sev, seveceksen.


Ekim 08, 2019, 09:00:26 ÖS
Yanıtla #14
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 327
  • Cinsiyet: Bayan

Din simsarlarının çagrıştığı yer şeriattır.Şeriatın hükmü yoktur ama etkisi çoktur..Hakikatın kellesini alanlar şeriatçılardır .