Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Bizi ne ileri taşıyacak?  (Okunma sayısı 3037 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Aralık 08, 2019, 02:51:15 öö
Yanıtla #10
  • Yeni Katilimci
  • *
  • İleti: 15
  • Cinsiyet: Bay

Sayın Mandıra Filozofunun birinci ifadesine sonuna kadar katılıyorum. R bireydeki olmazsa olmaz en önemli şey bilme ihtiyacıdır.
Her karanlık kendisini sonlandıracak şafağın tohumlarını içinde taşır.


Aralık 08, 2019, 09:29:26 öö
Yanıtla #11
  • ÖMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1457
  • Cinsiyet: Bay

Katkılar için teşekkürler. Yine de konu "N'olacak memleketin hali" ile "Bizden adam olmaz abi"ye kaymış görünüyor.
Ben de bu konular üzerine çok konuşan biriyimdir. Ama burada değil!
Madem ki Masonluk üzerine bir forum ve insan üzerine bir konu, oradan devam etmek gerekirse:

İnsanı içinde bulunduğu zor durumlar tetikler demiştik... Peki insan her zaman bunun farkında mıdır?
Diyelim ki bir yolda yürüyorsunuz. İleri doğru gidiyorsunuz doğru, ancak olduğunuz yerden ileri gitmek midir önemli olan, diğerlerinden ileri gitmek mi?

Mesela sizin bir ilerleme hızınız var ama başkalarının da ilerleme hızından yavaşsınız. Bu uzun vadede sizi geride bırakmaz mı?

Öyleyse bulunduğun durumun tahlili de önemli bence.
Kimi durumlarda ise kişi çevresine, içinde bulunduğu duruma kör kalabiliyor. Bu yüzden de dışarıdan bir göze, fikre ihtiyaç var. Ondan değil mi hep nasıl olmuşum deriz dışarı çıkarken yakınımıza... Nasıl olmuş deriz mesela bir yazı için öğretmenimize, arkadaşımıza vs.

Dış göz, bizim yapmak istediğimizi yapıp yapamadığımızı, olmak istediğimizi olup olamadığımızı gösterir. Tabi tarafsız bir dış göz diyelim, kıskançlık, çekememezlik gibi durumlar istisna...

O halde bize bir "Ayna" lazım. Ki bilelim biz ilerliyor muyuz? Yerimizde mi sayıyoruz. Kendimiz olduk sanıyoruz ama çürüyor muyuz? Konfor alanı içinde dönüp duruyor muyuz?

O halde yapıcı tespit ve eleştiriler de çok önemli. Esas önemli olansa bunları savunma duvarları ile savuşturmayıp, dinleyip özümsemek. Zaten ben kusursuzum deyip, mevcut hali korumaya çalışmamak. Dinlemek ve ona göre yeniden ölçüp biçip adımlar atmak.

Eleştiri bir meziyet. Eleştiriyi dinlemek de bir meziyet. Öyle mi?
Alterius non sit qui suus esse potest


Aralık 08, 2019, 10:42:54 öö
Yanıtla #12

Eleştirilere kulak kabartmak, dinlemek, anlamak. Tabiki ileriye gidiş için gerekli sayın ANARCHOSA.

Eleştirileri yok saymak, ‘sen kimsin ki beni eleştiriyorsun’ demek, zaten kişiyi olduğu yere çıpalar. Gelişimini kapatır. Kibrin de göstergesidir.

Kısaca, katılıyorum söylediklerinize sayın ANARCHOSA.

Sevgiler.
« Son Düzenleme: Aralık 08, 2019, 10:45:29 öö Gönderen: Mandıra Filozofu »
Errare humanum est.
Müzmin öğrenci


Aralık 08, 2019, 06:21:54 ös
Yanıtla #13
  • Yeni Katilimci
  • *
  • İleti: 18
  • Cinsiyet: Bay

Bence eğitimin esas amacı, insanın tüm canlıları anlaması
ve sevmesi uzerine olmalı, bu sınavı geçtikten sonra branş eğitimi ile taçlandırılmalı, bu sağlandığında dünyada savaşlar olmaz, doğa kıyımı olmaz ve yaşanabilir yer olur, tüm insanlar empati yapmayı öğrenir, sevgi ve saygi hakim olur. Din ve ırkcı savaşlar olmaz, bizi yaratanın tek olduğu, hepimiz tek bir tanrıya allaha inandığımizın farkına varırız.
« Son Düzenleme: Aralık 08, 2019, 06:27:03 ös Gönderen: Erg32 »


Aralık 09, 2019, 09:51:22 öö
Yanıtla #14
  • ÖMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1457
  • Cinsiyet: Bay

Bence eğitimin esas amacı, insanın tüm canlıları anlaması
ve sevmesi uzerine olmalı, bu sınavı geçtikten sonra branş eğitimi ile taçlandırılmalı, bu sağlandığında dünyada savaşlar olmaz, doğa kıyımı olmaz ve yaşanabilir yer olur, tüm insanlar empati yapmayı öğrenir, sevgi ve saygi hakim olur. Din ve ırkcı savaşlar olmaz, bizi yaratanın tek olduğu, hepimiz tek bir tanrıya allaha inandığımizın farkına varırız.

Güzel başlamış ama öyle mi bitmiş?
Konu başlığından bağımsız bir yorum olmuş, yine de konuya çekebilmek için bir örnek olarak alabiliriz.

Demiştik ya kişi nerede olduğunu fark etmezse problemi bilmezse çözüm bulamaz.
Din ve ırk savaşları olmamasına çözüm olarak bizi yaratanın tek olduğu, hepimizin tek olan Tanrı, Allah'a inandığımızı keşfettiğimiz o 'an' sunuluyor.
Peki babasının naaşını yakarak, küllerini bir bonzainin dibine döken ve onun anısını odasının başköşesinde yaşatan bir Japon bunun neresinde? Yaratıcı güç olarak ateşi simge almış ve ateş kirlenmesin diye eline eldiven ağzına maske takan mecusi bunun neresinde? Brahma, Vishnu ve Shiva başta olmak üzere yüzlerce, binlerce Tanrısı olan ve Hristiyanlık ile Müslümanlıktan sonra en çok inananı olan Hindular bunun neresinde? 500 milyon inananı ile Budistler bunun neresinde? Afrika animist kabileleri bunun neresinde?

İnsanlar içinde bulundukları ortamı ve bildikleri bilgileri kendi fanusuna çevirir. Ve yalnızca o havayı soluyarak, dışına çıkılmaz bir atmosfer haline getirirler. Oysa diğerlerinin de nefes almaya ihtiyacı vardır.

Şimdi biz onları kendi inandığımız tek Tanrı, Allah'a inanmaya davet edeceğiz. O kadar emek ve zaman harcayıp ikna edemeyince de bu problemi ortadan kaldırmaya çalışacağız. Nasıl? Din savaşları ile!!!

Problemin kendisini bir çözüm olarak ortaya koymak, işte bu anlaşılamaz.

Oysa Masonluğun yaklaşımı, tartışmalı konuların azaltılıp, ortak noktaların arttırılması yönündedir. 'Probleme çözüm buldum, benim inandığıma inanın problem ortadan kalkar.' Masonca bir yaklaşım değildir mesela.

'Bu konuyu konuşmak aramızda duvar örüyor, şu anda bunu kaşımak iki tarafa da fayda sağlamaz, bunu zamana ve insanın gelişimine bırakalım ve seninle ortak noktalarımızı gözden geçirerek onun üzerinden ilişkimizi inşa edelim, ne dersin?' İşte bu masonik yaklaşıma daha uygundur. En ortak nokta ise 'İnsan' olmak ve insanlığın erdemleridir gibi duruyor...
Alterius non sit qui suus esse potest


Aralık 09, 2019, 04:29:51 ös
Yanıtla #15
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 196
  • Cinsiyet: Bay

Bizi "ne" "ileri" "taşıyacak" 

Ne ile benim düşüncem önce kendimiz, sonra bize görmediğimizi gösterecek, rehberlik edebilecek çevremiz (aile, arkadaş, öğretmen...) tabi okumak, araştırmak, meraklı olmak ve meraklı kalmak...

İleriden anladığım, İnsanın bir hedefi olmalı. Hayat amacını aramalı, bilmeli...

"Taşı(n)mak" var bir de "sürüklenmek"...  Önce sürüklenmekten, türbülanstan kurtulmak lazım.

Saygılarımla.
 
no one


Aralık 09, 2019, 04:50:02 ös
Yanıtla #16
  • ÖMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1457
  • Cinsiyet: Bay

Tebrik ederim sayın Zennn,

Bir başka güzel nokta.

Hedef... Belki de 'Ülkü'.

Peki ilerisi neresi, hedef nedir? Durağan mı?
Alterius non sit qui suus esse potest


Aralık 09, 2019, 11:46:09 ös
Yanıtla #17
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 196
  • Cinsiyet: Bay

İnsan hedeflediğine varabilir, ülküsüne yaklaşabilir ama bunlar geçici tatmin sağlar. Hedeflere varıldıkça yeni ihtiyaçlar yeni amaç ve hedefleri ortaya çıkarır.

İnsan tecrübeler, yeni fikirlerle değişip, gelişmelidir.  Dogmalara saplanıp kalmamalıdır. Kendisinin ve insanlığın yaşamına yeniyi getirebilmelidir. Aksi halde moral insanı olarak günün rüzgarında sürüklenir...

Hakikati arayan insan için durağan bir denge ve tatmin durumu olabilir mi?

Saygılarımla.
no one


Aralık 10, 2019, 08:33:08 öö
Yanıtla #18
  • ÖMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1457
  • Cinsiyet: Bay

Simyacı kitabını okuyan hatırlayacaktır, okumayana da ben anlatayım. Hayalleri için tüm koyunlarını satan çocuk çıktığı yolculukta tüm parasını da çaldırır. Her şeyin onun için bittiğini, dünyanın sonu geldiğini düşünür!
Eskiden işleri çok parlak olsa da şimdi sinek avlayan bir züccaciyeci, kristal bardak satıcısına düşer tesadüf yolu. Karnını doyurmak için iş ister. Parlak zekası ile işleri öyle bir canlandırır ki, hem kendisi hem patronu inanılmaz zengin olur. Bu süreçte patronu ona gözleri yaşlı şekilde hep Kâbe'yi görmeden ölmek istemediğini, bu özlemini anlatır. Gençte koyunlarını ve fazlasını yeniden alacak parayı kazanmıştır, geri dönebileceğini kafasında kurar. Ancak amacının, hedefinin aslında koyun olmadığını, yeni hedeflere yol almak için eski hedeflerin ötesine geçmesi gerektiğini fark eder. Patronuna da artık çok paran var, her zaman istediğin Hac yolculuğunu yapabilirsin der. Patronu ise şöyle cevap verir:

''Beni hayatta tutan Mekke'dir. Hepsi birbirine benzeyen günlere, raflara dizilmiş şu vazolara, iğrenç bir aşevinde öğle-akşam yemek yemeye katlanacak gücü veriyor bana. Düşümü gerçekleştirmekten korkuyorum, çünkü o zaman yaşamak için bir sebebim olmayacak.''

Hedef varmak istediğimiz yer değil, yolculuktur. O yüzden Masonlar örneğin bir insanın hayatında kurulamayacak bir düş, bir ülkü kurmuşlardır. Hedefin değil, yolun keyfini çıkarırlar. Hedef ya da ülkü içinse kendinden sonra gelecek kardeşlerine güvenirler. Bilirler ki kendilerinin başka pek çok kardeşin inşa ettiğine bir taş eklediği gibi, sonraki kardeşlerde kendi bıraktıkları yerden adım adım öteye götüreceklerdir bu ülküyü.

Sevgiler
Alterius non sit qui suus esse potest


Aralık 10, 2019, 11:09:25 öö
Yanıtla #19

Sanırım hedefim yok. Bu da ben de depresyon yapıyor. Artık kendimi daha az geliştiriyorum ve hatta maalesef geliştirmeye çabalamıyorum. Bana bu yaşamımda verilen zamanın dolmasını bekliyor gibiyim.

Sanki hiç bir zaman olmadım ve bundan sonra da olmayacağım hissi mevcut.

Bunun altında yatan bir diğer neden de, dünya kötü bir yer ve bunu değiştirebilecek güce, yetiye sahip değilim.

Günlerim sıradan geçsin, büyük problemler yaşamayayım ve zamanım dolsun. Tek isteğim bu.

Sevgiler.
« Son Düzenleme: Aralık 10, 2019, 11:14:20 öö Gönderen: Mandıra Filozofu »
Errare humanum est.
Müzmin öğrenci