Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Katharizm Nedir, Katharlar kimdir? (Alıntıdır)  (Okunma sayısı 1019 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Aralık 23, 2019, 01:23:43 ös

-Alıntıdır. www.makaleler.com ‘dan sayın Uğur Eskier’in yazısıdır.


Katharizm Nedir, Katharlar Kimdir?

12 Ekim 2017
yazar: Uğur Eskier

Katharizm, diğer adıyla Katharcılık veya Katarcılık, Orta Çağ'da Fransa'nın Albi (Albigensians) bölgesinde ortaya çıkan bir tarikattır. 12. ve 13. yüzyıllarda Avrupa'nın batı ülkelerinde etkili olmuştur. Güney Avrupa, Kuzey İtalya ve ağırlıklı olarak da Güney Fransa’da yayılmışlardır. Hıristiyanlığı temel alan bir tarikat olduğu inancı hakimdir. Ancak kilisenin görüşlerine karşı çıkarak reenkarnasyona inanan bir tarikat olarak bilinir. Katharlara (Cathares) mensup 20 bin kişi kilise ve krallık tarafından çeşitli şekillerde katledilirken, keşişleri yakılarak öldürüldü. Kathar akımının öğretileri, “Trubadurlar” adı verilen, şövalye ve ozanlardan oluşan bir grup tarafından sürdürülmeye çalışıldı. Ancak Katolik kilisesine bağlı mahkeme sistemi olan ve Katharları yok etmek için kurulan “Engizisyon” tarafından bu fikirlerin yayılması önlendi. Farklı inançlarından dolayı katliama maruz kalan ve yok edilen Katharların hikâyesi, “tarihin kara sayfalarında” yer alıyor.



Katharlar Kimdir?
Kimilerine göre tarikat, bazılarına göre sapkın bir mezhep, diğerlerine göre de bir fikir akımı ve dinsel bir doktrin olarak görülen Katharizm, Kuzey Fransa ile Endülüs arasında kalan Güney Fransa’da ortaya çıkmıştır. Gerçek Hıristiyanlığı kendilerinin yaşadığına inanan eğitimli bir topluluk olan Katharlardan rahatsız olan Katolik kilisesi, Kathar inancını “sapkınlık” olarak ilan etti. Buna karşın Katharlar, Hıristiyanlığı hurafelerden arındırarak özgün haliyle yaşadıklarını iddia ediyordu. “Consolamentum” adı verilen vaftiz ayinleri vardı. Bu ritüelde, insanın inancı güçlenir ve kötülüklerden arınma yolunda hız kazanırdı. Su yerine ateşin kullanıldığı Consolamentum’da, cennetten inen kutsal ruh, vaftiz olan “mükemmel insanın” vücuduna giriyordu. Ayinlerinde belirli bir yöne dönmezlerdi, birbirlerinin karşısında otururlardı.

Temeli Hıristiyanlık olan Katharizm, Katoliklerle tartışmaya girmez ve onları hor görmezlerdi. Eğitim, öğretim, bilgi ve kültüre çok önem verirlerdi. İnsanların yetkinleşerek ruhlarının bir sonraki yaşamda daha ileri gitmesini amaçlıyorlardı. Ölümden ve ateşten korkmazlardı. İnsanların ete hapsolmuş bir melek olduğuna; meleklerin de cinsiyetsiz olduğuna inanarak evliliğe karşı çıkıyorlardı. Fiziksel dünyanın acısını ve kötülüğünü uzattığı için doğurganlığı kötü bir davranış olarak görüyorlardı. Ayrıca vejetaryen ve pasifistlerdi. Fiziksel her şeyin kötülük için yaratıldığına inanıyorlardı. Tuhaf; ancak ilerici bir dini grup olarak bilinirlerdi. Buna rağmen Katolik kültürü için potansiyel bir tehdit olarak görüldüler. Katolikliği, Katolik ayinlerini ve dini kutlamalarını ve kurallarını reddettiler.

“Katharizm”, Yunanca “saf olanlar, temiz, arınmış, temiz ruhlu” anlamlarındaki “katharos” sözcüğünden türetilmiştir.



Kathar Öğretileri Nelerdir?
Kathar öğretileri, Hıristiyanlık başta olmak üzere bazı inanç sistemlerinden izler taşıyan doktrinlerdir. En önemlileri “Tanrı, İsa ve Kutsal Ruh” üçlemesine karşı çıkmaları ve reenkarnasyon inancıdır. Kiliseyi rahatsız eden bu öğretiler, kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu binlerce insanın hayatına mal olmuştur. Bu öğretilerden bazılarını şöyle özetleyebiliriz;

•   Tanrı, ruhsal bir varlıktır ve sevgidir.

•   Hz. İsa, Tanrı’nın oğlu değildir; hepimiz gibi bir ruhtur.

•   Hz. İsa, Tanrı’nın peygamberidir; ancak mucizeleri yoktur ve kurtarıcı değildir.

•   Ruhun dünyevi kurtuluşa ermesi için pek çok kere bedenlenmesi gerekir.

•   Ruh ebedi ölümsüzdür, beden geçicidir, sürekliliği yoktur.

•   Ruhun kurtuluşu maddi bağlardan kopmakla mümkündür.

•   Nefis terbiyesi ruhun kurtuluş sürecini hızlandırır.

•   Dünyada düalite (ikilem) ilkesi; iyinin ve kötünün dengesi geçerlidir.

•   Dünyada Satan’ın (şeytanın) egemenliği hüküm sürer.

•   Dünya yaşamı ötesinde bir cehennem yoktur.

•   Cehennem, kötülük dolu yeryüzüdür.

•   Kötülüğün kaynağı bedensel istekler ve maddi hırslardır.

•   Mal ve mülk edinme kaygısı, nefsanî bir kaygıdır.

•   Katolik öğretileri, boş inançlardan başka bir şey değildir.

•   Tanrı ile insan arasına hiç kimse giremez.

•   İnanç için yetkili bir aracı ve din görevlisine ihtiyaç yoktur.

•   Kadınlar erkeklerle eşit koşullarda din görevlisi olabilir.

•   İnsanlar eşittir ve hürdür; hoşgörü, kardeşlik, dürüstlük, çalışkanlık esastır.

•   Nefis terbiyesi ve şeytanın kötülüklerinden kurtulan insan “kusursuz” olur.

•   Kusursuzlar, aynı zamanda yol gösteren din görevlisidir.



Albigeois Haçlı Seferi
Albigeois, Katharların (Albililer) Fransa’dan tehciri için 1209 yılında yapılan Haçlı seferidir. “Albi Haçlı Seferi” olarak da bilinir. Fransa’nın Languedoc bölgesinde Katharizm ile ilgili önemli gelişmeler yaşanıyordu. Batı Fransa’nın kanunsuz ve suç oranı çok yüksek bölgesi olarak bilinen Languedoc, Hıristiyanlığın (Kuzey Fransa) ve İslamiyet’in (Endülüs) hakim olduğu bölgelerin sınırında yer alıyordu. Bölgede zamanla Katharizm benimsendi. Papa III. Innocentius bundan haberdar olunca 1203 yılında bölgeye temsilciler, 1206 yılında vaazlar vermesi için papazlar gönderdi. Buna rağmen Katharlar gelişmeyi ve yayılmayı sürdürdü. Katharların gelişmesinden rahatsız olan kilise, Albililere karşı bir Haçlı seferi istiyordu. Papa III. Innocentius, bu çağrıları dikkate alarak bölgeye sefer yapılması emrini verdi.

Simon de Montfort, II. Filip ve VIII. Louis’in komuta ve liderliğindeki 30 bin kişilik şövalye ve piyadelerden oluşan Haçlı ordusu, Kuzey Avrupa’dan Güney Fransa’daki Pirene dağlarının eteklerine indi. Papa III. Innocentius’un emriyle harekete geçen Haçlı ordusu; bütün kasaba ve şehirlerdeki yerleşim alanlarını yağmaladı, kadın ve çocuklar dahil bölge halkını kılıçtan geçirdi, ekili tarlaları yaktı ve bölgedeki bütün toprakları ele geçirdi. Languedoc bölgesindeki Beziers, Perpignan, Narbonne, Carcassonne ve Toulouse yerleşim alanları işgal edildi. Bölge tamamen ele geçirildikten sonra hayatta kalanlar Engizisyon mahkemeleri kararıyla yakıldı.



Avrupa tarihindeki “ilk soykırım” olarak tarihe geçen bu katliamda sadece Beziers kasabasında 15 bin kadın ve çocuğun katledildiği belirtiliyor. Katliamların kiliselerde yapılması da, Katharlara duyulan öfkenin başka bir göstergesi olarak kayıtlara geçti.

Saldırı yapılan bölge; kültürel, bilimsel, ekonomik olarak Kuzey Fransa'dan ileri düzeydeydi. Bölgede; Yunanca, İbranice ve Arapça ders olarak okutuluyor ve Endülüslerle birlikte hareket ediliyordu. Kuzeydeki asiller isimlerini yazamazken, buradaki Katharlar edebiyat ile uğraşıyorlardı. Ganimet elde etme ve günahlarından kurtulma amacıyla yola çıkan ordu, güneydeki bu bölgenin zenginliklerine göz dikmişti. Kathar kökenli bölgeyi “günahkâr bölge” olarak gören ve urbalarında haç işareti bulunan Haçlı ordusu, arkalarında büyük bir katliam ve kan gölü bırakarak tarihin kara sayfalarına adlarını yazdırdı. Katliamlar sebebiyle Avrupa’nın 300 yıl geriye gittiği belirtiliyor.



(Katharların son kalesi Monstegur, inanç özgürlüğü, hoşgörü, insan hakları gibi değerlerin simgesi olarak kaldı.)

Bunları Biliyor Musunuz?
Türk araştırmacı-yazar Mine Kırıkkanat, “Gülün Öteki Adı” adlı kitabında, Şeyh Bedrettin’in “ortak mülkiyeti” savunan fikirlerinin Kathar öğretilerinden esinlendiğini ileri sürüyor.
Iron Maiden'ın “Dance of Death” adlı albümünde yer alan “Montsegur” adlı şarkı, Haçlı ordusunun Albigeois katliamından bahseder.
Katharların, bir zamanlar Batı Anadolu'da yaşayan Yahudilerin, Hıristiyanlığı kabul ettiklerinde seçtikleri ve farklı öğretileri savunan (heterodoks) Hıristiyan mezhebi olduğu; Şeyh Bedrettin isyanlarında Batı Anadolu'daki Katharistlerin isyana destek verdikleri yönünde “teyide muhtaç” iddialar var.
12. yüzyılda binlerce taraftar bulan Katharizm, 13. yüzyılda İran’da etkili olan Zerdüşt ve Mani öğretilerinden etkilenmiştir.
Katharizm ile Kabala ve Bogomil öğretileri arasında da benzerlik bulunmaktadır.
Dinî, felsefî ve ahlakî inançları gereği hiçbir canlıları öldürmeyi uygun görmeyen Katharlar, büyük bir katliama maruz kalmış, çoğu yakılarak katledilmiştir. “Sapkın bir tarikat” etiketi takılarak, farklı düşünmenin bedelini menfaatine dokundukları sistemin eliyle katledilerek ödemişlerdir.
Katharların katliamı sırasında, o bölgede yaşayan ve Katharizm’e inanmayan çok sayıda insan da katledilmiştir.
Katharların katliamı; kendini maddenin tek temsilcisi olarak gören kral (cismanî iktidar) ile kendini mananın tek temsilcisi olarak gören kilisenin (ruhanî iktidar) ortak kararı ile acımasızca gerçekleştirilmiştir.
Katolik kilisesine göre, ateşte yakılan Katharlardan yanmayanlar günahsızdı; yananlar ise ilahi adaletin tecellisi olarak cezalarını çekiyorlardı.
Katliamlarda bulunan Papalık temsilcisi, Papa III. İnnocentius’a yazdığı mektupta, "Kadın, erkek, çocuk ayrımı yapılmadan herkes öldürüldü. Tanrı hangisinin günahkâr olduğunu kendi seçsin!" demiştir.
Kiliseye bağlı olan Engizisyon mahkemeleri, Katharları yok etmek için 1234 yılında kurulmuştur. Engizisyon, Katharizm’e inandığı belirlenen kişileri yargılayarak, işkence veya yakılarak idama mahkûm etti.
Katharlara yönelik soykırım seferleri 1209 yılında başladı; son Kathar kalesi olan Montsegur, 16 Mart 1244 yılında düştü.
Montsegur Kalesi’ni savunan 225 Kathar, Engizisyon mahkemelerinde yargılanıp işkenceyle dinlerinden dönmektense kendilerini ateşe atarak intiharı seçti.
Monstegur Kalesi, direnişin sembolü haline geldi. İnanç özgürlüğü, hoşgörü, insan hakları gibi değerlerin simgesi olarak kaldı.
Katharların katledilmesinin ardından Kathar öğretileri, Tapınak Şövalyeleri (Tampliyeler) tarafından yaşatılmıştır. Bu sebeple Katolik kilisesinin sonraki hedefi Tapınak Şövalyeleri olmuştur.
1300’lü yılların başında Cathar öğretilerini tekrar canlandırmak isteyen Peitre Autier, 10 Nisan 1310 tarihinde Toulouse’de yakalanarak tutuklandı.
Kathar öğretileri, 20. yüzyılda reenkarnasyon araştırmacısı İngiliz psikiyatr Dr. Arthur Guirdham tarafından tekrar gündeme getirildi.

-Alıntıdır. www.makaleler.com ‘dan Uğur Eskier’ in yazısıdır.
Errare humanum est.
Müzmin öğrenci


Aralık 23, 2019, 03:57:17 ös
Yanıtla #1
  • ÖMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1398
  • Cinsiyet: Bay

İlginç bir yazı, araya Kathar karşıtlarının yaptığı suçlamaları da eklemişler, Satan'a tapar bir görüntü verilmiş. Bu işin aslı yoktur. Zerdüştlük, Maniheizm, Pavlikanlar, Bogomiller gibi diğer inanışlardaki düalizmi çözemeyenler, Kathar düalizmini anti-christ ya da Şeytana tapıyorlardı diye anlayabilir... Tabi dileyen araştırmak ön koşulu ile kendi yargılarını oluşturabilir.

Oysa ki benim dikkatimi başka bazı sözler çekti.



 Gerçek Hıristiyanlığı (Dini deyin siz ona) kendilerinin yaşadığına inanan eğitimli bir topluluk olan Katharlardan...
 
Buna karşın Katharlar, Hıristiyanlığı hurafelerden arındırarak özgün haliyle yaşadıklarını iddia ediyordu... (İlginç)
 “Consolamentum” adı verilen vaftiz ayinleri vardı. Bu ritüelde, insanın inancı güçlenir ve kötülüklerden arınma yolunda hız kazanırdı...  (İlginç)

 Su yerine ateşin kullanıldığı ...  (İlginç, başka yerden tanıdık geldi)

 “mükemmel insanın” vücuduna giriyordu... (İlginç, başka yerden tanıdık geldi)

 Ayinlerinde belirli bir yöne dönmezlerdi, birbirlerinin karşısında otururlardı. (İlginç, başka yerden tanıdık geldi)



 Eğitim, öğretim, bilgi ve kültüre çok önem verirlerdi. İnsanların yetkinleşerek ruhlarının bir sonraki yaşamda daha ileri gitmesini amaçlıyorlardı. Ölümden ve ateşten korkmazlardı. (İlginç, başka yerden tanıdık geldi)

 



“Tanrı, İsa ve Kutsal Ruh” üçlemesine karşı çıkmaları ve reenkarnasyon inancıdır. (İlginç, başka yerden tanıdık geldi)



•   Tanrı, ruhsal bir varlıktır ve sevgidir.



•   Ruhun dünyevi kurtuluşa ermesi için pek çok kere bedenlenmesi gerekir.


•   Ruh ebedi ölümsüzdür, beden geçicidir, sürekliliği yoktur.


•   Ruhun kurtuluşu maddi bağlardan kopmakla mümkündür.


•   Nefis terbiyesi ruhun kurtuluş sürecini hızlandırır.


•   Dünyada düalite (ikilem) ilkesi; iyinin ve kötünün dengesi geçerlidir.


•   Dünya yaşamı ötesinde bir cehennem yoktur.


•   Cehennem, kötülük dolu yeryüzüdür.


•   Mal ve mülk edinme kaygısı, nefsanî bir kaygıdır.



•   Tanrı ile insan arasına hiç kimse giremez.


•   İnanç için yetkili bir aracı ve din görevlisine ihtiyaç yoktur.


•   Kadınlar erkeklerle eşit koşullarda din görevlisi olabilir.


•   İnsanlar eşittir ve hürdür; hoşgörü, kardeşlik, dürüstlük, çalışkanlık esastır.


•   Nefis terbiyesi ve şeytanın kötülüklerinden kurtulan insan “kusursuz” olur.


•   Kusursuzlar, aynı zamanda yol gösteren din görevlisidir.
(İlginç, başka yerden tanıdık geldi)



Haklarındaki iddialar ve katledilme biçimleri bile çok tanıdık geliyor...
Alterius non sit qui suus esse potest


Aralık 23, 2019, 07:03:22 ös
Yanıtla #2

Errare humanum est.
Müzmin öğrenci