Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Bir Taşın Efsanesi  (Okunma sayısı 549 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mart 09, 2020, 04:07:00 ös
  • ÖMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1404
  • Cinsiyet: Bay

Alıntı hikâyedir...

Ham taş mutlu değildi ve pürüzlü yüzünün her hattından bu belli oluyordu.

“Ben neden başka olayım?” diye mükemmel taşa sordu.

“Benim yanımda duran diğer taşları üstat tezgaha koyup senin gibi yontulmuş mükemmel taş oluncaya kadar şekil veriyor, sonra bana bakınca kafasını sallayarak yürüyüp gidiyor.”

Mükemmel taş:

“Galiba ben bunun sebebini biliyorum,” dedi.

“Senin köşelerinden biri kırık, senin bütün köşelerin ve yüzlerin düz ve doğru olarak düzeltilse ufacık kalacaksın. Yontulmuş ve mükemmel olmak için sadece bütün yüzlerin pürüzsüz ve doğru olması kâfi değildir, ayrıca ölçülerinin de tam olması lazımdır, yoksa diğer taşlara uyamazsın, o zaman da mabedin duvarı kusurlu olur.” 

Ham taş:

“Bunun faydası yok” diye şikayet etti.

“Ocaktan çıktığım zaman taşçının beni yontarken yaptığı hatadan niçin ben zarar görüyorum? Ben de mabedin bir parçası olmak için düz ve mükemmel olmak istiyorum. Bir daha geldiği zaman bunu üstada soracağım.” 

“Buna lüzum kalmayacak.” 

Bu, taş kümeleri etrafında dolaşan üstadın sesiydi:

“İstemeyerek, söylediklerini duydum,” diyordu.

Ham taş titredi. Üstadın kararlarına karışmak muhakkak ki onun işi değildi. Sonra cesaretini topladı, korkusuzca ve neticesine aldırmadan ileri atıldı.

“Pekala” dedi. “Madem ki sorduklarımı duydun, ben neden bir yontulmuş taş olup mabedin duvarında hakkım olan yeri alamıyorum?”

Üstat oturdu ve gülerek:

«Bunun cevabını buradaki dostun sana verdi. Amma hikayenin hepsini anlatmadı, çünkü bunu o da bilmiyor. Şimdi ben seni görünce ne gördüğümü ve ne hissettiğimi söyleyeyim. Belki zamanla anlarsın. Sen, mabet, hatta ben de dahil, bu dünyada herkesin yüksek bir arzusu vardır. Mabet, tabi mükemmel bir mabet olmak ister. Lakin onun inşasında hatalı taşlar kullanırsak bu mümkün olmaz. Benim arzum ise mabedi kabil olduğu kadar mükemmel yapmaktır. Belki sen de kalbinin derinliklerinde aynı şeyi hissediyorsun. Halbuki bir kenarının kırık olması sebebiyle mabedin bir parçası olamayacağını hissediyorsun. Bana inan ki bu, taşçının elinin titremesinden veya dikkatsizliğinden veya sana olan husumetinden dolayı olmamıştır. Buna bir kaza diyelim.  İstediğini diyelim.Fakat şikayet etmek hiçbir şeyi değiştirmez. O kopuk köşe senin bir taş olarak mevcudiyetinin bir parçasıdır. Lakin ufak bir kırıktır, senin belki diğer yüzlerin ve köşelerin düz ve doğrudur. Dostum, senin gibi iyi ve sağlam bir taşa muhakkak bir kullanma yeri bulacağız. Senin de mabette bir yerin olacak, hiç korkma.»

Şimdi sana «mükemmel» kelimesi üzerine bir şey söyleyeyim. Biz mükemmel taştan bahsederken tamamen böyle olan bir taşı kastediyoruz. Daha da mühimi içi ve dışı da sağlam ve pürüzsüz bir taş kast ederiz. Mükemmel taşın cilalanmış dış yüzeyleri sadece mükemmeliyetinin dış işaretidir. Kim bilir, belki de dikkatsizce seçilmiş bir taş mükemmel yontulmuş ve yüzleri cilalanmış olmasına rağmen zayıf bir tarafını gizlemiş olabilir ki, bu da mabet duvarının bir kısmının çökmesine sebep olabilir.

Biz taşları cilalamadan evvel, hatalı olanlarını anlamaya dikkat ederiz. İçleri de dışları kadar mükemmel olmayanlar asla mabede konmazlar. Senin bilmen icap eden husus ise, tam ve mükemmel olan bir taş her tarafı dayanıklı ve kuvvetli olan taştır ve dış güzelliği mühim değildir.

Şimdi etrafına bak. Şıradaki avluda atların nalları dolaşacak, arabalar geçecek, Çırak, Kalfa ve Üstat masonlar defalarca yürüyecekler. Bu iş için dayanıklı ham taşlar lazımdır; avluya düşen yağmur düz taşları tehlikeli ve kaygan yapar. Burada bize dayanıklı,yontulmamış, ham ve biraz pürüzlü taşlar lazımdır.

Lakin mabette senin için daha da mühim bir yer olacaktır. Bak kuzey duvarı nasıl düz ve pürüzsüz olarak yükseliyor. Güney, doğu ve batı duvarları da aynı şekilde. Lakin güneydoğu köşesinde iş yavaş ilerliyor. Burada temel taşlarından birinin duvarın büyük ağırlığı altında çatladığını öğrendik. Şimdi işçiler çatlayan taşı çıkardılar. Yerine bir yenisine ihtiyacımız var. Sen o taş olabilir misin?

Temelin derinliklerine girmeye, toprağın içine gömülmeye ve ebediyen büyük duvarı taşımaya hazır mısın? Sen sadece bir ham taşsın, lakin bu hayati işi görmek bakımından iç mukavemetin mükemmel midir?»

Ham taşın yüzünden alınganlık ifadesi çoktan silinmişti, şevkle atıldı:

“Tecrübe etmek isterim,” dedi.

Üstat iki çırağa işaret etti. Onlar da ham taşı yükleyip güneydoğu köşesine götürdüler. Sonra yerine indirdiler. İki kalfa da onu tahta bir tokmakla yerine iyice oturttular. Üstat işi muayene etti, sonra işçiler kazıya tozu, toprağı doldurup sıkıca bastırdılar. İş bittiği zaman büyük mabedi görmek için uzaktan, yakından insanlar geldi. Herkes ona hayran oldu ve mabedin insan elinin yapabileceğinin en mükemmeli olduğunda ittifak ederken güneydoğu köşesinin diğer kısımlara nazaran daha düz ve dayanıklı göründüğünü hissettiler.

Seneler, asırlar geçti. Harpler ve hava tesirini gösterdi. Muzaffer ordular mabedi yağma ettiler, ateş onu yaktı, hoyratlar onun nefis oymalarını kırdılar. Nihayet zamanın kumları onun harabesinden geçti ve sonunda toprağın üstünde bu muazzam mabetten birkaç duvar parçası kalabildi. Bir zamanların en muhteşem mabedinin şimdi insan gözüyle görülebilen kısmı sadece güneydoğu duvarı idi. Hamtaş kendisine gösterilen itimada lâyık olduğunu ispat etmişti.

1969
Alterius non sit qui suus esse potest


Mart 09, 2020, 04:42:25 ös
Yanıtla #1

Çok güzel bir hikaye.
4 küçük ders içeriyor.

1) Umudu hiçbir zaman kaybetmemek gerekir.
2) Bir işe uygun görülmeyen bir kişi aslında bazen en uygun kişi olabilir.
3) Mükemmel olmak zorunda değiliz, bazen hatalarımız bizi daha sağlam daha doğru hale getirebilir.
4) Bir bireyi sadece dış özelliklerinden değil iç özelliklerinden de değerlendirmek gerekir.
Errare humanum est.
Müzmin öğrenci