Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Bir Bardak Su  (Okunma sayısı 891 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mart 28, 2020, 05:59:25 ös
  • ÖMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1438
  • Cinsiyet: Bay

Olaylar sonsuz bir çölde başlar. Tanrı ile Narada adlı bilge yan
yana yürürlerken gözleri engin boşluğa dalar. Bir süre sonra
Narada Tanrı'ya dönüp sorar: "Ey yüce Tanrım, bu dünyanın
ve orada yaşayan bütün yaratılmışların hayatının
görünümlerinin ardındaki sır nedir?" Tanrı gülümser ve susar.
Yola devam ederler. "Evladım," der bir süre sonra Tanrı ve
ufka bakar, "Güneşin sıcağı beni susattı. Bu yoldan biraz daha
gidersen bir ırmak bulacaksın. Irmağı takip et, bir kasabaya
geleceksin. Oradaki evlerden birine git ve bana bir bardak
soğuk su getir."
"Hemen," der Narada ve yola koyulur. Bomboş arazide
dakikalarca yürüdükten sonra gerçekten bir ırmağa gelir.
Irmağın öte yanında bir yerleşim alanı vardır. Narada derli
toplu görünen bir çiftlik evine yaklaşır ve eski tahta kapıyı
çalar. Kapı genç, güzel bir kız tarafından açılır. Gözleri ışıklar
saçmakta ve Narada'nın gördüğü diğer kadınların gözlerine hiç
benzememektedir. Kızın gözleri ona Yüce Tanrı'sının gözlerini
hatırlatır. Narada bu gözlerin içine baktığı anda Tanrı'nın
talimatını ve oraya geliş amacını unutur.
Kız onu içeri davet eder ve ikramda bulunmak ister. İçeride,
kızın annesiyle babası bu bilge kişinin gelişini bekliyor
gibidirler. Narada için en nadide yiyecekler hazırlanmıştır. Hiç
kimse oraya neden geldiğini ve ne istediğini sormaz. Uzun yıllar önce aralarından ayrılıp uzaklara gitmiş eski bir dost,
sanki şimdi geri dönmüş gibidir. Narada bu dost canlısı ailenin
evinde birkaç gün kalır. Kendisine gösterilen konukseverlikten
çok memnundur ve genç kızın güzelliğine gizli bir hayranlık
beslemektedir. Bir hafta böylece geçip gider, ardından iki hafta
daha geçer. Narada çiftlikteki günlük işlere katılmaya başlar ve
kısa bir zaman sonra aile, orada sürekli bir misafir olarak
kalmasını ister. Narada bunu sevinçle kabul eder ve bir zaman
daha geçer. Nihayet, rüya gibi geçen günlerin sonunda Narada
evin kızı ile evlenme arzusunu dile getirir. Baba çok
memnundur. Dediğine göre herkes bunu ümit etmiştir...
Narada ile genç kız mutluluk içinde evlenerek aynı eve
yerleşirler. Çok geçmeden bir erkek çocukları dünyaya gelir,
ardından bir erkek çocuk daha doğar ve sonunda bir de kızları
olur. Narada kasabada küçük bir dükkân açar ve kısa sürede
işini büyütür. Eşinin annesi ve babası öldüğünde ailenin reisi
artık o olmuştur. Zaman akar gider, kasaba halkı mâli işlerde
Narada'nın rehberliğine güven duymakta, hatta giderek
kendisinden kişisel tavsiyeler de istemektedirler. Çok
geçmeden belediye meclisinde yüksek bir göreve getirilir.
Hayatı, kaçınılmaz olarak, bir kasabada yaşamanın verdiği
doğal sevinçler ve üzüntülerle doludur. Böylece hayat anlamlı
ve başarılı bir şekilde yıllarca sürüp gider.
Derken muson yağmurları mevsiminde bir sabah gökyüzü
kararır ve görülmemiş şiddette bir fırtına ile yağmur yağmaya
başlar. Çok geçmeden ırmak taşar ve sular öyle yükselir ki, sel
baskını tehlikesi doğar. Evler olduğu gibi sulara kapılıp
gitmektedir. Akşama doğru fırtınanın dinmeyeceği ve kasabayı
kurtarmanın bir yolu olmadığı anlaşılmıştır. Narada, kasaba halkını uyardıktan sonra ailesini toplayarak gecenin
karanlığında yollara düşer. Kendilerine daha yükseklerde
güvenli bir yer bulmayı ümit etmektedir. Eşi ve iki oğlu kasırga
şiddetiyle kükreyen rüzgâra karşı direnirken ona sımsıkı
sarılmışlardır. Küçük kızını da göğsüne bastırmıştır.
Rüzgâr korkunç bir şekilde esmekte ve sel suları gitgide
yükselmektedir. Narada karşılarına bir duvar gibi dikilen
yağmurda ilerlemeye çalışırken birden ayağı takılır. Azgın
tabiat kuvvetleri oğullarından birini babasının kollarından
koparıp alır. Onu yakalayacağım derken diğer oğlunu da
elinden kaçırır. Hemen ardından şiddetli bir rüzgâr küçük
kızını bağrından çekip alır ve sonunda sevgili karısı da sel
sularına kapılarak uğuldayan karanlığa karışır. Narada
çaresizlik içinde feryat eder ve ellerini göğe açıp, acıyla
kıvranır. Ancak feryatları o korkunç gecenin derinliklerinden
doğan dev gibi bir dalganın içinde duyulmaz olur. Dengesini
kaybetmiş ve bayılmıştır. Bedeni azgın sularla oradan oraya
çarparak ırmakla birlikte sürüklenir.
Saatler geçer, hatta belki de günler... Narada acılar içinde yavaş
yavaş kendine gelir, neredeyse çıplak ve yarı ölü bir vaziyette
ırmağın çok daha aşağılarında bir kumsala sürüklenmiş
olduğunu fark eder. Şimdi gün aydınlanmış, fırtına dinmiştir.
Ancak ortalıkta ailesinden en ufak bir iz olmadığı gibi, başka
bir canlı da görünmemektedir. Narada kumların üstüne yüz
üstü düşüp dakikalarca kımıldamadan yatar. Her yanı
ağrımaktadır, tek başına kalmıştır, üzüntü ve terk edilmişlik
duygusundan deliye dönmüştür. Irmakta önünden enkaz
yığınları sürüklenmekte, havada ölümün kokusu duyulmaktadır. Artık her şeyi elinden alınmış, hiçbir şeyi
kalmamıştır.
Sevdiği ve değer verdiği ne varsa suların girdaplarında yitip
gitmiştir. Ağlamaktan başka yapacak bir şey yok gibidir.
Derken, Narada aniden bir ses duyar: Adeta damarlarındaki
kanı donduran bu ses, "Evladım, senden istediğim bir bardak
soğuk su nerede?"
Narada döner ve hemen yanı başında duran Tanrı'yı görür.
Irmak kaybolmuştur ve onlar yine sonsuz bir çölde
yalnızdırlar.
Tanrı bir daha sorar: "Suyum nerede? Tam beş dakikadır
bekliyorum burada."
Bilge, Tanrı'sının ayaklarına kapanır ve kendisini affetmesi
için yalvarır. "Ah, unuttum! " diye durup durup feryat eder.
"Yüce Tanrım, unuttum! Beni bağışla!"
Tanrı gülümser ve şöyle der: "Peki Narada, dünyanın ve
üzerinde yaşayan bütün yaratılmışların görünümlerinin
ardındaki sırrı şimdi anlıyor musun?"
Alterius non sit qui suus esse potest


Mart 28, 2020, 06:28:00 ös
Yanıtla #1
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 284
  • Cinsiyet: Bay

Güzel hikaye sayın ANARCHOSA,
burada bulunmamızın asıl amacını unutup dünyalık telaşlara düşüyoruz ama asıl amacın ne olduğu konusu en büyük handikap gibi duruyor.
Eğer insan en iyi yaptığı şeyi bulup "biz" olursa (Azra Kohen'in Fi-Çi-Pi üçlemesinden alıntı) bu anlama ve amaca vakıf olacak diye düşünüyorum. İnsanlığın bunu algılamayamadığı ve dogmaların peşinden koştuğu kanısındayım.
Saygılarımla.
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine...


Mart 29, 2020, 10:49:21 öö
Yanıtla #2
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 3105
  • Cinsiyet: Bay

Zamanın bir andan ibaret olduğunu ve Dünyanın bir rüya alemi olduğunu anladım .
Saygılar
audi-vide-tace
    dinle-gör
        sus


Mart 29, 2020, 06:52:58 ös
Yanıtla #3


...Kaybetmemenin sırrı ise: Sana ait sandıklarını özgür bırakmaktır; en çokta yaşamını.

Sen Özelsin


Mart 30, 2020, 01:24:19 öö
Yanıtla #4
  • Yeni Katilimci
  • *
  • İleti: 4
  • Cinsiyet: Bay

Saygıdeğer ANARCHOSA,

Bu Hikaye Bana Daha Derin Bir Anlayış Bahşetti Teşekkür Ederim.

Esenlikler Dilerim.
...İşkenceler Sürerken Abu Garipte
Zehir Soluyor Felluce...