Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Ilerleyememe veya yol ayrimi  (Okunma sayısı 695 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Haziran 14, 2020, 02:25:30 ös
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 96
  • Cinsiyet: Bay

Uye olurken veya uyelik surecinde, iki oge, bireyin gozunden ve kulagindan uzak olmayan bir yer edinir. ‘Kendini tani’ ve ‘hersey sana bagli’ ogeleri uyeligin ilerleyisi icin iki ana katalizordur.

Ilerlememenin sebepleri kuskusuz cesitlidir. Bu sebepleri, bu iki ogenin olusturdugu bir perspektiften incelersek, uye’nin bu ki ana ogeden uzaklasmis veya bir yerde tikanmis olabilecegini dusunebilirmiyiz…

Bu durumlar, salt, uye’nin bu iki ana ogeden uzaklasmis olabileceginin yaninda uye’nin icinde bulundugu ortamin da beklentilerine cevap verememis olabilecegini de gozonunde bulundurmaliyiz. Aksi halde duruma tek yonden bakariz, ki bu da subyektif bir yaklasim olur. 


Haziran 14, 2020, 03:41:46 ös
Yanıtla #1
  • ÖMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1432
  • Cinsiyet: Bay

Sayın Midyad,

Bazen bir şeyi öylesine isteriz ki; kafamızda onu hayali bir yere oturtur, âdetâ kutsarız.

Ben TÜBİTAK'ta çalıştığım yıllardan önce dışarıdan kurumu çok büyütmüş,ondan beklentilerimi çok yükseltmiştim. Içine girdiğimde boş bir teneke gibi gelmişti. Sonra kurumun bir varlık olmadığını,önemli olanın bireyler olduğunu keşfetmiştim. Yani kimisi çay saatini zor beklerken, kimi de gecesini gündüzüne katıp "verilmeyen" imkanlarla dünya çapında araştırmalar yapıyordu. Ikisi de aynı kurumda oluyordu. Bu bir örnek. Ancak sonra işim gereği haşır neşir olduğum tüm kurumlarda aynı şeyi gözlemledim.

Süleyman Seba'da Beşiktaş başkanıydı, Yıldırım Demirören de... Kurum aynı, kişileri size bırakıyorum...
Bir başka başlıkta binaların kutsanmasını da okudum. Türk Masonluğunun en eski bina ve kurumlarına girip çıkan biri olarak söylemeliyim ki Masonluk ne binadır ne de dernekçilik! Masonluk Özgür Locada Özgür Masondur. Bireydir.

Bir başka durumda istek körlüğü ya da sağırlığı...

Mesleğe girmeyi o kadar istiyor ki aday mesela, onu soruşturanların da normal bir insan olduğunu gözden kaçırıyor. Her elini sıktığını süper kahraman sanabiliyor. Oysa ki mesleğin insan kaynağı içinde bulunduğu toplumdur. Belki yüzdeler biraz değişir. Ancak tamamen farklı bir profil beklemek işin doğasına aykırı olur.

Yine bir başka durum dediğim gibi sağır kalmak. Ona teklif götürenler, onu önerenler, onu soruşturanlar diyor ki: Meslek bir kişisel gelişim yolu. Her şey senin isteğin ve azmine bağlı. Içeride büyü yok, mistik uygulamalar yok, ticaret yok, gizli planlar yok, siyaset yok.... Düşünsel çalışma var. Ancak bundan ötürü seni kimse zorla değiştirip dönüştüremez. Sen kendin ne yapacaksan yapacaksın! Ama aday beni deniyorlar, gideyim diye yok diyorlar diye düşünüyor. Söylenenler gerçek çıkınca, ona yöneteceği bir toprak parçası önerilmeyince ya da hayatın sırrı verilmeyince sükutu hayale uğruyor! Bu kimin suçu?

Yine de içeride herkes Kant değil, Descartes değil. Belli bir sosyal statüye geldiğinden kahveye gidemeyen kişi, arkadaş çevresi ile Masonluğa da girmiş olabiliyor! "Goy goy" yapıyor gibi görünen bu kişileri görüp Masonluk bu mu yani diye hayal kırıklığı! Oysa ki aidat ve masraflar için belki bu kitleye de ihtiyaç var... Kimbilir kardeşliğin gereğini belki felsefi çalışmayı çok da önemsemeyen bu kişiler daha bile fazla yaşıyor olabilir.

Netice, içeriye yeni şeyler öğreneyim diye giren hayal kırıklığı yaşar. Bildiklerimi farklı gözle yeniden değerlendireyim diyen ilerler.
Sır duymaya gelen hayal kırıklığı, sır arayan gelişim...

İçeride birilerini bulayım, bana mentorluk "sensei"lik yapsın diye bekleyen hayal kırıklığı yaşayabilir. Beklenen beklediğini kendinin başkasına yapmasıdır? Bunun için de kendini yetkinleştirmesidir.

İçeride herkesi kurtarmaya çalışan, herkesin bilge olmasına çalışan boşa kürek çeker. Herkes kendini geliştirmeye çalışsa toplam ortalama ise kesinlikle artar.

Yani diyeceğim. Beni birileri alsın evirip yetkinleştirsin diyen aradığını bulamaz.

Bu benim yapmam gereken uğraştır diyen ise kurumun dolu veya boş olmasına, çoğunluğun beklentinin altında ya da üstünde olmasına bakmadan çalışır... Kim için,kendi için.

Neyi bilir, kendini. Az mı?

Alterius non sit qui suus esse potest


Haziran 14, 2020, 10:23:52 ös
Yanıtla #2
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 96
  • Cinsiyet: Bay

Sayin ANARCHOSA,

Kuskusuz ki bireyin, kendisine daha derin bakis acisi kazanmak, zihinsel dengeyi saglamak ve ic uyum icin cabalamak, kendisi tarafindan yapilmasi gereken fiillerdir. Bu fiilleri birey adina kimse yapamaz. Icinde olusmayan etkenlerden dolayi, hur ve bilincli iradesi disinda o’nu bir yola suruklemek, bireyin yolda bikkinligina ve yolun anlaminin farkindaligini kaybetmesine neden olur. Bu farkindaligin kaybedilmesi de bir yol-ayrimi surecinin veya tikanmisligin baslangici olarak kabul edebiliriz.

Ortamdan dolayi yol-ayrimi amaci ile ayrilanlarin veya mecburi olmayan nedenlerden dolayi ortam degistirenlerin nedenlerinin gecersiz olabilecegini guclu bir sekilde acikladiniz.

Ortamda bir topluluk duygusunun olusamamasi veya bu duyguya dahil olamama da aslinda, ortamda sunulan arac ve gereclerin daha fazla kullanilmasi gerektigi anlamina gelmesi gerekir. 

Topluluk duygusunu J. Anderson, su sekilde ifade etmisti.

“… whereby Masonry becomes the Center of Union, and the Means of Conciliating true Friendship among Persons that must have remain’d at a perpetual Distance.”

Bu ifade, ayrismaya goturen nedenleri elimine etme ve birlestirici fiil ve fikirleri cogaltma icin kullanildigi zaman aslinda birey kendisini yontma isi ile ugrasiyor denilebilir ve son cumlenizde dile getirdiginizin pek te uzaginda olmayan bir ifadedir.




Haziran 15, 2020, 04:19:40 ös
Yanıtla #3
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 56
  • Cinsiyet: Bay

Merhaba,
Bana göre ilerleme içrek ve dışrak devinim halidir.
İçerde tıkandığınız da dışa, dışarda tıkandığınız da içe dönersiniz.
Ve bu tıkanmada ilerlemede olması gereken olgudur.
Bir de şu açıdan bakalım hiç tıkanmadan ilerlemek diye bir durum söz konusu olabilir mi?
Tıkanmıyorsan zaten ilerlemiyorsun demektir.
Çünkü her tıkanma yeni bir problem ve yeni bir çözüm demektir.
Yani ilerleyememe diye bir durum söz konusu değildir. İsteksizlik söz konusudur.
Sevgilerimle ve Saygılarımla.