Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Mutlu Olmak Neden Bu Kadar Zor?  (Okunma sayısı 7009 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ağustos 16, 2007, 01:24:56 ÖÖ
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 3123
  • Cinsiyet: Bay

Mutlu olmanın yolları üzerine pek çok araştırma, makale ve kitap bulunsa da bu çözümleri uygulamak ve “mutlu olmak” başarması zor bir görev haline geldi. Bol kazançlı bir iş, güzel bir eş, sağlıklı çocuklar, eskiyle kıyas kabul etmeyen teknolojik aletler bile eskilerin saf refahını hissetmek için yeterli değil. Araştırmalar, 80’li ve 90’lı yılların çocuklarının, 50’li yılların çocuklarına oranla çok daha kaygılı ve depresif olduğunu göstermekte. Hollanda’daki Hope Üvinersitesi’nden David. G. Myers, Amerika’daki alım gücünün 1950’ye oranla üç kat daha fazlalaştığını ama bunların kişilerin mutluluğunu da üç kat arttırıp arttırmadığının soru işareti olarak kaldığını belirtiyor. Şikago Üniversitesi’nden bir araştırma ise, Amerikalılar’dan edinilen, ne kadar mutlu olduklarına dair ölçümleri, ekonomik statü verileri ile karşılaştırdığında, kendilerini “çok mutlu” olarak değerlendirenlerin, ekonomik olarak hep aynı seviyede olduklarını gösteriyor.

İnsanoğlunun bilme, idrak etme, farkında olma, sahip olma, elde etme gücü ve becerisi bu kadar gelişmişken, mutlu olmak neden bu kadar zor?

Psikologların, yıllardır kaygı ve depresyonun oluşumunu ve etkilerini araştırdıkları, ancak son zamanlarda, pozitif psikoloji üzerine odaklandıkları, dolayısıyla insanları mutlu eden olguları araştırmaya başladıkları gözlenmektedir. Gitgide gerçekliği kanıtlanan bir bilgi de mutlu olmanın iyi bir kariyer, kazançlı bir iş ya da “iyi şansla” alakası olmadığıdır. Mutlu insanların en temel özelliklerine bakıldığında, geçmişle ya da gelecekle ilgilenmekten çok “an”a yani şimdi ve buradadaki olguya odaklandıkları ortaya çıkmaktadır.

Peki ya “şimdi ve burada”ya odaklanma becerisi nasıl elde edilebilir? Bunoktada kalıtımsal özelliklerin devreye girdiğini görmekteyiz.

Evrim teorisinin en temel öğesi olan “doğal şeçilim”, çevreye uyum konusunda daha elverişli özelliklere sahip birey organizmaların, bu elverişli özelliklere sahip olmayan diğer bireylere göre yaşama ve üreme şanslarının daha yüksek olması ve bunun sonucu olarak genlerini yeni kuşaklara aktarma yönünden daha avantajlı olmalarıyla işleyen mekanizmanın ta kendisidir. Bu bilgiyle hareket edildiğinde, insanoğlunun, kayda değer ölçüde olaylara alışma ya da varolanı kabullenme becerisine sahip olduğu bilinmektedir. Tren yolunun yakınında oturan bir ailey düşünün, evde yaşamaya başladıklarında gürültünün getirdiği huzursuzluk ve öfke, zamanla yerini sese duyarsızlaşmaya bırakmaktadır. Bu duyarsızlaşma (veya alışma) sevindirici olaylar için de geçerlidir. İl duyduğumuzda heveslenmemize sebep olan mutluluk verici olaylar, zamanla üzerimizdeki etkilerini kaybederler.

Kalıtımsal olarak edindiğimiz bir özelliğimiz ise “olumsuz olguları” olumlulara oranla daha kolay farketmemiz ve daha zor unutmamızdır. Bu özelliğin tarihine bakıldığında, ilk insanların hayatlarına devam edebilmek adına her tür tehlikeye karşı tetikte olmaları gerektiklerine dair bir mekanizma geliştirdiklerini görmekteyiz. Bu sebeple, atalarımızdan gelen özelliğimizi devam ettiriyor ve olumlu olayları görmezden gelirken, olumsuzlar üzerinde oldukça enerji tüketiyoruz.

İnsanoğluna ait bir diğer özellik ise içsel seslerimiz. Genellikle kendimize verdiğimiz mesajlar, “daha iyi olmalısın”, “bunu da yaparsan herşey mükemmel olacak” gibi içeriklere sahiptir. Toplumsal olarak koşullanmış olan bu özelliğimiz, geçmişte çevre koşullarının da farklı olması sebebiyle, kişilerin daha iyi yapmalarını ve başarılı olmalarını sağladığından, günümüze kadar taşınmıştır. Ancak günümüzde, tarihteki işlevselliğini kaybetmiştir.

Hepimizin taşıdığı bu ortak özellikler, bizleri daha iyi bir yaşam için savaşmaya motive etse de, bazı kimselerin neden daha mutlu ve huzurlu olduklarına yeterli derecede açıklık getirmiyor ve devreye bireysel kişilik özellikleri, tutum ve kurallar giriyor. İyi bir yaşam kalitesine sahip olanların mutlu insanlar olduğunu varsaysak da, mutlu olmanın günlük deneyimlerden çok kişilikle alakalı olduğu savunulmaktadır.

Kişilerin olayları algılayış biçimleri doğrudan kendileri ile ilgilidir. Piyangodan ikramiye kazanmak, en kötümser insanı bile bir süreliğine mutlu edebilir. Ne yazıktır ki, bu mutluluk ve sevinç kısa süreli olmakla birlikte, herşey normal akışına döndüğünde sönüyor. Her bireyin, günlük yaşam akışında ortaya çıkan belirgin bir ruh hali vardır. Bu ruh halinin tipi ve seviyesi doğrudan kişilik ile ilintilidir.
Bu aşamada akla gelen soru, her bireyin belirlediği mutluluk düzeyinin nasıl bu kadar birbirinden farklı olabildiği?

Tek ve çift yumurta ikizleri ile yapılan bir çalışmada, birlikte ve ayrı büyümüş ikizlerin, kendileri ile ilgili mutluluk ölçümlerinin karşılaştırılmasının sonucunda, mutluluk algılayışının yüzde 80 düzeyinde genetik olduğu saptanmıştır. Genetikle kast, aile kalıtımından öte, genlerin biraraya gelip oluşturdukları “karakteristik” olarak düşünülmelidir. Birbirlerine genetik olarak bağlı olmalarına rağmen, birbirinden farklı mizaç ve kişiliklere sahip olan çekirdek bir ailenin bireylerini düşündüğümüzde de şu sonuç ortaya çıkıyor: her bireyin belirlediği mutluluk düzeyi, sahip olduğu kişilikle doğrudan ilintili.

Kişilik özelliklerin ve mizacın mutlu olma becerisinde ne kadar etkili olduğuna dair yapılan çalışmalarda, dışadönük, arkadaş canlısı, güven duyan ve insancıl kişilerin mutlu olma becerilerinin daha fazla oldukları görülmekte. Bu tarz kişilerin, hayatlarının kontrolünü ellerinde bulundurdukları ve bu sebeple daha az kaygı yaşadıkları da bulgular arasında. Araştırma sonuçları, mutlu olmanın yolunun doğrudan maddi güce sahip olmaktan geçmediğini, kazanç düzeyi ile mutlu olma arasında direkt korelasyon olmadığını göstermektedir. Aksine, beklentilerimizi yüksek standartlarda tuttuğumuz ve başkalarının bizden daha iyi durumda olduğunu düşündüğümüz noktada, tatmin ve motivasyon düzeyimizin düştüğü söylenebilir.

Carl Rogers’dan Fritz Perls’e kadar, psikolojinin dev isimlerinin söylediği, “an”a odaklanmanın mutluluk getirdiğidir. Çok sevdiğiniz bir işi yaparken, zamanın nasıl geçtiğini, çevrenizde olup bitenleri, gürültü ya da güçlü ışık gibi kolaylıkla dikkat dağıtan durumları farketmediğinizi kolaylıkla anımsayabilirsiniz. Bunun sebebi, sevdiğiniz, ilgi duyduğunuz bir işe tam anlamıyla odaklanmanızdan kaynaklanmaktadır. İste bu anlar gerçek anlamda mutluluğu yakaladığınız anlardır. Ancak çoğumuz şimdi ve buradaya odaklanmaktan ya da kendimizi esen rüzgarın yönüne bırakmaktan çok, geçmişteki meselelerimiz ya da bizleri ilerde bekleyen durumlar ile ilgilenir, sık kaygı ve endişe duyarız.

Başarının mutluluk getirdiğine dair inançlarımız kuvvetli, bu sebeple her birimiz yeni başarılar için enerjimizi fazlasıyla harcamakta, başaramayınca da karamsarlığa düşmekteyiz. Kaliforniya Üniversitesi’nin bir araştırmasında, başarının mutluluk getirdiğinden çok, mutlu ve huzurlu kimselerin, başarıya ulaştıklarında, ulaşmayanlara oranla daha fazla sevindikleri ortaya çıkmaktadır. Yapılan çalışmanın sonuçları, başarının huzurlu bir ruh hali için sebepten çok sonuç olduğunu göstermekte ve, mutlu kimselerin, başarıya ulaşmak için kişilik kaynaklarını kullanma becerilerinin olduğunu, yani olumlu bir ruh hali ile yola çıktıklarını, bundan dolayı başarıya ulaşmak adına daha fazla motivasyona sahip olduklarını ortaya koymaktadır.

Mutlu olma becerisinin kökü karmaşık olsa dahi, zihnimizin işleyiş biçimi ve kalıtımsal olarak edindiğimiz özelliklerimizi anlamamız bile, mutlu olma yolundaki farkındalığımızı arttıracaktır.

Orjinal Adı: Why it is so Hard to be Happy!
Yazar: Michael Wiederman
Yayınlanan Dergi: Scientific American MIND


Kasım 27, 2007, 02:30:31 ÖS
Yanıtla #1
  • Ziyaretçi

"Guzel goren guzel dusunur, guzel dusunen hayatindan lezzet alir" Sozun sahibi bir musluman dusunur . Felsefi , sosyolojik, psikolojik, siyasi, antropolojik ve daha nice acilardan bu ozlu sozu mutalaa edince, sahip olamadigimiz, olmayi arzuladigimiz, veya varligini bile sorguladigimiz saadet'i elde etmenin yegane formulu bu olsa gerek demekten kendimi alamiyorum...

Sahi ne kadarini guzel gorebiliyoruz baktiklarimizin?

saygilar
« Son Düzenleme: Kasım 27, 2007, 02:32:06 ÖS Gönderen: Sebnem »


Ocak 18, 2010, 01:55:45 ÖÖ
Yanıtla #2
  • Ziyaretçi

Sayın Shemuel;
Mutluluk bir bakış acisidir ve herkese göre tanımı farklılık gösterir. Mutluluk hayatta hazzı oluşturan etmenlerden birisidir digeri ise uzuntudur. Bu ikisi birbirini tamamladığı zaman haz oluşur. Hayatta sadece herhangi biri olsaydı insanoğlu yaşadıklarından nasıl haz alırdı. Üzüntü olmadan mutluluğun varlığından soz edilebilirmi? Kıyas olmadan derece olabilirmi, ya derece olmadan deger olabilirmi? Düşünülemez bile. Bu durum beyaz ve siyah gibidir sözde ne kadar zıt olsada bütün renkleri kendi aralarındaki uyumda gizlerler. Mutluluk ve üzüntüde bir dengedir. Biz hep mutlu olmak istedik yani dogamizdaki dengeye zıt gittik ama bunun bir dönüşüm olduğunu göremedik. Hatta mutluluğu bir cogumuz yanlış yerde aradık , üzüntüyü her yerde gördükte mutluluğu bir türlü göremedik. Bunun sebebi farkindaligimizi arttırmadık zorlamadık beynimizi, zorlamadık duyu organlarımızı. Tanrı bizi bir mucize ile yaratmisken bizi, biz sadece baskalarının yorumlariyla anlamaya çalıştık bu mucizeyi. İcimize dönüp keşfe çıkmadık. Mutluluk bazen bir dag çiçeğinin kokusundaydi, koklamadık doya doya. Mutluluk bazen yaprakların ruzgarla dansindaki o eşsiz armonideydi duyamadik, bazense bir cocuğun gulusundeydi göremedik, bunlardan en önemlisi mutluluk bir baskasına uzattığın yardım elindeydi hissedemedik. Ne mutluki baskasının mutluluğunda mutluluk bulanlara. Sözün kısası hep bunlar için mutlu gelmek zor geldi bize, herkezin gördükleri ile ararsak mutluluğu göremeyiz gibime geliyor bunun için caba göstermeliyiz ve istemeliyiz diye düşünüyorum.
Saygılarımla


Mayıs 24, 2011, 07:12:36 ÖS
Yanıtla #3
  • Ziyaretçi

Mutlu olmak çok zor birşey değil, insanlar ne yazık ki ne istediklerini değil, ne istemediklerini biliyorlar ve sürekli bir doyumsuzluk havasındalar, işte bu yüzden birçok insanın mutlu olması çok zor.


Mayıs 24, 2011, 10:26:24 ÖS
Yanıtla #4

istisnalara bir şey diyemem , ama genelde üreten insan daima  mutlu olmuştur
sevgiler...saygılar...
yenilmek te iyidir, mühim olan her seferinde yenilsende , daha iyi olarak yenildiğini bilmektir


Mayıs 24, 2011, 10:49:56 ÖS
Yanıtla #5
  • Seyirci
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 647
  • Cinsiyet: Bay

Doğadan uzaklaştıkça kendimizden uzaklaşıyoruz. Kendi ürettiğimiz saçma değerlere tapıyor sonrada perişan oluyoruz. Bu gün kime sorsanız mutluluğu şunlarla tarif edecektir.
-Para,
-Mal, mülk
-Kariyer,
-Şöhret,
-Güç,
-İnanç sahibi
-vb..
Bu saçma değerlerin hepsini biz uydurduk.
Şimdi bu uyduruk şeylere uyamayınca mutsuz oluyoruz.
Bunların hepsini kaldırıp atınca daha mutlu insanlar olacağımız kesindir.
Aslında mutlu olmak çok kolay, mutsuz olmak çok zor. Biz hep zoru başarıyoruz.
Bir yere ait olmayı hiç istemedim. Ya kendim olurum yada başkalarının arkamdan övgüleri ile ölmüş olurum.


Ocak 02, 2012, 01:00:07 ÖS
Yanıtla #6
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 341
  • Cinsiyet: Bayan

Sn Halsond'un yazdıklarını çok yerinde buldum.
Sevgi ile kalın


Ocak 02, 2012, 10:33:57 ÖS
Yanıtla #7
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 2915
  • Cinsiyet: Bay

mutluluk zengin ve fakir 2 insanın aynı ortamda 10 saat hiç birşey yemeden bekleyip aynı anda  yemekten aldıkları o anki hazdır açlık böyle birşeydir denemesi bedava syg.   Zengin olupta MUTSUZ olan kişiler sadece APTAL'dır salaktır Afrikada yerden pirinç tanelerini yerden toplayan İNSAN' ları bir görmesi lazım o zengin olupta ŞIMARIK' ların . AÇLIK ' la ALLAH hiç bir toplumu TERBİYE etmesinnnnnnn !!!
audi-vide-tace
    dinle-gör
        sus


Temmuz 23, 2014, 12:39:45 ÖS
Yanıtla #8
  • Ziyaretçi

Yazıda değinildiği üzere,mutlu olmanın,şu an'a odaklı yaşamak olduğu söylenmekte.Bu fikrin altında yatan sebep ise,yazıda ele alındığı gibi insanın para,ün,şöhret,kariyer gibi isteklerinin ulaşıldığında mutlu olmaya yetmemesidir. Peki mutlu olmak için ne yapılması gerekmekte? Buna cevap elbete ki bireyin kendisindedir. Mutlu olabilme kavramı kişiden kişiye göre değişkenlik gösterebilmektedir.Kimi insan küçük lütuflar ile mutlu olur iken,kimiside dünyayı versen mutlu olmaz. Buradan hareket ile de insanın egosunun doyumsuz olduğu görülür kimi zaman. Mutluluğu aramak yerine huzur mu bulmayı daha çok ümit etmeliyiz acaba hayattan ?
Sağlıcakla..


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
MUTLU OLMAK İÇİN

Başlatan sun « 1 2 3 » Insan

24 Yanıt
8925 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 08, 2009, 05:39:37 ÖS
Gönderen: ceycet
Mutlu Olmak Üzerine

Başlatan Original Life Edebiyat

2 Yanıt
2863 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 06, 2008, 06:28:25 ÖÖ
Gönderen: Original Life
234 Yanıt
114950 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 01, 2019, 09:12:10 ÖÖ
Gönderen: Nicolus
36 Yanıt
18109 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 24, 2018, 02:24:45 ÖÖ
Gönderen: FAUST
3 Yanıt
3734 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 15, 2010, 05:26:22 ÖS
Gönderen: Prenses Isabella
5 Yanıt
6660 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 11, 2011, 12:02:02 ÖS
Gönderen: sundance
25 Yanıt
10886 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 11, 2018, 01:22:42 ÖÖ
Gönderen: Byr
0 Yanıt
1154 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 22, 2013, 02:46:48 ÖÖ
Gönderen: Ares
0 Yanıt
1483 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 23, 2014, 02:33:47 ÖS
Gönderen: Sade
29 Yanıt
7938 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 06, 2019, 12:20:53 ÖS
Gönderen: burakc