Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Kızıldereliler Hakkında Hersey...  (Okunma sayısı 26327 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ağustos 20, 2007, 02:37:01 ös
Yanıtla #10

Siirleri




Wakan tankaya
IHTIYARIN MAKOSENLERI
Astim sizi duvara ,yipranmis güderi makosenler
Astim sizi oraya,öylece durun
Birhayvandan yuzmustum sicagi sicagina
Getirmistim sizi karima

Ozenle isledi sizi
Kesti ,dikti ,susledi
Grurla giydim sizi
Giydim dereler tepeler boyunca

Simdi oturuyorum kemikleimi sizlatan
nice kistan sonra
Siz duvarda duracaksiniz,ben oturacagim
Gecenin gelmesini bekleyecegiz birlikte
ROMANA CARDEN




Reis Joseph'e Övgü
REIS JOSEPH'E OVGU
Hic ulasamayacak Kanada'daki vadedilmiz topraga
HIN-MAH-TU-YAH-LAT-KEH
"Daglarda Gümbürdeyen Gökgürültüsü"
Kacak reis oturuyor
Oklohama yolundaki
Cezaevi vagonunun bir kosesinde

Savascilarina kelepcelemisler
Sürgundeki tuyu dökülmüs sahini
Pencereden bakiyor
Disarida firtinanin ortasinda kazlar
Biliyor kar firtinasinin
top atesinden fazla insan oldurdugunu

Hala gözlerinin önünde ucusurken
Bababsinin Walowa Vadisi savunmasi
geyik ve ceylan lesleri
karanligi yutuyor bir cekirge

Ne cok türküler söyledi su ihtiyar
soguga ve hastaliga karsi
su buz daglari ulkesinde
öksürüp soluklandikca halki

Simdi gozleri bekci kadar uykusuz
Tren tangirdadikca
dislerinin arasinda,gozlerin icinde.
Öfkesini tutmus ,avuclarinin icinde
halkin gelecegi karisiyor ormanin dumanina

Kemikleri raylarda
ruhu trenin isliginda
DUANE NIATUM




SALLANAN YELPAZE
Bir zamanlar Bakir göklerde dogmus bir
kartalin vahsi guzelligi
simdi kutsal bir yelpazede
boncukla süslü yüyler

güclendirirken sogumus ruhu yatisirmak icin kivranan
parmaklarin tutusunu, can cekisiyor
göyaslari icinde,
ayni anda yüregide agliyor
Hayat birdaha ne eski parlakligini kazanabilir
ne de asla eski sicakligini duyurabilir

Bunu belki ölüm ögretti,
Son soluklari duymuyorum,belkide bilgelik
Yalnizca yaslilara gelmeyecek artik
Ölümsüzlük uçuyor simdi giden
ruhun kanatlarinda,

Bak,
Bir davul çaliyor,uzakta olsan ;
sallanan yelpazelerden geliyor sesi
Avlanan ölüm kusu bekliyor
cagiriyor
GREY-COHOE





ÖLMEK IÇIN GÜZEL BIR GÜN
Onalti gündür at sirtinda general
atlar susamis ve yorgun
hain sefin!! izini surmekte
onun gelisini takdir etti!
askerler tepelerin gerisinde saklanmisti
kampin etrafi sarilmisti

bir atli surdu atini reise dogru
onlar koyu almak ve yagma etmek icin gelmislerdi

"kollarinizi asagi indirin"
"mizraklarinizi asagi indirn"

Reisin gözlerinde hüzün vardi
Fakat gözlerinde korku görünmüyordu

"Ölmek icin güzel bir gün"

Gözlerinizi kurulayin cocuklarim aglamayin

"Ölmek icin güzel bir gün"

O konusmustu beyaz adam gelmeden cok önce,
Onlarin silahlari ve wiskisi hakkinda
Halkini uyarmisti

Onlar tarihlerini yazmadan önce

General inanmadi onun sözlerine
ne de yüzüne.

Fakat O biliyordu daha cok insan ölecegini
sonrada bu kara lekenin yasanacagini
Bu kanun nasil yikilir
Neyanlis yaptim ben?
ki beni gömmek öldürmek istiyorsun
bu kan izleri üzerinde

Biz topraklarimiz, toraklarimiz bizim icin endiseli

Ve bu yol daima olmali
Asla daha fazlasini sorma asla
Ve simdi soyle bana son sozunu

Silahlarimi asagiya indirdim
Basimi egdim
Simdi istersen beni atabilirsin bu yerden
Gidecek bir yeri olmadan

Ve insanlarina dönüp yasli gozlerini kurulamalarini soyledi
bizler huzurlu ve rahatiz
ve sesi gökyüzünde yankilandi
"ÖLMEK ICIN GÜZEL BIR GÜN."
YAZAN :Robbie Robertson
Ceviren :Geronimo L.E




HAYALET DANSI

Karga mesaji getirdi
Günesin cocuklarina
Buffalo nun dönüsü icin,
Ve güzel günler yakinda
Sen bedenimi öldürebilirsin
Ruhuma lanet okuyabilirsin
Senin tanrina inanmadigim icin

Benim dualarim karsisinda durma sansin yok
Sevgime karsi durma sansin yok
Onlar yasakladilar Hayalet dansini

Fakat biz tekrar yasayacagiz,tekrar yasayacagiz
Kiz kardesim yukarida
Kizila boyanmis
O yarali dizde Öldürüldü
bir azize o simdi
büyük davulun var senin masafeler otesinden
gökyüzünde siyah kus
duydugun bu ses ve muzik
buffallonun aglamasidir.

Cilgin At gizemliydi
kendinden gecmenin en iyisini bilirdi
ve Oturan Boga büyük havariydi
Hayalet Dansinda

Gelin comanche ler
Gelin blackfoot lar
Gelin shoshone ler
Gelin Cheyenne ler


Biz tekrar yasayacagiz

Gelin Arapaho lar
Gelin Cherokee ler
Gelin Paiute ler
Gelin Siouxlar

Tekrar yasayacagiz
Yazan :Jim Wilson ve Robbie Robertson
Ceviren:Geronimo L.E




KUTSAL SAVAŞCI
Ben kutsal ateşin koruyucusum
Temizlik ateşinin
Alevlendiriyorum oku ..Alevin koruyucusuyum
Ben büyük gizemli sirlarin icinden gectim
Ve dokundum Kutsal Ruh'un yüzüne

Kartalın ve kuzgunun kanatlarında dolaştım
Acını gözyaşlarını gördüm
Hatıralar,pismanlık,barış ,sevinç
Bunlarin gücünü hissettim

Şifa cemberi sonsuza dek döner
Ve ben dört bir yandan öğrendim
Oturdum büyük konsül ateşinin etrafında Büyük Babalarla
Onların çağrılarına cevap verdim..ŞAMAN..
Hayallerimin sessizliğine daldım
Çatılmış pipoların hüznüne.
Kartalın yuvasını besledim
Ve cevirdim ağlayan nehri gülen suya.

Kutsal kadının çağrılarını cevapladım
Dinledim Onun eski şarkısını
Ve yavaşça davuluma vurdum Toprak Ana'nın
Kalp atışları gibi.
Şarkıyı beraberce söyledik

Ruhani savaşcıyım ben
Görevim barış

Büyük sırrın içinde Kuzgunun siyah kanatlarına binecegim
Ve döneceğim Beyaz Güvercinin barışcıl kanatlarında

Ben Ruhani Savaşcıyım
Yazan: Frances Vandine

Bir güzel söz söyleme sanati varsa;birde güzel dinleme ve anlama sanati vardir..


Ağustos 20, 2007, 02:44:04 ös
Yanıtla #11

Alıntı
KUTSAL SAVASCI
Hayat bize kural savasci olma sansini verir
Savasci cesaretle girer karanliklarin icine ,
arastirip bulmaya varliginin gerçegini
Kutsal savasci olmak icin ordan alir cesatetini ,dayanma gucunu ve sabrini
Yol dar,arazi engebeli ,kayalik.
Sen yalniz yürüyeceksin:karanlik magralardan gececek,
sarp kayalardan tirmanacak,sIk ve buyuk ormanlari asacaksIn.
Sen karanlik tarafinla tanisacaksin.Korkunun yüzleri,düzenbazlik,hüzün
bekliyor olacak senin gelmeni orada.
Bu yolculuga cikan baskasi olmaycak fakat sen gideceksin.
Hayyatta secip gitmemiz gereken yollarin oldugu zamanlar gelecek
Asla geri dönüsü olmayan bir yola cikmaya baslarken gerekli olanlari almaya karar vermeliyiz
..Hayatimiz sonsuza dek degisecek bu yolculukta.
orada bircok yer olacak incinde gizlenebilecegimiz.
Fakat yol sürecek.
Kutsal savasci yolundan dönmeyecek,yaralanacak,yorgun düsecek
ve enerjisi bitecek
Savasci tekrar düsmeden önce cabalayip ayaga kalkib bir kac adim atacak.
Dinlenecek,güclenecek
ama devam edecek bu tehlikeli yolda.
ayrilmayacak yolundan.
Gücsüz düsecek ama asla yilmayacak
Birgün,savasla birgun yalnislikla birgun umutsuzlukla carpisacak....

Günes bulutlarin arasindan görünecek;
kuslarin tatli melodisi duyulacak
Orada enerji degismi olacak
derin bir degisim yasanacak
Savasci cesurca savasti
ruhu kazandi sonunda karanlik gecenin savasini
yeni bir enerjiyle doldu içi
--onlarin yeni bir yolu var simmdi--
bu bilgelik ile doldurdu icini savascinin
kisisel savasini kazanip isigi ile halkina yol gosterici oldu
Digerlelerinin bu yolda yurume izni yoktu
Onlar onu yalnizca sevebilir ve dogruluk ve dürüsürtlük yolunda kendilerine
örnek alabilirler.
iste buydu Ruhani Savasci'mizin yolu

Yazar:Bilinmiyor
Derleyen : Geronimo L.E

İlkel olarak bilinen bir uygarlığın ruhani olarak ne kadar ileride olduğunu gösteren sembolik bir anlatım.İnsan denen varlığın geçtiği , geçeceği aşamalar  VE NE ŞEKİLDE YAŞAMASI GEREKTİĞİ anlayabilene çok güzel anlatılmış.Tek kelime ile mükemmel...
Omnia mors aequat


Ağustos 20, 2007, 02:46:21 ös
Yanıtla #12

Gözyasi izleri

Büyük Baba'nın daha göçe zorlanmayacakları sözünü verişinden sonra topraklarından tam beş kez sürüldüklerini anımsatan bir reis şunları söyler: "Bana kalırsa Kızılderililere tekerlek takın. Böylece istediğiniz zaman sürüp götürebilirsiniz onları."

Kızılderililer tekerleği beyaz adamdan öğrenirler. Ama işin garip yanı, danslarında çember kullanıyorlardı. Meksika vadisi'nde yerleşen kabilelerde ise çocukların tekerlek oyuncakları vardı. At gibi güçlü bir hayvanın olmayışından olsa gerek , Kızılderililer ulaşımda tekerleği önemsememişlerdir.

Altına pick-up çekmiş bir Kızılderili aşık dağlara ve bufalolara

Kızılderilerin İroquois boyundan olan bu kabile, adını daha güneyde yaşayan Moskogee'lerin dilinden alır. Cherokee "mağara insanı" demektir. Cherokeelerin karşılaştığı ilk beyaz adam İspanyol seyyah Hernando de Soto'dur. 1540 yılındaki karşılaşmanın ardından iç kesimlerde yaşadıkları için Cherokeeler'in uzun bir süre beyaz adam ile fazla bir teması yoktur. fransızlara karşı İngilizler'in yanında yer alan bu kabile, kolonilerin bağımsızlık savaşında bile kraldan yana olmuşlardır. Bundan yararlanmak isteyen kraliyet, Cherokeeler'i kolonilerin üstüne saldırtır. Melezlerin önceden yapmış oldukları uyarılar doğabilecek olan büyük bir savaşı önler
1820 yılına gelindiğinde Cherokeeler, ABD modeline uygun olarak bir hükümet kurarlar. Ancak Georgia Eyaleti Kızılderililer'in toprakları üstüne hak iddia ederek mahkemeye başvurur. Karar verecek olanlarda elbette ki beyaz yargıçlardır?... Ve sonunda Cherokeeler'in toprakları ellerinden alınır. Ordu, katliamlar yaparak yerli halkı göçe zorlar. Clark Wissler "Kızılderililer'in Tarihi" adlı kitabında konuyla ilgili şu açıklamayı yapar: "olayların insanlık dışı ve vahşi yanlarını buraya almıyor ve okurların duygularına dokunmuyoruz; ancak her sadık Amerikalı, yüksek bir ulusal değerler seviyesini koruma azmini güçlendirmek için bu kayıtları okumalı."

                                     
Katliamın boyutları sayfalara sığmayacak kadar korkunçtur. Cumhurbaşkanı Andrew Jackson'un zulmünden kurtulmayı başaran Cherokeeler'in büyük bir kısmı daha batıda bulunan "Kızılderililer Ülkesi" ne yerleşirler.
Beyaz adamın açlığa mahkum ettiği birçok kabile gibi Cherokeeler de topraklarının bir bölümünü para karşılığında satmak zorunluluğunda bırakılırlar. Chiokasaw, Choctaw, Creek ve Seminol kabileleriyle birlikte oluşturdukları özgür toprakların son karışı da 1907 yılında Oklahoma Eyaleti'ne tapu edilir!..
İngilizler tarafından George Guess diye bilinen, annesi Cherokee babası ise beyaz olan ve Hristiyanlığı kabul etmeyen "Sequoya" adlı bir melez, 1821'de Latin harflerinden yararlanarak 86 işaretli bir hece yazısı oluşturur.
okur yazar bir ulusun haklarını daha iyi savunabileceğine inanan Sequaya, beyaz adam ile kavgalarına silahların en güçlüsünü de katar böylelikle:Yazı!..

                             
                               
1760 yılında doğan Sequoya, bir Kızılderili olarak büyür ve bir kaza yüzünden topal kalır. Adına, kağıt üstünde ilk kez 1816 yılında yapılan antlaşmalar ve belgelerde rastlarız. 1827'de harfleri Boston'da kalıba döken Sequaya "Cherokee Phenix"adında ilk Kızılderili gazetesini yayınlar.
Gazetede iki dil, Cherekeece ve İngilizce kullanılır. Batı Cherokeeler'ine yazıyı tanıtmak amacıyla yola koyulan SequoyaMissisipi'yi geçer. Bu toprakları çok sever ve yerleşmeye karar verir. Tüm Kızılderililer tarafından kullanılan bir alfebinin özlemini kuran Sequoya'nın düşünceleri gerçekleşmez ve 83 yaşında olmasına rağmen Meksika'ya yaptığı bir yolculuk sırasında ölür. Kendisi gibi Cherokee melezi olan Willam Eubanks ve misyoner Moror'ın geliştirmeye çalıştıkları alfabe sistemleri de zaman içinde tutunamazlar.
Cherokeeler 1838-39 yılları arsındaki göçlerine "gözyaşı izleri" adını verirler. Batı'ya gitmeye zorlandıklarında küçük bir grup bunu kabul etmeyip Carolina'da bulunan Dumanlı Dağlar'a saklanır. Bir dağ aracı olan Jeep'e "Cherokee" adını veriliş nedeni işte budur.


                                   
Bir güzel söz söyleme sanati varsa;birde güzel dinleme ve anlama sanati vardir..


Ağustos 20, 2007, 02:51:36 ös
Yanıtla #13

Beyaz Adam'a




BEYAZ ADAM YÜREĞİN NE KADAR KARA İMİŞ

" Ulu Tanri , ruzgarin icinde duydugum ses kimin sesi,butun dunyaya hayat veren kimin nefesi -duy beni-. Senden once geldim . Senin cocuklarindan biriyim.ben kucuk ve gücsüzüm , senin gücüne ve bilgeligine ihtiyacim var. Güzellikler icinde yürüyelim ve gözlerim hep farkina varabilsin kirmizi ve mor gün batiminin. Ellerim saygi gostersin senin yaptigi ve yarattiklarina,kulaklarim acikca duyabilsin sesini.
Beni oyle bilge yap ki ben benim insanlarima ogrettiklerini anlayabileyim ve kayalara ve yapraklarina arasina gizledigin derslerini anlayabileyim. En büyük düsmanim olan kendimle savasip kendi icimdeki gücü bulabileyim ve hazir olayim sana gelirken;Temiz ellere ve saf gözlere , oyleki yasam batan bir günbatimi gibi solmaya basladiginda ruhum sana saf ve lekesiz gelebilsin."


Bir güzel söz söyleme sanati varsa;birde güzel dinleme ve anlama sanati vardir..


Ağustos 20, 2007, 02:55:34 ös
Yanıtla #14

Kizilderili Atasözleri




Arkamda yürüme, ben öncün olmayabilirim. Önümde yürüme, takipçin olmayabilirim. Yanımda yürü, böylece ikimiz eşit oluruz. (Ute Kabilesi)
Ölüler güç ve bilgilerini beraberinde götürmez, yaşayanlara ilave eder. (Hopi Kabilesi)
Düşmanımı cesur ve kuvvetli yap! Eğer onu yenersem utanç duymayayım. (Apache Kabilesi)
Şeytan hakkında konuşmayın. Gençlerin kalbinde merak uyandırır. (Siyu Kabilesi)
Bir kere "Al şunu" demek, iki kere "Ben vereceğim" demekten iyidir. (Kabilesi bilinmiyor)
Su gibi olmalıyız. Her şeyden aşağıda, ama kayadan bile kuvvetli. (Siyu Kabilesi)
Bir başkasının kabahati hakkında konuşmadan önce, daima kendi makoseninin içine bak. (Sauk Kabilesi)
Bir düşman çok, yüz dost azdır. (Hopi Kabilesi)
Kehanet, muhtemel bir olayı kesin bir bakış ile görmekten başka şey değildir. Hava ya bulutlu olacaktır, ya da güneş açacaktır. (Cherokee Kabilesi)
Komşun hakkında hüküm vermeden önce, iki ay onun makosenleriyle yürü! (Cheyenne Kabilesi)
Doğum yapan herşey dişidir. Kadınların ezelden beri bildiği kainatın dengelerini erkekler de anlamaya başladıkları zaman, dünya daha iyi bir dünya olmak üzere değişmeye başlamış olacaktır. (Mohawk Kabilesi)
Unutmayın çocuklarınız sizin değildir. Onu Yaratıcı'dan ödünç aldınız. (Mohawk Kabilesi)
Günümüzde insanlar bilgiyi arar oldu, hikmeti degil. Halbuki bilgi mazidir, hikmet ise istikbal. (Lumbee Kabilesi)
Aşkı tanıdığında, Yaratıcı'yı da tanırsın. (Fox Kabilesi)
Allahın kelimeleri meşe yaprağı gibi sararıp düşmez; çam yaprağı gibi ilelebet yeşil kalır. (Mohawk Kabilesi)
Bu dünya bize atalarımızdan miras kalmadı , biz onu çocuklarımızdan ödünç aldık.

Bir güzel söz söyleme sanati varsa;birde güzel dinleme ve anlama sanati vardir..


Ağustos 20, 2007, 03:02:19 ös
Yanıtla #15
  • Ziyaretçi

dostum kızılderilileri bu kadar güzel ve muhteşem anlatan çok güzel bir anlatımı yakalamışsın Sn.Mystıcprovacateur'un da söylediği gibi tek kelime ile mükemmel  :)
saygılar


Ağustos 20, 2007, 03:03:18 ös
Yanıtla #16

Little Big Horn

                                  


Güneş ,tüm kış ayları boyunca elinin tersiyle itip attığı Paris'i bağışlar gibiydi.Çaresiz ,züppe kızı Paris'e de verecekti bir dilim ilkbahar.Güzelim kelntle arasına giren kara bulutları birkaçgünlüğüne kovaladı ,masmavi bir gökyüzünden gösterdi nur yüzünü.Biz ölümlüler de ,ısınınca biti kanlanan zombiler gibi döküldük yollara .Görülecek pek çok şey vardı.

Seine nehrinin üstünden gecirilen değerli yüzüklerden Güzel Sanat Köprüsü ahşap olup ,taştan oyulan azametli benzerleriyle inceden inceye dalga geçer.Güzel Sanatlar geçidi aslında köprü değil köprücüktür ve nazik bedenini yalnızca yayalar çiğner.İşte bu ahşap köprünün bir büyük heykel sergisine dönüştüğünü ve Senegal'li sanatçı Ousmane Sow'un "Little Big Horn" savaşını temsil eden yontularına sahne olduğunu biliyordum.Ama gidip görmeden önce Little Big Horn'un ne menem bir savaş ,General Custer'ın de kimin necisi olduğunu öğrenmem gerekiyordu.Aslında Küçük Dev Adam filminden,hayal mayal birşeyler vardı kafamda.Ancak Anglasakson kültürüm zayıftı,bilgime güvenemiyordum.


                                              


Açtım telefonu en uzman Anglosaksoncumuz Mehmet
Baydur'a.Çin 'den mahiçine yedi düvelin tarihinden haberli ve Anglosakson kültürü dışında saksafonda bilip çalan mehmet'in teşhisi kesindi. General Custer ,beyaz Amerikan tarihindekien ırkçı militanlardan biri ,üsütüne üstlük megolomandı.Ömrünce Kızılderili avlamış,büyük soykırımı başlatmış,Little Big Horn denilen yerde Siyu'ların tuzağına düşmüş ve adamlarıyla birlikte öldürülmüştü.Ancak beyazlar ,bu yenilgiden sonra tüm Kızılderilileri Kuzeye sürmüşler ve topraklarını ilelebet almışlardı ellerinden.Aklımda kalanlar doğruydu ,bu yenilginin beyaz ırk için zafere dönüşen öyküsünü anlatırdı Kücük Dev Adam filmi.

Güzel Sanatlar Köprüsüne Little Big Horn konusunda donanımlı gittim.Ama gördüklerim ,hertürlü gerçek ve hayali aşıyordu.Köprünün ortası 11 at,24 asker ile General Custer'in tuzağa düstüğü savaş alanına ayrılmıştı.Ancak heykeltraş Ousmane Sow,bu savaşın ırkçı neden ve sonuçlarını anlatmak istiyordu aslında .Little Big Horn 'da olup bitenleri otuz heykel seyirciyle cevrelemişti.Bu heykeller ,Afrikalı Nuba,Zulu,Masai ve Peul kabilelerinin savaşcıları ve beyaz ırk tarihinde Amerikalı Kızılderili kardeşlerinin kaderlerini paylaşan kıtalar ötesi sessiz tanıklardı.

                                    


Ousmane Sow,62 yaşında bir taze yontucu .Dakar'da yaşıyor ve on yıl önce,gözünün önünde soyu tükenen Nuba kabilesinin heykellerini yaparak başlamış yontuculuğa .Kendi kendisine:"Eğer dünya benimle ilgilenirse ,belki Nubalarla da ilgilenir ,kurtarmaya çalışır" diye düşünmüs.Dünya çapında kazandığı yeni şöhreti ,başını döndürmemiş."İnsanın emekliliği düşündüğü yaşta gelen bu ünü,Afrika için kullanmak istiyorum.İnsanlar,bu kıtada ne güzel insanlar yaşadığını bilsinler,çocuklar dünyanın onların önünde açık olduğunu öğrensinler diye düşler yaratıyorum."diyor.

Bilmem Masai kabilesi savaşçılarının dünyanın en biçimli insan vicutlarına sahip olduklarını ,Etiyopya kadınlarının ince uzun ve inanılmaz güzelliğini bilirmisiniz? Beyazların ırkçı kapitalist emelleri,bir kıta dolusu birbirine yediriyor hala,Afrika'da .
Paris'ten sonra Japonya'ya gidecek Little Big Horn sergisi,onlarında insan ,üstelik bazen çok daha insan olduğunu anlatıyor anlamak isteyen dünyaya .

Bir güzel söz söyleme sanati varsa;birde güzel dinleme ve anlama sanati vardir..


Ağustos 20, 2007, 03:09:43 ös
Yanıtla #17

67 yil süren haklilik savasi..



Yarış sonrası Coubertin Ona "Atletlerin atleti "ismini vermişti.İsveç
Kralı V. Güstav da "Siz dünyanın en büyük atletisiniz" demişti.İki altın madalya kazanmıştı ama,yarışmalardan bir yıl sonra Uluslar Arası Olimpiyat Komitesi'nden bir mektup gelecek,kazandığı iki altın madalyası elinden alınacak,ogün ikinci olan İsveç'li Hugo Wieslander'e verilecekti.O buna bir mana veremiyecekti ama, bu çetrefilli mesele Uluslararası Olimpiyat Komitesi 'ni 25 yıl meşgul edecekti.

Aynı oyunlarda 5 bin 10 bin metre koşularla o tarihte yapılan 8000 metre krosta birincilik elde eden Hannes Kolehmainen bir Fin efsanesinin öncüsü olurken "O" kürsüye cıktığı andan itibaren efsane olmuştu.Fakat ,yasamı boyunca önce kazandığı sonra elinden alındığı madalyalarının etkisinden kurtulamadı,ölümünden sonra girişilen teşebbüslerde sonuç vermedi.Yıllar yılı herşey hasıraltı edildi.Fakat,bu işte isin ilginç bir yanı vardı.O tarihte U.A.O.K başında onunla birlikte Amerikan takımında yer alan Avery Burundage bulunuyordu.Bu adam uzun yıllar başkan olarak kalmış ,ancak ancak başkanlıktan ayrıldıktan sonraki hasıraltı edilen itiraz ortaya cıkmış Bu defa U.A.O.K 1979 onun hakkında verilen profesyonellik kararını iptal ederek onun amatörlügünü kabul etmişti. Etmesine etmisti ama 25 yıl sürümcemede kalan itirazı Birleşik Amerikan Kongresi ile Birleşik Amerikan Senatosu ele almıştı.Senato 11 eylül 1979 tarihinde ,yani hadisenin 1912 Stockholm olimpiyat Oyunlarında vuku bulduğu tarihten 67 yıl sonra Onun haklı olduğunu ilan ederek Uluslararası Olimpiyat Komitesine(U.A.O.K) :
-"Onun hakkını verin" diye mektup yazmıştı . Ne yazıkki O bu karardan 28 yıl önce ölmüş ve 1951 yılında son sözleri şu olmuştu:
-"Madalyalarım ,madalyalarımı geri verin "<
Bir iddiaya göre O ,1909 ve 1910 Güney Caroline eyaletinde bir beyzbol takımında profosyonel olarak oynamış ve bundanda topu topu 60 dolar para almıştı .Bu mesele U.A.O.K 'ni 25 yıl meşgul etmişti.Çünkü O ,Kızılderili asıllı idi.
Fakat ,dedik ya ,aslında yıllar önce bir ciftlikte çalışırken kasaba takımının iddalı bir beyzbol maçında oynayabilmesi için o gün kaybedeceği yevmiyesinin kendisine ödenmesi yıllar sonra koskoca bir şampiyonun profosyonel sayılmasına sebep olacaktı.Fakat,bunun bir bahane olduğu herkesce anlaşılmıştı.Bir Kızılderilinin Amerika'da Milli kahraman haline gelmesi beyazlar tarafından hazmedilememişti.Halbuki Jim Thorpe ismindeki Amerikalı atlet ,Amerika'ya hem pentatlon hemde dekatlonu kazandırmıştı.




Bir güzel söz söyleme sanati varsa;birde güzel dinleme ve anlama sanati vardir..


Ağustos 20, 2007, 03:18:01 ös
Yanıtla #18

Geronimonun Hayati
Geronimo (Gokhlayeh), (d. 16 Haziran 1829 – ö. 17 Şubat 1909). Kızılderili lideri. Beyazlara karşı mücadele veren kahraman ve son kızılderili olarak tanınmıştır. Kendi adı öz dilinde Gokhlayeh olarak biliniyor.


                                   

Geronimo/ Gokhlayeh ve savaşcıları, 1886Geronimo veya diğer adıyla Goyathlay, günümüzde Yeni Meksika olarak adlandırılan bölgede doğmuştu. Şef Mahko’nun torunu olan Geronimo, bir Bedonkohe Apache yerlisiydi. Meksikalı askerler ona Geronimo, İspanyollar ise Jerome derlerdi. İsmi bu nedenle, sonradan Geronimo olarak bilinecekti. Sonora-Arispe’deki Apache yerlileri için, aslında o bir lider olarak görülüyordu. Geronimo’nun savaş kariyeri bir Chiricahua (Apacheler arasında en çok saygı duyulan apacheler) ve aynı zamanda şefi olan kayınbiraderiyle de bağlantılıydı. Juh adındaki bu şefin, sözcüsü olarak beyazlarla ilişki kurmuştu. Geronimo Amerikan hükümetine karşı savaşan son liderlerden biriydi. Apacheler arasında ise son savaşçıydı. O sıralar Amerikalı yerleşimcilerin yanı sıra İspanyollarda bu bölgeye akın etmeye başlamıştı. Geronimo’nun hayatındaki en kötü anı da bu dönemde gerçekleşti. 1858 yılında bir gün eve döndüğünde, eşi, annesi ve 3 çocuğunu İspanyollar tarafından öldürülmüş olarak buldu. Anlatılanlara göre Geronimo, beyaz olan herkese karşı nefret duymuş ve elinden geldiği kadar beyaz öldürmeye çalışmıştı. Onun bu intikam ateşi Apacheler arasında bir üne sahip olmasını sağlamıştı. Arizona ve New Mexico’da yaşayan beyaz yerleşimcilere suratındaki agresif ifadesi ve vücudundaki Apache kanından dolayı hep korku saçacaktı. Geronimo, aslında bir şef değildi; ama bir şamandı (şaman: tıp adamı – şifacı – büyücü) ve bu yönü diğer özellikleri ile de birleşmiş, sonuçta ruhsal ve entellektüel bir lider olmasını sağlamıştı.

                                       
Apache şeflerinin hepsi, onun görüşlerine ve gücüne saygı duydu. 1870’de rezervasyon bölgesine (San Carlos) yerleştirilen Geronimo, buradan kaçmaya çalışacak; fakat tutuklanıp bölgeye geri gönderilecekti. Üç kez daha kaçmayı deneyen Geronimo, dördüncü kaçışında başarılı oldu ve yakalanamayınca, 500 izci ve 3000 Meksikalı asker onun peşine düştü. İzciler sonunda onu buldu ve rezervasyon bölgesine geri götürüldü. Ancak özgür ruhlu Geronimo bir yıl sonra 35 savaşçı, 109 kadın, cocuk ve gençle bu bölgeden de kaçmayı başardı. 1885’teki bu kaçışından 1894’ yılına kadar Geronimo bulunamadı.

Bir keresinde 24 adamı ile 5000 süvariden kaçan Geronimo Dumanlı Dağlar’a sığınmış ve dağları didik, didik arayan süvariler ilginçtir ki Geronimo’nun izine bile rastlayamamıştı. Geronimo’yu yakalayamayan süvariler köylere saldırıp kadın ve çocukları öldürmeye başlamışlardı. Bunu duyan Geronimo sonunda dayanamadı ve halkına zarar gelmemesi için teslim oldu ve Oklahoma’daki Fort Sill’e yerleştirildi. Geronimo teslim olduğunda yanında en son 16 savaşçı 12 kadın ve 6 çocuk kalmıştı. Lawton’daki okul müdürü S.M. Barrett’a yerli bir çevirmen aracılığı ile hayatını kaydettirdi. Geronimo bir savaş suçlusu olduğundan müdür Barrett, dönemin başkanı Teddy Roosevelt’e varıncaya dek, her makama yazarak “Sürgündeki Kızılderili’nin sözlerini kaydetmek için izin istemişti. Geronimo anılarını anlatmaya Apache’lerin yer yüzüne geliş hikayesinden başlamıştı. İlk söyleşinin sonuna gelip, Barrett bir soru sorduğunda alacağı cevap şu oluyordu, “Ne söylüyorsam onu yaz.” Ölümünden önce son günlerini geçirmek için Arizona’daki evine dönmek istemiş ancak izin verilmemişti. Ve 1909 yılında bir savaş mahkumu olarak Oklahoma’da öldü. Kimilerine göre Geronimo işkence yapılarak öldürülmüştü. Öldükten sonra Geronimo rezervasyon bölgesinin arka tarafına gömülmüştü fakat ertesi gün Geronimo gömüldüğü yerde değildi. Çünkü o bir efsaneydi ve efsaneler ölmezdi..
Bir güzel söz söyleme sanati varsa;birde güzel dinleme ve anlama sanati vardir..


Ağustos 20, 2007, 03:20:27 ös
Yanıtla #19
  • Ziyaretçi



 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
1 Yanıt
2430 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 19, 2007, 01:46:00 öö
Gönderen: Ittihatci
13 Yanıt
6268 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 08, 2007, 06:55:40 ös
Gönderen: boxen
37 Yanıt
16804 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 14, 2012, 11:45:30 öö
Gönderen: erkan53
3 Yanıt
2964 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 30, 2009, 07:51:54 öö
Gönderen: Fraternis
29 Yanıt
13048 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 06, 2011, 10:56:40 öö
Gönderen: ADAM
8 Yanıt
4254 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 12, 2017, 01:29:27 öö
Gönderen: HomoSapıens
1 Yanıt
2534 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 12, 2008, 11:32:34 ös
Gönderen: blossom
1 Yanıt
3095 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 13, 2008, 09:44:49 öö
Gönderen: Prenses Isabella
9 Yanıt
5887 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 21, 2008, 05:03:03 ös
Gönderen: blossom
6 Yanıt
4539 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 18, 2008, 01:11:53 öö
Gönderen: blossom