Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Ayasofya ve Fatih Sultan Mehmet  (Okunma sayısı 11723 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ekim 20, 2008, 08:49:34 ös
Yanıtla #10
  • Ziyaretçi

Bir Ayasofya daha yapılmaz,herşey aslında güzeldir.Konu Ayasofyanın camiiye dönüştürülmesinde değil konu egemenlik sorunu her fetheden fatih o yerin asıl din mabedini yıkmaya değiştirmeye kalkarsa bu işte böyle sürüp gider.Ne bizim camiilerimiz klise olmayı hak ediyor ne de bir klise camii olmayı.

İnanca saygı düşünceye saygıdır.Düşünceye saygı insanlığa saygıdır.İnsanlığa saygıda kendine saygıyla başlar.

Saygılarımla...


Ekim 20, 2008, 09:22:08 ös
Yanıtla #11
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 562
  • Cinsiyet: Bay

Ülkede ve Ayasofya'nın olduğu bölgede cami kıtlığı yaşanmadığına göre bana kalırsa bu güzel eserin müze olması son derece yerinde bir karar... Zira Ayasofya, bir cami olarak inşa edilmemiştir ve gezip görenler bilecektir ki cami olarak kullanıldığı takdirde içinde görülmesi gereken pek çok alan ve eser için çok kısıtlı bir gezi programı yapılabilir.
Mea mihi conscientia pluris est quam omnium sermo


Ekim 29, 2008, 03:39:11 öö
Yanıtla #12
  • Ziyaretçi


[/quote]

Kim neye inanıyorsa inanabilir. Saygılar, selamlar...
[/quote]

Çok haklısınız.


Ekim 29, 2008, 04:04:09 öö
Yanıtla #13

bu sözler bir tarafa konu başlığını görünce geçenlerde okuduğum bir kitaptaki bir düşünce yeniden aklıma geldi. acaba niçin fatih, camsini yapan ilk mimarın elini kesmiş niçin ikincisininin kellesini vurdurmuştur? bunda fatih camiinin kubbesinin ayasofyanın kubbesinin çapından ve yüksekliğinden (ayasoyfaynın kubbe çapı 31 m. yükseklik 56 m.) küçük olması mı etkendir yoksa ta Hiram'dan beridir süre gelen muhteşem mabedleri yapan mimarların yenisini yapmaması için ortadan kaldırılmaları mı etkendir? niçin mimar sinan hep daha büyük kubbeli bir cami inşa etme derdindedir. Şehzade camiiyle başalyan süleymaniyeyle devam eden ve nihayetinde selimiye ile noktalanan bir serüvene niçin girmiştir (selimiyenin kubbe çapı 31.26 m.dir yüksekliği kırkküsür metre olmakla birlikte derinlikli yapıldığından dolayı 56 m. hayli aşmaktadır) ? ve selimiye niçin edirnede yapılmıştır? fatih, şehzade ve süleymaniye deki ayassofyayı aşamama sonucu ya bunda da başaramazsak en azından edirnede deniyelim diye mi? acaba insanlık Süleyman Mabedinin yıkılmasından sonra niçin hep görkemli mabedler yapma yarışındadır? 2. Ayasofyanın yapılışında Justinyanus'un egemenliğinin de bir delili olması temel sebeplerdendir.  Acaba Osmanlının bu Ayasofyadan daha büyük bir cami yapma isteği, imparatorluğun cihanşumulluğunun tescil edilmesi için midir?
amma soru sordum. :)

Sayın SkullG çok ilginç bir iddianız var Hiram'ın iktidar tarafından öldürülmesini çağrıştırıyor. Diğer bir iddianız ise Süleyman Madedi'nin eriştiği sınırlara sonrakilerin erişmemesi düşüncesi ancak bilindiği gibi Süleyman Mabedi çok sembolik bir tapınaktır. Ölçüleri dahi mütevazidir. Bir toplumu yerleşik hayata geçirmek bunu kalıcı kılıp devlet otoritesini tanıtmak için yapılmış nacizane bir eserdir ki daha büyükleri defalarca yapılmıştır. Selimiye neden Edirne'de  sorusuna aklıma gelen tek cevap Hıristiyan ve Yahudi cemaate yakın ancak genelini Müslüman halkın oluşturduğu şehirlerden biri olduğunu düşünüyorum Müslüman halkı ve dini onurlandırmanın yanındada bugünde görüleceği gibi ''Gerçek Osmanlı'' sınırlarını çizen bir noktadır Edirne belki bu yüzden olabilir diye düşünüyorum.

Bu arada Fatih Sultan Mehmet ile ilişkilendirilen pekçok rivayetin gerçeği yansıtmadığını söyleyebilirim en baştada İstanbul'un Fethi sırasında gemilerin karadan taşınması iddiası gerçek dışıdır sadece mitostur matemetikten azcık anlayan herkes bu sorunu çözebilir ama bu rivayetler süre gelmiştir.Öyleki II. Mahmut döneminde kurulan bando mehteran vs. isimlerle anılacak teşkilat sanki Fatih döneminin bir kurumu gibi bugün İstanbul Büyük Şehir Belediyesi dahil pekçok yerde zannedilen ancak gerçek olmayan düşünceler ve yanlış yorumlardır.

Saygılarımla.
« Son Düzenleme: Ekim 29, 2008, 04:11:10 öö Gönderen: Fraternis »


Ekim 29, 2008, 04:44:31 öö
Yanıtla #14
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 322
  • Cinsiyet: Bay

Fatih Sultan Mehmet zamanında devletlerin birbirlerine nasıl baktıklarını azçok herkes bilir. O zaman orada dünyaya verilmek istenen mesajlar vardır ve verilmiştir. Fakat günümüzde dünya sistemi farklı olduğu için müze olması daha uygundur.


Ekim 29, 2008, 11:09:19 ös
Yanıtla #15
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 181

Sayın SkullG,
Birsüredir sizi göremiyorum umarım iyisinizdir...
Konu ile ilgilş yine çok hoşuma giden yorumlarda bulunmuşsunuz.
Bence özellikle mabetler daha büyüğünü yapma yarısı hala devam etmekte..
OrtaDoğunun en büyük camisi, 50.000 kişilik cami yok en yüksek kilise...
Tanrıya binayla ulaşacklarını sananalrının enteresan bir hırsı olsa gerek..
Yalnız edirne hep önenli bir kent olmuş Omanlı...Edirne Bursa Amasya İznik buralar çok önemli..
Sevgiyle
...Söyleceklerimi yukarda söyledim zaten...


Kasım 08, 2008, 11:41:13 öö
Yanıtla #16
  • Skoç Riti Masonu
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 3742
  • Cinsiyet: Bay

Sn. Fraternis,

Bilindiği üzere eski çağlarda Mimarların ölümleri, yaşamları tanrılar ve mabedlerle bir anlamda özdeşleştiği ve görevlerinin bir gereği olarak, mabedin kutsanması için özel kurban olarak seçilmeleridir. Adonis ve benzeri kültlerde tanrılara insan kurban edilmesi, antik dönemin özelliklerindendir. Eski Samilerde de kurban geleneği yaygındır. Baal veya Molak'a çocuk kurbanı törenleri vardır ve hatta Molak'ın heykellerinde karın fırın şeklinde betimlenmiştir.

Kurban geleneği, seçkin rahiplerin tanrı/tanrıcaya adanması ile sürmüş kimi kez de rahiplerin hadım edilmelerine dönüştürülmüştür. Ordan da sünnet geleneği ortaya çıkmış.

İbranilerde de Mabed öncesi dönemde Tanrıya insan kurbanı ile ilgili bilgiler var. Tevratta Hakimler Bap 11 ayet 30-40 arasında anlatılan öyküye göre, Yeftah, Ammoni savaşına giderken, düşmanı yenmesi halinde eve döndüğünde kapıya ilk çıkacak kişiyi Tanriya kurban edeceği sözünü verir. savaşı kazanıp evine döndüğünde kapıya tek kızı çıkar. Yeftah buna çok üzülür, kızına durumu anlatır, kızı kabullenir ve görev yerine getirilir. [Konuyu dağıtmak istemiyorum ama laf lafı açıyor. Bu öyküden en azından iki ders çıkarılmalı. İlki söz verirken, yüklenilen sorumluluğun farkında olunmalı ve ikincisi verilen soze sadık kalınmalı.]

Yine I. Krallar 16:34'te Ahab'ın Samiriye de Baal ve Aşera için sunak  yerleri yaptırdığı, bu dönemde Beyt-el'li Hiel'in de oğulları Abiram ve Segup'u kurban etme pahasına ERiha'yı yaptırdığı belirtilir. Sonuçta İbranilerde kurban geleneği çok yaygındır.

Ayrıca başka toplumlarda da kutsal yapılar için açılış veya temel atmada kurban verildiği gözlemlenebilir. Günümüzde de -insan değil ama- hayvan kurbanı geleneği devam etmekte.

Sözü fazlaca uzattım, neticeye gelecek olursam, O dönemde bölgenin inançsal yaklaşımı [Eski Mısır'da piramitlerin mimarlarının ve diğer çalışanlarının inşaanın tamamlanması ile veya firavunun cenazesi ile birlikte kurban edildikleri / diridiri piramite kapatıldıkları gibi] ve kutsal kurban geleneği dikkatealınarak, Hiram'ın bir kutsal kurban olduğu söylenebilir ve  Hiram'ın ölümü de kutsal bir törene bağlanabilir [Hiram Efsanesinin tarihsel bir gerçek olarak kanıtlanmadığı, sadece bir alegori olduğunu göz önünde tutarak].

...

İkinci husus ben Süleyman MAbedi'nin sınırlarına sonrakilerin erişmediği iddiasında değilim. Ki öylesi bir iddia tamamen boş bir iddia olabilir. Evet Mabed sizin de belirttiğiniz üzere, kendinden sonraki pek çok mimari esere göre, mütevazi bir alanda inşa edilmiştir.

Benim düşündüğüm husus, Ayasofya'nın kubbesinin geçilmesi derdidir. Bunun olduğu da bilinmekte. Daha büyük kubbe, daha geniş ve görkemli bir kubbesi olan tapınak aynı zamanda Osmanlı'yı bir anlamda Bizans'ı geçen bir duruma sokmaz mı? Mimar Sinan'ın eserleri sırasıyla incelendiğinde hep kubbenin daha da büyütülmesi  ve görkemli bir hale getirilmesi için çalışıldığı görülebilir. Neden? Sadece bu soruma bir cevap arama ve ya yazılı düşünme yaptım.

Mabed ile bağlantıyı ise surda kurdum. Süleyman Mabedi, tek tanrı adına inşa edilmiş ilk mabed sayılmaktadır. Tevratta belirtilen monoteist inanç tanrısı adına yapılmış ilk mabed olması ve hayal edildiği gibi muhteşem ve muazzam olmasa bile , zenginliğine ilişkin abartıya varan yakıştırmalar sebebiyle, Orta Çağ'da monarşların imrendikleri ve geçmek için yarıştıkları dinsel bir anıt /simge niteliğini sürdürmüştür.

imparator Justinianus "İsa'nın Kutsal Hikmeti"ni Anthemios ve İsidoros'a 571'de yaptırılmıştır. Açılış'ında kubbenin altında imparator'un çoşkuyla şöyle nidaladığı söylenir: "EY SÜLEYMAN! İŞTE SENİ GEÇTİM..."

Ayasoyfanın yapımıyla gerçekten de Doğu Roma rüştünü ispat etmiştir.

Osmanlı sultanlarının da (Fatih'ten itibaren) Ayasoyfayı aşma düşüncesi vardır. Azadlı Sinan 13 Eylül 1471'de {[yukarıda ayasoyfanın kubbe çapı ve yüksekliğini vermiştim] Ayasofyanın kubbesinden daha küçük ve alçak bir kubbeli [26 meetre çap, 44 metre yükseklik] Fatih Camiinin mimarı} Fatih tarafından idam ettirilmiştir. idamın görünür sebebi bir önceki cümlemde mevcut, caminin ayasofyadan daha alçak olması. [belki o eski geleneğin izdüşümü de sebep olabilir]

Edirne mevzusunda da bir iki farklı görüş mevcut. Birincisi benim ifade ettiğim -ve bana da "ayasoyfayı geçme" sürecini inceleyince en makul görüneni- Mimar Sinan'ın 3. denemesinde yine geçilemezse korkusunu hissetmesi. Çünkü selimiyenin yapımında Sinan 90lı yaşlarına gelmiştir.

Mimar Sinan Tezkirât el-Bünyan  eserinin son sözünde Selimiye için "... bu kubbenin Ayasoyfa kubbesinden alti zira kaddin ve dört zira derinliğine ziyade eyledim" der.

Saygılarımla.






Haziran 04, 2009, 02:55:14 öö
Yanıtla #17
  • Ziyaretçi

Bizler Fatih Sultan Mehmed Han gibi abide bir şahsiyetin yaptıklarını eleştiremeyiz. 21 yaşında İstanbulun FATİHİ olmuş. Ya bizler neler yaptık! Ufkumuz Fatihleri anlamaya yetmez. Çünkü zamanımızın bilgisi 1938 e kadar idrak edebiliyor!!!

Yoksa şu yaprakta Yavuz
Yoksa şu sayfada Oğuz
Biz de yoğuz, biz de yoğuz


Haziran 04, 2009, 12:15:46 ös
Yanıtla #18
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 562
  • Cinsiyet: Bay

Sayın Asha kusura bakmayın ama bana da babamdan öyle imparatorluk miras kalsaydı ben de belki fethedebilirdim İstanbul'u... O yüzden her 21 yaşını geçmiş kişiden bir şehir fethetmeyi beklemek pek doğru olmayacaktır kanımca.
Mea mihi conscientia pluris est quam omnium sermo


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
0 Yanıt
7378 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 25, 2006, 10:13:59 öö
Gönderen: MASON
2 Yanıt
3059 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 25, 2009, 11:25:28 ös
Gönderen: Mozart
10 Yanıt
9523 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 03, 2009, 03:14:44 ös
Gönderen: karahan
73 Yanıt
41750 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 23, 2010, 07:43:40 öö
Gönderen: ADAM
12 Yanıt
8351 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 01, 2012, 11:45:29 öö
Gönderen: peacewings
9 Yanıt
6323 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 05, 2012, 01:56:49 ös
Gönderen: ceycet
0 Yanıt
3200 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 20, 2012, 12:53:43 öö
Gönderen: Genius Loci
4 Yanıt
2473 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 27, 2013, 08:54:32 ös
Gönderen: NOSAM33
Alo Fatih

Başlatan Melina Mizah

2 Yanıt
1541 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 26, 2014, 02:33:05 ös
Gönderen: yihaak
3 Yanıt
2572 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 19, 2015, 11:01:41 ös
Gönderen: hyperbolic metamaterial