Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Israil'in Güvenlği ve Kudüs  (Okunma sayısı 9942 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Aralık 31, 2007, 01:58:16 ÖÖ
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1668

İsrail'in güvenliği ve Kudüs /YASIN AKTAY-Yeni Safak

İsrail'de din ile ulusal kimlik iç içe geçmiş olduğu için din ve devletin ayrıldığı net sınırlar yok. Anayasa çalışmaları bile yıllar önce sadece devletin dinsel misyonu ile milli misyonu birbirinden ayrıştırılamadığı için askıya alınmış.

Modern dünyada bir İsrail ulusunun varlığının tek referansı kutsal kitaplar ve geleneklerdir. Etyopya'dan, Irak'tan Azerbeycan'dan Avrupa'nın hemen her yerinden toplanıp buraya gelen insanların ulusal kimliğini etnik bir kökene dayandırmak çok zor. Etyopyalı bir Yahudi ile Polonyalı bir Yahudi arasında hangi etnik bağ olabilir? İsrailoğullarından gelmeyen birinin Yahudi olamaması genel kabulüne rağmen, İsrail ırkının da hiçbir safiyetinin kalmamış olduğu ayrı bir gerçektir. O yüzden İsrail'de ortaya çıkan ulus yapısının çoktan Semitik özünü kaybetmiş olduğu bile söylenebilir. Yani istese bile İsrail bugün millet tanımını dinsel olmayan, etnik veya laik bir temel üzerine oturtamaz.

Kamusal alanda dinin kuralları geçerlidir İsrail'de. Hizmet veren veya hizmet alan statüsü ayırt edilmeksizin, kamusal alanlarda erkeklerin büyük çoğunluğu ya kipa veya farklı mezheplerine göre daha belirgin dinsel kıyafetlerini giymektedirler. Kendilerini liberal-laik Yahudi olarak niteleyenlerin bile önemli bir kısmı kamusal alanda kipalarıyla yer alıyor. Evli kadınların da yine önemli bir kısmı türban, ama kelimenin tam anlamıyla, yani boynu açıkta bırakan tarzda bir örtü olarak türban takıyor.

Dinin kamusal alandaki geçerliliği tabii ki bununla da sınırlı değil. Kamuya açık yerlerde gıda satışları kosher, yani Yahudi şeraitine göre “helal” sertifikalı olarak gerçekleştirilmek zorunda. Kosher standartları Müslümanların Helal standartlarından da çok daha ağır şartlar içeriyor. Şabat uygulaması ise zaten kamusal alanın dinin kurallarına göre düzenlenişinin en uç örneklerinden biri.

Bugün İsrail'in Kudüs üzerinde uyguladığı tasarruf Müslüman halklarla ve tabii ki Filistin halkıyla en ciddi gerilim alanlarından birisidir. Hal böyle iken İsrail'in bu konudaki tasarruflarının hemen hepsinin tek gerekçesi İsrail'in benimsediği Yahudi itikatları veya o itikatların İsrail'ce özel yorumudur. Bütün Müslüman dünyasının tepkisini çektiği halde Mescid-i Aksa'nın hemen dibinde yürütülen kazı çalışmaları ile Tevrat'ın işaret ettiği tapınağın izleri, tekrar inşa edilmek üzere bulunmaya çalışılmaktadır. Bunun Mescid-i Aksa'yı olduğu gibi bırakması hiçbir hesapta muhtemel gözükmüyor.

İsrail ve “Barış süreci” üzerine yazdığım son yazı üzerine yazıştığımız Denis Ojalvo isimli bir okuyucum Kudüs için Ayasofya tarzı bir yöntem öneriyor. “Konuya müdahil tarafların Kudüs Eski şehrinin “Kimin için daha kutsal?” olduğu konusunda kavga edeceklerine, bu şehrin tüm tarihi geçmişine saygı duyup herkesin her yeri serbestçe ziyaret edip ibadet edebilmesine açık olmasını” savunuyor Ojalvo.

“Nitekim, El Aksa Camii, Beyt-ül-Makdis'in orta yerine boşuna veya tesadüfen değil, bir İslam peygamberi olarak da addedilen İsrail Kralı Hazret-i Süleyman'ın inşa ettirdiği mabede hürmeten inşa edildi. Dolayısıyla bu nispeten yeni binanın da Yahudilerin ve Hıristiyanların hürmetine mazhar olması gerekir. Taraflar karşılıklı olarak bu iki yalın gerçeği kabul ettiklerinde, Yahudilerle Araplar, Müslümanlarla Museviler arasındaki çekişme sona erebilecektir.”

Ayasofya'nın bugünkü statüsüne tam olarak denk düşmese de bu itiraz edilemeyecek bir öneridir. Zaten Osmanlı ve daha önceki İslam yönetimleri altında Kudüs'ün statüsü bundan farklı değildi ki. Sorun, şu anda böyle olmaması ve bunun Kudüs üzerinde sürekli olarak tek taraflı tasarruflarda bulunmakta olan ve gelecek için açık niyetleri olan İsrail'in işgali altında bunun gerçekleştirilmesinin kesinleşmiş olan olanaksızlığıdır. İsrail bugünkü haliyle Kudüs'e böyle bir statü kazandıramayacak durumdadır.

Mescid-i Aksa'nın bugün serbestçe ziyaret edilebildiğini örnek göstererek Müslümanların başına kakabilecek durumda değil İsrail.

1. Mescid-i Aksa'ya ancak İsrail askerinin yoğun kontrolü altında girilebiliyor.

2. Mescidin akıbetini sürekli tehdit eden kazı çalışmaları ve bu çalışmaların içerdiği planlar İsrail'in Kudüs üzerinde bir tasarruf tekelini korumaya çalıştığını gösteriyor.

3. Daha da önemlisi İsrail Kudüs etrafında sürekli Yahudi yerleşim yerleri oluşturarak Kudüs'ü münhasıran bir Yahudi şehri haline getirmeye çalışmakta, bunu yaptıktan sonra da şehrin sadece Yahudi kesimini korumaya odaklanmış aşırı bir güvenlikçi yaklaşımla bu ortak kutsal bölgeyi diğer insanlar için zindan haline getirmeye çalışmaktadır.

Zindan kelimesinin bir de fiziksel karşılığı var. Yeni yerleşim bölgelerini Filistinlilere karşı korumak üzere örülen güvenlik duvarları, örneğin, güvenliği temin edilmesi beklenen yeni yerleşimcilerin etrafına değil, onlara saldırmasından korkulan Filistinlilerin etrafına örülmektedir. Böylece Filistinliler büyük bir toplama kampını andıran bir açık hava hapishanesinin içinde tıkılmış oluyorlar.

http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/?t=29.12.2007&y=YasinAktay






Aralık 31, 2007, 01:58:34 ÖÖ
Yanıtla #1
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1668

Sn Aktan'in kosesindeki yazisina binaen Deniz Bey'in yazdigi cevabin tamami asagidadir.

Degerli Yasin Bey,
 
Bugunku (29-12-2007) Israilin guvenligi ve Kudus baslikli yazinizda fikirlerime yer verdiginiz icin size tesekkur ediyorum.
 
Saniyen, okurlariniza Israil'in "Irk Birligine Dayanan Bir Devlet" olamayacagina dair "tabu kirici" bir bilgi sundugunuz icin de sizi tebrik ediyorum.
 
Bununla beraber, yazinizdaki bazi hususlara kucuk ilavelerde bulunmak isterim:
 
1-     Anayasa yapma calismalarinin askiya alinmis olmasi hususu: Vermis oldugunuz "Devletin dinsel misyonu ile dinsel (milli demek istemis oldugunuzu varsayiyorum) misyonu birbirinden ayristirilamadigi" keyfiyetinde gercek payi olmakla birlikte, onu ancak kismen yansitiyor. Zira, hukukunu Ingiliz Mandasi oncesi Osmanli metinlerine de dayandiran modern Israil hukuku, esas temellerini Manda devrindeki Ingiliz hukukuna borcludur. Bildiginiz gibi, Ingiltere'nin bir anayasasi yoktur ama "tikir tikir" isleyen kanunlari vardir. Ancak Israil bu eksikligini tedrici bir sekilde giderme iradesi ile, tamamlandiklari varsayildigi zaman, bir anayasa yerine kaim olacak "Temel Kanunlar" yapma yoluna gitmis ve 1958 ile 2001 yillari arasinda bunlardan 14 tane yasamistir. Bunlarin arasinda, parlamentonun isleyisini temel alan hukuki metinlere ilaveten, Kudus'un Israil devletinin baskenti olduguna dair siyasi, ve bireylerin haysiyet ve haklarina iliskin olan evrensel karakterde olanlari da vardir.  Zikretmis oldugunuz misyon ayristiramama durumuna, Israil Devleti'nin Istiklal Beyannamesi, ilk iki paragrafiyla aciklik getirmekte: "Israil Topragi, Yahudi halkinin dogum yeri olup,manevi, dini ve milli kimliginin vucuda geldigi yerdir. Bu halk, bu toprakta bagimsiz olmus, milli ve beynelmilel onemde bir kultur yaratmis, Kutsal Kitabi (BIBLE) dunyaya armagan etmistir. Filistin'den surgun edilmis olan Yahudi halki, dunya sathinda daginik olarak yasadigi tum ulkelerde sadik kaldigi ana vatanina donebilmek icin dua etmis, ve milli hurriyetlerinin yeniden insasi umidini muhafaza etmistir." Zikretmis oldugunuz gibi, bu halk, "irk safligini" kaybetmis ama ulku safligini inatla muhafaza etmistir. Polonyaliyla Irakliyi, Almanyaliyla Yemenliyi, Siyonist ulku olarak ozetleyebilecegimiz fikir etrafinda kenetleyen unsurlar bunlardir.
 
2-     Kamuya acik yerlerde "Kosher", yani Helal, mecburiyeti yoktur. Ancak, Kosher sertifikasini edinip onu muhafaza etmek isteyen muesseseler sadece "Helal" erzak bulundurmak zorundadirlar.
 
3-     El Aksa'nin dibinde kazi calismalari Tevrat'in isaret ettigi tapinagin izlerini aramaktan cok, mevcut olanlari derleyip toplamaya yoneliktir. Bati Duvari'nin dibinden 400 m. Kadar yanilmiyorsam Kuzey istikametinde uzanan tuneli gezmis oldugunuzu tahmin ediyorum. Siyasi nedenlerden, Yaser Arafat, mezkur duvarin Hz. Suleyman Tapinagi ile alakasi olmadigini, o duvarin "Burak Duvari" (Mirac'a yukselmek icin uykusunda Kudus'e gelen Hz. Muhammed'in kanatli ati Burak'i bagladigi varsayilan duvar) oldugunu iddia etmistir. Anlayacaginiz, din siyasete alet edilmistir.
 
4-     "Ayasofya Formulu" onerimin icerigi, mutlaka gozden gecirilmek ve tum taraflarca kabul edilebilir bir sekle burundurulmek durumundadir tabii.  Ancak unutulmamalidir ki, Osmanli devrinde, Yahudilere mezkur duvari ziyaret etme imkani, "Seslerini yukseltmemek ve dua kitaplarini sergilememek" turunden kisitli ve asagilayici sartlar tahtinda taniniyordu. 1948 ve 1967 yillari arasindaki Urdun isgali sirasinda ise, Yahudilerin Bati Duvari'ni (Aglama Duvari) ziyaret etmeleri mumkun degildi.
 
5-     Gunumuzde, Mescid-i Aksa'ya, izdiham ve guvenlik endiseleri yuzunden kontrollu bir sekilde girilebiliyor. Bildiginiz gibi, 1969 yilinda, Michael Denis Rohan adli Avustralyali Hiristiyan bir meczup El Aksa'yi atese vermeye kalkmis, bunun sucu Yahudilere yikilarak Islam Konferansi Orgutu'nun kurulusuna temel gerekce olarak kullanilmis ve din olgusu siyaset amaciyla istismar edilmisti.
 
6-     Kudus'un munhasiran Yahudi sehri haline getirilmesi konusu: Yahudi kelimesi yerine Israil kelimesini kullanmis olsaydiniz daha dogru olurdu. Zira burada etnik bir ayiklama degil, siyasi bir sahiplenme tasarrufu soz konusu.
 
7-     Kudus'un Arap mahallelerinin etrafina duvar orulmesi konusu: Kudus'un Dogu'su Urdun'un elindeyken de durum pek farkli degildi. Iki toplum birbirinden duvar ve tel orgulerle ayrilmisti. 1967 senesinde Israil, sehrin Dogusunu isgal edip aradaki duvar ve tel orguleri kaldirmisti. Bugunku durum cok aci, ama keyfiyet, intihar bombacilarinin kendi toplumlarina dayattigi bir zaruret olarak ortaya cikti. Teror olgusu ortadan kalktiginda, iki halkin, onlari ayiran duvarlari ortadan kaldiracaklarini dusunuyorum.
 
 
 
Takdir ve saygilarimla,
 
Denis Ojalvo









Aralık 31, 2007, 02:15:05 ÖÖ
Yanıtla #2
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 788
  • Cinsiyet: Bay

bilgi dolu bir paylaşım,teşekkürler sn.kirlangiç

Yasin Aktay ın,ortadoğu üzerinde ki araştırmaları takdire değer gerçekten,takip etmenizi tavsiye ederim
Vostede é vostede. . Nunca perder o caducidade. .


Aralık 31, 2007, 02:57:27 ÖÖ
Yanıtla #3
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1668

Sn Denis Bey'in,  El Aksa icin Ayasofya tarzi bir cozum onerisini bu fakir de dusunmus ve hatta bu forumda bir yerlerde yazmisti. Ikimizde ayni seyleri dusunmusuz. Onun gibi biri tarafindan ayni hissiyati paylasmak kivanc verici. Ne de olsa aklin yolu bir:)

saygilar


Aralık 31, 2007, 11:32:30 ÖÖ
Yanıtla #4
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 3123
  • Cinsiyet: Bay

Sn Denis Bey'in,  El Aksa icin Ayasofya tarzi bir cozum onerisini bu fakir de dusunmus ve hatta bu forumda bir yerlerde yazmisti. Ikimizde ayni seyleri dusunmusuz. Onun gibi biri tarafindan ayni hissiyati paylasmak kivanc verici. Ne de olsa aklin yolu bir:)

saygilar

Bizim yetim Jozepe gidecek paraları düşünüyorumda evet bencede müze iyi olur :) Bedava olursa kızarım


Aralık 31, 2007, 10:41:02 ÖS
Yanıtla #5
  • Ziyaretçi

Bati halklarindaki genel kani da genel olarak Israil halkinin guvenligi uzerine, misal olarakIsrail'in kurulusundan bu yana yapilan icratlar ve ozellikle yapilmis olan guvenlik duvari tamamiyle sivil halkin guvenligi amacini guttugu dusuncesi hakim. Ancak Birlesmis Milletler nezdindeki basvurular ve acilan uluslararasi davalarda insan haklarini ihlal konusu halen suruncemede, bir konferansta detayli olarak ozelikle guvenlik duvari hakkinda detayli bilgiler dinlemistim. Israil kurulusundan onceki ortamda Arap halkinin ve ozelikle Filistin halklarinin (Hristiyan, Musluman, Yahudi ve diger azinliklar) arasinda cikarilan spekulasyon ve galeyanlarla cehaletin ve gafletin etkisi ile insanlar hakikaten kelimenin tam anlami ile kargasa ortaminda idi cesitli saldirilar ve galeyanlar zaten Israilin kurulusunu Uluslararasi zeminde hizlandirdi... Ancak su anki durumda bolge halkinin kendi dinamikleri yerine disaridan yapilan suni yonetimler (Tum ortadogu ulkeleri dahil olmakla buna Israil en asikar ornek) hicbir millete huzur getiremeyecegini dusunuyorum. Zira Israil'e dunyanin heryerinden goc ederek gelen insanlarin hepsi cok farkli orf adetlere milletlere mensup, su anki birlik ortami savasin getirdigi bir zorunluluk ancak savas bittiginde kendi iclerinde cikacak olan ayriliklari simdiden tahmin edebiliyorum.... Son olarak tum Ortadoguya huzur diliyorum Allah'tan.

saygilar


Ocak 02, 2008, 07:43:27 ÖÖ
Yanıtla #6
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1668

Israil'e dunyanin heryerinden goc ederek gelen insanlarin hepsi cok farkli orf adetlere milletlere mensup, su anki birlik ortami savasin getirdigi bir zorunluluk ancak savas bittiginde kendi iclerinde cikacak olan ayriliklari simdiden tahmin edebiliyorum.
saygilar

Beyler, her ulkede farkli etnik kimliklere sahip insanlar vardir. Haricten gazel okumak kolay.Tarihi 5000 yildan fazla olan bir ulus- din toplumunun da  Roma donemindeki Filistin surgununden sonra Y'lerin bir kisminin Italya ve cevresine yerlestiklerini yine Yiddish yahudilerinin Almanya'ya imparator Charlemagne' in daveti uzerine geldiklerini, 14 ve 15. yy'da bu Yiddishlerin (Askenaz) Dogu Almanya ve ozellikle Balkanlara yerlestiklerini,  Musevi kimligini kaybetmis 10 kavim ile birlikte (ki bunlarin arasinda K. Irak Kurtleri, Afgan Pashtunlari ve Kasmir milleti de dahil ve DNA testiyle bu ispatlanmistir) ,Asur imparatorlugu tarafindan dunyanin dort tarafina surulen Ibrani 10 kavim , Asuri/Kurt Y'leri, Gurcu Y'leri, Babil ve Shushan yani Iran Y'leri, Buhara ve Turkistan Y'leri, Yemen Y'leri, sonra Emevi Ispanyasindaki Sefaradlarla ve Mizrahilerle birlikte 5 yuzyil Osmanli'daki ozerk yonetimde soz sahibi   Balkanlardaki Osmanli Y'leri' ininin varligini dusunursek simdi kimse kalkip ta Israil'e en buyuk goc olan 1967/ 6 gunluk savaslari sonrasindaki Y gocmenlerin farkli millet, kultur, orf ve adetlere sahip olduklarini ve bunlarin gokten zembille indiklerini iddia edemez. Bunu iddia eden birinin Y'lerin bulunduklari ulkelerde asimile olduklarini ve kendi kulturlerinden uzaklastiklarini dusundugunun remzidir. Halbuki oyle degildir. Asimile olanlar da vardir ancak bunlarin sayisi iki elin 10 parmagini gecmez.

Ne ise.. Konumuza donecek olursak Y'lerin sanildigi gibi savastan sonra Israil devleti uzerinde ayriliga dusecek olacaklarini iddia etmek Y'leri genel olarak tanimamak demektir ki Y'ler sadece kendi devletlerine degil,simdiye kadar bulunduklari her devletin kanunlarina saygili ve bagli kalmislardir. Eger oyle olmasaydi Kurtulus Savasinda ne diye Osmanli Yahudileri de Turk Milletiyle birlikte cesitli cephelerde savasirdi? Canakkale'ye gidenler bilirler ki Canakkale savasinda sehit olan Y'lerin de orada mezarlari vardir. Ancak dini sebeplerden farkli yerde defin halindedir. Simdi kimse IL'deki dunyanin cesitli yerlerinden gelmis Y lerin sirf Arap terorizminden dolayi kenetlendiklerini iddia etmemelidir.  Turkiye'deki Turkleri bir dusunun. Bir Karadenizli ile Dogulunun kultur farki olmasina ragmen birbirlerine dusman olduklarini soyleyebilir miyiz? Kaldiki Turkler arasinda bile Allah askina kac bin turlu mantalite var. Islamcilar ki kendi aralainda bile kac yuz tane cemaat farkliliklari var,  laikler, kemalistler, sosyalistler, ulkuculer, turancilar, Kuvva-i Milliyeciler vs.. Eger kultur farkliligindan bu kastediliyorsa bu ayrilik degil zenginliktir bence. Aynisi IL Yahudileri icin de gecerlidir.Ama tek fark su ki aslini, ozunu kaybetmemis Avraham'in cocuklari birbirlerini elestirseler de birbirlerinin kuyusunu kazmazlar.

Israil'in zaten 19.8% u Arap asilli Israilli vatandaslari (bunlarin da IDF' 'de askerlik yapmalari zorunlu degildir ki buna ragmen bunlarin icinde yilda 180 civarinda gonullu IDF'de askerlik yapanlar olur) , 110 bin civarinda olduklari dusunulen ve en yogun olarak Rahat sehrinde yasayan Bedeviler- ki bunlarin cogu Misirli ve Urdunludur ancak Israil'e baglilik icindedirler .Yine Druze Araplari ki bunlardan da IDF'te gonullu askerlik yapanlar olur ve  bunlar kendilerini Israilli olarak tanitirlar. Cunku Israil'e gonulden baglidirlar. Hatta IL Knesset'indeki  120 Milletvekillinden 12 si Arap asillidir.

 Neticede anlatmak istedigim su, bu 19% kesimlik Arap asilli Israilliler Y'lerle ayni haklara sahiptirler, secme ve secilme haklari dahil.Aralarinda cok kucuk bir kesim Israil'in kendilerine olan politikalarindan memnun olmasa da ve surekli elestirse de, bu Arap asilli Israilliler IL devletine ihaneti asla dusunmezler ve IL Yahudileriyle herhangi bir surtusme icinde degildirler.Yani sizin iddia ettiginiz gibi bu kesim bile savastan dolayi IL'e bagli degildir.Yok  bu bir haricinin temennisi ise Allah'in izniyle hic bir zaman gerceklesmeyecektir!


« Son Düzenleme: Ocak 02, 2008, 07:54:58 ÖÖ Gönderen: Kirlangic »


Ocak 02, 2008, 09:51:02 ÖÖ
Yanıtla #7
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1668

Israil'in prestijli gazetelerinden Haaretz'in haberine gore, guvenlik servisi Shin Bet''in verdigi rapor cercevesinde 2007 Israil icin en guvenilir yil oldu. Zira 2004 ve 2006'da'' Filistinliler tarafindan oldurulen Israilli sayisi 24 ve 50 iken 2007'de bu rakam 13'e dustu. 2002'deki 60 intihar saldirisina gore , 2007 'de sadece bir intihar saldirisi olurken bu basariyi 3 ana temada toplayan guvenlik sirketi bunlari 1) Israil'in siki calisan istihbarat servisinin basarisina, 2)Teroristlerin artik gunden gune cayma ve aralaindaki ayriliklarina 3) IDF'in Bati Seria'da tamamen istedikleri gibi hareket edebilmelerine/ arama yapabildiklerine vs seklinde 3 sebebe bagladi.

Filistinlilerin 2006'daki 1722 rocket saldirilari 2007'de 1263'e dustu.
.
http://www.haaretz.com/hasen/spages/940526.html


Mart 27, 2008, 12:00:09 ÖS
Yanıtla #8
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1668

Huseyin Sumer/ ZAMAN ve Huseyin Bey'e Israil'den yanit...


Önceki günkü sivillere yönelik soykırımı aratmayan füze saldırısı sadece Filistin'i değil tüm vicdanları yaraladı. Başta Türkiye olmak üzere ABD ve AB ülkeleri de saldırıyı kınadı.
Böylesine hararetin yükseldiği bir dönemde bir grup gazeteci ile birlikte İsrail'de bulunuyoruz. Zaman zaman, "Ne işimiz vardı?" dediğimiz anlar olsa da hayıflanmaları n hiçbiri acımızı dindirmedi. Olayı bir İsrail karşıtlığı biçiminde değerlendirmek çok sıradan olur. Hangi millet ve dini temsil eden insan sivilleri hedef alan bir saldırıyı kabul edebilir ki? Aslında ülkeye, daha çok ekonomik gelişmelerden söz etmek için gelmiştik. Yılmazlar İnşaat ülkeye gelişinin 13. yılını kutluyordu. Fakat işin seyri birden değişti. Bu iş gezisini farklı kılan unsurlardan biri muhtemelen ilk defa bu kadar büyük bir medya grubunun bir anda ülkeye girmiş olması. İsrail tarafı daha önce böyle bir geziden haberdar edildiği için, günler önceden hazırlıklar yapıldı. O yüzden Çin işkencesini aratmayan gümrük kontrollerini çok çabuk atlattık.
İsrail denilince hemen akla Türk şirketi Yılmazlar geliyor. 1995 yılından itibaren inşaat sektöründe faaliyet gösteren şirket, İsrail'de çok hızlı biçimde büyüyen bir grup olmuş. Ülkenin birçok şehrinde yaptığı konutlar, iş merkezleri, altyapı inşaatları ve diğer binalar ile önemli bir yere ulaşmış. Tel Aviv, Kudüs, Hayfa başta olmak üzere, ülkenin en yüksek binalarını Türk bayrağı ile birlikte dikmişler. Yaptıklarını görünce, sanırsınız ki şirket patronu size, bol bol bu ülkeye yapılacak yatırımlardan söz edecek, ülkeyi methedecek. Hayır tam tersine, Yılmazlar Grup Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Reis Yılmaz İsrail'in son yıllardaki tutumundan rahatsız. Tabii bu arada hâlâ iş almasına da bir anlam verebilmiş değilim.
Tel Aviv'e indiğinizde etrafınıza baktığınızda gördüğünüz en yüksek binaların çoğunu bu şirket üstlenmiş. Yaklaşık olarak 1 milyar dolarlık bir taahhüt işini bitirmiş olmalarının verdiği rahatlıkla dikkatleri başka noktalara da çekmek istiyorlar. Burada bir barış rüzgârının esmesine önayak olup diğer yandan da Türk kamuoyunun dikkatlerini daha fazla bu tarafa kaymasını sağlamak.
Maalesef son olaylarla dikkatler kendiliğinden çekilmiş oldu. Şu an itibarıyla İsrail'in saldırılarında 100'den fazla Filistinli hayatını kaybetmiş durumda. Son yaşananlara Türkiye'nin de tepkisi sert oldu. Bizim de bu ülkede bulunduğumuz dakikalarda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "İsrail'le ilgili ne yapılacaksa yapılmalı." şeklinde sert mesajını verdi. Bu ifadelerin kullanılmasında önceki günlerde bir İsrailli bakanın PKK'ya karşı orantısız güç kullanıldığını vurgulayan bir konuşma yapması tetikleyici oldu.
Sadece Türkiye değil, Beyaz Saray da Gazze'deki şiddetin bir an önce sona ermesini bekliyor. Ancak edindiğimiz bilgilere göre şimdi İsrail, Türkiye'ye vereceği cevabı hazırlamakla meşgul. Bu acıyı yaşamayan bilmiyor. İsrail'de iş yapan bir şirketi bile isyan ettiren aslında bu ülkenin son yıllarda izlediği politikaları oldu. Siz bu yazıyı okurken biz İsrail Büyükelçimiz Namık Tan'ın da yer alacağı resepsiyona katılmış olacağız. Diğer yandan bir aksilik çıkmaz ise çarşamba günü İsrail Dışişleri Bakanı Tzipi Livni, ismini çok iyi hatırladığınız eski IMF İcra Direktörü, İsrail Merkez Bankası Müdürü Stanley Fischer'la görüşmeler gerçekleşecek. Bu arada ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, İsrail-Filistin barış müzakerelerini desteklemek için Ortadoğu turuna çıkıyor.
Gördüğünüz gibi ekonomi odaklı bir gezi için geldiğimiz İsrail'den siyasi kararlarla dönmek üzereyiz. Öyle ya burası Ortadoğu, yarın ne olacağı belli olmaz.
04 Mart 2008, Salı
 

 
Huseyin Bey Merhaba,
 
Yazinizi dikkatle okudum. Gozumden kacmistir diye tekrar okudum, ama aradigimi bulamadim.
 
"Önceki günkü sivillere yönelik soykırımı aratmayan füze saldırısı" diyorsunuz, yazidan anladigim kadari ile
Israil ve Israillilerle onceden bir tanisikliginiz var. Israilliler size oylesine vahsi, savas sever mi gozukuyorlar ?
 
Bunlara birden ne oldu da Filistinlilere roket yagdirdilar diye sordunuz mu ? Bilmemenize imkan yok, hani 7 yildir
Hamas teroristleri Israilin guney kasabalarini roket atesi altinda tutuyorlar, hafta sonu Ashkelon sahil sehrini bombaladilar.
Hani burdaydiniz, bunlari hic isitmediniz mi ? Guney sinirindaki tum sehir ve kasabalarda senelerdir anneler cocuklarini
okula yollamaktan korkuyorlar, isinizde, evinizde, arabanizda hicbir yerde guvende degilsiniz. "Kasam" fuzeleri adini istmissinizdir.
Son haftalarda gunde 50 – 100 roket yagdigini isittiniz mi ?
 
Hamas Terorist Orgutunun, Israili haritadan silmeyi bas amac edinen Iran in bir subesi oldugunu, terrorist baslarinin Iranda
egitildiklerini de duymussunuzdur. Lubnanda Hizbullah teroristleri gibi Kassam fuzelerini sivil halkin icinden, okul ve cami
avlularindan, evlerin icinden attiklarini herhalde biliyorsunuz. Bilmiyorsaniz sorun, inceleyin. Kendi halkina acimayan, insan degerini
hice sayan, cocuklari one suren, sifir yastan canli bomba olmaya egiten bir  topluma ne dersiniz.
 
Edirne nin ustune senelerdir Yunanistandan bomba yagdigini dusunun, ne yapardiniz ?
Guney dogude TSK hakkiyla ne yapti, daha da ne yapacak ? Aradaki fark su : TSK 240 teroristi "etkisiz hale getirdi", Israil
Ise 100 teroriste soykirim yapti. Insaf !
 
Yazinizda bunlarla ilgili tek bir kelime bile gormedim. Yazinizdan cikan tek birsey var, Israil birdenbire Filistinlilere saldirarak
coluk cocuk, kadin katletti.
 
Israil in yeryuzundeki her devlet gibi sulh icinde yasamaya hakki var. Komsulari onu denize dokme hayalini aklindan cikarmadikca kendini koruma
tabii hakki vardir ve koruyacaktir. Karsi tarafta olen her sivilin mesuliyeti , onlari bu duruma getiren, onlari canli bomba haline getiren,
Israil sivil halka saldirmaz diyerek bombalarini evlerin, okul ve camilerin icinden atan Hamas orgutu yoneticileridir.
 
"Önceki günkü sivillere yönelik soykırımı aratmayan füze saldırısı" diyorsunuz, dogrudur, bunlar yillardir Israile yagan fuzelerin birkacinin
geri  tepmesidir.
 
Israile Kassam fuzeleri yagarken ne yazdiniz ? Sderot'ta 8 yasindaki cocugun ayagi koptugunda, 42 yasinda 4 cocuk
babasi vatandasin tam isabetle parcalandigi zaman  yazinizi goremedim, atlamis olabilirim.
 
Huseyin Bey , sizin Israil taraftari olmanizi beklemiyorum, . Ama , soyle elinizi vicdaniniza koyup ta bir daha dusunmenizi rica ediyorum.
 
 
Saygilarimla,
 
Abraham Sidi
Raanana, Israel


Mart 27, 2008, 12:20:21 ÖS
Yanıtla #9
  • Skoç Riti Masonu
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 3742
  • Cinsiyet: Bay

"Aradaki fark su : TSK 240 teroristi "etkisiz hale getirdi", Israil
Ise 100 teroriste soykirim yapti. Insaf !"

böylesi bir karşılaştırma ne denli doğrudur? Ayı dolmamış bebekleri daha memeden kesilmemiş masumları terörist olarak tanımlayan bir zihniyetten ne beklenebilir...

"Önceki günkü sivillere yönelik soykırımı aratmayan füze saldırısı" diyorsunuz, dogrudur, bunlar yillardir Israile yagan fuzelerin birkacinin
geri  tepmesidir. "

o zihniyetin devamı da bu... o zaman sorgulanması gereken şey HAMAS'ın niçin var olduğudur? HAMAS'ı yaratan İSRAİL'in kendisidir, İsrail'in işlediği ve işlemeye ısrarla devam ettiği insanlık ihlalleridir. Bunu gözardı eden hiçbir yaklaşım bögeye barışı getiremez.

"Lubnanda Hizbullah teroristleri gibi..." ... İsrail'in lübnan İşgaline değinmek gerekmez mi bu noktada? Kaldıki hizbullah geçtiğimiz yıl içinde israilin 60 öncesi topraklara çekilmesinin barış için yeterli olacağını da beyan etmiş iken...

İsrail'in elindeki tek güç, korku siyasetidir. Bunu daha öncede söyledim, bu mantıklıdır da... 20.yy.da büyük bir soykırıma uğramış olan, binlerce yıldır devletsiz yaşayan bir ulus bir devlete sahip olunca onun korunması ve yahudileri o devlette bağlarının kuvvetlendirilmesi için bu korku siyaseti işe de yarar... ama bu korku siyaseti aynı zamanda yayılmacı, saldırgan, paranoyak devlet düşüncesini de doğurur... tehlike de burada işte o yüzden korku siyasetinin hiçbir şeye faydası olamaz.

eğer çok geri tarihlere gidilecekse sorun ta 1948lerde aranmalıi mesela 9 Nisan 48'de Irgun Zvei Leumi'nin gerçekleştirdiği ve erkekerin tarlalarda çalışmakta olduğu zamanda gerçekleştirilen kadın, yaşlı ve çocuk (bunlardan bir tanesi anne karnında idi. annesinin karnı yarılarak doğmamış bebek öldürülmüştü) 247 insanın hayatını kaybettiği Deyr Yasin katliamında...




 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
0 Yanıt
2643 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 26, 2007, 10:04:39 ÖS
Gönderen: shemuel
2 Yanıt
2206 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 05, 2016, 09:32:29 ÖS
Gönderen: Surgeus
0 Yanıt
1657 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 26, 2009, 01:02:30 ÖS
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2287 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 27, 2009, 07:39:19 ÖÖ
Gönderen: ADAM
6 Yanıt
4863 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 02, 2016, 09:30:18 ÖÖ
Gönderen: Birisi
0 Yanıt
4130 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 22, 2011, 04:22:59 ÖS
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2140 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 29, 2011, 09:32:10 ÖS
Gönderen: Isis
KUDÜS PRENSİ

Başlatan kudüs prensi Benim Siirlerim

3 Yanıt
2214 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 30, 2015, 11:00:53 ÖS
Gönderen: Frenzyfire
KUDÜS PRENSİ II.

Başlatan kudüs prensi Benim Siirlerim

1 Yanıt
2008 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 01, 2014, 01:34:40 ÖÖ
Gönderen: anatolia
0 Yanıt
2235 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 28, 2014, 08:23:25 ÖS
Gönderen: MEDUSA