Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Masonluk ve Satranc  (Okunma sayısı 7909 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Aralık 19, 2006, 12:20:19 ÖS
  • Administrator
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 9543
  • Cinsiyet: Bay
    • Masonluk, Masonlardan Öğrenilmelidir

GENS UNA SUMUS
Masonluk, Satranç ve Dergimizde Satranç Köşesi


   Masonluk ve Müzik, Masonluk ve Matematik, Fizik, Tıp, Masonluk ve niceleri... Bu yazının içerisindekiler, satranç ile örneklemeler taşıyor da olsa, yukarıda belirtilen tüm alanlarla, yazının başlığını oluşturabilecek ölçüde benzerlikler içermektedir. Masonluk evrenseldir ifadesi, sıklıkla “uluslararası” nitelemesine cevaben kullanılır. Mesleğimizin evrensellik niteliği; bu disiplinlerle olan temel benzerlikleri ve bilimsel olana yakınlığı ile değer bulmaktadır düşüncesindeyim.


Masonluk ve Satranç. İlk bakışta birbirinden uzak gözükebilecek bu iki konunun aralarındaki benzerlikler ileri seviyededir. Hatta büyük ölçüde benzer disiplinler olarak karşımıza çıkmaktadırlar denilebilir. Bu yazı, satranç üzerinden örneklemelerle, mesleğimizin taşıdığı evrensel nitelik üzerine değerlendirmeleri de içerecektir.

Masonluğun ve satrancın, ne kadar iç içe olduklarına dair bir örnek için uzağa gitmemize gerek kalmıyor. Bu sayımızla başlayan satranç köşesinin, dergimizde yer almasına ilişkin karar mekanizmasının işleyişine bakalım: Bu düşünce aklıma geldiğinde, dergimiz editörü Celil Layiktez Üstadımız’a e-posta gönderdim. Yanıtı, “bir örnek çalışma hazırlarsan iyi olur” şeklindeydi. Hazırladım ve bana ikinci e-postalarında 69. sayıdan itibaren satranç köşesinin yer alacağını ilettiler.

Bu kadar çabuk karar verdirebilen mekanizmanın dayanağı sizce nedir? Celil Layiktez Üstadın kaynak yaratmanın zor olduğu 80’li 90’lı yıllarda satranca verdiği destek mi? Türkiye Satranç Federasyonu başkanlığını yapmış olması mı?

Dergimiz editörlerinin satranca olan yakınlıkları mı?

Yanıt bunlarda değil. Çabuk karar verilerek bu köşenin onaylanması kanımca, bir masonik reflekstir. Bilimsel olana yönelik tavırdır. Kardeşlerimizin, yukarıda belirttiğim nice konularda yıllar içerisinde yapmış oldukları tüm vakfane çalışmalar bu reşeksin bir yansımasıdır.

Localarımızda düaliteyi simgeleyen siyah ve beyaz kareler, bilindiği gibi satranç tahtasının da zeminini oluşturur. Düalite satranç oyununun her anında vardır. Güçlü hamle / zayıf hamle, iyi konum / kötü konum, kazanç oyun / kayıp oyun, siyah taş / beyaz taş. Biri diğerinin nedeni olarak vardır. Satranç ustası, “oyunun gereği”, iyiyi ve kötüyü eş kabullenir. Satranç, mağlup olmanın galip gelmek kadar doğal olduğunu her defasında hatırlatır oyuncuya. Bir oyuncu; yenilgiyi bilmez, tanımaz ise, asla usta olamaz. Yenilir, kazanır, ama hep kazanmaz ve hep kaybetmez. Satranç oyuncusu, “aslolan bu mücadelenin içinde olmaktır” düşüncesi ile durur satranç taşlarının arkasında. Bu bilinç düzeyinde, yenilgiyi kazanç kadar doğal karşılayan oyuncu, ustadır artık. Satranç, en uslanmaza bile bunu öğretebilecek güçtedir.

Localarımızda derecelerine uygun oturan Kardeşlerimiz, satranç taşlarının oyun başlamadan önceki dizilişleri gibidir. Kardeşlerimizin dingin üslubu; iki satranç ustasının en fazla enerji harcadıkları anlarda, en kıyasıya düşünsel mücadeleyi, sadece önlerindeki tahtaya bakarak verdikleri bir centilmenlik sahasını andırır. Modern insan, düşünselin en üst aşamalarında gezinir ve üretirken, dingin haldedir ve asla karşısındaki ile mücadele eder bir görüntü vermez. Çünkü; onun mücadelesi önündeki pozisyon, buradaki geometrik ilişkiler, matematiksel denklemler ve içinde bulunduğu sorunsalladır. Usta, satranç tahtası üzerinde gerçek manayı, doğru hamleyi bulmaya çalışır.

Çalışmalarımızdaki disiplin, satranç tahtasındakine benzer. Localarımız’da Kardeşlerimizin ve görevli Üstatlarımızın, ritüellerimizle belirli hareketleri, satranç taşlarının kuralına uygun hareket edebilmeleri ile aynı katı disiplini içerir. Her Kardeşimiz derecesine, görevine uygun katılım sağlayabilirken, satranç taşları da ancak derecelerine, hareket kabiliyetlerine uygun ilerleyebilirler.

Bir satranç tarihcisi olan H. J. R. Murray’ın 1900’lü yılların başlarında ilk olarak ortaya koyduğu benzetmesi Masonluk’a bir göndermedir; “oyun tahtasında, şah, vezir ve diğer taşlar, birbirinden farklı derecelerine göre yer alırlar, oyun bittiğinde ise, belki piyonlar şahın üzerinde ve filler kalelerin üzerinde, bir kutuda toplanılar.”

Çalışmalarımız sonunda, Loca’daki görev ve derecelerimize bakılmaksızın Kardeş olarak tesviyede oluşumuz; tüm kuvvetine rağmen vezirin, yaşamsal önemi ile şahın ve bir piyonun, oyunun sonunda aynı kutuda yan yana yer buluyor olmalarını andırır. Loca görev ve derecelerimiz, çalışmalarımızın düzeni içerisinde hakikati arayışımıza araçtırlar. Ve satranç tahtası üzerinde oyun, tüm taşların tekil varlıklar olarak bütünü oluşturmaları ve bu bütün içerisinde belki de, piyonun vezire çıkarak rakip şahı mat etmesi ile son bulur.

El emeği ile fikri emeği bir tutuyor olmamız, Kardeşlik bağı ile birbirimizi eş görüyor olmamız, satranç tahtasında piyon strüktürünün vezirden daha önemli olabileceği nice pozisyonlar gibidir. Satranç oyunu, taşların kuvvet derecelerine bakılmaksızın top yekün mücadele ile kazanılırken, Kardeşliğimizin tüm insanları bir görüyor, eşit görüyor olmasının altında yatan felsefeyi ortaya koymaktadır adeta.

Satranç oyununda analitik düşünce esastır. Oyuncu neden - sonuç ilişkisinde düşünür, hamlesini yapar, karşı hamle ile sonucunu görür. Satranç oyuncusunun özgürce karar vererek yaptığı hamle, düşünce ve eylemin birlikteliği ile sonuç doğurur. Böylelikle düşünme, uygulama ve sonucuna katlanma üçgeninde, istisnai bir pratik imkânı verir oyuncuya satranç. Bu pratik; dogmatizmden, bağnaz fikriyattan uzak bir düşünseli de kaçınılmaz olarak beraberinde getirir.

Hakikati arayışımızdaki metot, satranç ustasının doğru hamleyi arayışındaki metot ile büyük benzerlikler içerir. Analitik düşünmek zorunda olan usta, matematiksel hesaplamaları, sanatsal bir yaratıcılık ile bütünleştirmelidir. Yoksa özgün olanı ve tahtada en güçlü hamleyi bulamaz, ulaşamaz. Büyük ustanın, tahtada tüm bilinenleri içeren ve tüm bilinenlerden uzak, dâhiyane taş fedası, izleyenleri büyüler ve bu üretkenlik; matematiksel bir dehanın, sanatsal yaratıcılık ile buluşmasından başka bir şey değildir. İyi analiz edilmemiş ve konumsal olarak yeteri kadar değerlendirilmemiş bir pozisyondan, oyuncunun yaratıcı bir hamle çıkartması da beklenemez.

Masonluk ve satrancın yakınlıkları elbette bunlarla sınırlı değildir. İlginizi çekebileceğini düşündüğüm bazı benzerlikleri aşağıdaki satırlarda sizlerle paylaşıyorum.

Grand Master – Büyük Usta (Büyük Üstat) ünvanı bugün, satranç oyununda Fide Master (Uluslararası Satranç Federasyonu Ustası), International Master (Uluslararası Usta) derecelerinden sonra gelinebilecek en yüksek ustalık düzeyini ifade eder. Tüm satranç oyuncularının hayalini süsleyen bu masonik terim, satranççılarca ilk olarak 19. yy ortalarında devrin büyük oyuncusu Philidor’a atfen kullanılmıştır.

Staunton ismi, uluslararası standartlarda kabul edilen, bugünün modern satranç taşlarını anlatır. Howard Staunton, 1810-1874 yıllarında yaşamış, resmi olmayan dünya şampiyonluğu bulunan bir İngiliz satranç ustasıdır. Staunton taşları; o dönemin gösterişli ve dengesiz taşlarının yerini alan, kolay ayırt edilebilir ve yalın bir tasarımdır. İlk takım 1849 yılında üretilmiştir. Taşları Staunton’un değil de, Nathaniel Cook ya da John Jaques’in tasarlamış olduğu yönündeki görüşlerin yanı sıra Staunton taşları diye anılan form günümüze kadar değişmeden şeklini korumuştur. Taşların tasarımına ilişkin teorilerden birisi; Masonluk’tan esinlenildiğidir. Ancak Staunton taşları ile ilgili ilişkilendirmeler ispatlanabilmiş nitelikte değildir.

Hiç yadırgamadığımız yalın bir form olan satranç piyonu, sizce ne düşünülerek tasarlanmış olabilir? Bir sütunu andırdığı şüphesiz. Staunton piyonunun tasarlanışına ilişkin görüşlerden bir tanesi; Süleyman Mabedi sütunları düşünülerek ve birebir aynı oranda tasarlandığıdır.

Staunton atı, Elgin Mermerleri’nin güçlü ifadeli atları ile aynıdır. Elgin Mermerleri, İngiltere’ye getirilerek 1816 yılında, yani Staunton taşları tasarlanmadan evvel British Museum’de sergilenmiştir. Staunton taşları’nın İngiltere’de tasarlandığını biliyoruz. Tasarımı yapan kişi, İngiltere’de o dönemlerde, sokaklarda gezinen atlara ve kamu alanlarında rastlanabilecek sayısız at figürüne rağmen, Parthenon Tapınağı’nın duvarlarını oluşuran Elgin Mermerleri’ndeki at figürünü seçmiştir. Elgin Mermerleri’nin, ancak yapıcılık mesleği mensublarınca inşa edilebileceği yönünde görüşler vardır.
 
“Gens Una Sumus”
Satranç ortak paydasında buluşanlar, birbirlerini Latince bir ifade olan “Gens Una Sumus” ile karşılarlar; Biz bir aileyiz. Müziği, matematiği, mimariyi, satrancı... bilimsel olanı ortak payda seçen, biz Masonluk yolunda ilerlemeye çalışanlar, bir aileyiz.
 

Köşeye Dair...
Bu sayıda 63. sayfada yer alarak başlayan satranç köşesi üç bölümden oluşuyor. Sayfanın üst bölümünde güncel haberler, satranç dünyasından gelişmeler veya zaman zaman bir makale, orta bölümde örnek bir oyun, son bölümde iki satranç problemi yer alacak. Satranca pek ilgisi olmayan Kardeşlerimizin dahi problemler üzerine düşünmelerini öneririm. Bu problemler, hem bir zihinsel pratik imkânı sunacak, hem de zaman içerisinde kombinatif düşünce yeteneğini geliştirebilecektir. Düzenli olarak “çözülebilsin ya da çözülemesin” vakit ayırabilen Kardeşlerimiz, bu gelişmeyi kendilerinde görebileceklerdir diye ümit ediyorum. Satranca ilgi duyan, Masonluk ve satrançla ilgili bilgisi, fikri olanların katkılarını bekliyoruz.
« Son Düzenleme: Şubat 22, 2007, 12:04:13 ÖÖ Gönderen: fbracer »
- Sahsima ozel mesaj atmadan once Yonetim Hiyerarsisini izleyerek ilgili yoneticiler ile gorusunuz.
- Masonluk hakkinda ozel mesaj ile bilgi, yardim ve destek sunulmamaktadir.
- Sorunuz ve mesajiniz hangi konuda ise o konudan sorumlu gorevli yada yonetici ile gorusunuz. Sahsim, butun cabalarinizdan sonra gorusmeniz gereken en son kisi olmalidir.
- Sadece hicbir yoneticinin cozemedigi yada forumda asla yazamayacaginiz cok ozel ve onemli konularda sahsima basvurmalisiniz.
- Masonluk ve Masonlar hakkinda bilgi almak ve en onemlisi kisisel yardim konularinda tarafima dogrudan ozel mesaj gonderenler cezalandirilacaktir. Bu konular hakkinda gerekli aciklama forum kurallari ve uyelik sozlesmesinde yeterince acik belirtilmsitir.


Aralık 17, 2010, 06:05:36 ÖÖ
Yanıtla #1
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 877
  • Cinsiyet: Bay

Sn.Mason gerçekten çok güzel bir yazı olmuş. Hep ritüellerin gerçekleştiği siyah beyaz zeminle santranç arasında bir bağ var mı diye merak ederdim.


Ağustos 08, 2011, 12:42:53 ÖS
Yanıtla #2
  • Ziyaretçi

sn. Mason satranç tekniklerini geliştirebileceğim ve çalışabileceğim bir kaynak kitap önermeniz mümkün mü ?

Saygılarımla


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
8 Yanıt
14008 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 17, 2016, 06:51:04 ÖS
Gönderen: Tesla
10 Yanıt
5178 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 05, 2009, 08:25:11 ÖS
Gönderen: karahan
124 Yanıt
29398 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 09, 2010, 02:22:17 ÖÖ
Gönderen: CanVaris
2 Yanıt
2467 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 15, 2010, 12:00:05 ÖÖ
Gönderen: MASON
6 Yanıt
7568 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 08, 2010, 02:07:12 ÖS
Gönderen: Vachogan
6 Yanıt
10239 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 03, 2010, 08:47:26 ÖÖ
Gönderen: Genius Loci
8 Yanıt
5607 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 01, 2013, 04:51:14 ÖÖ
Gönderen: Etimolog
5 Yanıt
5292 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 20, 2010, 12:16:32 ÖS
Gönderen: lucifer
2 Yanıt
2618 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 12, 2010, 03:11:28 ÖS
Gönderen: MASON
25 Yanıt
15709 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 20, 2012, 09:52:24 ÖÖ
Gönderen: peacewings