Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Değerli canlar herkese merhabalar  (Okunma sayısı 9243 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ocak 01, 2009, 07:32:29 ÖS
Yanıtla #20



Değerli Dostlar
2009 Yılının  size , ailenize ve Dünyamıza “Güzellikler” ve “Yücelikler” kazandırmasını, Sağlık ve Mutluluklar getirmesini diliyorum.


Saygıyla
Teknik  Öğretmen


Sevgili Öğretmen :) Amen. Yeni Yıl Mesajınıza katıldığımı belirtmeliyim ama bununla birlikte Dünyamızı tehlikeye düşürmüş, düşürecek bütün kötü ve olumsuzluklardan tamamen arıdnrılıp Yeryüzünün tüm kötü bilinçlerden en kısa sürede temizlenmesi dileklerimle,

Sevgilerle
הדבר היחיד לשמור על אנשים בחיים הוא אהבה וכבוד

Aimer et être aimé c’est sentir le soleil des deux cotés.

«Ոսկե Տարիքը - Փոթորիկները, չի կարող կանխել մարդիկ սիրում են ծովը.


Ocak 06, 2009, 12:40:52 ÖÖ
Yanıtla #21
  • Ziyaretçi

Değerli  dostlar,
yaşadıklarımızın  daha  anlamlı ve  bilinçli olması  dileği ile ,aşağıdaki yazıyı sizlerle paylaşmak istiyorum.

METRODAKİ  KEMANCI

Soğuk bir Ocak sabahı, bir adam Washington DC'de bir metro istasyonunda, kemanla 45 dakika boyunca altı Bach eseri çalar. Bu süre içinde, çoğu işe yetişme telaşındaki yaklaşık bin kişi kemancının önünden geçip, gider.

Kemancı çalmaya başladıktan ancak üç dakika kadar sonra, ilk kez orta yaşlı bir adam kemancıyı fark edip, yavaşlar ve birkaç saniye sonra da gitmek zorunda olduğu yere yetişmek üzere yine hızla yoluna devam eder..

Kemancı ilk bir dolar bahşişini bundan bir dakika kadar sonra alır. Bir kadın yürümesine ara vermeksizin parayı kemancının önüne koyduğu kaba atarak, hızla geçer, gider.

Birkaç dakika sonra, bir başka adam duraklayıp, eğilerek dinlemeye başlar ancak saatine göz attığında işe geç kalmamak için acele ettiğini belirten ifadelerle hızla yoluna devam eder.

En fazla dikkatle duran ise üç yaşlarında bir oğlan çocuğu olur. Annesinin çekiştirmelerine rağmen, çocuk önünde durur ve dikkatle kemancıya bakar. En sonunda annesi daha hızlı, çekiştirerek çocuğu yürümeye zorlar. Oğlan arkasına dönüp dönüp kemancıya bakarak, çaresizce annesinin peşinden gider. Buna benzer şekilde birkaç çocuk daha olur ve hepsi de anne, babaları tarafından yürümeye devam için zorlanarak, uzaklaştırılırlar.

Çaldığı 45 dakika boyunca kemancının önünde sadece 6 kişi, çok kısa bir süre durur. 20 kişi duraklamadan, yürümeye devam ederek, para verir. Kemancı çaldığı süre içinde 32 dolar toplar. Çalmayı bitirdiğinde ise sessizlik hakim olur ve kimse onun durduğunu fark etmez, alkışlamaz.

Hiç kimse onun dünyanın en iyi kemancısı Joshua Bell olduğunu ve elindeki 3,5 milyon dolarlık kemanla, yazılmış en karmaşık eserleri çaldığını anlamaz. Oysa Joshua Bell'in metrodaki bu mini konserinden iki gün önce Boston'da verdiği konser biletleri ortalama 100 dolara satılmıştı...

Bu gerçek bir hikayedir ve Joshua Bell'in öylesine bir kılıkla metroda keman çalması, Washington Post gazetesi tarafından algılama, keyif alma ve öncelikler üzerine yapılan bir sosyal deney gereği kurgulanmıştır. Sorgulanan şeyler; sıradan bir yerde, uygunsuz bir saatte güzelliği algılayabiliyor muyuz? Durup ondan keyif alıyor muyuz? Beklenmedik bir ortamda, bir yeteneği tanıyabiliyor muyuz? İdi...

Bu deneyden çıkarılacak kıssadan hisse ise, dünyanın en iyi müzisyeni, dünyadaki en iyi müziği çalarken, önünde durup, dinleyecek bir dakikamız dahi yoksa, başka neleri kaçırıyoruz acaba?
Yetişmeyen işler, yapılması gereken sunumlar, bitmeyen (sonuçlandırılamayan) toplantılar, ödenecek krediler evet bu örneklerin sayısı sayfalar dolusu yazılabilir...Diğer taraftan  kaybolup giden hayatımız....Kaybedilen zamanın, yaşamdan geçen anlamsız bir anın, hayatımızdaki kapsadığı alan çoğaldıkça daha çok şeyleri görmeden geçer bunun adına "hayat" deriz....

Saygıyla


Ocak 06, 2009, 05:01:08 ÖS
Yanıtla #22

Gayet basarili bir yazi tebrikler.
Spes mea in Deo est


Ocak 06, 2009, 10:00:56 ÖS
Yanıtla #23
  • Ziyaretçi



Ocak 11, 2009, 11:55:55 ÖS
Yanıtla #24
  • Ziyaretçi

      Değerli Dostlar,
 
      Bildiğiniz gibi öğretmenlik,tıpkı öğrencilik gibi ömür boyu devam eder. Başka bir deyişle,gerçek öğretmenler asla emekli  olmazlar,olamazlar.Tıpkı aşağıdaki örnekte mezun olan öğrencilerine öğretmenliğe devam eden profesör gibi.

TANRININ KAHVESİ

Bir grup kariyer yolunda ilerleyen yeni mezun, eski üniversitelerindeki profesörlerini ziyaret için bir araya gelirler. Sohbet, sonunda işin ve hayatın stresinden şikâyetleşmeye döner. Misafirlerine kahve ikram etmek isteyen profesör mutfağa gider ve yanında büyük bir termos içinde kahve ve porselen, plastik, cam, kristal olmak üzere değişik tarzda ve ucuz görünenden, pahalı ve hatta çok özel olanlarına kadar değişik kahve bardakları ile gelir.
Herkes bir bardak secince, profesör şöyle söyler :
'Fark ettiyseniz, tüm pahalı görünen bardaklar alındı ve geriye ucuz görünümlü, sade bardaklar kaldı. Kendiniz için en iyi olanı istemeniz normal olsa da, bu sizin stresinizin ve problemlerinizin kaynağı aslında. Emin olun ki, bardağın kendisi kahvenin kalitesine hiç bir şey katmaz. Çoğu zaman, sadece daha pahalıdır ve hatta bazı durumlarda da içtiğimizi saklar. Hepinizin aslında istediği kahveydi, bardak değil, ama bilinçli olarak en iyi bardaklara yöneldiniz ve sonra birbirinizin bardağına bakmaya başladınız. Sunu bir düşünün: Hayat kahvedir. Is, para ve toplumdaki konumunuz da bardaklar. Onlar hayati tutmak için sadece araçlardır ve seçtiğimiz bardak yasadığımız hayatin kalitesini belirlemediği gibi değiştirmez de. Bazen sadece bardağa odaklanarak Tanrının sunduğu kahvenin tadını çıkarmayı unuturuz. Kahvenizin tadına varın!
 En mutlu insanlar her şeyin en iyisine sahip değildirler. Sadece her şeyin en iyi şekilde tadını çıkartırlar.

         Dilerseniz , tarihin tozlu sayfalarından ışığı bizi hala aydınlatan başka bir  öğretmene kulak verelim.

         "Bir dem gelir bir tekmeyle dünyaları yıkacak olursun, bir dem gelir yerdeki karıncaya mağlup olursun. Güç hayvanda bile mevcut. Akıl sadece anahtar. Anahtara takılmasın. Aslolan anahtarın açacağı kapılardır. Kapıların ardında hazineler, kapıların ardında sırlar vardır. Sırlar ki, ebedi muştuları koynunda barındırır; sonsuza kavuşturur. Aklını kullanıp dünyadayken cennetin kapılarını aralayasın oğul."

              KARANLIĞA   UZANAN   ÖĞRETMENLERİN   IŞIKLARI   HİÇ   SONMESİN.

                                                                                                                                                     Saygıyla


Ocak 22, 2009, 09:09:49 ÖÖ
Yanıtla #25
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 877
  • Cinsiyet: Bay

sevgili ögretmen kardeşim sende benim gibi bir öğrtmensin ve öğretmenler günümüz kutlu olsun güzel yazın için tesekkurler biz ögretmenler herkesten daha cok cagdas ve birer yol gosterici olmalıyız cunku gelecek bizim elerimizde


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
19 Yanıt
9581 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 22, 2010, 12:27:55 ÖÖ
Gönderen: Waldow
23 Yanıt
9938 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 24, 2007, 10:01:32 ÖS
Gönderen: ElmasMehmet
16 Yanıt
4890 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 27, 2008, 02:57:38 ÖS
Gönderen: zarathustra
46 Yanıt
13540 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 21, 2008, 04:45:29 ÖS
Gönderen: Lux_e_Tenebris
1 Yanıt
1590 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 05, 2008, 01:51:55 ÖS
Gönderen: Genius Loci
6 Yanıt
2650 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 01, 2009, 04:21:54 ÖÖ
Gönderen: TRca
8 Yanıt
2435 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 15, 2010, 11:41:19 ÖÖ
Gönderen: R.e.S
5 Yanıt
2784 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 24, 2010, 12:54:42 ÖÖ
Gönderen: Ozan Erturk
13 Yanıt
5248 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 08, 2011, 03:12:44 ÖS
Gönderen: rankarr
6 Yanıt
3676 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 05, 2015, 12:12:04 ÖÖ
Gönderen: Risus