Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: TAPINAK ŞÖVALYELERİ GELİYOR - 4  (Okunma sayısı 2592 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Kasım 10, 2009, 07:51:58 ÖÖ
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay




1118 yılında bir gün Avrupa’dan Kudüs’e dokuz şövalye geldi.

Kudüs Kralı Baudouin’in huzuruna çıktılar. Liderleri Champagne kontunun vasalı olan Hugues de Payen, önce krala saygılarını sundu. Eşliğindeki şövalyeleri tanıttı. Kral şövalyelere yer gösterdi. Onlara özel şarabından ikram etti. Sonra da sarayında ağırladı.

Hugues de Payen, Kudüs kralına şöyle demişti: «Biz, kendilerini Kudüs’ün korunmasına ve hac yolunun güven altında olmasını sağlamaya adamış şövalyeleriz. Bu amaçla bundan böyle hiçbir kişisel mal ve mülk edinmemeye, yoksul bir yaşam sürmeye, burada Hıristiyanlığın şanını sürdürmesi ve hacı din kardeşlerimizin güvencesi için her çabayı göstermeye ant içtik.»

Kral Baudouin adlarını sorduğunda da «Bize İsa’nın Yoksul Askerleri (Pauperes Commilitionis Christi) denilebilir.» diye yanıtlamıştı.

İşin ilginç yanı şu ki, Kudüs kralı Hugues de Payen’ daha önce görmüştü. Çünkü Hugues de Payen birkaç yıl önce de Kudüs’e gelmiş, dolaşmıştı. Şimdi niçin ve yanına sekiz şövalye katarak yine gelmişti, işte orası belli değil. Kral, “Kudüs’ün korunması ve hac yolunun güven altında tutulması” lâfını pek inandırıcı bulmamıştı. Bu işin arkasında mutlaka bir bit yeniği vardı ama şimdilik üstlerine giderek şövalyeleri sıkıştırmamayı yeğlemişti. Nasıl olsa kokusu çıkardı bu işin.

Kudüs’ün korunması ve hac yollarının güven altında tutulmasına gelince… Bu şövalyeler kendilerini ne sanıyordu?... Şimdilerde, sakin sayılabilecek bir zamanda atıp tutmak kolaydı. Haçlı seferine katılmış olsalardı, bu çevreyi elde tutmanın ne denli zor olduğunu anlarlardı. Bu bakımdan sırf asker gücü de yetmiyor, akıllıca bir politika izlemek gerekiyordu. Gelirken Anadolu’da güneye dönmeden önce biraz daha doğuya uzanmış olsalardı, Hıristiyanlığın sıkıntısını ve nasıl bir tehlike ile karşı karşıya olduğunu anlar, abartılı sözler etmez, kendini beğenmişlik taslamazlardı. Kim bilir, öyle yapsalardı belki buraya varamazlardı bile.

Asıl tehlikeli olan Müslümanlar, Araplar değil, Türklerdi. Şayet kendisinden kuzeni Edessa kontu Baudouin de Bourg, doğudan gelerek Anadolu’nun içlerine kadar hayli sokulmuş olan Selçukluların güneye sarkmalarını elinden geldiğince engelleyip onları Bizans’a doğru yöneltmiş olmasaydı, belki Kudüs çoktan yine Müslümanların eline geçmişti.

Ancak belli mi olur? Belki bir işe yararlardı. İyisi mi, Kral Baudouin bu şövalyelerin gönlünü hoş tutmayı yeğledi. Onları kendi sarayında konuk etti ve bir dediklerinin iki edilmemesi için gerekli buyrukları verdi.

Dokuz şövalye Kudüs’teki ilk birkaç günlerini hemen hiçbir şey yapmadan, gezip dinlenerek geçirdi. Siyon Tepesi’ne çıkıp indiler; arada bir kent dışında bir yerlere gidip geldiler. Bir hafta kadar sonra, Hugues de Payen kral ile görüşme dileğinde bulundu. Kabul edilince, ona şöyle bir öneri iletti:

«Artık yeterince dinlendik. Paslanmamak için çalışmaya başlamalıyız. Bir karargâh kurmak üzere elverişli bir yere ihtiyacımız olacak. Yüce kralımız da uygun görürse, bundan böyle saraydan çıkalım; daha fazla rahatsızlık vermeyelim.»

Bu öneri kralın çok işine gelmişti. Çünkü sarayda her yere burunlarını sokuyor, orayı burayı kurcalıyorlardı. Muhafızlar ikide bir şikayet ediyordu. Nasıl bir yer istediklerini sordu. Hugues de Payen, Siyon Tepesi’ni istedi.

Kral Baudouin, işte bundan hiç hoşlanmamıştı ama belli de etmedi. Orasını kötüler gibi bir tavır takındı. Sonra da, onları kent içinde geniş avlusu olan bir binaya göndertti.

Hugues de Payen, buna pek bozuldu ama o da sesini çıkarmadı. Kabullenmiş gibi göründü.

Şövalyeler artık gezmiyorlardı. Kendi başlarına yiyip içiyor, kimseyle bağlantı kurmuyorlardı. İçlerine kapanmış gibiydiler. Hugues de Payen arada sırada saraya gidip geliyor ama uzun boylu kalmıyordu. Hatta her gidişinde kral ile görüşmüyordu bile...

Birkaç hafta sonra bir gün Kudüs kralı aniden hastalandı. Hastalığının ne olduğunun anlaşılmasına fırsat kalmadan öldü.

Kudüs kralı beklenmedik bir anda ölünce, kimin kral olacağına ilişkin yine bir kararsızlık başladı. Sonunda Edessa Kontu Baudouin de Bourg üzerinde karar kılındı. O da Kudüs’e gelerek 2. Baudouin adıyla tahta çıktı.

Hugues de Payen soluğu kralın yanında aldı. Kendisiyle birlikte bir kutsal amaç uğruna Kudüs’e gelerek yerleşmiş olan şövalyelerin çalışmak için daha geniş bir alana gereksinme duyduğunu, hem kentin içinde halka rahatsızlık verdiklerini, bomboş duran Siyon Tepesi’ni kullanırlarsa bunun her bakımdan elverişli olacağını, şu anda kaldıkları yerin bir başka amaçla kullanılabileceğini anlattı.

Kral bu öneriyi yerinde buldu. Şayet bu işin öncesini bilseydi belki başka türlü davranırdı ama madem kuzeni bu şövalyelere onları kendi sarayında ağırlayacak kadar önem vermişti, her halde bir bildiği vardı. Kendisi de ondan aşağı kalmamalıydı. Hatta bu nedenle Hugues de Payen’in isteği üzerine Siyon Tepesi’nin çevresine âdeta bir kale gibi yüksek bir duvar yaptırttı.

Dokuz şövalye, hemen Siyon Tepesi’ndeki eski manastır binasına taşındı.

Böylece “İsa’nın Yoksul Askerleri”nin kısa süren tarihçesi sona ermiş, yerine "Tapınak Şövalyeleri"nin tarihsel varlığı başlamış oldu.



ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
8 Yanıt
4878 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 20, 2009, 11:05:33 ÖS
Gönderen: Veritas
1 Yanıt
3176 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 08, 2009, 03:12:33 ÖS
Gönderen: Waldow
0 Yanıt
4748 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 09, 2009, 07:47:38 ÖÖ
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2459 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 12, 2009, 07:40:00 ÖÖ
Gönderen: ADAM
4 Yanıt
3514 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 13, 2009, 04:57:14 ÖS
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
1958 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 14, 2009, 08:28:16 ÖÖ
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2017 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 15, 2009, 08:22:43 ÖÖ
Gönderen: ADAM
6 Yanıt
10379 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 04, 2009, 07:04:17 ÖS
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2491 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 05, 2009, 09:58:50 ÖÖ
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
1852 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 06, 2009, 07:34:42 ÖÖ
Gönderen: ADAM