Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Tapınak Şövalyeleri Geliyor - 9  (Okunma sayısı 7288 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Kasım 14, 2009, 04:14:20 ÖS
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay



Tapınak Şövalyeleri Tarikatı’nın oluşumuyla ilgili olmak üzere ortaya konmuş bir başka senaryo daha var. Bu biraz komplo teorisine benzer ama çcok sonraki olaylara bakarsak, gerçek olamaması için bir neden yoktur.

Özetle şöyle deniyor:

Bu tarikatın asıl kurucusu Hugues de Payen olmadığı gibi, Saint-Bernard da değildi. Bu işlerin ardında hepsinden daha güçlü bir kişi vardı. O güçlü kişi, bu işin başından beri o hep oradaydı ama perde arkasında kalmayı yeğlediği için hiç kimse tüm bunların onun başının altından çıktığını fark etmiyordu. Bu kişinin kim olduğunu kestirebilmek için uzun boylu düşünmek gerekmez: Champagne Kontu Hugues. (Nitekim ondan birkaç kez söz etmiştim ama sadece unvanını yazıp adını yazmamıştım Hugues de Payen ile karışmasın diye. Zaten bu ikisi kuzen.)

Champagne kontunun amacı, politik ve ekonomik bakımdan Avrupa’ya egemen olacak bir örgüt oluşturmaktı. Bunun sağlanabilmesi için ise, önce Katolik Kilisesi’nin kontrolünü ele geçirmek gerekiyordu.

Fakat tüm bunları yapmak üzere kendisini açıkça ortaya koyamazdı. Güvenliği için geri plânda kalmalıydı. Nitekim Benediktin Tarikatı’nın olabildiğince zayıflatılıp bunun yerine Sistersiyen Tarikatı’nın yerleştirilmesine yönelik girişimler de aynı amaç doğrultusunda gerçekleştirilmişti. Champagne kontu o kocaman araziyi Sistersiyen Tarikatı’na boşuna bağışlamamıştı.

İşte bu girişim, Avrupa’da sonraki yüzyıllarda izlenmiş olan bir entrikalar zincirinin ilk halkasıdır.

Peki neden?

Çünkü Champagne kontunun soyu da Godfrey de Bouillon gibi Merovenjlere kadar uzanıyordu. Aynı tutkuya o da kapılmış olabilir. Ancak bu senaryoya bakılırsa Godfrey gibi sadece Kudüs’e sahip çıkmak istemiyle yetinmeyip, bu ülküyü tüm Avrupa’yı kapsayacak bir boyutta genişletmiş.

Tapınak Şövalyeleri Tarikatı’nın kuruluşuyla ilgili olmak üzere birçoklarının zihnini kurcalayan sorulardan biri de şudur:

Tapınak Şövalyelerinin ileri gelenlerinin gizli tutulan bir “yüce bilgi”ye sahip oldukları doğrulanabilir mi?

Belki ama bu konuda spekülasyon çok. Kimileri de şöyle bir şey ileri sürüyor:

Bir sır niteliğindeki bu bilgi, İsa’nın çarmıha gerildikten sonra ölmeyip daha çok yıl yaşamış ve çoluk çocuğa karışmış olduğunu açık seçik bir biçimde ortaya koyan kanıtlardan oluşuyordu.

Daha önce anlattıklarımıza bakarak, bunu pek önemli bulmayabilirsiniz. Fakat bunu şimdi, bugün, pek yakın bir geçmişte, 20. yüzyılda elde edilmiş birtakım bulgulara ve çağdaş bilgilere dayanarak yaparsınız. 12. yüzyılda ise Hıristiyan dünyasında yapamazdınız; düşünmezdiniz bile. Eğer o tarihte yaşasaydınız, böyle bir bilgi sizi şoka uğratırdı. Geçirdiğiniz şoku atlatıp kendinize geldikten sonra, böyle bir düşünüyü ulu orta açıklamaya kalkışacak olsaydınız, hemen ve sonsuza dek susturulurdunuz.

Nitekim aynı yüzyılın sonlarına doğru bunu ve buna benzer düşünüleri ortaya serenler çıktı. Her birinin yaşamı, sağlıklı olmasına karşın birdenbire sona erdi.

Şimdi biraz da önceki bölümde sözünü etmiş olduğum şu arada kalmış ayrıntılara göz atalım:

Tapınak Şövalyelerinin, sıradan insanlardan ve diğer şövalyelerden farklı bir görünümlerinin olması gerekli görülmüştü. Böylece herkes onları kolayca tanır, saygıda kusur etmezdi.

O dönemde erkekler sık sık sakal tıraşı olur, saçlarını kesmeyerek uzatırdı. Tapınak Şövalyelerinin ise bunun tam tersini uygulamaları, Sistersiyen keşişleri gibi saçlarını kısa kesip sakal bırakmaları öngörüldü. Keşişler gibi cübbe değilse de beyaz tunik ve gerektiğinde bunun üstüne beyaz manto giymeleri benimsendi. 1147 yılında Papa 3. Eugenius tarafından onaylandığı üzere, tuniklerinin göğsüne “Crux Pattée” olarak da anılan, kırmızı renkli, kendilerine özgü haçı yerleştirdiler. Urfa, Musul ve Suriye’nin Selçukluların eline geçmesi üzerine 1148 yılında düzenlenen İkinci Haçlı Seferi’ne de bu giyimle katıldılar.




Sonradan bu haç biraz biçim değiştirdi; standart Hıristiyan haçının pençelisi durumuna sokularak yozlaştırıldı.



Çok daha sonra ise özgün olanını biraz farklı bir biçimde Malta Şövalyeleri sahiplendi. Günümüzde bile kullanıyorlar. Hatta biraüz daha narinleştirdiler. Kimileri bunu doğrudan Malta Şövalyeleri'nin amblemi sanıyor. Oysa onların tarihteki özgün amblemi hayli kaba sabaydı.  

Bu arada ilginç bir söylenti de var: Dendiğine göre Crux Pattée denilenr bu haç yani özgün olanı, Hıristiyanlıktan çok önce, Benjaminler tarafından da giyimlerinde bir süs öğesi olarak kullanılırmış.

Tapınak Şövalyelerine, sorgusuz ve gerekçesiz, istedikleri gibi adam öldürme yetkisi de tanınmıştı. Bunun için de şöyle bir gerekçe gösterilmişti: “Bir keşiş, manastırda gününü Tanrı’nın şanlılığını desteklemek üzere dua ile geçirir. Tarikat üyesi bir şövalye ise, bunun için savaşır. Bir şövalyenin savaşı, onun tapınmasıyla özdeştir.”

Tapınak Şövalyeleri, ilke olarak, bir dinsel tarikat üyesi olmaktan önce asker sayılırdı. Dolayısıyla, herhangi bir savaşa katıldıklarında kendilerine özgü bir flâma taşımaları, böylece herkesin onları kolayca ayırt etmesi öngörüldü.

Bu aslında pek basit bir flâmaydı. Üst yarısı siyah, alt yarısı beyazdı. Üzerinde başka hiçbir simge ya da amblem yoktu. Düşey bir direk üzerine takılıp sarkıtılmaz, at üstünde bir şövalye tarafından yatay tutulur, böylece üstte siyah altta beyaz bir kare görünürdü.



Bu flâmanın neyi simgelediği hiçbir zaman resmen açıklanmadı. Bu bağlamda yapılmış yorumlarda; flâmanın siyah olan yarısının karanlığı yani maddî dünyanın günahlarını simgelediği, beyaz bölümünün ise şövalyelerin tarikatın sunduğu arınmış aydınlıktan yararlandığını belirttiği söylenir. Simgesel anlamı her ne olursa olsun, Tapınak Şövalyeleri için bu flâma çok önemliydi. Öylesine ki, savaşta tüm şövalyeler her an bu flâmayı görebilmeliydi. Yere düşmesi ya da yitirilmesi, yenilgi ile özdeş sayılırdı. Bu nedenle de savaş sırasında flâmayı on şövalye birden korurdu

Tapınak Şövalyelerinin bir de amblemi vardı. Bunda tek bir atı paylaşmakta olan iki şövalye görülmekteydi.



Anısal olarak “İsa’nın Yoksul Askerleri” dönemindeki bir olguyu yansıtıyordu. O tarihte şövalyelerin, yaşlanan atlarının yerine yenisini alacak paraları yoktu. Kudüs kralına başvursalar, hepsine birer genç ve güçlü at verilirdi. Fakat şövalyeler, Siyon Tepesi’ne yerleştikten sonra her bakımdan kendi olanaklarıyla geçinmeyi öngörmüşlerdi. Kraldan at istemeyi kendilerine yedirememiş, olanı paylaşmayı yeğlemişlerdi. Ancak bu figür daha çok sonraki tarihlerde Tapınakçıların mühürleri üzerinde kullanılır oldu.

Tapınak Şövalyeleri Tarikatı, Troyes kentinde toplanan Kilise Konseyi’nin onayı ve kurallarının belirlenip yürürlüğe konmasıyla birlikte hızla gelişti. Avrupa’daki tüm ülkeleri teker teker dolaşan Büyük Üstat Hugues de Payen, gittiği her yerde herkes tarafından saygıyla karşılandı. Ertesi yıl, Hıristiyan dünyasının her yanından Tapınak Şövalyeleri Tarikatına bağışlar yağmaya başladı. Demek ki bu şövalyelerin görmüş olduğu saygı sırf maddî zenginliğin ya da zengin gibi görünmenin sağladığı bir “görünüşte saygı” değildi. Mutlaka başka bir gerekçesi vardı.

O sıralarda Avrupa’daki genç soylular, bu tarikata girebilmek için birbirleriyle âdeta yarışır oldu. Birkaç yıl içinde tarikat, Avrupa’nın birçok ülkesinde çok sayıda taşınmaz mülk edindi. Başta İngiltere, İskoçya, Felemenk, Fransa, Portekiz ve İber yarımadasındaki diğer krallıklar olmak üzere, Avrupa’nın her yanına yayıldı.

Kimileri, bu tarikatın mülk edinmeye çok daha önceki bir tarihte başladığını ileri sürer. Bu iddiaya göre; 1124 yılında Anjou Kontu Fulk, Fransa’nın güneyindeki Provénce’de geniş bir arazisini bu şövalyelere bağışlamıştı. Tapınak Şövalyeleri, kontun bu iyiliğini unutmadı ve Kudüs Kralı 2. Baudouin öldükten sonra onun kral olarak seçilmesini sağladılar.

Bu iddia, -doğruysa- Tapınak Şövalyelerinin örgütlenişinin çok daha önceki bir tarihte plânlandığını, üstelik Kudüs’te kendi içlerine kapanık kalmadıklarını, orada bulunan ve kralın seçiminde oy kullanacak diğer şövalyeler üzerinde olağanüstü düzeyde bir etkilerinin olduğunu gösterir.

Hangisini doğru olduğu bilinmiyor.

Bilinen tek şey şu ki, 1128 yılı sonrasında tarikata çok sayıda yeni şövalye kabul edildi. Merkezinin Kudüs’te olmasına karşın, tarikatın bundan sonraki asıl gelişimi Avrupa’da görüldü. Büyük Üstat Hugues de Payen 1130 yılında Kudüs’e dönerken, ardında en az 300 Tapınak Şövalyesi bırakmıştı. O gününü koşulları altında bu hiç de küçümsenecek bir sayı değildi.


Yazmaya başladığımda hızımı alamıyorum; çok uzun sürüyor. Bu ayrıntıları tek bir bölümde bitirmeyi öngörmüştüm ama anlaşılan olmayacak; bir bölüm daha yazacağım.


« Son Düzenleme: Aralık 09, 2010, 09:53:31 ÖS Gönderen: dogudan »
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Nisan 05, 2016, 05:27:07 ÖS
Yanıtla #1

İskandinav (Vikingler) toplulukların, zaman için de, Tapınak şövalyeliğini etkilemiş olma ihtimalleri varmıdır?
İncelediğim de, bir cok benzerlikleri gözüme çarptı."Vikingler" Savaşcı temelli inançları yüzün den, Hiristiyanlığın paralı askerlerine dönüşmesi; Ardından Hiristiyanlık kisvesi altın da, pagan inançlarını sürdürmeye çalışmış olmaları mümkünmüdür?
Sen Özelsin


Nisan 05, 2016, 08:18:16 ÖS
Yanıtla #2
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay

Tapınak Şövalyeleri Tarikatı'nın neden ve nasıl oluştuğunu dikkatle incelersek, bu işin arka planındaki uzun vadeli politikaları çözümlersek, Vikingler fantezisiyle benzerlik olamayacağını hemen anlamak için fazlaca zeki olmamız gerekmez.
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Nisan 20, 2016, 05:56:08 ÖS
Yanıtla #3

Tapınak Şövalyeleri Tarikatı'nın neden ve nasıl oluştuğunu dikkatle incelersek, bu işin arka planındaki uzun vadeli politikaları çözümlersek, Vikingler fantezisiyle benzerlik olamayacağını hemen anlamak için fazlaca zeki olmamız gerekmez.

"Normonların";Tapınak Şövalyeleri Tarikatı'na etkileri,nasıl fantezi sayılabiliyor ? Şaşkınım!!!
Sen Özelsin


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
13 Yanıt
8148 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 10, 2011, 06:52:42 ÖS
Gönderen: sundance
0 Yanıt
2741 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 11, 2009, 07:43:56 ÖÖ
Gönderen: ADAM
1 Yanıt
6765 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 04, 2010, 02:28:33 ÖS
Gönderen: M1TO
7 Yanıt
7914 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 23, 2011, 03:38:05 ÖS
Gönderen: ADAM
2 Yanıt
5190 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 14, 2011, 01:59:52 ÖÖ
Gönderen: Masor1976
24 Yanıt
10210 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 26, 2011, 08:39:15 ÖS
Gönderen: Alşah
7 Yanıt
3433 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 02, 2014, 09:24:22 ÖÖ
Gönderen: ADAM
5 Yanıt
3310 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 10, 2014, 07:21:04 ÖÖ
Gönderen: ADAM
2 Yanıt
2040 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 23, 2015, 05:32:55 ÖS
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
706 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 12, 2015, 03:41:52 ÖÖ
Gönderen: hyperbolic metamaterial