Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: EZOTERİZM ÜZERİNE DÜŞÜNCELER - 2  (Okunma sayısı 4129 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Eylül 19, 2009, 02:39:34 ÖS
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


Tarih boyunca birçok ekol ve kuruluş niçin ekzoterik değil de ezoterik bir sistemi benimseyerek uygulamıştır?...

Üstelik bu ekol ve kuruluşların arasında amaçları bireysel olmaktan çok öte, topluma ve insanlığa yönelik amaçlar besleyenleri de olduğuna göre; hiç olmazsa bunların ezoterizmi benimsemeleri amaçları ile çelişki yaratmaz mı?

Toplumun ve insanlığın yararına ve evrimine olan bir bilgi, gerçek, ezoterik bir kuruluşun içeriğinde saklı tutulunca, evrimsel gelişme gecikmeye uğratılmış olmaz mı?

Ezoterizmin temel özelliklerini incelemeye geçmeden önce bu sorulara yanıt getirmeye çalışmamız gerek…

Hele konuyu Masonluğa, mason kuruluşlarına, masonlara getirecek olursak, bu sorun daha da ciddi bir boyut kazanır. Çünkü bu sorular her masonun zaman zaman bir haricî ile Masonluk üzerine yapabileceği söyleşisinde karşısındakinin bilgi düzeyinin yetersizliği nedeniyle karşılaşabileceği sorulardır.

Günümüzde bir mason bu tür soruların yanıtlarını verebilmeli, bilmediğini söyleyemeyeceğine göre kaçamaklara yönelmemelidir. Ancak ne yazık ki öyle olmadığını görüyoruz. (Hay Allah!... Masonlara taş mı atmış oldum acaba?)

Herhangi bir kuruluş ya da topluluğun çalışma sisteminin ezoterik oluşu, ille de amacından ileri gelmez. Amaç gizli ise, ezoterik çalışma sistemi de doğaldır. Hata böyle bir durumda ilgili kuruluş ezoterik olmaktan daha ileri gider ve bir GİZLİ ÖRGÜT kimliğine bürünür.

Ancak bu noktada bir gizli örgüt ile ezoterik örgütün farkını da çok iyi bir şekilde ortaya koymak gerekir. (Haydi bakalım, masonlara bir taş daha… Acaba masonlar bu farkı ne ölçüde biliyor? Bunu Masonluğun bir gizli örgüt olduğunu ileri sürerek saldırıda bulunanlara bir yanıt olarak veriyorlar mı?)

Ezoterik örgütün mutlaka kendine özgü bir öğretisi, bu öğretinin verilmesinde uygulanan bir sistemi vardır. Gizli bir örgütün ise bir öğretisi olabilir ama olmayabilir de. Üstelik bir gizli örgütün ezoterizmin yöntemine uygun bir tarzda çalışması da gerekmez. Ezoterik bir örgüt, varlığı ve diğer birçok nitelikleri kamuoyunda bilinen bir örgüttür. Bir gizli örgüt ise varlığını bile saklamaya özen gösterir.

Öğretiye dönelim…

Eğer söz konusu öğreti toplumları oluşturan halk tabakalarının, bir başka deyişle çoğunluğun kanıları ile çatışmıyorsa, inançlarına aykırı düşmüyorsa, dünya görüşleriyle aynı paraleldeyse, yaşam düzenleri ve anlayışlarıyla çelişmiyorsa, özetle herhangi bir yenilik ya da değişim önermiyor ve getirmiyorsa yani sıradan bir adam bu öğretiyi yadırgamıyorsa; ezoterizmin gereği yoktur.

Ne var ki genellikle ortam bunun tam tersine bir görüntü sergiler. Özellikle din ile, bilim ile, sanat ile, töre ile ilgili konularda bu böyle olagelmiştir. Sıradan bir adam, bütün bu konularda yanılgılarını gidermek ve yanlışlıklarını düzeltmek şöyle dursun, kendi doğru bildiklerini sarsacak herhangi bir şeye karşı tolerans bile gösteremez.

Hele konu “akıl” yoluyla kavranması gereken bir öğretiyse, bunun çoğunluğun inançları ya da benimseyişleriyle çatışması hiç de sürpriz değildir.

Bu olguda suçlanması gereken doğrudan doğruya toplum mu?

Hayır. Asıl suçlanması gereken, toplumu oluşturan insanları bu yöne iten birtakım egemen ve çıkarcı güçlerdir.

Bu egemen ve çıkarcı güçler, kendi egemenlikleri ve çıkarlarının sürekliliği toplumları oluşturan geniş halk kitlerinin bilgisizliğine, tutuculuğuna hatta bağnazlığına bağlı olduğu için, bu durumun böyle sürmesi için ellerinden geleni yaparlar. Dolayısıyla bu olgunun sorumlusu da onlardır.

Bilimsel ve akılcı bilgi ya da bulgularını toplumlarına ve insanlığa mal etmekte acele edenlerin hiçbirinin sonu iyi gelmemiştir. Böyle kişiler, öncelikle kendilerini koruyabilmek için gerekli önlemleri almayarak iyi niyetli ama heyecanlı atılımlarından dolayı yaşamlarını doğal süresinden çok önce yitirmişlerdir. Yaşasalar bile tutsak edilmiş, işkence altında kalmışlardır. Böylelikle toplumlarına ve insanlığa asıl verebilecek olduklarından pek azını verebilmişlerdir. Bu insanlar, gerçek değerlerini, yaşadıkları çağdan çok sonraki bir çağda kazanmışlardır. Birer dahî, yiğit, kahraman ya da öncü mertebesine yükseltilmişlerdir ama ne yazık ki çok geç!...

Dolayısıyla bilimsel ve akılcı bilgi, ortam elverişli olmadığı sürece saklı tutulmayı gerektirir. Hatta bu kadarı bile yetmez; bu konuda çalışan kişilerin birbirleriyle olan ilişki ve iletişimlerinin de örtülü tutulmasını zorunlu kılar.

Elverişli ortam oluştuğunda ise, söz konusu bilimsel ve akılcı bilginin saklı tutulmasının sürdürülmesine gerek kalmaması bir yana dursun, o kendiliğinden açılır, topluma ve insanlığa mal olur. Hiçbir ezoterik kuruluşun gücü bu olguyu engellemeye yetmez.

Bu konuda Şeyh Bedrettin şöyle demiş: «Gerçek halka söylenemez; çünkü onu anlayamayacak olanlar ya yollarını sapıtır ya da o gerçeği söyleyeni suçlarlar.»

Ezoterik sistemin uygulanmasında en başarılı örneklerden birini vermiş olan Hermetizmde şöyle bir ilke vardır:

«Gerçek, ona yaraşır olandan başka hiç kimsenin eline geçmemelidir. Onu öğrenmek isteyenlerin akıl ve buyrultularının yeterince güçlü olduğu üzerine güvence sağlanmalıdır. Akıl ve buyrultusu güçsüz olanlar, ya yolun dönülebilecek olan bir aşamasından geri döner ya da yüz yüze geldikleri gerçeğin karşısında çıldırmaktan kendilerini alıkoyamazlar. Her iki durumda da zaman ve enerji boşa harcanmış olur. Bu yolun sonuna varabilmek için her türlü tehlikeye göğüs germek, zorluklara katlanmak, ölümsüzlüğe hazırlanmak gereklidir. Öte yandan gerçeği elde edenler kötü niyetli ise, elde ettikleri gerçeği de kötüye kullanırlar. Şu halde gerçeği saklamaktan başka çıkar yol yoktur. BULMAK, BİLMEK VE SUSMAK GEREK.»

Ancak Hermetizmin işaret ettiği bu gereklilik çok katı bir şekilde uygulanacak olursa, ezoterik sistemde çalışan bir kuruluşun kendi içinde bile bilgiye ulaşmayı âdeta olanaksızlaştırıır,0 en azından güçleştirir, dolayısıyla evrimi engeller gibi bir görünüme bürünür.

Ahilerin fütüvvetnamelerinden biri bu konuya çok güzel ve olumlu bir özdeyişle açıklama getirmiş:

«Bilgiyi ehil olana vermemek, ehil olmayana vermek kadar yanlıştır.»

Bu özdeyiş, ezoterizmin işleyişine de pek uygun… Bilgi ancak asgari düzeyde yeterli anlayış ve yetenekteki kişilere, gelişme bu yolunda ilerleyebilme özelliği gösterenlere verilecek, başkalarına verilmesinden sakınılacaktır; çünkü yanlış değerlendirilmesi hatta tepkiyle karşılanması söz konusu olabilir. Fakat bu sistemde çalışmakta olan bir kuruluşa inisiye olan bir kişi de öğretinin tümüne ulaşamayabilir. Bir başka deyişle, her ezoterik kuruluşun ortak özelliklerinden biri olan “dereceler sistemi” kendiliğinden oluşur.

Bütün bunlardan sonra sanırım ezoterizmin nedensel gereğini şöyle özetleyebilirim:

ÖZGÜRLÜĞÜN KORUNMASI VE BU SURETLE EVRİMSEL DOĞRULTUDA İLERLEME.


ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Eylül 19, 2009, 02:55:18 ÖS
Yanıtla #1


ÖZGÜRLÜĞÜN KORUNMASI VE BU SURETLE EVRİMSEL DOĞRULTUDA İLERLEME.


Aslında yazınızı bütünüyle içinde muhteva eden Söz'ünüz herşeyi bünyesinde bulunduruyor.

Saygılarımla


«Gerçek, ona yaraşır olandan başka hiç kimsenin eline geçmemelidir. Onu öğrenmek isteyenlerin akıl ve buyrultularının yeterince güçlü olduğu üzerine güvence sağlanmalıdır. Akıl ve buyrultusu güçsüz olanlar, ya yolun dönülebilecek olan bir aşamasından geri döner ya da yüz yüze geldikleri gerçeğin karşısında çıldırmaktan kendilerini alıkoyamazlar. Her iki durumda da zaman ve enerji boşa harcanmış olur. Bu yolun sonuna varabilmek için her türlü tehlikeye göğüs germek, zorluklara katlanmak, ölümsüzlüğe hazırlanmak gereklidir. Öte yandan gerçeği elde edenler kötü niyetli ise, elde ettikleri gerçeği de kötüye kullanırlar. Şu halde gerçeği saklamaktan başka çıkar yol yoktur. BULMAK, BİLMEK VE SUSMAK GEREK.»


Aslında benim de anlatmaya çalıştığım daha doğrusu sürekli olarak vurguladığım husus buydu ama bir yandan da bunun önüne geçilmesi gerekli çünkü Insanlığın ve Dünyanın gelişimi önünde hiçbir engel tanınmamalı, bir yandan da olası büyük ihtimalleri de göz önünde bulundurarak birşekilde yaşanılacak en korkunç durumların en aza indirgenmesi yolundan büyük önlemler alınmalı, diye düşünüyorum. Burada zaten bunu nasıl yapacağız diye düşündüğümüzde ise otomotik olarak cevap hemen gelmekte; Herkes üzerine düşen görevi ve sorumluluğu yerine getirecek..
« Son Düzenleme: Eylül 19, 2009, 02:58:48 ÖS Gönderen: Isabell »
הדבר היחיד לשמור על אנשים בחיים הוא אהבה וכבוד

Aimer et être aimé c’est sentir le soleil des deux cotés.

«Ոսկե Տարիքը - Փոթորիկները, չի կարող կանխել մարդիկ սիրում են ծովը.


Ekim 04, 2009, 05:57:27 ÖS
Yanıtla #2

Sayın Adam,

"Üstelik bu ekol ve kuruluşların arasında amaçları bireysel olmaktan çok öte, topluma ve insanlığa yönelik amaçlar besleyenleri de olduğuna göre; hiç olmazsa bunların ezoterizmi benimsemeleri amaçları ile çelişki yaratmaz mı?

Toplumun ve insanlığın yararına ve evrimine olan bir bilgi, gerçek, ezoterik bir kuruluşun içeriğinde saklı tutulunca, evrimsel gelişme gecikmeye uğratılmış olmaz mı?"

Ben de bu sorulara cevap arıyordum ne zamandır, ve bunun mantıklı bir cevabını burada vermişsiniz. Bir mason üyeden duymak isterdim, ama bir hariciden duymak nasipmiş demek ki.

http://www.masonlar.org/masonlar_forum/index.php?topic=7616.0

Ancak bir takım açmazlar hala var. Yukarıda linkini verdiğim konunun 5. yanıtındaki sorgulamalarımı okumanızı rica ediyorum.

Ben orada ezoterik bilgiyi "sır" olarak kavramıştım, bunu "ham bilgi" olarak algılamıştım. Halbuki o konudaki arkadaşlar, (sizin yukarıda alıntıladığım "çelişki" unsurunu iyileştirmek için) sırrın, yani "gerçek"in bilgisinin, ham bir bilgi olmayacağını söylemişlerdi.

Bu benim algılayamadığım bir şey aslında. Bu konuya ne diyeceğinizi merak ediyorum. Sizce böyle bir şey olabilir mi?

Halk değerleriyle çatışan bilgileri halka anlatmak sakıncalıdır diyorsunuz. Ben de ezoterik örgütlerin aynen böyle bir bilgi arayışında olduklarını ve hatta bazı bilgilere sahio olduklarını düşünüyorum.

Ama dediğiniz çelişkiden ziyade, daha üst bir çelişki var ki bu da o "gerçek" bilgisinin gerçekten doğru bilgi mi yoksa yanlış bilgi mi olduğudur.

Bu bilgi açığa çıkmadığı sürece, onu test edemeyeceğimden yola çıkarak, ben bu tür saklı ezoterik bilgilere saygı duyulamayacağını, çünkü belki de değerlerimle, bilgilerimle çeliştiğini söylemiştim. Hala da aynı görüşteyim.

Siz de bir haricisiniz, sizin de sistem içinde bir yeriniz yok. Hatta alt derece masonların dahi bu konuda pek aydınlanmamış olduklarını düşünebilirim. Bu kadar bilinmez, açılmaz bir sistemde, o bilginin, o sırrın, o gerçeğin, o ezoterik fenomenin, gerçekten insanlığa yararlı olacağını nasıl çıkarabiliriz?

Ben bunu kumar oynamak olarak adlandırdım.

Hatta şöyle bir teori de kurdum; "Güç sırda değildir, sır tutmak güçtür" özdeyişindeki gariplikten yola çıkarak, içerikten yoksun, artık sır tutuyormuş gibi görünen bir cemaat gücü oluşturmak ve bu gücü modern dünyanın işlerinde bürokratik kolaylık sağlamak için kullanmak olarak değerlendirdim.

Bunlar da bence çok önemli sorulardır. Bu konuda sizin cevabınızı bekliyorum açıkçası.

Saygılar.

Karanlıklar prensi bir beyefendidir. W.Shakespeare


Ekim 05, 2009, 08:15:10 ÖÖ
Yanıtla #3
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay



Sayın Popperist’e yanıtlar:

Topluma ve insanlığa yönelik amaçlar besleyen bir kurumun ezoterizmi benimseyip ona göre çalışması bu amaçlar ile çelişki yaratabilir de yaratmayabilir de… Bu durum, o amaçlar uğruna nasıl bir çalışma yapıldığına bağlıdır. Kuşkusuz ezoterik nitelikli bir kurumun kendine özgü bir öğretisi vardır. Bu öğreti topluma doğrudan açılabilecek nitelikliyse, o zaman kurumun ezoterik olmasına gerek yoktur. Kurum ezoterik ise, öğretisi topluma doğrudan açılamıyor ya da böyle bir açılım uygun bulunmuyor demektir. Ancak burada kullandığım “doğrudan” sözüne dikkat etmek gerekir. Günümüzde ezoterik bir topluluğun öğretilerinin topluma dolaylı olarak açılmasında herhangi bir sakınca kalmamıştır. Elbette beri yanda eski çağlarda olduğu gibi öğretileri bakımından kendi içine kapanık , sadece kendi üyelerini yetişmesini öngören ezoterik kurumlar da vardır. Fakat bunların topluma ya da insanlığa yönelik bir amacı yoktur. Öyle bir amaç söz konusu olduğunda, kurumun üyelerine belirgin görevler düşmektedir. Bunların en önde geleni ise, ezoterik ortamdaki öğreni ve edinilerini yerinde ve zamanında topluma aktarmaktır. Bu işin doğrudan yapılmasında sakınca olduğu içindir ki, böyle kurumlar çalışmalarını ezoterizme uyarak sürdürür.

Toplumun ve insanlığın yararına ve evrimine olan bir bilgi, gerçek, ezoterik bir kuruluşun içeriğinde saklı tutulunca, evrimsel gelişme gecikmeye uğratılmış olmaz mı?"

Dolayısıyla toplumun ve insanlığın yararına olan, evrimine katkıda bulunacak bir bilgi, ezoterik kuruluşun içeriğinde saklı tutulmaz. Gereğinde topluma yansır. Bunun bir gecikmeye neden olduğu doğrudur.  Nitekim tarih boyunca öyle olmuş, günümüzde de öyle olmaktadır. Bu gecikmenin göze alınması gereklidir. Çünkü zamanı ve yeri gelmeden yapılan açıklamalar büyük zararlara neden olmakta, sözünü edebileceğimiz evrimsel gelişim daha da gecikebilmektedir.

[Sayın Popperist, şu sözünü ettiğiniz 5. maddeyi bulamadım. Özür  dilerim. Sorgulamanın  açıkça ortaya konması durumunda ben de görüşlerimi belirtebilirim. Oradan oraya gidiş bana biraz zor geliyor.]

“Sır” ya da “ham bilgi” olarak  belli bir kurumdaki, örneğin Masonluktaki öğretiden mi söz ediyoruz? Eğer öyleyse, bana göre Masonlukta öyle mason olmayanların bilemeyeceği türden bir sır falan yoktur. Mason olmayanların bilmemesi gereken birtakım sırlar vardır ama bunların genel bilgi ya da gerçek ile herhangi bir bağlantısı yoktur. Örneğin Masonlukta diyelim ki bir geometrik simge var. Masonlar bunu kendilerine göre yorumluyor, anlamlandırıyor. Bu yorum ya da anlamlandırma gizli bir şey değildir. Masonluğun dışında da görülebilir; yerine göre farklı değerlendirmeleri olabilir. Fakat bir mason locasında yapılan özel bir görüşme sırdır. Bu bir ailenin kendine özgü sırrı gibidir. Böyle bir bilginin ise başkalarınca edinilmesinin ne bir gereği ne de yararı vardır.

Bilgi görelidir… Bana göre doğru olan size göre yanlış olabilir. Şayet ezoterik bir kurumda üyelere verilen bilgiler böyle değil de saltık ise, o zaman o kurum kendi öğretilerini dogmalar üzerine kurmuş demektir. Dogmalar, kendilikleri gereği tartışılamayacağına göre, onların test edilmesi gibi bir şey de yoktur. Test etmeye giriştiğiniz anda onun zaten göreli olduğunu, değişebileceğini, bir eksiklik ya da yanlışlığının bulunabileceğini benimsiyorsunuz demektir. Bunu kendi bünyesinde yapan ve yürüten ezoterik kuruluşlar da vardır. Zaten ezoterizmde en önemli niteliklerden biri, inisiyenin kendisine iletilen bilgilere katkıda bulunarak onu geliştirme görevini de üstlenmesidir.

Nitekim çağımızdaki Masonluğu da böyle görmek gerekir. Mason olmayan çok kişi, Masonluk hakkında mason olanlardan daha çok bilgi sahibi olabilir. Ancak bu bilgiler, Masonluğun ezoterik ortamındaki bilgileri değildir. Örneğin sıradan bir mason Masonluğun tarihini benim kadar iyi bilmeyebilir. Bunu ona orada, Masonluğun ezoterik ortamında öğretmezler. Bunu öğrenebilmek için loca ya da kurum dışında çalışmalar, incelemeler  yapması gerekir.

Güç elbette sırda değil sır tutmayı becerebilmektedir. Ancak masonların bu bağlamda birtakım yanılgılara düşmekte olduğunu da söylemek gerekir. Çoğu mason, ne yazık ki mason olmadan da edinebileceği birçok bilgiyi ancak Masonluk ortamında edinmektedir. Sonra da bunları kendince Masonluğa özgü çok önemli sırlar olarak nitelendirip, kendini  mason olmayanlardan üstün bir duruma geçmiş gibi duyumsamaktadır. Bu onun bireysel noksanıdır; bundan ötürü bir kurum olarak Masonluğu  sorumlu tutmak yanlış olur. Kimileri var ki mason olunca kendilerine de Masonluğa da bir şey katar; kimileri var ki ne kendilerine ne Masonluğa hiçbir katkıda bulunmaksızın salt “mason” unvanını taşımakla boşu boşuna öğünüp durur. Bu salt masonluk için değil, daha birçok ezoterik kurum için de söz konusudur.

Sayın Popperist,

Sizinle tartışmak çok zevkli olduğu gibi, umarım forumun bunları izleyenlerine de yarar sağlamaktadır. Devam edelim…

Sevgiler.


ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Ekim 06, 2009, 09:22:07 ÖS
Yanıtla #4

Sayın Adam,

"“Sır” ya da “ham bilgi” olarak  belli bir kurumdaki, örneğin Masonluktaki öğretiden mi söz ediyoruz? Eğer öyleyse, bana göre Masonlukta öyle mason olmayanların bilemeyeceği türden bir sır falan yoktur."

Demişsiniz. Bunun ben de bu yönde bir olgu olduğunu düşünüyorum.

Çünkü günümüz artık bilim çağı, bilgi edinme çağı. Bu çağda, topluma aniden açıklanınca toplum tepkisini çekecek bilgiler de oldukça azaldı ve zaten "toplum" kavramının kendi de bir dezenformasyona uğradı. Artık kitlesel tepkiden ziyade, ferdi tepkiler veriliyor. Ferdi tepkiler önemseniyor. Kitlesel tepkiler halktan değil, örgütlerden geliyor.

Bu çağ taassubun kırıldığı bir çağdır.

Ben masonluğun 19.yy'a kadar "hümanizmi" çok eskiden beri keşfetmiş olduğunu, ve bunu Fransız ihtilaliyle açığa çıkardıklarını düşünüyorum. Bunu buraya üye olmamın ilk günlerinde bir yere de yazmıştım. Siz de ezoterik örgütlerin siyasal amaçları olabileceğini yukarıda söylemişsiniz. Ben de buna inanıyorum açıkçası.

Ama çağ artık bilgi edinmenin çok kolay olduğu bir çağ olduğu için, Fransız ihtiali türünden bir devrimle "eşitlik, kardeşlik, hürriyet" gibi prensiplerin topluma verilmesi amacı artık fonksiyonsuzlaşmış, işlevsizleşmiştir.

Ben açıkçası bu çağda gizli saklı bilgilerin kalmadığı inancındayım, ve bu sebeple, sürekli tekrarlanan "büyük sır" denen olgunun, sizin de dediğiniz gibi olmadığı inancındayım. Bu, eskiden hümanizm olabilirdi. Çünkü feodal dönemde hümanizmin prensipleri gerçekten toplumlara uymayan bir kavramdı. Toplumdan çok zaten monarşiler buna karşı çıkıyordu, ve böyle bir prensibin alelade yayılması sizi batıda engizisyona, doğuda da taşa tutmaya yeter artardı bile.

Bu açıdan "topluma henüz aktarılmaması gereken bilgiler" dediğiniz şeyin olmadığını, ve ezoterizmin böyle bir gerçeğinin olmadığını düşünüyorum.

Bilemem. Bu çağın pozitivizmini kıracak bilgi var mıdır? Böyle bir işarete sahip midir bu kurumlar? Çünkü eğer böyle bir şey vuku bulursa, çağ gerçekten dönüşmüş olur. Ama ben gerçeğin sürekli saklı tutulamayacağına inandığımdan, bu tür olasılıkları dahi ezoterik kurumlardan çok uzak buluyorum.

Vel hasıl, gizli bilgi yoksa, ezoterizmin de bir fonksiyonu yoktur, tüm bunlar oyundur diye düşünüyorum.

Orada verdiğim bağlantıda da bunu belirtmiş ve bu konuda mason kurumuna ciddi sayılabilecek bir eleştiride bulunmuştum.

Cevabınız için teşekkürler.

Saygılar.

Karanlıklar prensi bir beyefendidir. W.Shakespeare


Ekim 07, 2009, 08:02:17 ÖÖ
Yanıtla #5
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


Sayın Popperist'e büyük ölçüde katılıyorum.

Katıldığım noktalar üzerinde uyuşmuş olduğumuza göre, sadece katılmadıklarıma geleyim.

"Bu çağ taassubun kırıldığı çağdır." sözüne katılmıyorum. Taassup = bağrnazlık değil mi? Şayet "Bu çağ  taassubun kırılmasına girişilen çağdır." denilirse katılırım; çünkü hâlâ dünyanın hemen her yerinde kol geziyor.

Sayın Popperist "Fransız ihtiali türünden bir devrimle "eşitlik, kardeşlik, hürriyet" gibi prensiplerin topluma verilmesi amacı artık fonksiyonsuzlaşmış, işlevsizleşmiştir." derken, ne demek istediğini keşke daha açık yazsaydı. Fonksiyonsuzlaşan hangisi? Öyle bir devrim mi, o ilkeler mi, o ilkelerin öyle bir devrimle verilmesi mi? Bunlar birbirinden farklı olur.

Bir ezoterik kurum olarak Masonlukta topluma henüz aktarılmaması gereken bilgiler vardır efendim... Vardır da, bunu şöyle sorgulayabilirsiniz: "Bu bilgiler, topluma ekzoterik ortamda zaten aktarılmıyor mu?"  Aktarılıyor aktarılmasına da, o hâlâ kol gezen bağnazlık onları olanca gücüyle iteliyor ve halkın büyük çoğunluğunu bilgisizliğe tutsak etmekteki başırısını sürdürüyor. Bu nedenle Masonluk ve onun gibi aynı amacı güden ezoterik kurumlar, bu bağlamda kendi üyelerinin elverişli (özgür) bir çatı altında kendilerini yetiştirebilmeleri için bir olanak sağlıyor. Dolayısıyla ezoterizm, çağımızda bile işlevini, gerekliliğini yitirmiş değil.

Ezoterizm, sadece gizli bilgiyi aktaran bir sistem değildir. Bu belki eskiden öyleydi. Bu bağlamda belki ezoterizmin bir çağdaş tanımının yapılması, ezoterik kurumların da kendilerini eskiden kalma yöntem ve kurallara körü körüne bağlı kalarak değil, bu çağdaş ezoterizmin gereklerine uyarak yenilemeli.

Sevgiler.



 


 
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
33 Yanıt
11564 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 18, 2009, 05:38:46 ÖS
Gönderen: Prenses Isabella
0 Yanıt
3226 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 18, 2009, 12:28:07 ÖS
Gönderen: ADAM
1 Yanıt
3101 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 20, 2009, 05:21:53 ÖS
Gönderen: Prenses Isabella
1 Yanıt
3259 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 21, 2009, 11:03:42 ÖÖ
Gönderen: Prenses Isabella
3 Yanıt
3443 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 23, 2013, 04:49:05 ÖS
Gönderen: ruzber
0 Yanıt
4814 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 27, 2010, 11:47:31 ÖÖ
Gönderen: ceycet
0 Yanıt
1644 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 11, 2011, 04:08:03 ÖS
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2446 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 12, 2011, 11:43:13 ÖÖ
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
1544 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 13, 2011, 02:12:08 ÖS
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2163 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 14, 2011, 10:10:02 ÖÖ
Gönderen: ADAM