Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Cagliostro Kimdir? - 2  (Okunma sayısı 2377 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ocak 25, 2010, 11:32:16 öö
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay




Giuseppe Balsamo’nun yaşam öyküsünü anlatmaya devam ediyorum…


Giuseppe ikide birde Marano’ya alşimistleri soruyordu.

Marano, eskiden bir süre Malta’da kaldığını, orada “alşimist” olduğunu sandığı kişilerle tanıştığını, özel bir yöntem uygulayarak altın yapılabileceğini onlardan duyduğunu söylemişti. Fakat hepsi bu kadar... O kişilerin adlarını anımsamıyordu. Zaten sadece şöyle bir tanışmış, pek içli dışlı olmamıştı.

Giuseppe, Malta’ya gidip bu işin nasıl yapıldığını öğrenmeye karar verdi.

Fakat oraya derbeder bir halde gidecek olursa, yüzüne bakmazlardı. Önce üstü başı düzgün olmalıydı ki, tanışacağı kimselere güven verebilsin.

Birkaç yıl boyunca hep altın yaparak zengin olmak hayaliyle yaşadı. Şık giysiler almak için para biriktirdi.

Malta’ya 1766 yılında 23 yaşına girdiğinde gidebildi.

Bazı kaynaklarda belirtildiğine göre; orada düş kırıklığından başka hiçbir şey bulamadı.

Diğer bazı kaynaklarda, varlığını sürdüren Malta Şövalyeleri Tarikatı’ndan söz edilerek, özetle şöyle bir bilgi veriliyor:

“Bu tarikata girebilecek olursa, alşimistlere de ulaşabileceğini düşündü. Kendisini iyi bir Katolik, öğrenmeye hevesli ve İsa’ya hizmet etmek için gönüllü bir genç olarak tanıtınca, sınanmak üzere tarikata alındı. Ancak tarikata girmesiyle çıkması bir oldu. Ona göre, bu adamlar bambaşka tellerden çalıyordu. Bir şey öğrenebilmek için yıllarını harcaması gerekliydi. Üstelik aradığını bulup bulamayacağı da hiç belli değildi. Hem ortada alşimist diye biri de yoktu. Anlaşılan Marano ya yalan söylemiş ya da yanlış bilgi edinerek onu da yanıltmıştı.”

Malta’da, onun neyin peşinde olduğunu öğrenen biri, ona burada boşuna oyalandığını, istediğini bulabilmek için asıl doğuya, Mısır ve Filistin gibi yerlere gitmesi gerektiğini söyledi.

Giuseppe, buna da pek inanmadı. Başka bir dinin yaygın olduğu o yerlerde yaşayan insanların pek ilkel ve yoksul olduğunu düşünüyordu. Altın yapmayı bilseler, dünyaya hâkim olurlardı. Ne var ki, çocukluğundan beri ilgisini çeken kimya ve tıp gibi bilgilerin de bir zamanlar doğudan getirildiğini duymuştu.

İçine kuşku düştü. Acaba gerçekten oralarda aradığını bulabilir miydi?... Dillerini de bilmiyordu. Onlarla nasıl anlaşırdı? Bildiği tek bir Arapça sözcük vardı: “El kemia” yani alşimi; “Mısır toprağı” demekmiş.

Düşündü, taşındı; deneyip gözleriyle görmek üzere gitmeye karar verdi.

Fakat bu serüvene atılmadan önce kısa bir süre için Palermo’ya dönerek orada öyle bir iş yaptı ki, hiç sormayın...

Önce Marano’ya gidip teşekkür etti. Malta’da alşimistler ile tanıştığını, yakınlık kurduğunu, onlardan özellikle bakırdan nasıl altın elde edileceğini öğrendiğini anlattı. «Fakat bu çok gizli bir bilgi.» diyerek başka hiç kimseye söylememesini sıkı sıkı tembih etti. Marano’nun ilgisini uyandırmaya çalıştı.

Marano ona «Madem öyle, niçin hemen bu işe girişmedin?» diye sorunca, beklediği bu soruyu şöyle yanıtladı: «Bunun bir püf noktası var... Her şeyden önce bakırı alıp, onu hemen altına dönüştüremiyorsun. İşe doğrudan saf altın ile başlamak gerekiyor. Bakırı, altın ile birlikte uzun bir işlemden geçiriyorsun. Bu işlemde altın, bakırı da kendisine dönüştürüyor. Fakat bunun için her keresinde yeterli miktarda altın ile başlaman gerekiyor ve bu ikiye katlanıyor. İmal ettiğin altını ikinci kez kullanamıyorsun, çünkü o zaman gerisin geriye, bakıra dönüşüyor.»

Bir de bu işi tek kişinin ve yalnız başına, ayrıca mutlaka dolunay gecesinde yapması gerektiğini, yoksa dönüşümün gerçekleşmediğini ekledi.

Giuseppe bunları öyle ballandıra ballandıra, öyle bilgiç bir tarzda anlattı ki; Marano, onu ağzı açık kalarak dinledi ve inandı. Çünkü bir zamanlar sahiden Malta’da alşimist olduğu söylenen kişilerle tanışmış, onların bu işi becerdiğini duymuştu. Yalan söylememişti. Bu işi hiç ciddiye almamıştı, o kadar.

Giuseppe ona «Benim bu sırrı öğrenmeme sen vesile oldun. Sana borcumu ödemeliyim. Şimdi sen bana en az 60 ons altın ve tartarak tam o kadar bakır verirsen, ben de senin için onu bir dolunay gecesinde iki katına çıkarırım. Fakat bundan hiç kimseye söz etmemelisin.» dedi.

Marano, «Çok fazla... Ben o kadar altını nereden bulurum?» deyince, Giuseppe ona ne yazık ki daha azıyla yapılmasına kalkışılırsa işin tehlikeye düşebileceğini, eldeki altının da heba olabileceğini söyledi.

Bunun üzerine Marano, fazladan altın elde edeceğini sanıp heveslendi mi, yoksa sadece merak mı etti bilinmez ama ne yapıp ederek birkaç gün içinde 60 ons saf altın bulup, bir dolunay gecesinin akşamında ona verdi.

Bu, Giuseppe Balsamo’yu son görüşü oldu.



ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
Sofistler kimdir?

Başlatan Halsond Felsefe

2 Yanıt
7804 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 27, 2010, 09:50:23 ös
Gönderen: Halsond
2 Yanıt
2797 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 14, 2020, 11:05:53 öö
Gönderen: Novayst
1 Yanıt
2504 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 29, 2018, 07:00:56 öö
Gönderen: NOSAM33
6 Yanıt
5816 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 13, 2012, 04:52:24 ös
Gönderen: peacewings
0 Yanıt
1705 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 04, 2011, 09:58:27 öö
Gönderen: ozkann
0 Yanıt
10336 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 16, 2011, 11:45:00 ös
Gönderen: AQUA
0 Yanıt
1709 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 10, 2013, 01:48:45 öö
Gönderen: Ares
0 Yanıt
1576 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 01, 2014, 01:59:28 ös
Gönderen: ADAM
9 Yanıt
5181 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 06, 2015, 10:30:52 öö
Gönderen: ADAM
3 Yanıt
1565 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 11, 2015, 05:39:25 ös
Gönderen: ADAM