Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Ölüm üzerine .... (denemelerim)  (Okunma sayısı 2482 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mart 04, 2010, 12:30:20 ÖS
  • Ziyaretçi

Sayın Forum Üyeleri;
Uzun zamandan beri kendimce bir şeyler karalıyorum. Ölüm üzerine yapmış olduğum denemeyi aşağıda siz Sayın Forum üyelerinin görüş ve önerilerinize sunuyorum. Yapacağınız her olumlu veya olumsuz eleştiri benim gelişimim için bir mihenk taşı oluşturacakatır. Katkılarınızdan dolayı şimdiden hepinize teşekkür ediyorum.
Saygılarımla.

Ölüm Üzerine....

Hayatta her şeyin varoluşu bir dengeye bağlı ise ölümde yaşamın dengesidir. Ölüm bir vücudun çürümesi ve artık ruh ile vücudun arasındaki bağın kopması demektir bazılarına göre bazılarına göre de zamanı geldiğinde olması gereken şeydir sadece. Ölüm ağaçta asılı duran meyvenin kopmasıdır dalından ve düşmesidir tekrar o ağacın dibine ve her düşen meyve ağaca döner tekrar, yani kendi özüne. O zaman ölüm kimedir tekrar dönülecekse öze ve tekrar gelinecekse başka bir meyve ile.
 
Ölüm unutulanadır. Ölüm yoktur dünyada unutulmak vardır. Derler ya ölümsüz olmak için ne yapmalıyım, ararlar ya simyada, simya derki onlara hayatın özüne in insanlık için bir şeyler yap ve öyle şeyler yap ki dünyada adın kazınsın yerlere göklere, işte ölümsüzlük budur. Newton’un öldüğünü kim söyleyebilir, her nesnenin yere düştüğünde yer çekimine karşı koyamamasını seyrederken. Hayatın özünü nerden bulacağız derseniz çok uzaklara değil kendi içinize bakın orda bir yerlerde bulacaksınız sırrı ve farkındalık anahtarını.

Farzedin ki çok sevdiğiniz birisi öldü diye, feryadınız figanınız niye? Onu bir daha görememek mi, eline dokunamamak ,gözlerine bakamamak mı? O zaman ben size doğrusunu söyleyeyim onun için değil kendiniz için üzülüyorsunuz.  Kendiniz için üzülmeyi bırakın.  Yıllarca görmediğiniz, sesini işitmediğiniz kişilerden ne farkı vardır toprak altında yatanın. Eğer unutmuyorsan sevdiğini ve yaşatıyorsan içinde işte ölümsüzlük budur. Ölümsüzlük yaşatana aittir ölene değil. Ölen sadece hayatta kendine düşen dengeyi sağlamıştır, yeni taze yaşamlara yol açmak için toprağa dönmüştür yine.


Mart 04, 2010, 01:54:54 ÖS
Yanıtla #1
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 304
  • Cinsiyet: Bay

Ölüm nedir, nedendir? 
 
 

           Bu bir evrensel yasadır. Allah, kanun koyucudur. Kuralları varlık âlemince uygulanır. O Yüce yasanın alt yasaları, tüzükleri, yönetmelikleri ve kurallarına göre saçaklanarak devam eden bir hiyerarşide beden seçimini bu evrensel yasanın tekâmül için gösterdiği yönde varlık kendisi tarafından belirler. Her beden fonksiyonları doğrultusunda sonuca kendisi ulaşır. Ulaştığı sonuç; sebep-sonuç zincirinin hem başı hem de bitimidir. Allah’ın maddî evren için koyduğu kuralarında bir parçasını teşkil eder ve beden kanunları kendi iradesi içinde yorumlar ve kullanır. Seçim bedenindir.

           Bazı durum ve koşullarda perispri bedenle olan ilgisini gevşetebilir. Bu gevşeklik kısmî veya tam olabilir. Tam olunca ölüm denen hal meydana gelir. Bedenle ruhu birleştiren bağ (perispri), yarı maddî bir nevi zarftır. Ölüm en kaba zarfın harabiyetidir. Ölümden sonra ruh, ikinci bedenini muhafaza eder. Bu da onun esirî (eterik) bedenidir.

           Dünyadan öbür âleme intikali müteakip bir nevî teşevvüş veya uyuşma hali kendilerini bu seyahate hazırlamamış olan ruhlara musallat olur. Bu haldeki ruhların melekeleri örtülüdür. Onlar hadisatı ancak az çok kesif bir sis tabakası arkasından idrak ederler. Bu teşevvüş halinin devamı ruhun tabiatına ve moral kıymetlere göre değişir. Bu süre geri ruhlar için çok uzundur. Ondan sonra duman yavaş yavaş dağılır. İdrak netleşerek ruh berrak görüşünü temin eder. Teşevvüş halindeyken ruh kendisine yönlendirilen düşüncelerden haberdar olur. Sevgi, şefkat ve kalp bağlantısından ileri gelen titreşimler kendisini kaplayan sis tabakası içinde adeta bir ışık gibi görünür.

           Ölüm, siz olmayan bir şeyin soyulup gitmesidir. Yaşamın sırrı, ölmeden ölmek ve ölüm diye bir şeyin olmadığını görmektir. Kadim öğretilerde ölülük, bunların dışında duyarsızlık ve ilgisizlik anlamında kullanılmıştır. Bir kişinin bir düşüncede ve duyguda ölmesi, artık o boyutta olmaması, o boyutta yok olması veya o boyuta duyarsız kalmasıdır. P.D.Ouspensky, bunu çok güzel açıklamaktadır: “İnsanın içinde bulunduğu realitede ölmesi, şuurlanmak demektir. İnsan doğabilir, fakat doğmak için önce ölmelidir ve ölmek için ise önce uyanmalıdır. İnsan uyandığında ölebilir, öldüğünde de doğabilir. Eğer insan uyanmadan ölürse, doğamaz. Ölemeden doğarsa, ölümsüz bir nesne haline gelebilir. Ölememiş olması, onun yeniden doğmasını engeller; uyanamamış olması onu ölmekten alıkoyar; ve ölemeden doğması ile de varlık olmaktan engellenmiş olur”. Görüleceği üzere insanın yeni bir gerçeğe doğabilmesi için, bulunduğu gerçekte ölmesi; yani şuurunun açılması, bunun için de farkındalığa ulaşması gerekmektedir.

           Bu durumda, farkındalığı yaşayamadan şuurlanma, yeni bir gerçeği kavramaya ve sıçramaya engeldir. Eğer şuurlanamadan yeni bir gerçeğe sıçrarsa, şuursuz bir varlık haline gelmektedir. Çünkü şuurlanamamış olması, onun yeni bir gerçekliğe ermesine engeldir ki, bunun da nedeni idraki yaşayamaması dolayısıyla şuurlanamamasındandır. Bu yüzden de şuurlanmadan yeni bir gerçeğe sıçraması, orada bir varlık kazanamaması, bir değer oluşturamaması ve de kendine bilgi katamaması anlamını taşımaktadır.

           P.D.Ouspensky, kitabında şöyle devam etmektedir: “…oldukça sık olmak üzere, kişiliği ve bedeni halen halen hayatta olduğu halde, özün öldüğü vakidir. Büyük bir kentin sokaklarında rastladığımız insanlar, hatırı sayılır oranda içleri boş insanlardır, yani gerçekten artık ölüdürler. Bereket versin ki, biz bu durumu görmüyor ve bilmiyoruz. Eğer ne kadar insanın aslında ölü olduğunu ve bu ölü insanlardan ne kadarının bizim hayatımızı yönettiklerini bilseydik, dehşet içinde çıldırırdık”. Bu anlatım, geçmişte yaşayan ölüler olarak şifrelendiğinden, günümüzdeki birçok Zombi öyküsüne ve filmine de konu teşkil etmektedir. Öte yandan, fiziksel ölüm ile ilgili bilgileri gözden geçirmekte de yarar vardır.

           Tasavvufta, ölmeden ölmek deyimi ile, kişinin maddesel yaşam içinde mana katlarına tırmanma işlemi yorumlanmıştır. Şimdinin Gücü, bu konu da güzel açıklamalarda bulunur: “En güçlü spiritüel uygulamalardan biri kendinizinki de olmak üzere, fiziksel formların faniliği üzerinde derin bir meditasyon yapmaktır. Buna, ölmeden ölmek denir. Şimdi konuya derinlemesine girin. Fiziksel bedeninizin çözülüp dağıldığını ve artık olmadığını düşünün. Sonra bir an gelir tüm zihin-formları ya da düşüncelerde ölür. Ancak siz hala ordasınız. Bu sizin tanrısal mevcudiyetinizdir. Bu parlak, tamamen uyanık bir mevcudiyettir. Gerçek olan hiçbir şey ölmemiştir, sadece isimler, formlar ve illüzyonlar ortadan kalkmıştır”.

           “Istırabın kabullenilmesi ölüme bir yolculuktur. Derin acıyla yüzleşmek, onun olmasına izin vermek, dikkatinizi ona vermek ölüme bilinçle girmektir. Siz bu ölümü geçirdiğinizde, ölüm diye bir şeyin olmadığını –ve korkacak hiçbir şeyin bulunmadığını- idrak edersiniz. Sadece ego ölür. …Siz kolay bir ölüm istiyor musunuz? Acısız, ıstırapsız bir ölümü tercih eder miydiniz? O zaman geçen her an’a ölün ve mevcudiyetinizin ışığının siz olduğunu sandığınız ağır, zamana-bağlı benliği ortadan kaldırmasına izin verin. … Her kapı aslında bir ölüm kapısıdır; sahte benliğin ölümü. Siz o kapıdan geçtiğinizde, kimliğiniz psikolojik, zihin-ürünü formunuzdan almayı da bırakırsınız. O zaman tıpkı o formla özdeşleşmenizin bir illüzyon olduğunu idrak edersiniz. İllüzyonun sonu: Ölüm tümüyle budur. O sadece siz illüzyona sımsıkı sarıldığınız sürece acı vericidir”.

Ruh ve Kâinat I-II, Dr.Bedri Ruhselman, Gayret matbaası, İstanbul-1946.
Ruhlar arasında, Dr.Bedri Ruhselman, Gayret matbaası, İstanbul-1946.
Şimdi’nin Gücü, Eckhart Tolle, Akaşa yayınları, İstanbul-2001.
İnsan’ın Gerçeği “Kendini Bilmek”, P.D.Ouspensky, Ruh ve Madde yayınları, İstanbul-1989.

Işık ve Sevgi İle Kalın.......
 
Işık, sadece ışık ama daha fazla ışık.......


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
1 Yanıt
2347 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 25, 2013, 01:50:49 ÖÖ
Gönderen: NOSAM33
1 Yanıt
2797 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 10, 2010, 09:35:38 ÖS
Gönderen: Prenses Isabella
0 Yanıt
2822 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 31, 2010, 09:15:23 ÖÖ
Gönderen: Halsond
31 Yanıt
8286 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 04, 2013, 11:33:29 ÖÖ
Gönderen: Felix Steiner
5 Yanıt
4751 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 15, 2018, 03:39:25 ÖS
Gönderen: Novayst
2 Yanıt
1950 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 16, 2013, 10:50:55 ÖS
Gönderen: Alşah
0 Yanıt
1685 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 15, 2013, 05:06:41 ÖS
Gönderen: Melina
0 Yanıt
1665 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 19, 2013, 11:29:32 ÖS
Gönderen: Melina
9 Yanıt
4030 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 27, 2014, 11:37:03 ÖS
Gönderen: hayalet
5 Yanıt
1742 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 11, 2015, 03:16:01 ÖÖ
Gönderen: Risus