Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: HERMETİK GELENEK - 3  (Okunma sayısı 2934 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mart 27, 2010, 08:20:49 ÖÖ
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay



Hermetik geleneğin temel ilkelerinden bir uyarınca her şey arasında bir çekim, itişim, iletişim, etkileşim vardır. Örneğin bu kuralın bir uzantısı olarak gökteki ayın nasıl dünyadaki denizi etkileyerek suların yükselip alçalmasını sağladığını düşünebiliyorsak (biliyoruz zaten öyle olduğunu), bunun diğer maddeler ya da eşya için de geçerli olabileceğini düşünebiliriz. Şöyle diyebiliriz: «Bu dağın, şu insan onun üzerindeyken o insana bir etkisi vardır.» Bilimsel açıdan bu bir varsayımdır elbette ama hemen her türlü inanç sisteminde yer alan “birey ve kutsal dağ ilişkisi”nde görülebilir. [Kutsal dağ konusunu belki daha sonra ayrıca gündeme getiririm.]

Bir diğer Hermetik ilke, genelde ruhların ve özelde ölülerin ruhlarının, görünmezin, bilinmeyenin içinden yani tanrısal kökenin yanındaki, ona yakın bir yerden geldiğidir. Bu, bizim bildiğimiz üç hatta uzay söz konusu olunca dört boyut değil, göremediğimiz, bilemediğimiz, biçimini tasarlayamadığımız, fizik ötesi olduğu öngörülen bir boyuttur. İnsan ya da bir diğer hayvan doğduğunda ruh oradan gelip geçici bedenin içine girer. Ölümde dönüş yeri de yine bu ilk geldiği yerdir.

Hazır dörtten çok boyuttan söz etmişken, Hermetik geleneğin zaman ve boyut ile bağlantılı bir diğer ilkesine değineyim: Yaradılış olayı evreler halinde gerçekleşmiştir. Dünyanın ve evrenin başından bundan sonra geçecekler de yine evreler ve dönemler halinde olacaktır. Çeşitli inanç sistemlerinde bu sorun, “şu kadar bin yıllık şöyle bir devir” ondan sonra da “bu kadar bin yıllık böyle bir diğer devir” şeklinde açılım bulmuştur. Buna daha mikro düzeyde baktığımız zaman; onun evreler halinde değil, bizim çok daha kolay anlayabileceğimiz lineer bir düzlemde tasarlanmış olduğunu görürüz.

Bu konuyu açıklamak için gelin bir Afrika mitinin anlatımının simgesel içeriğinden bir kurgu ile günümüze bir uyarlama yapalım. Ancak önce bir açıklama:

Gerçi ilk yaradılış evreler halinde ama bu tanrısal boyutta olan bir evreler ve zaman dilimleri… Karşımızda üzerinde yaşadığımız dünya ve insanlar var. İnsanlar değişik zamanlarda doğuyor, büyüyor, ölüyor. Bizim anlayışımıza göre her tarih kendi içinde birtakım olaylar zincirini oluşturuyor ve kendini bir başka tarih ve olaylar zincirine bırakıyor. Konuya Hermetik açıdan bakar, önümüzde bir stadyum bulunduğunu düşünür, sonra bunu çevreleyen pistin bir noktasında koşmaya başlamak üzere bekleyen atletleri gözümüzün önüne getirirsek, olay şöyle gelişiyor:

“Başlama düdüğü ile atletler koşmaya başlıyor. Biz de tribünden onların koşuşunu izliyoruz.

Bir süre sonra koşuya kenardan başka atletler de katılıyor. Bu beklenmedik bir olay… Hep birlikte koşmaya devam ediyorlar.

Atletler stadyumun çevresindeki koşu pisti üzerinde tur atıp duruyor. Ancak her turda birkaç atlet daha katılıyor bu koşuya…

Bu arada kimileri de koşmayı bırakıp, saha kenarına çıkıyor.

Bu hep, durmaksızın böylece sürüyor.

Biz başlangıçta tribünde atletleri birbirlerinden ayırt edebiliyorduk hatta o ilk dışarıdan katılanları bile fark etmiştik ama şimdi artık öyle bir noktadayız ki, ne kimin ne zaman ve nereden katıldığını biliyoruz ne de kimin ne zaman ve nerede çıktığını…”

Konumuza dönersek, şöyle diyebiliriz: Hermetik gelenekte zaman ve boyut arkamızda bıraktığımız kavramlar ve olgular değil, onlarla iç içe yaşadığımız bir tasarımdır. Bu olgu, değişik kuramlarda çeşitli farklılaşmalara uğradıysa da, ilgili dönemin Hermetik inisiyeleri, geçmiş zaman ile gelecek zamanın aynı anda yaşandığını düşünmüştür.

Bu kuramın günümüzdeki açılımı, zaman ve boyut arasında belli bir noktada bu dünyada insanın başından geçenlerin ya da genel olarak evrensel olayların uzayda dalgalar halinde yayıldığıdır. Eğer insan belli bir bilimsel ve teknolojik düzeye ulaşarak bir gün uzayda ışık hızında gitmeyi başarabilirse, aynı olayları yeni baştan yaşayabilecektir. Günümüzdeki kuramın temelini oluşturan bu ilk düşünce tarzında ise, geçmişin, bugünün ve geleceğin aynı anda yaşandığına inanılıyordu.







Sanırım biraz karışık oldu. Bu konuyu bir sindirelim. Anlaşılmayan ya da benim anlatamamış olduğum bir noktada belirecek bir soru olursa onu yanıtlamaya çalışalım; elbette yanıtını biliyorsak eğer. Sonra Hermetik geleneğin diğer öğeleriyle devam ederiz.



ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Mart 27, 2010, 01:01:05 ÖS
Yanıtla #1
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1741
  • Cinsiyet: Bay


Hermetik gelenekten yola çıkarak anlaşılmaya çalışılan uzay-zaman kavramı,insanoğlunun belki de enönemli yaşam bilmecesidir.

Geçmiş, korkulardan,gelecek ise kurgulardan ibaret ise,rüyalardan farkı kalmayan bu algılamalar ilüzyonla sınırlı olabilirmi acaba?...

Belki de insan,hergün,heran yeniden doğuyordur.Belki de,istemek yeniden doğum için yeterlidir.


Saygılar
Ben"O"yum,"O"ben değil...


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
0 Yanıt
2609 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 03, 2010, 10:55:41 ÖÖ
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
3798 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 04, 2010, 05:19:08 ÖS
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
4033 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 05, 2010, 12:21:07 ÖS
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2930 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 07, 2010, 09:35:08 ÖÖ
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
7041 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 11, 2010, 10:35:18 ÖÖ
Gönderen: ADAM
1 Yanıt
4684 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 23, 2010, 11:55:29 ÖÖ
Gönderen: ceycet
0 Yanıt
2326 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 24, 2010, 08:31:13 ÖÖ
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2511 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 28, 2010, 05:46:09 ÖS
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2455 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 31, 2010, 06:23:23 ÖS
Gönderen: ADAM
2 Yanıt
4128 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 02, 2016, 09:12:01 ÖS
Gönderen: ruzber