Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: BİR MASONUN MASONLUĞA İLGİSİNİN AZALMASI - 2  (Okunma sayısı 2592 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Nisan 18, 2010, 02:13:03 ös
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay



Masonluğa karşı olan ilgisini yitirmeye başladığı sezilen bir masonun, locasıyla ilişkilerini yeniden sıklaştırmak için, zaman zaman ve yer yer üstad-ı muhterem ve nazırlar ona özel bir yakınlık göstermeye girişir. Ancak bu etkili bir çözüm yolu değildir. Çünkü böylesine bir yaklaşım hem Masonluktaki “eşitlik” ilkesiyle pek bağdaşmaz ve diğer masonların gücenmesine yol açabilir hem de sürekli olamaz. Özel ve yakın ilgi görerek ancak sadece geçici olarak gururu okşanan bir mason, bu ilgi normale dönmeye yüz tuttuğunda, yine gelmez olur, ilgisini yine yitirir.

Akıllı ve deneyimli bir üstad-ı muhterem, çok daha etkili ve yararlı bir çözüm uygulamaya girişir. İlgili masona “değerli” olduğunu, locada “önemli” bir yeri bulunduğunu göstermeye girişir. Locada olumlu bir etkinlik göstermesi için ona fırsat verilir hatta böyle bir fırsatı özellikle yaratır. Örneğin, kendisinden bireysel bilgileriyle bağlantılı ya da becerileri uyarınca bir konferans hazırlayarak kardeşlerini aydınlatmasını rica eder. Locanın özel kurul ya da komitelerinden birine girmesini önerir; katkılarına gereksinme duyulduğunu belirtir. Böyle bir kurul ya da komite yoksa onu yaratır hatta doğrudan o masona kurdurur.

Tüm bu ve benzeri girişimler de o masonun ilgisini geliştirmeye yetmiyorsa, yitirilmesi kaçınılmaz demektir. Belki o daha başlangıçtan Masonluğa yeterince ısınamamış, Masonluğu bir türlü sevememiştir. Belki Masonluğu kendi düşünü ve eğilimlerine uyumlu bulmamış, uyum göstermeye çalışmayı ise bir türlü kendine yedirememiş, içine sindirememiştir. Belki bireysel tutkularını dizginleyememekte, hep en önde ya da en başta olma hırsından sıyrılabilmeyi başaramamaktadır.

Burada ille de yeni ya da birkaç yıllık bir masondan söz etmekte değilim. Locanın hayli eski üyeleri hatta üstad-ı muhteremlik yapmış olan bir mason bile bu gibi etkilenmeler altına girebilir. Önceleri saygı ve sevgi görürken, locada etkin bir yeri varken, birçok konuda görüşleri alınırken, bütün bunların sıradanlanışı üzerine yok olduğunu sanmıştır. Kendisini bir yana itilmiş ve unutulmuş gibi görür. Ona göre; bir zamanlar locanın en önemli ve en canlı üyelerinden biriyken, şimdilerde âdeta bir “hiç kimse”(!) olma durumuna düşürülmüştür.

Öyle değildir aslında ama sanırım masonlar bile bu bağlamda kendilerini yanılgıya kapılmaktan alıkoyamıyor.

Bir eski üstat mason, locasında hiçbir etkin görevi bulunmasa da, salt toplantılardaki varlığının bile kardeşler için değer taşıdığının bilincinde olmalı. Üstad-ı muhterem başta olmak üzere, nazırlar ve diğer kardeşler de ona bu duyguyu yaşatmaya çalışmalı. Bunun için, zaman zaman onun da görüş ve önerilerini sormalı, konuşmalara katılmasının sağlanmasına çalışmalı, onu isteklendirmeli. Bir dileği ya da önerisi olduğunda, eğer belirgin bir sakıncası yoksa uygulamaya konup kendisine teşekkür edilmeli.

Böyle olunca, şu görüşe varıyorum: Bir masonun önce locasına, dolayısıyla Masonluğa karşı ilgisinin azalmasının sorumluluğu, sadece o masonun kendisinde aranmamalı. Bence böyle bir durumun doğmasının sorumluluğunu birçok mason hep birlikte paylaşıyor.


Masonlukta masonların gururlarını yenmeleri, olumlu yapıp etmelerinden ötürü böbürlenmemeleri öngörülür ve öğütlenir. Bununla birlikte masonların da birer “insan” olduğu unutulmamalı. Hayli olgunlaşmış bir masonun bile hiçbir zaman “tam ve yetkin” olamayacağı bilinmeli.

Bunun için, özellikle eski üstatların zaman zaman ama aşırılığa kaçmaksızın ve belli etmeksizin usulca gururlarının okşanmasına özen gösterilmeli. Hele fiziksel yaşı ilerlemiş masonların, gerek Masonluktaki gerek kendi özel yaşamlarındaki anılarını ve deneyimlerini anlatıp bunların genç kardeşlerce dinlenmesinden çok hoşlandıkları unutulmamalı; bunun için kendilerine fırsat verilmeli, hatta bu fırsatlar yaratılmalı.

Yaşı ilerlemiş kişiler, daha önce belki birkaç kez anlatmış oldukları bir öyküyü, anılarını, görüşlerini, öğütlerini yinelemekte olabilir. Masonluğun Töresi, böyle bir durumda ona karşı saygılı ve görgülü bir tutum takınmayı, sabırla dinlemeyi gerektirir.

Beri yandan genç ve yeni masonların tutum, davranış ve sözlerinde tam bir olgunluk beklenmemeli. Beklenmez de… Yanılgıya düştüklerinde, ritüelik bakımından ya da protokol uyarınca yanlışlıklar yaptıkları zaman, atılgan ve heyecanlı konuşmalara giriştiklerinde, sözlerinin biraz yadırganır bir nitelik taşımasında; onları herkesin önünde uyarmaktan, özellikle azarlamaktan kaçınmalı. Ters bir davranış, genç bir masonun henüz yeterince alışamamış olduğu Masonluğa karşı birdenbire soğumasına, bir daha hiç ısınamamasına neden olabilir. Özellikle Masonluğa yeni girmiş olan çırakların, localarının ilk toplantılarında edinecekleri küçük mutlulukların, localarını benimseyip sahiplenmelerini ve böylece Masonluğa da sıkıca bağlanmalarını sağlayacağı unutulmamalı.




Bütün bu dediklerim doğru mu, yanlış mı bilemiyorum. Bu forumdaki masonlar yanlışlarımı gidersin, doğrusunu belirtsinler lütfen. Masonların belki birçoğu bu bağlamda yapılması gerekenleri zaten yapıyor. Sözüm öyle yapmayan varsa onlaraydı.

Böyle düşünceler ve hariçten gazel okur gibi öneriler üretmeye girişince, bu başlık altında asıl bilgisel nitelikli olmak üzere yazmak istediklerimi tam olarak yazamadım. Sanırım bu başlık altında bir bölüm daha yazmam gerekecek.




ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Haziran 24, 2020, 11:58:00 ös
Yanıtla #1
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 96
  • Cinsiyet: Bay

Yazi bayagi eski ama guncelligini hala kaybetmemistir. Localarda Past master sendromu denilen bir durum vardir. Bu durumlarda, birey kendisini yana itilmis ve kasitli pasifize edilmis sanir. Bazilari bu histen kurtulamayip bazi durumlarda loca da degistirirler. Halbuki masonik calisma bu gibi egolar ile ilgili zorluklari yenmek icin de kullanilabilir.

Yazi dizisinin son kisminda bir adayi teklif eden ustat- mason (lar) kisinin masonluktan kopusundan, isteyerek veya ihrac durumunda, sorumlu oldugu belirtilmistir. Bu bence oneriyi yapan uyeye haksizlik olur. Adayin uyelik basvurusu kabul edilmeden once bir suru komisyondan ve ayrica farkli uyeler ile gorusmelerden gecmistir. Burda bir sorumlu aramaya gerek yoktur, neticede herkes yanilabilir.
« Son Düzenleme: Haziran 25, 2020, 12:15:29 öö Gönderen: midyad »


Haziran 25, 2020, 10:38:28 öö
Yanıtla #2
  • ÖMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1432
  • Cinsiyet: Bay

Sayın Midyad,

Yazılarınızda Masonluğu bildiğinizi değil, Mason olduğunuzu sezdiriyorsunuz. Eğer öyle ise forumda tanınma dileyebilirsiniz. Gerçi forumda ileri dereceli mason olup harici görünmeyi tercih eden kardeşlerimiz de var, kendi tercihleri elbette.

Bunu neden gündeme getirdim.  Bir mason olan kişiye eksik veya yanlışları için farklı, hariciye farklı  yaklaşmak durumundayız. Harici için bilmediği bir şeyden sorumlu tutmak olur ve hatta neyi susması gerektiğini bilemeyebilir!. Çırak kardeş için bile tolerans devreye girmelidir. Ancak kalfa derecesini almış kardeş artık sorumluluk sahibidir de. Bu arada eksik veya yanlışınız var demek istemedim. Ama olabilir de, nitekim benim de çok oluyordur. Sadece bu durumda değil, bilmediğimiz bir konuda yorum yapıyor ise, öğrenmek için de yine aynı ayrım gerekli olabilir.

Bunu söyledikten sonra yorumlarınıza geleyim. Daha doğrusu sizin ve Sevgili ADAM'ın yorumlarına.

Adaylarda görüşmelerde daha önce bahsettiğim bir durum oluyor. Soruşturucuları ve önericileri bilgi verirken, belki de beni mi deniyorlar diye bir kısmını kafasında yerine oturtamıyor. Mesela Tekris/Aydınlanma'nın bir son değil bir doğum, bir başlangıç olduğunu söyleseniz de çoğu adayda bu törende evrenin sırlarını alacağım düşüncesi hakim. Oysa işyerlerimizden düşünelim, yeni işe başlayan kişi geçmiş kariyeri ne olursa olsun herkesçe bir temkinle karşılaşır öyle değil mi? Ona biraz zaman tanınır. Gerçekten önceki arkadaş grubunun daha da içine girmek için zaman harcaması gerekir. Bu dönem çıraklıktır. Çıraklıktan kalfalığa geçişte güven çemberinin daha da içine girdiği kardeşe sembolik bir uygulama ile de gösterilir, tabi anlayabilene.  Yani Masonluğu hak etmek yetmiyor, her bir dereceyi de hak etmeliyiz. Kalfalığa geçmek yetmiyor örneğin, kalfalığı da geçmeliyiz!

Hep söylediğim bir tespittir, ''çırak kafası kesik tavuk gibi'' oluyor maalesef. Önericileri, artık o içeride olduğu için görevini tamam sayıyor, loca kardeşlerine bırakıyor sorumluluğu. Loca Saygıdeğer ÜStadı - Üstadı Muhteremi ona bir rehber atasa da genellikle tecrübeli (Yaşlı) bir kardeş oluyor ve iletişimde aşılamayan bir bariyer olabiliyor. Locada Çırak kardeşlerden sorumlu görevli bir kardeş vardır. Ancak benim genel izlenimim, kardeşler bu görevin önemini pek de içselleştiremeyip, bir sonraki görev için sadece basamak olarak gördüklerinden, görevi yapmış olacak kadar ilgileniyorlar hepsi bu. Terminolojisi farklı, kendilerinden öncekilerin çok samimi olduğu bir ortamda çırak kardeşler yalnızlaşıyor. Konuşmaya çekiniyor. Sohbet çemberlerinin dışında kalmayı tercih ediyorlar. gibi...

Saygıdeğer Üstat eğer sadece matrikülü arttırdım bu da bana yeter, görev senemi bitireyim diye bakıyorsa bu kardeşler arada kaynayıp gidiyor. Sonra bir bakıyorsunuz önce mazeret bildirerek, sonra mazeret bile bildirmeden toplantılara gelmemeye başlıyorlar.

Burada bir kaç sebep var. Birincisi çok genç kardeşler olursa hayat mücadelesinin tam başında yoğunluk bu mesleğe de zaman ayırmaya yetmiyor, Toplantı için müdüründen izin alamıyor, işi yoğun oluyor vs. MAzeret var da var. İkincisi senede belki 2-3 bin gibi bir masraf düşünelim. Aidatıdır, yemeğidir vs. Bu parayı bile cebinden vermek ona artık ağır gelebiliyor ait hissetmezse. Üçüncüsü, girdiği ortamı okul olarak düşünüyor, çünkü Üniversite ortamından belki daha yeni kopmuş. Birileri ona anlatsın bekliyor. Oysaki Masonluk istemeyene 'nokta' bile anlatmaz, belletmez. Nasıl kendini göstereceğini bilmeyen, nasıl konuşacağını, nasıl öğreneceğini, nasıl soracağını bilmeyen kardeş silinip gidiyor.

Bir başka durum ise derece sisteminin farkına varamamak. Çırak derecesinde aslında tüm bilgiler vardır ama yeni doğmuş çocuğun yanında logaritma türev konuşsanız da bir şey anlamaz. Üstelik onu uyutur! Sis bulutu ve anlamlandırma dereceler geçildikçe netleşir ve gözümün önündeymiş zaten her şey denilir. İlk başta verilene 'e bumuymuş yani' diyen çok olur. Emin olun mason localarındaki sunuların %90'ı TedX sunularından ya da bilimsel sempozyum, konferanslardan çok daha vasattır. Beklediğini bulamayan kardeş yine kabuğuna çekilir.

Burada veremeyeceğim bir simgesi vardır oysaki bu işin. Bir kardeş her kardeşle aynı seviyede yakınlaşamaz. O yüzden her bir kardeş en az iki kardeşin elini tutmalı, onu aramalı sormalı, ilgi alanını canlı tutmak için arada bilgi, yazı, kitap önerisi paylaşmalı. Vakti elveriyorsa birlikte diğer localara, sunulara katılmaya teşvik etmeli. Yeni kardeşler anlamında bu yapılmadığı için mason localarının matrikülleri sürekli birileri katılsa bile hep aynı kalıyor denebilir. Çünkü gelen kalmayabiliyor. Özellikle ABD de 4 milyonlardan 1,5 milyonlara düşmesinin sebeplerinden biri belki de budur.

Tecrübeli kardeşlerin ise durumları farklı olabilir. İnsan olduğumuzu unutmayalım. Seçimlerde kırgınlıklardan tutun da, mali duruma kadar pek çok şey olabilir sebep. Ama bana göre derece doygunluğu. Yolu tamam etme hali en etkilisidir. Yani bir kardeş 2 yılda üstat oluyor. ''Zaten Masonluktaki en üst derece! Her şeyi öğrendim, bu muymuş yani?'' diyebilir. Saygıdeğer Üstat (Üstad-ı Muhterem) oldum, daha ne olabilirim ki diye doyabilir. Pek Değerli Üstat, Pek Saygıdeğer Büyük Üstat oldum daha ne olsun diyebilir! Bunlar Masonluğun görevleridir. Görev arayan, koltuk arayan doyar. Zaten çok vardır böyle, bu görevleri yaptıktan sonra nadiren uğramaya başlarlar derneğe! Oysaki bilmeyi arayan, bu meslekte asla doyamaz. Derecelerin her biri bu susuzluğu doyurur. 33 olsanız da doyamazsınız, o zaman başka bir keşif sizi yolun yine başına getirmiştir çünkü...

Ancak ben Masonlukta sayının değil niteliğin önemli olduğunu düşünenlerdenim. O yüzden bu elek sistemi sürekli çalışmalı, sel geçip gitse de bizimle kalacak kayalar bırakmalı derim. ''Giz'' hiç bitmez. Bilmenin ise sınırı yoktur. Bilmek ise ne derece ne kitapla ilgilidir.

Naçizane düşüncelerim bunlardır.
Alterius non sit qui suus esse potest


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
Bir Masonun Düşü

Başlatan kudüs prensi Insan

0 Yanıt
2430 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 08, 2010, 12:39:46 ös
Gönderen: kudüs prensi
8 Yanıt
4527 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 26, 2012, 11:56:07 öö
Gönderen: hakan_34_06
1 Yanıt
2928 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 18, 2010, 03:49:56 ös
Gönderen: Saygın
0 Yanıt
2173 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 19, 2010, 02:25:48 ös
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2443 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 20, 2010, 07:56:42 öö
Gönderen: ADAM
4 Yanıt
2429 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 30, 2014, 09:19:15 ös
Gönderen: Ares
9 Yanıt
2719 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 30, 2014, 10:06:40 öö
Gönderen: Spock
11 Yanıt
4518 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 22, 2014, 11:39:06 öö
Gönderen: mbulut
5 Yanıt
3471 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 26, 2015, 01:46:30 öö
Gönderen: İNSAN
1 Yanıt
1341 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 15, 2015, 12:00:29 ös
Gönderen: akcanmd