Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: TÜRKİYE’DE ÖZGÜR MASONLUĞUN DIŞ İLİŞKİLERİ - 4  (Okunma sayısı 2701 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mayıs 11, 2010, 08:12:50 ÖÖ
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay




CLIPSAS NEDİR ?

Dünya masonları arasındaki farklı düşünce ve yaklaşımlar, 1875 Lozan Konvanı’ndan başlayarak ayrışmalar ve gruplaşmalar doğurmuştur.


Hayır. Yanlış. 1875 Lozan Konvanı denilen birleşim, Eski ve Kabul Edilmiş İskoç Riti’ne özgüdür. Gerçi o birleşimin sonunda bu riti uygulayan mason kuruluşları arasında bir bölünme baş göstermiştir ama o bölünme zaten masonlukta daha önceden belirmiş ve yerleşmiş olan bir bölünmenin yan ürünüdür. Ayrışma ve gruplaşmalar daha 18. yüzyılın ortalarında başlamıştır.


İngiltere’nin liderliğini yaptığı Anglosakson Masonluğu’nu benimseyen ve kısaca “Gelenekseller” diyeceğimiz kesimi oluşturan kardeşlerimiz, Masonca çalışma yöntemlerini kurumsal yapılanmanın ilk günlerindeki haliyle koruma özeni içinde olmuşlardır.


Buraya da tarihsel doğrular bakımından bir ek koymak gerek. Bu eğilim, İngiltere’de 1725 gibi çok daha erken bir tarihte başlamıştı. 1751 yılında İngiltere’de ikinci büyük locanın kurulmasıyla birlikte perçinlenmişti. 1813 yılında İngiltere Birleşik büyük locası kurulurken işte o “gelenekseller” (daha doğrusu gelenekçiler) denilen grup ağır bastığı için,  İngiltere Birleşik Büyük Locası’nın ondan sonraki tutumu da o doğrultuda oldu. Konuya İngiltere açısından değil de tüm Dünya Masonluğu açısından bakılacak olursa, bölünmenin belirgin olarak 1813 yılından sonra ortaya çıktığı söylenebilir. Nitekim Eski ve Kabul Edilmiş İskoç Riti’nin ABD’ndeki ikinci yüksek konseyi de bu tarihte kurulmuştur.


Her şeyin değişip geliştiğini ve yaşamın hızlı temposu içinde çağı yakalayamayan kurumların özgür ve öncü bir kimlik taşıyamayacaklarını savunanlar ise, evrimsel doğrultuda yenilenmeyi benimsemişler ve liberal kesimi oluşturmuşlardır. Bunlara da kısaca “Özgürler” diyebiliriz. Ülkemizde 1909’da kurulan Türkiye Büyük Doğusu, Özgür Masonlukla uyumlu bir yapılanmaya ve bunun doğrultusundaki ülke ve kuruluşlarla da yakın dış ilişkilere sahipti.


Kusura bakmasınlar ama yine hayır!... 1909 yılında Türkiye Büyük Doğusu değil, Maşrık-ı Azam-ı Osmanî kurulmuştu. :Bunun Cumhuriyetin kuruluşundan sonraki ardı Türkiye Büyük Maşrıkı’dır.


Dünyada özgür masonların ilk uluslararası örgütü 1907′de kurulan A.M.I.’dir. (Association Maçonnique Internationale) Bu örgütün tek amacı, tüm insanların barış ve mutluluğu ülküsüne yönelik arayışlarda masonların görüşlerini paylaşmaları ve insanlığa yeni öneriler sunulabilmesine öncü olmalarıydı. Birinci Dünya Savaşı süresince uykuya yatan ve sonrasında canlanıp uluslararası barışı sağlamaya yönelik görevler üstlenen bu kuruluşun aktif üyeleri arasında Türkiye Büyük Doğusu da yer almıştır.


Bir kez daha hayır!... Niçin yanlış bilgiler verildiğini anlamakta güçlük çekiyorum. Birisi bunu gözden geçirip yanlışları düzeltmemiş mi? 1902 yılında kurulmuş olan “Bureau de Relations Maçonniques Internationale” (Masonik İlişkiler Uluslar arası Bürosu” diye bir organizasyon vardır ama bu bir örgüt değildir. Başarısız bir girişimdir sadece. AMI ise 1921 yılında kurulmuştur.


Çeşitli olanakları değerlendirerek yabancı konukları ağırlayan Türkiye Büyük Doğusu’nun en önemli etkinliği A.M.I. 1932 yılı Genel Kurulu’nun İstanbul’da yapılmasıdır. Özgür Masonluk kesiminden 28 ülkenin mason kuruluşlarının yöneticileri ülkemize gelmişler ve basında bu olay geniş şekilde yer almıştır. A.M.I. Genel Kurulu’nda dünya barışının sağlanması ve ülkelerin uygarlık yolunda gelişebilmesi için içtenlikli görüş ve öneriler paylaşılmıştır. Toplantı sonunda, 28 ülke temsilcilerinin oybirliğiyle aldıkları karar uyarınca, Türkiye’de yaşanmakta olan değişim ve gelişim dikkate alınarak, Ulu Önder Atatürk’e bir kutlama ve saygı mesajı gönderilmiş, aynı gün memnuniyet bildiren resmi yanıtı alınmıştır.

İkinci Dünya Savaşı yıllarında çalışmalarına ara vermek zorunda kalan A.M.I. bir daha canlanamamıştır. Ancak, bu dayanışma ve görüş paylaşımı ortamının bıraktığı uluslararası boşluk kolay dolmamıştır. Her biri kendi kurumsal kimliğinde tam bağımsız olan liberal mason kuruluşları, insanlığın barış ve mutluluk içinde gelişimi için destek verecekleri ortak bir payda aramışlardır. Bu konuda 1945 sonrası başlatılan çalışmalar, Özgür Masonluk ya da Liberal Masonluk denilen kesimin “düşünce ve vicdan özgürlüğüne mutlak saygıda birleşmesi” sonucunu doğurmuştur.


Aslında AMI’nin sıkıntıya düşmesinin nedeni 2. Dünya Savaşı değildir. Bu sorun daha 1727 yılında ortaya çıkmıştır. AMI’nin kararlaştırdığı liberal görüşü benimseyemeyen bazı obediyanslar ayrılmış, bunun ardından 1929 yılında İngiltere Birleşik Büyük Locası ünlü “Tanıma Koşulları”ni ilan edince, AMI üyelerinin sayısı iyice azalmıştır. Buna karşın varlığını sürdürmekte direten AMI, sonunda 1950 yılında dağılmıştır.

Benim bu anlattıklarım elbette özü pek fazla etkilemiyor ama Özgür Masonlar Büyük Locası gibi ciddi bir örgütün kendi yayınlarında böyle yanlışlara yer vermemesi gerekirdi.


1961 yılında, düşünce ve vicdan özgürlüğünü her şeyin üstünde tutarak evrimsel doğrultuda gelişimi benimseyen mason kuruluşlarının bir araya gelmesi için Strasbourg kentinde bir çağrı yapılmıştır. “Strasbourg Çağrısını İmzalayan Mason Kuruluşlarının Bilgi ve İletişim Merkezi” anlamına gelen Fransızca cümledeki sözcüklerin baş harflerinden oluşan CLIPSAS adı böylelikle doğmuştur.

Günümüzde, İngiltere Birleşik Büyük Locası liderliğindeki Anglosakson Masonluğu dışında en büyük ve güçlü uluslararası mason örgütü CLIPSAS’tır. Her türlü önyargıya, dogmaya ve düşünsel gelişimin önüne çıkan engellere karşı duran CLIPSAS anlayışında, din ve politika konuları masonların gündemlerinin dışında olmalıdır. Sadece kültürel, sosyal ve düşünsel konularda görüş paylaşarak tüm masonların ve tüm insanların bireysel yetkinleşmesine katkıda bulunabilmek amaçlanmalıdır. Herhangi bir dine bağımlı olmak ya da olmamak, herhangi bir siyasal inancı taşımak ya da dışında kalmak tamamen bireyin vicdan ve bilinç özgürlüğü sınırları içinde kabul edilmekte ve bu konulardaki her türlü dayatma “dogma” olarak ele alınmaktadır. Bu nedenle, CLIPSAS üyesi kuruluşların ortak niteliği “adogmatik”olmaları yani her türlü görüş ve inanç dayatmasına karşı çıkıp, vicdan özgürlüğünü evrimsel doğrultuda gelişimin temel gereği saymalarıdır.

CLIPSAS dünyada Özgür Masonluğun birleşmiş milletleri olarak anılmaktadır. Şu anda üye mason kuruluşlarının sayısı 60’ı aşmış olup, yeni üyelik talepleriyle birlikte çok kısa sürede 80’e ulaşması beklenmektedir. 7 kişilik bir yönetim kurulu olan CLIPSAS’ın yönetimsel toplantıları hep farklı ülkelerde yapılmaktadır. Bu toplantılarda üye mason kuruluşlarından gelen iletiler değerlendirilmekte, yeni üyelik talepleri incelenmekte, dünyada ve çeşitli ülkelerdeki sosyal ve kültürel gelişmelere ilişkin bilgi paylaşılmaktadır. CLIPSAS genel kurulu yılda bir kez ve farklı ülkelerde toplanmakta, tüm üye kuruluşların yetkililerinin katılımıyla dünyada barış ülküsüne katkı sağlayacak çalışmalar yapılmaktadır. Ayrıca her yıl bir konu belirlenmekte, üye kuruluşlar bir yıl boyunca bu konuda görüş ve öneri geliştirerek, yıllık çalışma toplantısında tebliğ sunmaktadırlar. CLIPSAS’ın en büyük yararı, tüm insanlığın barış ve mutluluk içinde kardeşçe yaşayabilmesi için içtenlikle çaba gösterenlerin, öncelikle kendi içlerinde sevgi ve saygıya dayalı bir karşılıklı anlayış ortamını geliştirmeye katkıda bulunmalarıdır. Tüm ülkelerdeki erkeklere özgü, kadınlara özgü ya da karma mason kuruluşlarının eşdeğer, eşit saygınlıkta ve önemde kabul edildiği CLIPSAS’ta “özgürlük, eşitlik ve kardeşlik” üçlemesini tam bir vicdan özgürlüğü anlayışı içinde yaşama geçirmek için özveriyle çalışılmaktadır.

Özgür Masonlar Büyük Locası, 1991 yılında CLIPSAS’a üye olmak için başvurmuştur. Saygın kurumsal yapımız, o günlerde 40 dolayındaki üye ülke tarafından olumlu karşılanmış ve onay alınmıştır. Daha sonra, o tarihlerde geçerli olan Dernekler Yasası uyarınca, yurt dışı yasal ilişki kurulması için 5.5.1992 tarihinde İstanbul Valiliği’ne resmen başvurulmuştur.

İstanbul Valiliği talebimizi İçişleri Bakanlığı’na 8.5.1992 tarihinde iletmiştir.

Bakanlar Kurulu bu başvurumuzu inceleyerek olumlu bulmuş, imzaya açmış ve 06.08.1992 tarihinde onaylamıştır. Başbakan ve bakanların imzalarıyla alınan karar, üst onaydan sonra İçişleri Bakanlığı’na tebliğ edilmiş ve derneğimize Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından gerekli yasal bildirim yapılmıştır.

CLIPSAS içinde çok saygın bir yeri olan Özgür Türk Masonluğu, 1996′daki 30. kuruluş yıldönümü törenleri esnasında CLIPSAS Yönetim Kurulu’na ev sahipliği yapmıştır. Yine aynı tarihte, Büyük Üstat Necip Arıduru’nun üçüncü görev dönemi öncesinde yapılan “Göreve Getirilme Töreni” CLIPSAS başkan ve üyelerinin katılımıyla gerçekleşmiştir.

2001 yılında CLIPSAS Yıllık Genel Kurulu İstanbul’da yapılmış, “ayırımcılık” konusunun yetkinlikle işlendiği bu konvan, Masonluğumuza dünya çapında başarı ve onur getirmiştir.

Türk Masonluğu CLIPSAS bünyesinde çeşitli görevler üstlenmiş, tebliğler vermiş ve insanca gelişim arayışına destek verecek özverili çalışmalar yapmıştır. Günümüzde CLIPSAS’ın başkanlığını, Kongo Senatosu Milli Güvenlik Komisyonu Başkanı da olan Gabriel Nzambila üstlenmiştir. Yönetim kurulunda Türkiye, Brezilya, Guadalup Adaları, İspanya, İtalya, Amerika mason kurumlarından kardeşler yer almaktadır. Özgür Masonlar Büyük Locası Pek Saygıdeğer Büyük Üstadı Hüseyin Özgen, 14 Mayıs 2005 tarihinde Roma’da yapılan genel kurulda yönetim kurulu üyesi ve başkan yardımcısı olarak seçilmiştir. Bu görevin insanlar arasında karşılıklı anlayış, hoşgörü ve sevginin yaygınlaşmasına sağlayacağı katkılar kadar, ulusal tanıtımımız için de büyük önem taşıdığına inanıyoruz.

. . . . . . . . . . . . . . . .

CLIPSAS’ın bu yıl Roma’da yapılan genel kurulunda, bizim de katkılarımızla şekillenen ve tüm üye kuruluşların oybirliğiyle kabul edilen bir bildiri yayımlandı. Roma Çağrısı adı verilen ve bizlere yükümlülüklerimizi bir kez daha hatırlatan bu bildiriyi olduğu gibi ilgilenenlerin dikkatine sunmanın sadece Türkiye’de Özgür Masonluğun değil, dünyada liberal yaklaşımın niteliği hakkında da açık bir fikir vereceğini umuyoruz. Bu çağrı tüm dünya masonlarına yönelikti ve daha mutlu bir dünya özleminde söylemlerin eylemlerle örtüşmesinin gereğini hatırlatıyordu.




Kitapçıkta söz konusu “Roma Çağrısı” için ayrı bir başlık açılmış. Ona ben de uyacak ve bunu bir sonraki bölümde vereceğim.



ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
4 Yanıt
4444 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 12, 2012, 07:38:09 ÖS
Gönderen: Tij
0 Yanıt
2245 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 07, 2010, 11:00:14 ÖÖ
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2154 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 08, 2010, 12:27:49 ÖS
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2751 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 09, 2010, 10:25:09 ÖÖ
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
1806 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 12, 2010, 01:03:13 ÖS
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2298 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 13, 2010, 11:13:47 ÖÖ
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2303 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 14, 2010, 08:03:10 ÖÖ
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2020 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 19, 2010, 05:12:46 ÖS
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2855 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 20, 2010, 11:17:04 ÖÖ
Gönderen: ADAM
2 Yanıt
5353 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 10, 2011, 10:32:35 ÖÖ
Gönderen: ADAM