Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: NAZİLER HAKKINDA BİLDİKLERİMİZ VE BİLMEDİKLERİMİZ - 2  (Okunma sayısı 9016 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Temmuz 29, 2010, 02:36:08 ÖS
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay



Bu yazı dizisinin ikinci bölümüne başlarken önce Sayın Thoth’a katkılarından ötürü teşekkür etmeliyim. Onun değinmiş olduğu kimi ayrıntılar, benim bu bölümde anlatacaklarımı zenginleştiriyor. Ancak dikkatle okuyanlar, anlatımlarımızda örtüşmeler olduğu gibi yer yer birbiriyle çelişen noktalar olduğunu da görecektir. Sanırım bu da yararlanılmış kaynaklarda veriler bilgiler arasındaki çelişkilerden kaynaklanmaktadır. Pek önemi yok. Çünkü okuyanların çoğunun bu konu hakkında bildiklerimizden çok bilmediklerimizin bulunduğunun farkına varacağını, böylece bildiklerini artıracağını düşünüyorum. Bu nedenle de Sayın Thoth ile uyuşmadığımız birkaç ufak tefek nokta üzerinde durmayarak, devam ediyorum.




Almanya’daki kısa adıyla Nazi Partisi, görünüşte daha önce kurulmuş olan İşçi Partisi’nin (Deutche Arbeiterpartei) yeniden biçimlendirilip güçlendirilmesiydi ama aslında bu oluşum Thule Derneği (Thulegesellschaft) adlı bir ezoterik örgütün çatısı altında plânlanmıştı.

Hayli ilgi konusu olabilecek şu Thule Derneği’ne gelmeden önce, bu partinin 1920 yılında ortaya konmuş temel amaçlarından en önemlilerini şöyle bir sıralayalım:

•   Almanya’nın yürürlükteki demokratik Weimarer Anayasası’nı ortadan kaldırmak;
•   Sol partilerin benimsediği Marksizm ile savaşmak;
•   Merkez partilerin benimsediği siyasi Katolik tutuma karşıtlık;
•   Gelişmekte olan Dünya Yahudi Birliği ile savaşım;
•   Irkçı bir Alman milliyetçiliğini gerçekleştirmek;
•   1. Dünya Savaşı’ndan sonra imzalanan Versailles Anlaşması’nın iptali ve yenilgi üzerine yitirilmiş toprakların geri alınması.

İşte böyle bir programı olan bu partinin temelinde yer alan Thule Derneği’ni 1918 yılında Baron Rudolf Glandeck von Sebottendorf’un kurmuş olduğu söylenir.

Kimileriniz bilir elbette ama kimileriniz bu adamın adını daha önce hiç duymamış olabilir. Kim olduğuna şöyle bir bakalım.

Ezoterik nitelikli birçok kurum ile yakından ilgili bir okültist, alşimist, Rozkruacı, üstüne üstlük bir İslâm gizemcisi, tüm bunların ötesinde bir de mason. Yıllarca Türkiye’de kalmış ve tasavvuf ile de yakından ilgilenmiş.

Masonluğa ne zaman ve nerede girmiş dersiniz?... 1901 yılında, Fransa Büyük Doğusu’na bağlı olmak üzere Mizraim Riti’nde Bursa’da çalıştığı söylenen bir locada.

1908 yılı öncesinde İstanbul’da İttihat ve Terakkiciler ile işbirliği ederek 2. Abdülhamit’in tahttan indirilmesi olayında rol aldığı da söylenir. Hatta 2. Meşrutiyetin ilanından sonra Osmanlı vatandaşlığına da geçmiş.

(Bunlara Sayın Thoth değinmişti zaten. Ben anlatımın akışı içinde yinelemiş oldum.)

Ancak 1909 yılında oluşan, Osmanlı Devleti bakımından “ulusal” nitelikli Türk Masonluğu’nun tarihçesini kaleme alanların yapıtlarında bu kişiden hiç söz edilmiyor. Kim bilir, belki de Türk mason localarıyla bir bağlantısı olmamış; böyle bir ilişkisi olsa bile, anlaşılan bu sıradan bir loca üyeliğinden ileri gitmemiş. (Nitekim tarihte birçok ünlü kişinin mason olduğu bilinir ama Masonluk açısından onların diğer masonlardan farklı, bu nedenle “önemli” bir yeri ya da işlevi yoktur.)

Birinci Dünya Savaşı sonrasında ana yurduna dönmüş ve “Studiengruppe für germanisches Altertum” (Alman Eski Değerleri Üzerine Çalışma Grubu) adlı bir örgüt kurmuş.

Sanki akademik araştırma yapmak üzere oluşturulmuş bir grup izlenimini veren bu örgüt, baştan sona politik amaçlı… Nitekim aynı sıralarda kurulmuş olan Alman İşçi Partisi ile iç içe. Sonra adı “Thule Gesellschaft” (Thule Derneği) olarak değişmiş ve komünistler ile didişmeye başlamış.

Nazi Partisi de işte bu ikisinin üzerine oturmuş.
Sözlük anlamı bakımından “Thule”, kuzeydeki en uzak kara parçasını betimlemek amacıyla eskiden kullanılan bir terim.

Adolf Hitler ile adlarını bildiğimiz diğer ünlü Nazilerden çoğu, hemen hemen başından beri Sebottendorf’un kurduğu bu örgütünü etkin birer üyesiymiş.

Sebottendorf ateşli bir Nazi olmasına karşın sonraları partide “Birinci Adam” durumuna geçen Hitler ile arası açılmış. 1930’lu yıllardaki bireysel etkinlikleri hiç hoş görülmemiş; 1934 yılında yani Nazi Partisi iktidara geçtikten sonra Gestapo tarafından tutuklanmış ve yurt dışına sürülmüş; o da yine Türkiye’ye gelmiş.

Ancak Sebottendorf’un bundan önce bir başka Türkiye serüveni daha var. Nazi Partisi’nin ilk kurulduğu sıralarda kısa bir süre için Münih ve çevresini elinde tutmuş olan Bavyera Sovyet Cumhuriyeti hükümetine Thule Derneği üyelerinden kimilerini ihbar etmekle suçlanmış. Bunu yadsımamış da… Önce İsviçre’ye, oradan da İstanbul’a kaçmış.

Yıllarca İstanbul’da yaşamış. Hakkında hiçbiri kanıtlanamayan, yer yer birbirleriyle çelişkili söylentilerin haddi hesabı yok. Karanlık işlere bulaşmış olduğundan kuşku duyulamaz. 1945 yılında intihar etmiş ama bunun sahiden öyle mi yoksa düzmece mi olduğu belirsiz. Öldürüldüyse, niçin öldürüldüğüne ilişkin bir dolu senaryo tasarlanabilir.

Sebottendorf’un bir de şöyle bir kitabı var:



“Die geheimen Übungen den türkischen Freimaurer” (Tük Masonlarının Gizli Uygulamaları) adlı bu kitap dilimize de çevrilerek “Eski Türk Masonlarının Uygulamaları” adı altında yayınlanmış. İlgilenirseniz; bir ara tükenmişti ama sanırım ikinci basımı yapılmış. (Yayıncısı: Hermes Kitap) Kapsamı ise Türkiye’deki Masonluktan çok Bektaşîlik ile bağlantılı. Adı çarpıcı ama içeriği düş kırıklığı yaratıyor.

Komplo senaryocularından kimileri, Thule Derneği’ni, günümüzde hayli sözü edilen “Yeni Dünya Düzeni” atılımının o tarihte Almanya’daki karşılığı olarak görür. Öylesine ki, bu kurumun düşünsel yapısının aslında Masonluktan kaynaklandığını, her ne kadar Naziler Almanya’daki mason localarını hepten ortadan kaldırmışsa da, aslında Hitler’in girişimlerinin ardında Masonluğun yer aldığını belirtirler. Nitekim Thule Deneği’nin de silinip gitmeden önce Almanya’daki birtakım mason localarıyla bağlantısı olup olmadığı sorgulanabilir.

Fakat hepsinden ilginci, bu derneğin amblemi olsa gerek. Buna bakılırsa kuruluş yılı 1919.



Bu amblemin çizeri ya da tasarımcısı ise Rudolf Hess. Adolf Hitler’in Nazi Partisi’ndeki vekili, âdeta sol kolu. Nüremberg Davası’nda yargılananlardan… (Hitler’in sağ kolundan da söz edeceğim ama daha sonra.)

Bu amblemde en çok dikkat çeken şu figür:



İşte bu figürün sonradan Nazi Partisi’nin “Gamalı Haç” olarak da anılan amblemine dönüştüğünü kestirmek zor değil.

Ancak bu dönüştürme işlemi de öyle sanıldığı gibi bir çırpıda olmamış. Nazi Partisi’nin şu bayrağı ortaya çıkana kadar, Friedrich Krohn adlı bir diş tabibi epeyce uğraşmış bununla.



Peki bu barağın ortasındaki şuamblemin adı niçin “Gamalı Haç”?... Çünkü Yunan alfabesindeki dört adet gama harfinin bir araya getirilişinden oluşuyor da ondan.

Bazı yerde bu amblemin “Swastika” olarak anıldığını görebilirsiniz. Ancak bu yanlış. Çünkü Hint kökenli bir simge olan Swastika bunun tam tersidir. Şöyle:



Buna ise “Gamalı Haç” diyemezsiniz, çünkü burada gama yok. Üstelik Swastika’nın böyle basit çiziminin, her kolu görünümde merkezden sola dönük olarak düzenlenişinin de bir gerekçesi var. Bu bir simge…

Bu simgenin anlamı üzerinde hayli spekülasyon yapılmıştır. Dolayısıyla temelde hep aynı ama farklı farklı biçimlerde de düzenlenmiştir. Burarda örneklerini vermeyeceğim. İsterseniz internette bir basit arama yapın; çok ilginç düzenlemeler göreceksiniz. Hepsinin ortak yanlarından biri, kolları simetrinin merkezi çevresinde döndürürseniz hep sola doğru oluşları; Gamalı Haç’ın tersi.

Swastika mı Gamalı Haç’ın tersi, yoksa Gamalı Haç mı onun tersi?

Birincisi olamayacağına göre ikincisi… Denir ki; Rudolf Hess, özellikle Swastika’nın sola dönümlü çark biçimindeki çizimini almış, onu basitleştirerek ve bir de öte yana çevirerek Thule Derneği’nin amblemine katmış. (Bu yazı dizisinin başında belirttiğim nokta uyarınca, Swastika ile Gamalı Haç’ı biri diğerinin simetriği diye özdeşleştirmek yanlıştır. Bir alıntı ya da esinlenme söz konusu olabilir ama Gamalaı Haç = Swastika denilemez.)

Her ne kadar Thule Derneği Nazi Partisi’nin temellerinden biriyse de, acaba bu bağlantıyı kurmak da bir spekülasyon mu? Gamalı Haç olarak anılan amblem aslında bir başka biçimde oluşturulmuş olamaz mı?...  Friedrich Krohn’un oluşturduğu bayraktaki biçime şöyle bir bakın. Gamalı Haç 45 derece sola eğik duruyor.

Bir diğer teoriye göre; bu amblem aslında ne Gamalı Haç’tır, ne de Thule Derneği’nin ambleminden ya da Swastika’dan bir dönüştürme… Bu doğrudan üst üste yerleştirilmiş iki S harfidir yani SS.

Peki SS nedir?

Konu Naziler ile bağlantılı olunca “Schutzstaffel” (Koruma birliği) adlı örgütün kısaltılmış adı. Bu önceleri Hitler’in özel muhafız bölüğü iken, sonradan buna onun sağ kolu sayılabilecek olan Heinrich Himmler tarafından çok daha geniş çaplı görev ve yetkileri olan bir askeri polis örgütü niteliği verilmiştir.

Ancak bunu Gestapo ile özdeş tutma yanılgısına da düşmeyelim; “Geheime Staaspolizei” (Gizli Devlet Polisi) örgütünün kısaltılmışı olan Gestapo, SS yönetimi altındaki kollardan biriydi.

Nazilerin amblemi konusunu burada keseceğim ama gerek SS kavramını gerekse Himmler’i zihnimizden silip atmamayı öneriyorum. Onlardan yine söz edeceğim.



Bu noktaya geldiğimizde, Nazi Partisi’nin programına geçmeden önce katkıları beklerim. Özellikle Sayın Ceycet ve Sayın Thoth’un diyecekleri olduğunu sanıyorum.


ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Temmuz 29, 2010, 05:42:56 ÖS
Yanıtla #1
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1741
  • Cinsiyet: Bay


Baron Sebottendorf çok ilginç bir kişilik.Thule örgütünün kuruluş felsefesi ile,Baron'un sonradan oluşan dünya görüşü çelişkilerle dolu.

Thule'de,Mu uygarlığıyla olası bir bağlantı arayışına, zamanda yolculuk ve uzaylılarla iletişim ve Pagan etkisinin eşlik ettiğini,Baron'da ise,Bektaşi felsefesinin yerleşik izleriyle parapsikoloji merakını görüyoruz.

Rivayetler ise saymakla bitmez,bunların çoğunu sizde duymuşsunuzdur.Rivayetler konusuna sonra gireyim,zira belki bir kısmından sayın ADAM söz edecektir.


Saygılar
Ben"O"yum,"O"ben değil...


Temmuz 29, 2010, 05:51:04 ÖS
Yanıtla #2
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 304
  • Cinsiyet: Bay




İnsanoğlu gamalı haç’ı birbirinden çok farklı coğrafyalarda binlerce yıl kullanmış, buna karşılık Alman milliyetçiliğinin bu simgeyi sahiplenmesinin üzerinden yüz yıl kadar bir süre bile geçmemiş.

TÜRKÇE’DE GAMALI HAÇ
Gama (Büyük harf - küçük harf)
Önce gamalı haç sözünün kaynağından başlayalım. Bu sözdeki “gama”, eski Yunan alfabesinin üçüncü harfi olan “gamma”dan başka bir şey değil, hani alfa ile beta’dan sonra gelen ve Röntgen ışınlarına da adını vermiş olan şu meşhur harf. Küçük harf olarak yazıldığında uçları yukarda, tek halkalı bir kurdele fiyongu gibi olan gamma, büyük harf olduğunda başaşağı duran bir “L” şeklinde yazılıyor. Dört gama’yı ortada birleştirirseniz, olur size bir “gamalı haç”.

Bu işaretin adı, Türk Dil Kurumu’nun Türkçe Sözlük’üne ilk kez 1955′te girmiş. İşte size bir soru daha: İngilizce’de ve birçok başka batı dilinde bu işarete “swastika” deniyor, bizde neden bu ad kullanılmamış? Cevap, bu işaretin Fransızca adında gizli: “croix gammée”, yani “gamalı haç”! Demek ki bir çok başka terim gibi bu işaretin adı da Türkçeye Fransızca’dan aktarılmış. Almanca’da aynı işarete “Hakenkreuz”, yani “kancalı haç” dendiğini de ekleyelim.


Schliemann'dan Troy'daki Gamalı Haçlar
Anadolu’nun arkeolojik harabelerinde ilk kez gamalı haç işaretini bulan ve bunu yayımlayan kişi, 1870′li yıllarda kendi usulleriyle Troy‘u kazan Heinrich Schliemann olmuş. Fakat gerek Yunan, gerek Roma döneminin birçok yapısında, yapıtında gamalı haçı bulmak mümkün.

UZAK DOĞUDAN ÖRNEKLER

Gamalı haçın tarihinden söz edenler daha çok Hindistan’ı ve Buda heykellerindeki gamalı haçları örnek veriyorlar, oysa doğuda çok yaygın kullanılmış bu figür. Örneğin Hong Kong Sanat Müzesinde bulunan ve Majiyao kültürüne, yani MÖ 2200-2000 yıllarına tarihlenen neolitik döneme ait geometrik desenli toprak kap, üzerinde gamalı haç desenleri taşıyor. Yine de, Hindistan’da çok faklı din ve kültürlerin gamalı haç işaretini yaygın biçimde kullandıkları bir gerçek.


Uzak doğu'nun neolitik döneminden gamalı haç
Uzak doğu kültüründe gamalı haç uğur getiren bir işaret olarak kabul ediliyor. Zaten “swastika” adı da, Sanskritçede “iyi talih, sağlıklı olma, şanslı olma, iyilik hali” gibi anlamlar taşıyor. Kimi araştırmacılar gamalı haç işaretinin hayatın kaynağı olan güneşin ışıklarını simgelediğini düşünüyorlar. Bir yoruma göre gamalı haçın kolları sağa doğru, yani saatin dönme yönüne uygun ise şekil olumlu güçleri ifade ediyor, kolları ters yöne doğru olan gamalı haç ise olumsuz, insana zarar veren güçleri anlatıyor.


ŞANS İŞARETİ GAMALI HAÇ

XIX. yüzyıldan ve XX. yüzyılın ilk yıllarından kalan bir çok belgede, at nalı veya tavşan ayağı gibi gamalı haç da insanlara şans getirecek, uğurlu bir işaret sayılıyor. İnsanlar o dönem bir bebeğin doğumu gibi fırsatlarda birbirlerine, üzerinde gamalı haç resmi olan kartpostallar gönderiyorlar. Hatta bu işaretin dört gama’sı, dört “L” harfi sayılıyor ve bu dört L için “light – luck – love – life” (ışık, şans, aşk, hayat) yakıştırması yapılıyor o yıllarda.





Thule Derneği
Alman milliyetçileri kendilerine bir tarih yaratırken, İskandinav mitolojisinin bir çeşit Atlantis’i sayılabilecek olan ve kuzey denizlerinde bulunduğu varsayılan Thule adasını, “üstün ari ırk”ın doğum yeri olarak kabul ediyorlar. Böylece, düşünsel olarak ari ırkın bu adada ortaya çıkışı ile insanlığın doğuşu özdeşleşmiş oluyor. Thule Derneği, Hitler’in ve Alman milliyetçilerinin gizemcilik ile buluşma noktası oluyor, partinin düşünce kaynaklarını sözdebilim ile besleyen bir kaynak haline geliyor. Aslında Naziler tarafından yaygınlaşana kadar, Avrupa’da gamalı haç işareti siyasetle hiç ilgisi olmayan kuruluşlar tarafından da kullanılıyor.


Örneğin Danimarka’nın meşhur bira markası Carlsberg, etiketlerinde bulunan ve Hindistan kültüründen alınmış olan gamalı haçı, 1930′lara kadar kullanıyor, ama gamalı haç ciddi bir siyasi referans haline gelince etiketinden çıkarıyor.

Gamalı haç işaretinin Nazi partisinin amblemi olması fikri diş hekimi Dr. Friedrich Krohn‘a ait. Krohn gamalı haç’ı 45 derece döndürüyor, kırmızı zemin üzerine, beyaz bir dairenin içine koyuyor. Hitler de 7 Ağustos 1920′deki Salzburg kongresinde bu sembolü partinin amblemi yapıyor.

Kavgam’da anlattığına göre, Hitler gamalı haçlı bayrağı şöyle yorumlamış: “Kırmızı’da hareketimizin sosyal ülküsünü görüyoruz, beyazda milliyetçi ülkümüzü, gamalı haçta ise Ari adamın zafer için mücadele etme görevini, aynı zamanda yaratıcı iş ülküsünün zaferini, ki bu zafer şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da daima anti-semitik olacaktır!”

Hitler’in zafer düşleri 1920 ile 1945 arasındaki yirmibeş yıllık dönemden daha uzun ömürlü olamadı, ama bu hareketin gölgesi, binlerce yıllık ömrü olan gamalı haç işaretinin üzerine öyle bir düştü ki, Nazi’ierin yenilgisinin üzerinden yarım yüzyılı aşkın süre geçtiği halde gamalı haç üzerindeki lanet devam ediyor! Herhalde hâlâ gamalı haç ile şans, talih kavramlarını bir arada düşünebilen pek kimse yok.......(ALINTIDIR)


Işık ve Sevgi İle Kalın.......
Işık, sadece ışık ama daha fazla ışık.......


Temmuz 29, 2010, 06:13:37 ÖS
Yanıtla #3
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


Sayın Oasis'in bu yazı dizisinin bu bölümüne katkıları için teşekkürler.

Ne yazık ki katkının büyük bölümü alıntı olduğundan, Sayın Oasis ile tartışmaya giremiyorum.

Tartışma konusu da dönüp dolaşıp aynı noktada düğümleniyor. Gamalı Haç = Swastika değildir. Bunlar birbirinin simetriğidir ama birinin açık alanı sola, diğerinin sağa doğrudur. Doğu kültürlerinde Gamalı Haç yoktur. Açık alının sağa doğru oluşunun olumlu, sola doğru oluşunun olumsuz nitelikleri yansıttığı bence Swastika'nın simgesel anlamının ötesinde, biraz farklı bir "simge oluşturma ve yorum" uygulamasıdır. Swastika kavramı, genellikle bildiğimiz "dört asal öğe" kavramının Doğu'da antik dönemlerde benimsenmiş "beş asal öğe" kavramının yansımasıdır. Daha önce de değinmiş olduğum üzere, bu simgede gama yoktur. Kim bilir, belki de bir başka başlık altında Swastika'ya, dolayısıyla dört asal öğe ve beş asal öğe kavramlarına girilebilirdi. Ancak o konunun bu başlık altındaki konuyla bağlantısı yok.

İşin ilginç yanı bu başlığın aktarım düşünüsünün başylangıcı da Sayın n Oasis'in aktardığı bir yazının son paragrafından doğmuştu. Ancak ben artık işin bu yanını bir yana bırakıp sonrasına geçmek istiyorum. İsteyen Gamalı Haç ile Swastika'yı özleştiredursun...

ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Temmuz 29, 2010, 06:47:38 ÖS
Yanıtla #4
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 886
  • Cinsiyet: Bay

Elimde bulunan bazı kaynaklardan yararlanarak bire bir örtüşen kısımlar dışında, okuyucunun kafasında konuyu bütünleştirebilecek noktaları paylaşmak isterim.
Belki böylelikle Sayın ADAM'ın anlattığı konuya daha bir derinlik kazandırılabilir.
Kısaltarak yazdıklarım; Thule'nin, svastikanın, nazi kelimesinin konu dahilindeki kökeni hakkında ve tamamı çeviri olacaktır.

Bulwer-Lytton komplo teorileri araştırıcılarına göre Nazi hareketinin manevi babasıydı ve
Gizli toplulukların Lytton öğretileri ile kontrol edilmek istenildiği masonik bağlantılar mevcuttu.
Bu gizli topluluklar direk Hitler'e ve Nazi Partisine bağlanılabilir.
Hitler ayrıca Lytonn'un Rienzi: The Last of the Roman Tribunes ve Vril:The Power of the Coming Race kitaplarından ilham almıştı.*1

1887 de Lytonn'un ölümünden dört yıl sonra onun öğretilerine bağlı ilk mistik topluluk kuruldu. Quaturo Coronati Loca'sının isteği ile Lytton un Rozkrua Topluluğu doktrinleri ile Hermetik Golden Dawn kuruldu.
Irkçı Golden Dawn rituellerinin iki kaynağı vardı. Kutsal kase mistizminden ve Lytonn un Vril: The Power of the Coming Race (1871)  kitabındaki pagan ritüellerinden alınmıştı.
Vril, dünyayı ele geçirecek beyaz aryanlardan oluşan bir ırkın hikayesiydi.*2 Svastika Golden Dawn için anahtar semboldü.

Lytonn ile çok yakın olan Madam Blavatsky de Golden Dawn üyesi olmuştu. Fakat ilerleyen günlerde kitabı Secret Doctrine'de okuyucuları 'Vril', onun astral gücü, yıkıcılığı ve etkileri hakkında uyarıyordu. Ancak svastika Madam Blavatsky nin kişisel arması olmuştu.*3
(not: hatırlanırsa bizde de son zamanların tartışmalı, en büyük davasında bir gazeteci kendisine arma olarak svastikayı seçmiş ve dövme yaptırmıştı. Kimilerine göre bu kişiler Baron Rudolf'un İstanbul çalışmasının ürünüdür)

'Rienzi' aynı zamanda Hitler'in hayranı olduğu ve mezarını sık sık ziyaret ettiği Wagner'i de derinden etkilemişti.

1887 de Golden Dawn, Bulwer-Lytton ın ırkçı doktrinini benimsedikten sonra içine Berlin'i de alan bazı ileri gelen Avrupa şehirlerinde localar kurmuştu.*4 Birinci dünya savaşı öncesi ve süresinde Golden Dawn iki cemiyet meydana getirmişti. Daha sonraları liderliğini Aliester Crowley in yaptığı Ordo Templi Orientis ve 1918 de Thule cemiyeti.
Thule cemiyetinin doktrini Lytonn'un Vril: The Power of the Coming Race ile özdeşti. Blavatsky nin teozofinin doktrini Thule'nin Satanist incili haline gelmişti.*5

Sayın ADAM'ın yazı dizisinin ilkinde kişisel fikri olarak öne sürdüğü 'Nazi' isminin kaynağına dair bir iddia da şu şekildedir.

Hitlerin üstündeki bir diğer  entellektüel etki, 33 dereceli Mason Friedrich Wilhelm Nietzsche (1844-1900) idi. 'Nazi' adı Nietzsche den türetilmişti. 1943 de Hitler'in Mussolini'ye son doğum günü hediyesi 'The Collected Works of Nietzsche, bu filozofun Hitler'in üstündeki etkisini kanıtlar.*6

Edith Miller, Nietzsche ve Wagner i 1902 de resmi kayıt yapılmasından önce O.T.O  üyesi olarak listeler.*7

Nazi'lerin daha sonra gerçekleştiriği herşey Nietzsche'nin beynindeydi.Üstün ırk fikri, hristiyanlığa düşmanlığın mistik ilhamı, ve nihai şekil, Ecce Hommo. Nietzsche in yakardığı gibi "Açıklayabildim mi? Çarmıha gerilmiş olana karşı Dionysus "*8

Nietzsche, narkotiklerin etkisi altındayken şöyle söylediği ifade edilir "Milyonlar, tozda titremeye düşerken , biz dionysianın yakınındayız." Nietzsche için "dionysian" yaratıcılık, rasyonaliteye karşı hayal gücü anlamına geliyordu.
Hitler, diğer bir uyuşturucu bağımlısı, Nietzsche'nin kehanetini gerçekleştirdi.


*1.Mackey, Lexicon of Freemasonry 16.
*2."Nimrod," Mackey's Encyclopedia, vol.11.
*3."Babel," Mackey's Encyclopedia, vol.1.
*4.Mackey, Manual of the Lodge 55.
*5."Jacob's Ladder," Mackey's Encyclopedia, vol.1.
*6.Allen Douglas, "Solomon's Temple: a pagan crusade against Israel," Executive Intelligence Review 22 May 1984, 22.
*7."Anti-Semitism and Freemasonry," Mackey's Encyclopedia, vol.111.
*8.Mackey, Lexicon 16.


Temmuz 30, 2010, 08:40:22 ÖÖ
Yanıtla #5
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay

Eh, her şeyi birbirine bağlamak isterseniz, işte size Sayın ozkann'ın anlattığı gibi bir seri çıkabilir. Bu çok daha ileri de götürülebilir. Hani elma ile armut toplanmaz derler ama birbirinden çok farklı meyveler hatta sebzeler tek bir sepet içinde toplanabilir. Sonra "Üzüm üzüme saka saka kararır." didikleri gibi, bunlar birbirlerine değdikleri için hepsi ilişkilendirilir.

Ancak bundaün ötürü Sayın ozkann'ı sorumlu tutmam. Onun yaptığı, kesinlikle iyi niyetli bir katkı, elihdeki kaynakları değerlendirerek.   Bundan ötürü teşekkür etmek gerek.

Gerçi benim bu yazı dizisinde kuracağım bir ilişki ya da bağlantı söz konusu olacak ama hiç olmazsa o biraz daha masum, böylei abartılı değil  ve üstelik belli verilere dayanıyor.

Sevgiler.
« Son Düzenleme: Temmuz 30, 2010, 08:43:35 ÖÖ Gönderen: ADAM »
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Temmuz 30, 2010, 11:28:34 ÖÖ
Yanıtla #6
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 886
  • Cinsiyet: Bay

Ben sizin yerinize hemen kendimi sorumlu tutayım Sayın ADAM, nihayetinde o bölümleri sizin anlatımınızın derinleşmesi maksatı ile ben seçtim.

Hitleri yetiştirdiği varsayılan cemiyetin hangi felsefeye sahip kişiler ve cemiyetler tarafından kurulduğunu yazınca faydası olur sanmıştım.

1919 da Thule'de görüldüğünü yazdığınız svastikanın, Thule'yi dahi kuran cemiyette ve onu kuranlarca daha önceleri kullanılmasının derinlik katacağını sanmıştım.

Aynı sizin öznel düşünsel üretiminizde olduğu gibi, 'nazi' isminin seçilmesi ile ilgili bir başka tahmini yazmıştım. Halbuki siz bu konuda yazın demiştiniz.

Üstelik bunların konu başlığına, 'Naziler hakkında bilmediklerimiz' kısmına dahil olduğunu düşünerek ve sizin anlattıklarınızla bütünleşmesini dileyerek.

Yazı dizinize ileti gönderip karışıklık yarattığım için üzgünüm.

Ben susuyorum, bu ve diğer verilere dayanan yazılarınızda, armutlar hakkında yazacaklarınızı saygıyla okuyorum.


Temmuz 30, 2010, 12:59:44 ÖS
Yanıtla #7
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


Ben forumda karşılıklı yazışmayı sevmiyorum ama bunun üzerine hemen yazmalıyım.

Sayın ozkann'ın alınganlık etmesi için hiçbir neden yok. Aksine, çok güzel katkılar. Zaten katkıların başında bunun komplo teorileri aşaştırıcılarına göre olduğu da belirtiliyor. Benim söylemiş olduğum da bundan başka bir şey değil. Ben kendi anlattıklarımın kesin ve tam doğru oılduğunu ileri sürmüyorum. Bu nedenle de buindan sonra gelecek bölümler için de katkıları rica ediyorum; özellikle Sayın ozkann'dan.

Sevgiler.
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Ağustos 02, 2013, 05:58:20 ÖS
Yanıtla #8
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 877
  • Cinsiyet: Bay

Sn.Adam bu bölümde Baron Rudolf von Sebottendorff ile ilgili bilgi vererek merakımı biraz giderdi teşekkür ediyorum kendisine. Bu arada kimse Die geheimen Übungen den türkischen Freimaurer kitabın üzerindeki simgeye takılmamış. Ama benim direk dikkatimi çekti. Ne olduğunu söylemeyeceğim sanırım 17. maddeye giriyor. Açıkçası ben gamalı haç'ı ters swastika sanıyordum. Edindiğim bu yanlış bilgiyi de düzeltmiş oldum.

Saygılar


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
5 Yanıt
6987 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 04, 2008, 08:36:36 ÖS
Gönderen: Prenses Isabella
35 Yanıt
8184 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 16, 2018, 06:01:01 ÖS
Gönderen: Arais
5 Yanıt
3369 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 28, 2007, 02:57:17 ÖS
Gönderen: MASON
4 Yanıt
5182 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 02, 2013, 05:40:46 ÖS
Gönderen: Waldow
1 Yanıt
4214 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 02, 2013, 06:08:37 ÖS
Gönderen: Waldow
0 Yanıt
2822 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 01, 2010, 10:23:14 ÖÖ
Gönderen: ADAM
1 Yanıt
2316 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 02, 2010, 08:15:00 ÖS
Gönderen: Texan
2 Yanıt
4124 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 02, 2013, 06:18:28 ÖS
Gönderen: Waldow
2 Yanıt
4238 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 02, 2013, 06:47:13 ÖS
Gönderen: ADAM
1 Yanıt
12099 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 10, 2010, 05:07:36 ÖS
Gönderen: Texan