Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: GELECEĞİN TOPLUMUNDA MASONLUĞUN GÖREVLERİ - 3  (Okunma sayısı 3927 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ocak 26, 2010, 04:30:07 ös
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7217
  • Cinsiyet: Bay




Aslında Masonluk, kurumsal ya da örgütsel olarak herhangi bir eylemde bulunmamayı benimsemiştir. İnsanlara ve insanlığa yönelik amaçlarının doğrultusunda çalışmak üzere masonların yetiştirilmesini –daha doğrusu bu bağlamda kendi kendilerini yetiştirmelerini- ve amaçlarını onların bireysel girişimleriyle gerçekleştirebilmeyi yöntem edinmiştir. Böylelikle, her şeyden önce, olumsuz tepkilere karşı kendi kurumsal ya da örgütsel varlığını korumuştur. Masonlara, bilgisizlikle boğuşmak, bağnazlıkla savaşmak, dogmaları yıkmak, bilgiyi yaygınlaştırmak, insanların gönenç ve mutluluklarını sağlamak üzere çalışmak görevini vermiştir. Fakat onları, tüm bunları yapabilmek için kendi ezoterik çalışmalarındaki öğretinin ve dayanışmanın dışında ayrıca donatmamıştır.

Daha önce değinmiş olduğum üzere; bazı ülkelerdeki mason kuruluşları ya Masonluğun amaçlarını ve çağdaş görevlerini yanlış anlayıp yanlış değerlendirdiklerinden ya da toplumlarına daha şirin görünebilmek için, açıkça ve mason kuruluşlarınca gerçekleştirildiklerini de oldukça yaygaralı bir biçimde duyurarak, iyilik işlerini ve eğitim kurumları kurmayı içeren toplu eylemsel girişimlerde bulunmuşlardır. Hiç kuşkusuz, geleceğin toplumunda Masonluğun görevi bu ve benzerleri olmamalıdır. Bu gibi yararı yadsınamaz girişimleri yapması gereken ve yapabilecek başka örgütler ve dernekler vardır.

Buna karşılık, masonların salt bilgili ve erdemli bireyler olarak yetiştirmesinin yetişmediği de açıkça ortadadır.

Bir zamanlar özellikle masonların ülkelerin yönetiminde yer alacakları ve Masonluktan edindiklerini uygulamaya koyacakları düşünülmüştü. Bu düşüncenin, bundan kırk yıl öncesine değin yerinde bir geçerliğinin bulunduğu söylenebilir. Şimdilerde ise, gerçek masonlardan birçoğu bireysel yaşamlarında kendilerini politikanın hatta kamusal bürokrasinin dışında tutmaya çalışmaktadır. İçlerinden ülkelerin yönetiminde yer alanlar ise, mason olduklarını, masonik görev ve söz verişlerini kolaylıkla unutabilmekte, masonik amaç ve ilkelere ters düşse bile içinde yer aldıkları politik kurumun ilke ve eğilimlerini benimseyip yürütmektedirler.

Ayrıntı ve uzantıları bir yana bırakacak olursak, Masonluğun en önemli girişimi, toplumlardaki bilgisizlikleri gidermek, insanları bilimsel bilgi ile donatmak olmalıdır. Bu amaçla da Masonluk, artık salt bireysel girişimlerle yetinmemeli, kurumsal bir atılımda bulunmalıdır.

Bu atılımında adını ortaya koymasının hiçbir gereği yoktur yani yapılmakta olan girişimin mason kuruluşlarınca yürütüldüğünün açıklanması hiç de gerekmez; tersine, Masonluğun adının duyurulmamasına çalışılması çok daha yararlıdır.

Oldukça bilgili bir insanın bile giderememiş olduğu dogmalarından sıyrılabilmesi, varsa kör inançlarından kurtulabilmesi, bağnazlık kırpıntılarından arınabilmesi için, doğrudan bunların yanlışlığını ortaya seren, dayanaksızlıklarını ve saçmalıklarını gösteren bir yaklaşımda bulunulabilir. Çünkü oldukça bilgili bir insan ile toleranslı bir tartışma yapılabilir. Gerçi bunun bile istisnaları vardır ama onlar istisna. Fakat oldukça bilgisiz bir insanı tüm bunlardan kurtarabilmek için doğrudan yapılacak bir yaklaşım, toleransla karşılanamayacağı için ters teper.

Bilgisiz bir insanın dogmalarına bir kez saldırıda bulundunuz mu hatta ona böyle bir girişime yöneldiğinizi sezdirdiniz mi; bundan sonra aslında kolaylıkla benimseyebileceği doğruları bile artık ona gösteremezsiniz. Çünkü başlangıçtan size karşı olan güvenini yitirmiş hatta sizi kötü ve zararlı olarak nitelemiştir; size baksa da görmemekte, sizi işitse de dinlememekte hatta belki varlığınızdan bile tedirginlik duymaktadır.

Böyle bir girişimin bireysel değil de toplumsal boyutta yapılması ise hemen şimşekler çeker; kişilerden önce, çıkarcı ve bağnaz çevrelerin amansız kurumsal saldırıları altında kalınır. Tarih boyunca Masonluk, böyle durumlarla karşılaştığında, bunlarla baş edemeyip kendi kabuğu içine çekilmek zorunda kalmıştır.

Bu nedenle, bilgisizliğin giderilebilmesi için, dogmalardan ve kör inançlardan hiç söz edilmeksizin, bunların yanlışlık ve dayanaksızlıklarına değinilmeksizin, yalnızca bilimsel bilgiden kaynaklanan doğrulan ve gerçekleri ortaya sermekle yetinilmelidir. Bunda da, ivedici olmamak, her şeyi bir anda verip değişim ve gelişimin sonuçlarını hemen almak istemek gibi yanılgılı bir tutum takınmamak, azar azar vermek, dayançla ve islenilen değişimin görülememesinden ötürü umut yitirmeksizin beklemek gereklidir.

Önceleri bilgisiz olan insan, birbiri ardınca ve zaman bakımından uzunca sayılabilecek bir süreçte aldığı bilimsel bilgileri sanki hiç almıyormuş gibi bir izlenim verecektir. Ancak bu, ister istemez kendinde bir birikim oluşturacak, giderek belli bir doygunluğa varacak, işte o zaman silkinip kendi dogmalarını kendisi yıkıp atacaktır.

Bilgisiz bir insan, en derli toplu bilgi kaynaklan olan kitapları sevmez; gazete ve dergileri bile ancak kendi güncel ilgi alanı bakımından izler. Okumak, hele kendi istenciyle bilgi edinmek için okumak, onun indinde katlanılamaz bir sıkıntıdır. Buna karşılık, görerek ve dinleyerek yani bir çaba göstermesine gerek kalmaksızın kendisine bilgi aktarılmasına ses çıkarmaz.

Günümüzde, kitle iletişim olanakları oldukça gelişmiş ve en bilgisiz olanların severek izlediği, dolayısıyla kolaylıkla yararlanabilecekleri bir boyutta yaygınlaşmıştır. Bu olanaklardan, bilimsel bilginin aktarımında yararlanmaya bakılmalıdır. Kuşkusuz bunun için de, bu olanakların yönetim ve denetiminde bulunan masonlara çok önemli özel görevler düşmektedir.

Bu amaçla, yayılmasına çalışılacak bilimsel bilginin tür ve kapsamının seçimine de özen gösterilmesi pek önemlidir. Örneğin maddenin temelde salt bir çekirdek ile elektronlardan oluşmayıp, bunlardan başka "nötrino" ve "mezon" gibi birtakım çok küçük parçacıkların da bulunduğunu, dalgalar ve ışınlarla nasıl etkilenip ne gibi etkileşimler oluşturduklarını geniş ve bilgisiz kitlelere anlatmak, dogmaların yıkılabilmesi bakımından pek bir işe yaramaz. Evrenin kozmik oluşumuna ilişkin bilgilerin aktarılmasında ise çok özenli olunmalıdır; çünkü bu anlatım bilgisiz zihinlerdeki dogmaların daha da ululaştırılmasına neden olabilir.

Bilgisizliğin giderilmesinin kaçınılmaz ereği, ön yargıların giderilip dogmanın yıkılmasıdır. Bunun için kişiye, kendi dogmalarını sorgulayabilecek ipuçları verilmelidir. Bunu yapmaya girişmeden önce ise, kişinin bir ön eğitimden geçirilmesi gerekir. Bu ön eğitimin amacı, bir sonraki aşamadaki eğitim için saygınlık ve güvenilirlik kazanmaktır. Eğitilmesi öngörülen kişi (dolayısıyla kişilerin oluşturdukları toplum), bunları aktaran kaynağın söylediklerini ve gösterdiklerini, kendi sınamalarıyla doğrulayabilmelidir.

Örneğin, sıradan bir insana uzaya ilişkin bilimsel bilgiler verildiğinde, onun bu bilgileri kendi başına sınayarak doğruluklarını çıkarabilmesi olanaksızdır; tek yapabileceği şey, bu bilgilerin doğruluklarını kanıtlamış olduklarını ileri sürenlerin dediklerine güvenmektir. Eğer bu bilgiler, inançlarıyla çelişiyorsa, gerekli güvenç sağlanamaz. Demek oluyor ki, çok daha basitten, elinin altındaki fiziksel ve biyolojik olaylardan başlanmalı, ona sınama fırsatı verilmeli, iletişim kaynağının doğruları anlattığına güvenmesi sağlanmalıdır. Bir kez bu güven sağlandıktan sonra ve ancak bundan sonra, dogmaların yıkılabilmesini sağlayacak bilimsel bilgilere geçilmelidir.

Bütün bunlar, Masonluğun geleceğin toplumunda yüklenmesi gereken görevlerin pek ağır olacağını ortaya koyuyor. Üstelik bir an önce sonuç alma hevesine kapılmamak, tutarlı bir izlence oluşturmak ve bunu uygulamaya koymak gerekiyor.

Demek ki Masonluk şöyle bir silkinmeli, kendini her bakımdan yeniden biçimlendirmeli.
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Ocak 27, 2010, 06:52:18 ös
Yanıtla #1
  • Ziyaretçi

Sevgili ADAM,

Masonluğun ödevleri ve görevleri bakımından yapıcı ve bilgilendirici bir yazı,bizlerle paylaştığın için teşekkür ederim...

Saygılarımla...


Ocak 27, 2010, 09:46:26 ös
Yanıtla #2
  • Skoç Riti Masonu
  • Orta Dereceli Uye
  • *
  • İleti: 102
  • Cinsiyet: Bay

Genel anlamda Sn. Adam'in goruslerine kabul etmemek mumkun degil...

Fakat sadece Masonlugun silkelenip her bakimden yeniden bicimlenmesinin tek basina fayda getirebilecegine inanmakta zorlaniyorum...

Toplumun da belirli bir seviyede olmasi, kulturel ve sosyal gelismislige kavusmasi gerekir diye dusunuyorum...

Yine Sn. Adam'in verdigi ornek uzerinden devam edecek olursam, siradan birine uzaya iliskin bilgiler vermenin ne faydasi olabilecegini tartismak lazim belki... Faydadan cok zarar bile getirebilir...

Ama tum toplum uzaya iliskin bilgileri anlayabilecek seviyede olsa, o zaman bir yol gostermek daha kolay olacaktir...

Demem odur ki, sanki aydinlanmanin asagidan yukari degil, yukaridan asagi ilerlemesi daha basarili olabilir gibi geliyor bana...

Yani ilk once anlayabilene anlatmak lazim... Anlayabilenleri bilgilendirmek lazim... Paralel olarak daha fazla anlayabilen nasil yaratilir bunu konusmak lazim...

Ne zamandir forum'u takip edemiyordum, insallah cok alakasiz bir yerden dalmadim konuya...

Sn. Adam basta olmak uzere tum katilimcilarin yeni yilinin saglikli, basarili, ve mutlu gecmesini diler, sevgi ve saygilarimi sunarim...

aashooter.
« Son Düzenleme: Ocak 29, 2010, 11:50:06 öö Gönderen: skullG »
Masonry is not a secret society, it is a society with secrets...


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
2 Yanıt
12454 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 12, 2013, 07:22:12 öö
Gönderen: Genius Loci
0 Yanıt
4086 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 09, 2009, 08:40:23 öö
Gönderen: ADAM
6 Yanıt
6620 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 03, 2016, 03:55:11 ös
Gönderen: resurrected
3 Yanıt
10366 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 03, 2016, 11:33:58 ös
Gönderen: hyperbolic metamaterial
0 Yanıt
3838 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 10, 2009, 10:33:58 öö
Gönderen: ADAM
4 Yanıt
5392 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 09, 2014, 09:06:03 öö
Gönderen: ADAM
4 Yanıt
13270 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 23, 2009, 05:56:33 ös
Gönderen: lucifer
2 Yanıt
5973 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 23, 2009, 07:50:50 öö
Gönderen: ADAM
3 Yanıt
3797 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 27, 2010, 09:31:32 ös
Gönderen: aashooter
0 Yanıt
6075 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 25, 2010, 09:22:10 öö
Gönderen: ADAM