Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Masonluğun Ana İlkelerinden TOLERANS Hoşgörü Değildir  (Okunma sayısı 5799 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Eylül 25, 2006, 09:34:49 ÖS
  • Administrator
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 9528
  • Cinsiyet: Bay
    • Masonluk, Masonlardan Öğrenilmelidir

Masonluğun Ana İlkelerinden TOLERANS Hoşgörü Değildir
HOŞGÖRÜ

Eski dilde, müsamaha etme, hoş görme, dikkatsiz, kayıtsız, davranma anlamlarına gelen "tesâmuh" sözcüğü, cömertlik, eli açıklık, iyilikseverlik anlamındaki "semahat" sözcüğünden, bu sözcükten de sonradan "müsamaha" sözcüğü türetilmiştir. Develioğlu'nun lûgatında müsamaha'nın karşılığında : "görmezlikten gelme, göz yumma, hoş görme; aldırış etmeme; savsaklama" tanımlaması gelmektedir. 1959 yılında yayımlanan Türk Dil Kurumu'nun Türkçe sözlüğünde, hoşgörü sözcüğü hâlâ yer almamıştır. 1969 tarihli TDK sözlüğünde ise, hoşgörü "her şeyi anlayışla karşılayarak olabildiği kadar hoş görme hali, müsamaha" olarak tanımlanmaktadır. 1974 yılı sözlüğünde, bu tanımlamaya bir de eş anlamda "tolerans" sözcüğü İlâve edilmiştir. Hoşgörü kavramı içinde bir hoş gören bir de hoş görülen vardır. Hoş gören, bulunduğu yüksek noktadan, aşağıdaki zavallı yaratığı hoş görebilir, küçük hatalarına lütfen göz yumabilir, affedicidir; kısaca, yalnızca güçlü güçsüzü hoş görebilir.

TOLERANS

Fransızca dilinde "tolérer" fiili
" tahammül etmek - hoş görmek - göz yummak" anlamına gelir. Böylece sözcüğün eski anlamıyla, "tolerans" sözcüğü, dinsel özgürlük araştırmalarının doğduğu günlere kadar, "hoşgörü" gibi aşağılayıcı bir anlam taşıyordu.

Din savaşları döneminde, Ortaçağ idealleri ile yoğrulmuş olan egemen din, ilk önce her türlü baskıyı uygulayarak sapmaları önlemeye çalışmış, ancak bu yöntemlerle sapmaları yok etmenin olanaksız olduğu kanaati hâkim olunca da, ehvenişer olarak, dinsel bölünmeye tahammül etmek (onu tolere etmek) zorunluluğu belirmişti. Günümüzde dahi, söz konusu dinsel bölünmeyi hazmetmemiş bağnaz çevreler, bu "tolerans" sözcüğünü sözlüklerinden çıkarmak istemektedirler. Katolik mezhebine bağlı yayıncılar, hâlâ, yayınlarında tolerans sözcüğünü aşağılayıcı anlamında kullanmayı yeğlerler. Aydınlanma Çağında, inanan insan yerine düşünen insan kaim olunca, XVI. Yüzyılın sonundan itibaren, "tolerans" sözcüğünün anlamının, kamuoyuna ve başkasının özgürlüğüne saygıyı ifade eden olumlu yönde geliştiğini söyleyebiliriz. Voltaire'in "evrensel tolerans" diye ifade ettiği kavram, aşağılayarak ve tahammül ederek kabul edilen bir taviz anlamında değildir ve tarih yüklü bu "tolerans" sözcüğü sözlüklerde ayrı bir konuma gelmiştir. "Tolerans" kavramında artık kesinlikle bir hoş gören-hoş görülen İlişkisi içinde" "güçlünün güçsüzü hoş görmesi" veya "birlikte yaşamayı ona lütfetmesi" anlamını değil, karşılıklı birbirine katlanma, farklı dinsel görüşlerin birbirlerine tahammül ederek bir arada yaşamaları gibi anlamları içermektedir. Nitekim, XVIII. yüzyılda laik devlet kavramı ile birlikte bu kavramı da insanlığın siyasal gündemine sokan Batılı toplumların dillerinde, toleransın dışında, "hoşgörü" anlamını içeren başka sözcükler vardır. Örneğin, İngilizler ve Fransızlar "hoşgörü" karşılığı olarak "indulgence", Almanlar da "Duldung" sözcüklerini kullanmaktadırlar. Bu nedenle, 1789'da devrimle gerçekleştirilen laik düzen de, kesinlikle Katolik kilisesinin Protestan kilisesine daha hoşgörülü davranmasını değil, aksine, hiçbir kilisenin Ötekilerden üstün durumda olmadığını ve bütün dinlerin eşdeğerde olduklarını vurgular. Fransa'da artık, fertlerin birbirlerine katlanmasını müdahalede bulunulmamıştır. Diyebiliriz ki, günümüzde, "tolerans" sözcüğü, dinsel ve felsefî konularda vicdan ve
ifade özgürlüğü ideali ile eş anlama gelmiştir ve artık bu ideale açıktan açığa karşı çıkmak zorlaşmıştır. Doğaldır ki, bu İdeal özellikle kişisel özgürlüklerin savunucusu olmakla beraber, karşı siyasî düşüncelere karşı susmayı içermez. Tolerans, ard niyetli propagandaya, polemiklere boş vermek anlamına gelmez; bu ideal uğruna, demokrasiyi yok etmek isteyenlere karşı susulmayacaktır.

Toleranssızlık, karşısında tepki olarak Cihad zihniyetini yaratarak Haçlı Seferlerine yol açan, Optât de Milleve tarafından başlatılan, Aziz Augustin tarafından geliştirilen ve Orta Çağlarda müesseseleşerek Fransız İhtilâlinden önceki dönemlerde karşımıza çıkan tipik, bağnaz Hristiyanlığın davranışıdır. Günümüzde bu bağnazlığın, tarikatlarda gizlenerek tüm dinlerde gizli bir varlık sürdürdüğünü, inançların istismar edilerek halkların sömürüldüğünü görüyoruz. Toleransı savunanlar din savaşları döneminde ortaya çıkmışlardır. Dogmalara en az bağlı olarak tanıdığımız düşünürler " tolerans"ı daima savunmuşlardır. Descartes, Spinoza, Locke, Bayie ve Voltaire açıkça tolerans düşüncesini yayarak bu kavramı halka mal etmişlerdir. İktidarlarını kaybetmek istemeyen XIX. yüzyıl Papaları ise hiç duraksamadan dinsel özgürlüklere karşı tavır koymayı sürdürmüşlerdir.

Günümüzde artık bu savaşın kazanılması yolunda çok yolun kat edildiğini iddia edebiliriz; ancak Mason olarak sürekli uyanık olmak görevimizdir, zira, kendileri gibi düşünmeyenlere yaşam hakkı tanımayan bazı odaklar her zaman pusuda bekleyecektir. Bu çalışmayı Voltaire'in toleransı tanımlayan bir sözü ile tamamlamak istiyorum:

"Söylediklerinden nefret ediyorum kardeşim, ancak bunları söyleme hakkını savunmak için hayatımı feda etmeye hazırım."

Not:
Descortes (1596- 1650), filozof, matematikçi, fizikçi ve fizyolog, mekanikte hareket ile ataletin izafîliğini belirterek diyalektiğin ilerlemesine yol açmıştır. Bacon gibi, Descartes da, tabiat kuvvetlerinin insan egemenliğinin altına alınmasını, sebep ve sonuçların kavranmasını ve insan özünün ileriye götürülmesini bilginin nihaî hedefi olarak gösterir.

Spinoza (1632 - 77) Hür düşünceyi savunan bu materyalist filozof, düşünceleri nedeniyle Hollanda Yahudi cemaatından aforoz edilmişti. Ona göre, insanın tabiat üzerinde egemenlik kurması ve insanlığın ilerlemesi bilgi'nin başta gelen amacı olmalıdır.

Locke (1632- 1704) Filozof, iktisatçı ve siyasî yazar olarak sınıf ve parti mücadelelerine katılmış, bilginin materyalist ampirizm teorisini geliştirmiştir.

Voltaire (1647- 1706) Felsefesini şüphecilik üzerine kurmuştur. Katoliklikle polemiğe girmiş, sonunda dinin aleyhine tavır almış ve dini toleransın savunuculuğunu yapmıştır.(1694 - 1778). Les Neuf Soeurs Locasında tekris edilen Voltaire Aydınlanma felsefesinin liderlerinden olup 17. yüzyıl teolojik metafiziğine karşı tabiatın bilimsel tarzda araştırılması düşüncesi üzerinde durmuş, gözlem ile tecrübeyi bilgi'nin kaynağı olarak kabul etmiş ve Locke'nin materyalizmini yaymağa çalışmıştır. Geliştirdiği "tarihsel felsefe" kavramı, toplumun Tanrı'nın iradesinden bağımsız şekilde ileriye doğru geliştiği düşüncesine dayanıyordu.

 
 
- Sahsima ozel mesaj atmadan once Yonetim Hiyerarsisini izleyerek ilgili yoneticiler ile gorusunuz.
- Masonluk hakkinda ozel mesaj ile bilgi, yardim ve destek sunulmamaktadir.
- Sorunuz ve mesajiniz hangi konuda ise o konudan sorumlu gorevli yada yonetici ile gorusunuz. Sahsim, butun cabalarinizdan sonra gorusmeniz gereken en son kisi olmalidir.
- Sadece hicbir yoneticinin cozemedigi yada forumda asla yazamayacaginiz cok ozel ve onemli konularda sahsima basvurmalisiniz.
- Masonluk ve Masonlar hakkinda bilgi almak ve en onemlisi kisisel yardim konularinda tarafima dogrudan ozel mesaj gonderenler cezalandirilacaktir. Bu konular hakkinda gerekli aciklama forum kurallari ve uyelik sozlesmesinde yeterince acik belirtilmsitir.


Kasım 18, 2010, 04:32:17 ÖS
Yanıtla #1
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


Bu yazı niçin forumda bu bölüme girmiş, bunu pek anlayamadım doğrusu ama yeri yanlış da olsa üzerinde durmaya değer.

Aslında başka başlıklar altında da geçmiş ve irdelenmiş olan bu konuya bu başlık altında -hem yeri yanlış hem yineleme bile olsa- katkıda bulunmak isteyişimin nedeni, çok önemli oluşu ve iyi anlaşılması gerektiği.

Yazılmış olanlara hiçbir diyeceğim yok; tolerans ve hoşgörü kavramlarının birbirine pek yakın olmasına karşın eş anlamlı olmadıklarına katılıyorum ve sadece bunun üzerinde bir başka yöntemle durmak istiyorum.

Birisinin yaptığı bir işi bir davranışı beğenmediniz. Ancak onu o yaptığından ötürü ağır bir şekilde azarlamak, suçlamak hatta olanağınız varsa cezalandırmak yerine, ona öğüt vermek, doğrusunu göstermek, onu bu noksan ya da kusurundan ötürü bağışlamak, bir daha yapmayacağı umudunu beslemek, belki tüm bunları bile göz ardı edip umursamamak, gülüp geçmek istiyorsunuz.

İşte bu hoşgörüdür. Ayrıntılı tanımı zaten asal yazıda yapılmış. Burada benim eklemek istediğim şey şu: Siz hoşgörü göstermekle, kendinizi hoş gördüğünüz kişiden daha üstün bir statüye koydunuz. Onu anlamaya çalışmadınız. Sizin bildiğiniz daha doğru, onunki yanlış. Size göre, onunkilerin de kendisine göre bir doğruluğu ya da haklılığı bulunup bulunmadığını inceleyip değerlendirmeniz gerekmiyor. Onun sizin doğrularınıza ve benimseyişlerinize uyması gerek.

Peki, bir başka türlü yapsaydınız… O sizin beğenmediğiniz şeyi yapanın, öyle bir davranışta bulunanın niçin öyle yaptığını, ne düşündüğünü, bu bağlamda nasıl bir değer yargısı bulunduğunu inceleseydiniz… Bir diğer deyişle onu anlamaya, kendine göre doğru ya da haklı yanları bulunup bulunmadığını göz önüne almaya girişseydiniz. O kişinin yaptığı, davranışı değil de asıl bunun ardındaki gerekçesi konu olsaydı. Sonra da aslında ona katılmamakla, kendinize göre uygun bulmamakla birlikte, onun da kendi geçerli gerekçesi olabileceğini öngörseydiniz.

İşte bu toleranstır. Şimdi artık siz kendinizi ondan üstün görmüyorsunuz. Ancak onunla her bakımda aynı olmadığınızı, buna karşın eşit düzeyde bulunduğunuzu benimsiyorsunuz.

Hoşgörü, hiç de kötülenecek bir şey değil. Masonluktaki uygulamalarda yeri bile var. Örneğin bir loca toplantısında üyelerden ya da görevlilerden biri yanlış bir şey yapar; söylenmemesi gereken bir söz eder. Üstad-ı Muhterem hatta belki diğer masonlar bunu sorun etmez; onu hoşgörüyle karşılar. Bunun bir sınırı vardır elbette, her yapıp etme ve her edilen söz hoş görülecek, dolayısıyla herkes her istediğini yapıp her istediğini söyleyecek değildir.

Bunu Masonluğa özgü tutmak söz konusu değil. Toplumun her katmanında geçerli; masonların toplumdaki ilişkilerinde de mason olmayanlar arasında da.

Masonluğun asıl üzerinde durduğu ise hoşgörüden çok toleranstır. Herkes her istediğini yapamayabilir, her istediğini söyleyemeyebilir ama ne düşüncelerine gem vurulabilir ne de inançları kötülenebilir. Sadece masonik ortamdaki masonlar değil, tüm toplumlardaki herkes istediğini düşünür düşünebiliyorsa, istediğine inanır özgür bırakılmışsa. Toplumları oluşturan tüm bireyler bunu ilke edinirse, aralarında uyum ve düzen kurulur, Masonluğun asal amacı olan tüm insanların ve tüm toplamların barış ve mutluluğunun sağlanması yolunda adımlar atılabilir. Yeter ki insanlar toleransın da bir sınırı olduğunu bilsin. O sınır ise gösterilen toleransı aşırı ölçüde kullanarak başkalarının da görmesi gereken toleransın kırılmaya başladığı noktadadır.


ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Şubat 23, 2015, 05:21:49 ÖÖ
Yanıtla #2
  • Forum ve Uye Yoneticisi
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 2147
  • Cinsiyet: Bay
    • Masonluk ve Masonlar

İki güzel ve değerli yorum, oldukça hassas bir noktaya dikkat çekilmiş. Konunun neden bu kadar ilgisiz kaldığı beni şaşırttı. Sanırım hiç kimse bu terimleri karıştırmıyormuş! Açıkçası ben önceden karıştırıyordum. 'Tolerans'ı hoş görmek, alttan almak vs. zannediyordum. Daha sonra farkları öğrendim. Bu yazıyla da pekişmiş oldu. Teşekkürler.


Saygılar...
Gnothi Seauton

Yaşamak, kendini adam etmektir. Zeka ve bilgiyi kullanarak, etinden, kemiğinden kendi heykelini yapmaktır. - Goethe


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
2 Yanıt
6637 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 05, 2010, 10:42:43 ÖÖ
Gönderen: ADAM
13 Yanıt
16904 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 01, 2013, 02:46:20 ÖS
Gönderen: Spock
3 Yanıt
5672 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 09, 2017, 03:41:44 ÖS
Gönderen: Etimolog
0 Yanıt
2256 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 15, 2009, 01:33:31 ÖS
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
1831 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 16, 2009, 11:23:56 ÖÖ
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2793 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 17, 2009, 08:44:36 ÖÖ
Gönderen: ADAM
1 Yanıt
2250 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 19, 2009, 12:50:54 ÖS
Gönderen: Isis
6 Yanıt
3652 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 20, 2009, 06:07:51 ÖS
Gönderen: ADAM
6 Yanıt
3737 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 21, 2009, 11:53:13 ÖÖ
Gönderen: ADAM
1 Yanıt
2624 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 22, 2009, 07:57:12 ÖS
Gönderen: Prenses Isabella