Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Türkiye'nin neden 50 senelik ekonomik programı yok?  (Okunma sayısı 8620 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Şubat 15, 2011, 01:55:28 ÖÖ
  • Ziyaretçi



Bu benim uzun zamandır cevabını merak ettiğim bir konudur... Avrupa ülkelerinin, Amerika, Çin veya japonya'nın 40 50 yıllık ekonomi programları var,

hükümetler değişse dahi bu programlar küçük değişmelerle de olsa uygulanmaya devam ediyor. Ülke ekonomileri istikrarını koruyarak gelişiyor.  Türkiye'de ise 5 

yıllık maksimum 15yıllık  ekonomik programlar uygulanıyor.(Yani ben yanlış biliyor da olabilirim -hafızam yanıltmıyorsa eğer-) Her hükümet değişiminde

mutlaka ekonomik politikalarda krizlerin de etkisiyle radikal değişikliklere gidiliyor. Neden Türkiye'de  sağlam  zemine oturtulmuş ve uzun soluklu ekonomik

programlar uygulanamıyor? Veya neden yapılmıyor? Sitede bu konuda fikri olan birileri zamanını ayırıp ilgilenir sorumu yanıtlarsa çok sevinirim...

Şimdiden teşekkürler...


Saygılar.


Şubat 15, 2011, 02:09:37 ÖÖ
Yanıtla #1

Sn. oya,

1- Ülkemizde eskiden 5 yıllık kalkınma planları yapılırdı. "Liberal" olduktan sonra bundan vazgeçildi. Aslında vazgeçilmesi bir yerde doğru, devletin çok detaylı plan yapması istenilen birşey değil. Ancak bizde master planlar bile yok. Hangi meslekten kaç kişi var bilinmiyor. Dolayısıyla hangi meslekten kaç kişiye ihtiyaç duyulacağı da bilinmiyor.

2- Plan yapmak için gereken nitelikli insanları (burada, öngörülen işleri yapacak niteliklere sahip olmaktan bahsediyorum) yetiştirmek üzere de plan yok. Oy almak uğruna her yere açılan üniversiteler eğitimin ucuz olduğu branşlarda bölüm açıyor. Yani üniversitede amaç, ülke için gereken insanları yetiştirmek değil mümkün olduğu kadar çok insana üniversite mezunu ünvanı verebilmek. Bu kadar çok üniversiteli işsiz olması da bunun sonucu zaten.

3- Örnek verdiğiniz ülkelerde, belirli ve kalıcı bir yönetim biçimi (ne olduğu önemli değil, kalıcı olması önemli) ve değiştirmeye, daha doğrusu bölüp küçültmeye niyetli olmadıkları sınırları var. Atatürk Cumhuriyeti ile hesaplaşma bitmediği gibi, sınırlarımız da tartışılır halde. Hangi rejimde nasıl bir ülkeye göre plan yapılacak, mümkün değil.

Dertli olduğum bir konudur, günlerce yazarım, ama yazmak isteyenlere de fırsat bırakmak lazım... Devam ederiz nasılsa...

Saygılarımla.
Bir kavramın tarihini bilmediğiniz sürece
Kavramın kendisini idrak edemezsiniz


Şubat 15, 2011, 02:23:11 ÖÖ
Yanıtla #2
  • Ziyaretçi



Sn Mustafa Kemal

Sistemsel bir bozukluk olduğu zaten aşikar...  Üniversiteler ve vasıfsız mezunlar konusuna değindiniz ki bu da benim en canımı yakan konulardan biridir...   Hiç

denenmemiştir Değil mi uzun vadeli  bir ekonomik plan? Yani aklım almıyor bir türlü bunca yıldır neden hiç denenmeye gidilmemesi...   

Düşüncelerinizi kaleme aldıkça yazınızın devamını okumak isterim...


Şubat 15, 2011, 12:42:17 ÖS
Yanıtla #3
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 200
  • Cinsiyet: Bay

   Sn. oya
   Aslında bu bir bakıma ülkelerin gelişmişlik düzeylerini de gösterir. Eğer ülkelerin ekonomik kalkınma programlarına bakacak olursanız gelişmiş ülkelerde daha uzun olduğunu görürsünüz. Yani somut olarak şunu söylemek mümkün. ABD 70 kadar gelişmişse Türkiye 5 kadar gelişmiş. Buradan bir şeyler çıkarılabilir.
   Peki Türkiye neden bunu yapamıyor? Veya neden gelişemiyor. Aslında basit... Mehter takımı gibi iki ileri bir geri gidiyorda ondan. Belli bir milli siyasaya tutunmuş değil. Kim ne yapacağını, nereye gideceğini bilmiyor. Ülkemiz bu topraklarda bir sağa bir sola savrulup duruyor. Yerimizi hala biz bile bilmiyoruz.
   Şimdi şunu düşünelim. Diyelim ki 70 yıllık bir kalkınma programı hazırlandı. Ve diyelim ki bu program 1950'de hazırlandı. (O dönemlerde böyle bir şey yapmak imkansız gerçi ama sadece varsayıyoruz) Peki hala uygulanıyor olur muydu? Ben sanmıyorum. Çünkü hala milli siyasaya tutunmuş değiliz. Hala günü kurtarma çabasındayız. Ya da bilmiyorum günü kurtarmaya çalışan birileri var mı? Öyle ülkeler var ki (Sanıyorum Norveç'ti) küresel ısınma sebebiyle ülkelerine 50 sene sonrası için turistik merkezler açıyorlar. Biz onlardan değiliz. Biz en iyi planımız tek bir hükümet dönemini kapsar. Sonrası? Başka bir hükümet başa geçer ve sil baştan. İşte "iki ileri bir geri" böyle bir şey.
   Saygılar...
Size ne yapacağınızı söyleyebilirler ama ne düşüneceğinizi asla!


Şubat 15, 2011, 02:11:37 ÖS
Yanıtla #4
  • Ziyaretçi



Haklısınız...  Kimse ne yaptığını ne yapması gerektiğini bilmiyor günü kurtarma çabası var.  Acaba geçmişten günümüze bu tarz tekliflerle gelen kimse olmuş

mudur... olduysa geri çevrilirken gerekçe olarak ne sunulmuştur... gerçi bu coğrafyada uzun vadeli planlar yapmak  ne denli mantıklı o da belirsiz... Fakat en

azından bunu düşünen birileri olmuştur,  politikacıların bu denli kendi çıkarlarını düşünüyor olması canımı sıkıyor ısrarla kabul etmek istemiyorum... 

Aslında uzun vadeli ülke ekonomisini etkileyecek olan bir plan var gap projesi ama o bu konuya yanlış bir açıdan dahil olabilir... yine de neyseki bir tane varmış...

saygılar


Şubat 15, 2011, 03:10:56 ÖS
Yanıtla #5
  • Ziyaretçi

5 senelik kalkınma programları bile 6. ayına gelmeden hedeflerinden şaşıyor Türkiye de. Bunun da en büyük nedeni alt yapı eksikliği.

1: Türkiye sanayi reformunu yaşayamamış bir ülke. Bakmayın siz devletin açıkladığı ithalat-ihracat verilerine. Açık her geçen yıl katlanarak artıyor. Yani öz sermayelerimiz maalesef yurt dışına gidiyor.

2: Türkiye de düzenli bir devlet yapısı olmadığı için uzun dönemli kalkınma programlarının uygulanabilmesi mümkün değil.

3: İhracatımız arttı deniyor ama değil. Türkiye'nin kot üreticileri hammaddeyi Hindistan dan alıyor. Tekstil boyar maddeler Avrupa Birliği ülkelerinden geliyor. Elektronik üreticilerimizin üretim için ihtiyaç duydukları hammaddeler Çinden geliyor, Türkiye de sadece birleştirilmesi yapılıyor.

4: Organize Sanayi Bölgeleri ya yetersiz ya da her bölgeye yayılmamış durumda. Türkiye'nin doğusunda ki çoğu OSB'ne maalesef üretim için gerekli elektirik veya doğalgaz sağlanamıyor.

5: Meslek liseleri yeterli değil. Ara eleman eksiği çok büyük. Eleman maaliyetleri yüksek olduğu için kendi elemanını yetiştirmek zor. Ara eleman eksiği pek çok şirketin başka ülkelere gitmesine neden oluyor.

6: Türkiye de ki üniversiteler çok yetersiz. En yüksek puanlı bile olanlar çocukları gerçek hayata, kabul gören iş hayatına hazırlayamıyor. Teoride iyiler ama pratikte maalesef sıfırlar. En iyi üniversiteden bile mezun olsanız, bölümünüzde çalışabilmeniz için en az 8 aylık deneyime ihtiyacınız var ki bunun da maaliyeti çok yüksek.

7: Profesyonel istidihdamı yetersiz. Yüksek maaş vermemek için kalifiye olmayan elemanlar çalıştırılıyor ve bu da şirketlerin yerinde saymalarına, kalifiye iş gücününde yurt dışına kaçmasına neden oluyor.

8: Devlet kendi iç organlarına yanlış eleman seçimleri yapıyor. DTM de matematik mühendisinin, kimya mühendisinin ne işi var ? Bunları da geçelim her yeni iktidar döneminde, karar mekanizmaları değişiyor. İstikrar yok....

9: Lojistik bağlantılar çok kötü. Üretim her ile eşit şekilde yayılamıyor, bunlar göçü tetikliyor.

10: Bürokrasi çok yavaş. Acil ve ani karar verilebilmesi mümkün değil.

11: Yerli ve yabancı yatırımcıya gerekli kolaylıklar sağlanamıyor. Hala rüşvetle iş yapılıyor. Sadece son 3 yılda 9 milyar euroluk yatırım Çek Cumhuriyeti ve Bulgaristan'a kaydı.

12: Yurt dışında AR-GE (araştırma- geliştirme)ye ayrılan bütçeler yüzde 20lerden başlıyor. Türkiye de yüzde 5i bulmak bile çok zor. AR-GE olmayınca yeni fikirler üretilemiyor veya geliştirilemiyor.

13: Tarımcılık yapan bölgelere yeterli eğitim verilmiyor. Ziraat planı ve programı yok. Sulama işlemleri hem verimsiz hem yetersiz. Toprağın en verimli şekilde üretebilceği ürünler değil en pahalı ürünler ekiliyor. Bu da sonuçları kötü etkiliyor. Verimsiz ve yanlış ekimin sonucu verimsiz ve ihraç kabiliyeti olamayan ürünlerdir.

14: KOBİ lere yapılan devlet teşviği ve yatırımları çok düşük. Küçükler ya batıyor ya da büyüklere yem oluyor.

15: Devlet içinde planlama mekanizmasında çalışanlar maalesef sektör elemanları değil. Bu da alınan kararları verimsiz ve hatalı olmasına neden oluyor.

16: Hammadde üretimine yönelik alt yapıda dolaylı vergiler çok yüksek.

17: Devlet markalaşmayı yeterli derecede teşvik edemediği, şirketlerinde markalaşma için gereken bütçeyi fazla bulmaları nedeniyle, halen fason üretim, gelir kalemleri içinde 1. sırada:

       17a: Fason üretim yüksek olursa, yapılan ihracat isterse Trilyon dolarlara ulaşsın, net kar ve brüt kar çok sınırlı seviye de kalır ve istihdamı arttırmaz.

       17b: Fason üretime bel bağlanması.  Senden daha ucuz bir üretim ülkesi bulunduğunda veya kriz dönemlerinde üretim yapamayacağın anlamına gelir.

       17c: Fason üretim kaliteyi yükseltemez. Şirketleri tembelliye alıştırır. Taşıma suyla değirmen döndürmeye benzer.

18: Enerji üretimi ve özkaynakların kullanımı yetersiz olduğu için İthalat kalemi her zaman yüksek olacaktır. İhracat ne kadar yüksek olursa olsun, öz sermaye kaybı yüksek olacağı için, altı delik bir bardağı doldurmaya benzer.

19: Avrupa Birliğine üye olmadan, Gümrük Birliğine üye tek ülkeyiz. Yani Cem Yılmaz'ın dediği gibi, Kapadokyaya gitmeden Peri Bacalarını gören bir ülkeyiz :)

20: Ülkede ki sıcak para oranı çok yüksek. Ama bu para yatırım olarak kullanılmıyor. Sıcak para güzeldir ağız yakar....

Yani sözün özü, sanayi reformu ve hammaddeye yönelik sanayileşmenin arttırılmasıdır. Kalifiye ve ara eleman ihtiyacına yönelik okulların açılması. Ve açılan okulların çocukları tam olarak hazırlaması gerekmektedir. Aksi halde değil 5 yıl 50 yıl, 5 günlük program tutmaz ve yapılamaz.

Saygılarımla


Şubat 15, 2011, 03:23:54 ÖS
Yanıtla #6
  • Ziyaretçi

Sadece ekomoni olarak değil hiçbir noktada ileriye dönük bir yatırım yok. Her konuya genel bakışımız günü kurtarmak. Bugün birşey olmadıya yarına allah kerim mantığı ile yaklaşıyoruz.
Kendi mesleğim olarak baktığımda (inş. müh.) Tüm Türkiyeye yukardan bakmaya gerek yok sadece İstanbula yukardan bakıldığında yapılaşma, altyapı, kentleşme, bu büyümeye paralel ulaşım.... Acaba bunlardan hangisi 5 sene sonraya yeterli olacaktır? yada Hangi yol veya kavşak 10 sene sonraki nufus artışı öngörülerek yapılmıştır.
3. köprümü? Çok bile geç kalındı. Şuan 4. yü düşünüyor olmalıydık.


Şubat 15, 2011, 03:37:43 ÖS
Yanıtla #7
  • Ziyaretçi

    O zaman şu tarz bir yorum yanlış olmaz  mevcut hükümet sürekli ülkeye sıcak para girişi sağlıyor bu ekonomiyi iyi gibi gösteriyor. Fakat durum öyle değil

hepimizin hem fikir olduğu üzere... Yeni yasalarla  meslek liselerine ağırlık veriliyor fakat o da yine fazla masraf yapılmayacak bölümlere ağırlık verilerek.

Tarıma kesinlikle yetrli destek yok. Hammadde üretimi yapılamıyor tarım ülkesi olmamıza rağmen. Enerji kaynakları yeterli kullanılamıyor, kullanım  

sağlanmak için çalışmalar yapıldığında zaten çevreciler ayaklanıyor.  Peki bunca kaynak nereye gidiyor... Eğitime yeteri destek verilmiyor, yatırımlar kısıtlı,

vasıflı insanlarla kararlar alınmıyor, hammadde üretimi yeterli değil, çok uzun senelerdir yapılan araştırmalar sonucu savunmaya verilen kaynaklarda

minimum seviyeye indirilmiş durumda ...

   Forum içinde yapılan ankette dahi baktığımızda seçimlerde yine mevcut hükümete oy verileceği ağırlıklı bir sonuç çıkıyor gerçi gelecek olan başka bir

yönetimin de var olan uygulamalardan daha farklı bir yöntem kullanacağını sanmıyorum. Yine de insanları bu derece ikna eden ne düşünmüyor değilim.

    Var olan kaynaklar göz önünde bulundurularak minimum 15senelik bir program hazırlansa ve gelen yöneticiler buna uyum sağlamaya çalışsa  acaba başarılı

olabilirliliği %de kaç olur?  Tabi savaş çıkma veya  bölünme ihtimalimizi yoksayarsak...


Saygılarımla...


Şubat 15, 2011, 03:53:36 ÖS
Yanıtla #8
  • Ziyaretçi

Meslek liseleri ile ilgili nacizane bir bilgiyi paylaşmak istedim.
2009 dan itibaren yürürlükte olan bir yasa var. yasa derki herhangi bir inşaat uygulamalarında eğitim almamış, yeterlilik ve usta sertifikası olmayan veya meslek lisesinden mezun olmayan hiçbir kişi çalışamaz.
türkiye'de bu yasayı kaç kişi biliyor acaba? Yada meslek liselerine bakış açısı nedir?
Gelelim ekonomiyi etkileyecek bir hususa daha. Herkes diyorki Doğu ülkelerinede heryerde petrol çıkıyor bizde neden yok?
Aslında var hemde onlar kadar var ama coğrafi yapımız yüzünden dağlık alan olan doğu anadoluda petrol aramak ve çıkartmak dışarıdan satın almaktan daha maliyetli. Acaba rezervlerin potansiyeli araştırdıkmı onuda bilemiyorum?


Şubat 15, 2011, 04:00:14 ÖS
Yanıtla #9
  • Ziyaretçi

Sayın oya,

Ağır Sanayisi olmayan veya yeterli olmayan hiçbir ülke sanayi reformunu gerçekleştiremez. Sanayi reformu gerçekleşemez ise uzun dönemli kalkınma programlarının yapaılabilmesi ve/veya uygulanabilmesi mümkün değildir.

Sıcak para iyidir ama ağız yakar. Ülkende ne kadar süre kalacağını bilemezsin. 2001 de çok acı bir şekilde yaşadık, sıcak para bir anda gittiğinde ne oluyor.

Sadece Mevcut siyasi iktadara şu anki durumun yüklenmesi (her ne kadar iktidarı sevmesemde) adil olmaz. Bahsettiğiniz ölçekli bir kalkınma planı Türkiye de uygulanabilir değil.

Devletin açıkladığı; gelirlerin hangi kurum ve kuruluşlara aktarıldığını gösteren detaylı listeler var. Bu kalemler sadece bugün için değil hemen hemen geçmiş iktidarlarda da aynı şekilde dağılıyordu.

Sağlam bir kalkınma programı için öncelikle yeterli lojistik ve üretim için gerekli alt yapıların eşit şekilde dağılımının sağlanması. İthal kalemlerinde yer alan ürünlerin yerli ikame ürün üreten sanayicileri ezmemeleri için, ikame ürünlere uygulanan gümrük vergilerinin arttırılması ve/veya kota uygulanması. Markalaşmanın teşvik edilmesi. Sıcak paranın ülkede uzun süre kalabilmesi için ABD ve İngiltere de uygulanan yasaların Türkiye de de yürülüğe sokulması. OSB ve SB nin teşvik edilip geliştirilmesi gerekiyor.

Yani arabanın 200km gitmesini istiyorsan öncelikle, lastiğini,benzinini ve motorunu 200 hız için uygunlaştırman lazım. Lastiğin kötü benzinin kötü ve motorun yetersiz ise  şöförün iyi olsa da farketmez.

Saygılarımla


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
5 Yanıt
5092 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 06, 2019, 08:05:55 ÖS
Gönderen: Arslan
1 Yanıt
5201 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 05, 2013, 11:57:55 ÖS
Gönderen: Melina
5 Yanıt
4334 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 21, 2009, 09:23:39 ÖÖ
Gönderen: Veritas
2 Yanıt
11464 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 15, 2009, 06:45:55 ÖS
Gönderen: karahan
0 Yanıt
1600 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 23, 2009, 01:05:55 ÖS
Gönderen: amurdad
FileMaker programı

Başlatan goksel475 Programlama

0 Yanıt
4308 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 30, 2009, 01:48:04 ÖÖ
Gönderen: goksel475
9 Yanıt
5251 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 06, 2010, 12:21:43 ÖS
Gönderen: Texan
9 Yanıt
6597 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 02, 2014, 01:17:49 ÖÖ
Gönderen: propulsion
3 Yanıt
3030 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 25, 2011, 08:52:40 ÖÖ
Gönderen: WaleC
5 Yanıt
4832 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 05, 2011, 11:41:40 ÖÖ
Gönderen: 418