Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Nevruz Bayramı.......  (Okunma sayısı 11205 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mart 23, 2011, 09:08:40 öö
Yanıtla #10
  • Skoç Riti Masonu
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 3742
  • Cinsiyet: Bay

Ha bir de soru, bu Newroz kutlamaları çıkmadan evvel hiç Nevruz Kutlaması olmazdı. Neden acaba?


Sn SkullG'nin bahsini ettigi (yanlissam duzelttsin) devlet katinda bir toren olmazdi. Oysa simdi Kultur Bakanligi bizzat organize ediyor, hatta buyuk elciler de kutlamaya katiliyor.


Tesekkur ederim sn Isis. Tam olarak söylediğinize yapılan bir vurguydu.

Saygılarımla.


Mart 23, 2011, 09:13:45 öö
Yanıtla #11

Keske alintinin nereye veya kime ait oldugunu belirtseydiniz.Yaziyi okudugum zaman adeta tüylerim ürperdi diyebilirim.Tamamen subjektif bir üslupla tüm Kürtler adeta potansiyel terörist ilan edilmiscesine Türk affeder vs. acikcasi hosuma gitmedi.Bu ülkede bayragina yasalarina saygi duyan devletin bekasi icin calisan sayi ile ifade edilemeyecek kadar Kürt vatandasida mevcuttur.
Ama aslinda Kürtde yoktur degilmi,Türkler eskiden karda yürürken cikardiklari sesdi kart kurt burdan gelmisti Kürtler unuttum bunu yazimin basinda.
Newroz konusunda yukarida yazan sn. Isin ve sn. skullG arkadaslarima katiliyorum ekleyecek fazla bir nokta yok,benim hatirladigim eskiden Newrozun yasak oldugu ve Newrozu kutlayan(kutlamaya calisan)insanlarin tutuklandigiydi.

Selamlar..
Bir güzel söz söyleme sanati varsa;birde güzel dinleme ve anlama sanati vardir..


Mart 23, 2011, 09:22:11 öö
Yanıtla #12
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 886
  • Cinsiyet: Bay

Serap Yeşiltuna
Nevruz Kürtlerin değil Türklerin Bayramı
http://www.turksolu.org/317/yesiltuna317.htm

En son şu cümlesi eksik alıntılanmış.

Ergenekon'u ve Nevruz'u hatırlatmış, bir avuç nüfusuyla korku salmaya çalışırken, yekpare bir Türk gücü yaratmış olur!

Keske alintinin nereye veya kime ait oldugunu belirtseydiniz.


Mart 23, 2011, 09:50:25 öö
Yanıtla #13
  • Seyirci
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 647
  • Cinsiyet: Bay

Eskiden 1 mayısın da kutlanması yasaktı.
Bir yere ait olmayı hiç istemedim. Ya kendim olurum yada başkalarının arkamdan övgüleri ile ölmüş olurum.


Mart 23, 2011, 02:22:23 ös
Yanıtla #14
  • Seyirci
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 125
  • Cinsiyet: Bay

Bakiyorum cok arkadaslarim nevruzu istemiyor.Sayin ozkann dogru soyluyor nevruz asil turklerin bayrami.Fakat pkk ve bolgede yasayan pkk yandaslari nevruzu o kadar kotuye kullanmislar ki,  halkimiz nevruzu tam olarak sindirmis degil.Aslinda cok guzel bayramdir.Onumuzdeki yil basta ustadlarimiz olmakla hepinizi Azerbaycana davet ediyorum nevruz bayramini birlikte kutluyalim.
Sevgiler, saygilar.
1283 - leriz biz.


Mart 23, 2011, 02:54:04 ös
Yanıtla #15
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 886
  • Cinsiyet: Bay

Hemen bir düzeltme yapıyorum.

Ben Sayın zarathustra'nın sorusuna cevap verdim. Tekrar okunursa orada benim yorumum yoktur.

Saygılarımla


Bakiyorum cok arkadaslarim nevruzu istemiyor.Sayin ozkann dogru soyluyor nevruz asil turklerin bayrami.Fakat pkk ve bolgede yasayan pkk yandaslari nevruzu o kadar kotuye kullanmislar ki,  halkimiz nevruzu tam olarak sindirmis degil.Aslinda cok guzel bayramdir.Onumuzdeki yil basta ustadlarimiz olmakla hepinizi Azerbaycana davet ediyorum nevruz bayramini birlikte kutluyalim.
Sevgiler, saygilar.



Mart 23, 2011, 11:06:13 ös
Yanıtla #16
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1790
  • Cinsiyet: Bay

    Sayın  Zarathurstra,Bir bakıma dediğiniz doğrudur. Yani bu ülkeyi seven ve belkide Türkler'den çok bile seven Kürt kardeşlerimiz  olabilir.Buna saygı duyarım. Ama karda yürüdükleri için kart kurt sesleri çıkarmalarından dolayı Kürt denildiği tamamen bir uydurmadır. Balkanlarda da karda yürürken kart kurt sesi çıkar, Amerika da da , Çin'de de yani dünyanın neresinde  karda yürürseniz yürüyün aynı sesi çıkarırsınız. 
      Büyük Larus'ta "KARDUK'LAR"a girerseniz Kürt'ler le ilgili aytıntılı bilgi sahibi olabilirsiniz.
      Saygılar-sevgiler.
"Vur ama dinle beni"


Mart 24, 2011, 12:30:51 öö
Yanıtla #17

    Sayın  Zarathurstra,Bir bakıma dediğiniz doğrudur. Yani bu ülkeyi seven ve belkide Türkler'den çok bile seven Kürt kardeşlerimiz  olabilir.Buna saygı duyarım. Ama karda yürüdükleri için kart kurt sesleri çıkarmalarından dolayı Kürt denildiği tamamen bir uydurmadır. Balkanlarda da karda yürürken kart kurt sesi çıkar, Amerika da da , Çin'de de yani dünyanın neresinde  karda yürürseniz yürüyün aynı sesi çıkarırsınız. 
      Büyük Larus'ta "KARDUK'LAR"a girerseniz Kürt'ler le ilgili aytıntılı bilgi sahibi olabilirsiniz.
      Saygılar-sevgiler.

Sayin Alsah gecmis süreclerde bu konuda defalarca tartisma meydana cikmis su anda üyeligi silinmis bazi sahislar tarafindan belirttigim tez savunulmustu,benim bunu tekrar vurgulayisim sadece kinayeden ibaretti,yanlis anlasilmasin lütfen.Yinede tavsiye etmis oldugunuz kaynak icin tesekkür ederim.

Selamlar..
Bir güzel söz söyleme sanati varsa;birde güzel dinleme ve anlama sanati vardir..


Mart 24, 2011, 10:56:29 öö
Yanıtla #18
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 304
  • Cinsiyet: Bay

 Türk halk takviminin önemli günlerinden biri, 21/22 Mart tarihlerine rastlayan Nevruz‘dur. Nevruz, bütün Türk dünyasıyla birlikte Kürtler, İranlılar, Araplar, Afganlılar ve Tacikler tarafından da kutlanan bir bayramdır. Tabiatın canlanmaya başladığı, gece ile gündüzün eşitlendiği, güneşin koç burcuna girdiği Nevruz, Farsça kökenli bir kelime olup “yeni gün” demektir. Eski Türkler “yengi kün”demekteydiler.İlkbaharda karın altından boyunlarını uzatan “Kardelen” çiçeklerine ve mor renkli bir bahar çiçeğine de Nevruz adı verilmiştir.Klasik Türk müziğimizde Nevruz adında bir de makam vardır.
 
Çin tarihleri Hun Türkleri’nin 21 Mart tarihinde kırlara çıkıp yanlarında getirdikleri yiyeceklerini yedikleri yazar.Bu gelenek, Hunlardan sonra Uygurlarda da görülmüştür. Orta Asya Türkleri, 21 Martı Ergenekon‘dan çıkış bayramı olark kutlamaktadırlar. 12 hayvanlı eski Türk takviminin ilk günü,yani yılbaşı 21 Mart Nevruz‘dur.Kaşgarlı Mahmud’un ünlü sözlüğünde ve Melikşah’ın düzenlediği Celali Takvimi’nde yılbaşı Nevruz günüdür.Nevruz, İran’da da ilkbaharın ilk günüdür. Fars mitolojisine göre, Tanrı dünyayı, güneşi ve ilk insanları bu gün yaratmıştır.Zerdüşt inancına göre,güneşin doğayı ısıttığı ilk gündür. Ayrıca,İran devletinin kurucusu Cemşid’in Nevruz günü tahta oturduğuna inanılır.
 
 Nevruz,Türklerden ve İranlılardan Araplara da geçip islami inanç motifleriyle zenginleşti.İslamiyet’le birlikte Allah’ın dünyayı , Hz.Adem’i Nevruz günü yarattığına iananılmaya başlandı. Zamanla Hz.Nuh’un tufandan sonra karaya ilk bastığı gün ,Hz.Yusuf’un kuyudan, Hz.Yunus’un ise balığın karnından kurtulduğu gün , Hz.Ademle Havva’nın Arafat’ta buluştukları gün inançları da Müslümanlar arasında yaygınlaşmıştır. Alevi -Bektaşi kültüründeki Hz.Ali’nin doğduğu gün,Hz.Hüseyin’in doğduğu gün ,Hz.Ali’nin Hz.Fatma ile evlendiği gün, Hz.Ali’nin halife olduğu gün, inançları da Nevruz‘u daha kutsal bir gün durumuna getirdi. Türkiye ‘de Nevruz, “Sultan Nevruz,Navrız,Mart Dokuzu”gibi adlarla bir bayram halinde kutlanmaya başlandı.

Nevruz; Azerilerce “Novruz veya Noruz”, Başkurtlarca “Navruz”, Kazaklarca “Navruz veya Novruz”, Kırgızlarca “Noruz veya Nouruz”, Özbeklerce “Növroz”,Tatarlarca “Navruz, Navrez veya Nauras”, Türkmenlerce “Novruz”, Uygurlarca “Noruz”, Çuvaşlarca larca “Naras veya Naurus”, Kürtlerce “Newroz” adlarıyla kullanılmaktadır.
 
Selçuklulardan sonra Osmanlılar da Nevruz kutlamalarına çok önem verdiler. Bu dönemde pek çok Nevruziyye denilen şiirler yazıldı. Nevruziyyeler Nevruz günü önemli kişilere sunulur ve armağanlar alınırdı. Ayrıca, padişaha ve devlet büyüklerine “Nevruziye Pişkeşi” adı altında armağanlar sunulurdu. Manisa’da 22 Mart günü,
 “Nevruzbayramı” kutlanır ve mesir macunu denilen, şifalı olduğuna inanılan şekerleme dagıtılırdı. Günümüzde bu gelenek daha ileri bir tarihe (nisan ayına) alınarak yaşatılıyor. Mesir macununun asıl adıda Nevruziyye’dir.
 
Atatürk, nevruz bayramının, Türklüğün en eski bayramlarından biri olduğunu biliyordu. Bu nedenle de o sıkıntılı günlerde halkın heyecanını arttıracak her türlü etkinliği yaparak, hem Nevruz’un bize ait olduğunu vurguluyor, hem de Nevruz şenlikleriyle halkın moralini yüksek tutmaya çalışıyordu. Halkın kendi içinde yaşattığı kültürel değerleri ne kadar önemsediğini gösteriyordu.

“Cumhuriyetin temeli yüksek Türk kültürüdür” diyen Atatürk’ün, Nevruz kutlamasına bizzat katılması, aslında onun çok zor bir yolda yürürken her şeyi ne kadar detaylı düşündüğünün de bir göstergesidir. Sadece askeri ve siyasi zaferler tek başlarına çok fazla bir şey ifade etmezler. Önemli olan, bu zaferleri kazanan milletlerin nasıl yaşadıkları, kendi milli kültürlerine ne kadar bağlı olduklarıdır. Kültürel zaferler ise ancak milletlerin kendi kültürlerini canlı tutmaları ile mümkündür. Kendi kültürünü terk eden milletler ise benimsedikleri yeni kültür içinde erimeye ve yok olmaya mahkumdurlar. Bu duruma örnek olarak, Bulgar Türklerini, Hazar Türklerini, Avrupa Hun İmparatorluğunu, Mısır’da Memlük Türk Devletini gösterebiliriz.

İşte bu düşüncelerle Atatürk Nevruz kutlamalarına bizzat katılmış ve bu kadim Türk bayramının yaşamasına ne kadar önem verdiğini göstermiştir.

“Nevruz kutlamaları dolayısıyla 24 Mart1921 tarihinde Mustafa Kemal Paşa'ya şöyle bir telgraf da gönderilmişti:

"Cenubi Kafkasya komiseri,Azerbaycan Serbest Harbiye Mektebi talebeleri ,iki bölüklü Süvari askerleri ve Şoşa Muhafız Taburu askerleri ,Türk milletinin büyük Nevruz bayramını tebrik ediyor ve biz ümit ediyoruz ki Azerbaycan İnkilap Ordusu,kahraman türk ordusu ile beraber Garp emperyalizmi tazyıkinde bulunan Şark milletlerini yakında kurtarırlar.Yaşasın Şark inkilap başları Mustafa Kemal!

Neriman Nerimanof
Azerbaycan Hükümet Başkanı"

Alevi Türkmenler açısından Nevruz:

Alevi Türkmen kardeşlerimiz Nevruz bayramını da diğer Türk örf, adet ve ananelerine sahip çıktıkları gibi sahip çıkar ve büyük bir coşkuyla kutlarlar. Ancak, onlar da inançları gereği, bu kadim Türk bayramına başka anlamlar da yüklerler. İşte bunlardan bazıları:

• “Dünya kuruluşunu bugün tamamlar.
Türklerin Asena adlı dişi bir Bozkurt rehberliğinde Ergenekon’dan çıktıkları gündür. Demir ve ateşin birleştiği bugün Türklerce kutsal kabul edilerek bayram ilan edilir.
• Hz. Muhammed’e nübüvvet bugün ihsan edilir.
• Hz. Ali’nin bugün doğmuştur.
• Bugün Hz. Ali ile Hz. Muhammed’in kızı Hz. Fatma’nın evlendiği gündür.
• Hz. Muhammed bügün Gadir-hum’da okuduğu hutbede, Hz. Ali’yi Vasi tayin eder ve kendisinden sonra müslümanların önderi (imamı) ilan eder.
• Bugün Hz. Ali’nin hilafeti elde ettiği gündür.
• Bugün Haci Bektaş veli’nin Anadolu’ya gelişinin ilk günüdür. Rum Erenlerinin Şah-ı Velayeti karşıladıkları gündür.
• Bugün Gaip Erenleri “Kırklar’ın” toplandığı gün olarak inanılır. Bu nedenle bugün “Kırlar Bayramı” olarakta bilinir.
• Hz. Hüseyin’in intikamını almak için Muhtar Sakafi önderliğinde gizli bir teşkilat kurulur. İhtilal işareti olarak mahallelerde büyük bir ateş yakılır. Bu günde tesadüfen 21 Mart’a denk gelir. O günden bugüne değin Alevilerce zulme başkaldırı işareti olarak ateş yakılır.
• Bugün Hz. Adem Peygamberin yaratıldığı gündür.

Bir de, Orta Asya’da göçebe ve çoban Türklerin İslam öncesinde sürülerini kışlaklardan çıkarıp, yaylalarda obalar kurarak şölen vererek bahar törenleri düzenlenmesi, coğrafi olarak hep aynı mevsimde ve 21 Mart’a gelmesi dolayısıyla; Türkler bu gün Bahar bayramı olarak kabul etmişlerdir.”

Yukarıda görüldüğü üzere, Alevi Türkmenler Nevruz’u Türk dünyasının bir bayramı olarak kabul etmekle birlikte, alevi inancının değer verdiği isimlerin hayatlarındaki dönüm noktalarını hep 21 Mart tarihine denk getirerek o günün anlamını zenginleştirmeye çalışmışlardır. asıl olan da zaten o günün önemsenmesi değil midir? Herkes kendince değerli olan kişi ve olayları o güne bağlayarak adeta Nevruz’u kıskançlıkla sahiplenmek istemektedir. İnsan hafızasının temelinde yatan ise, aslında o günün kendisidir.

Günümüzde dış destekli siyasi ayrımcılığın, bölücü amaçlarla kullanmaya çalıştığı Nevruz Bayramının nasıl köklü bir Türk Bayramı olduğunu anlamak için, bugün Türkçe’nin yanı sıra çeşitli nedenlerle öğrendikleri Kürt diliyle de konuşmakta olan ve kendilerini Zaza olarak tanımlayan Alevi Türkmen aşiretleri ile Kürtçe konuşmakla beraber kendilerini Türkmen olarak bilen, hem Osmanlı döneminde, hem Cumhuriyet döneminde zaman zaman devletle ters düşmüş olmakla birlikte, ulusal kimliklerini inkar etmeyen Koçgiri aşireti mensuplarına bakmak yeterli olacaktır. Bu aşiretler kadim Türk boyları olup, Oğuzhan’ın torunlarıdırlar. Ve bu kimlikleriyle, Nevruz’a kıskançlıkla sahip çıkmaktadırlar. Zazalar ve Koçgiriler sadece Nevruz bayramını değil, Türklüğün bütün kültür değerlerini yaşamaya ve kıskançlıkla korumaya devam etmektedirler. Bunların yanı sıra Zazaların alevi olmayan Sünni kollarında da Nevruz aynı içtenlikle kutlanmaya devam etmektedir. Bu durum da bize, Türk toplulukları arasındaki mezhepsel bölünmenin ne kadar yapay olduğunu gösteriyor. Çünkü gerçek tarihlerinde, hepsi aynı yerde birleşiyorlar.

Günümüzde insanlarımız iletişim araçlarının sağladığı bilgiye ulaşma hızı nedeniyle çok fazla bilgiyle buluşabilmektedir. Ancak bunların doğruluk derecesini araştırmak, diğer bilgilerle karşılaştırmak, en doğruya ulaşmaya çalışmak gibi bir çaba gösterilmemektedir. Herkes bu ham bilgiler içinden kendine uygun gördüğünü alıp benimsemekte ve kendini o bilgi ile özdeşleştirmektedir. Daha sonra da bu bilgileri Türk birliği ve dirliğinin zararına uluorta kullanmaktadır. Bu durum hem Türklük açısından olaya yaklaşanlarda, hem Kürtlük açısından olaya yaklaşanlarda mevcuttur. Halbuki biraz dikkat etseler, bu bilgiler bizim ayrılık nedenlerimizi değil, birlik nedenlerimizi oluşturmaktadır.

XVI. yüzyılın Alevî Türkmen şâirlerinden Pîr Sultan Abdal da “Nevruziyye”sinde şöyle diyor:

"Sultan Nevruz günü canlar uyanır
Hal ehli olanlar nura boyanır
Muhib olan bu gün ceme dolanır
Himmeti erince Nevruz Sultan'ın

Âşık olan canlar bu gün gelürler
Sultan Nevruz günü birlik olurlar
Hallâk-ı cihandan ziya alurlar
Himmeti erince Nevruz Sultan'ın"

Edebiyatımızda Nevruziyye örnekleri çoktur, ancak bunlar bir kaynakta toparlanmamıştır. Veya biz böyle bir kaynağa bugüne kadar rastlayamadık. Bu nedenle değişik kaynaklarda yer alan Nevruziyye’lerden örnekler vermek durumundayız. İşte başka bir Nevruziyye:

“Halk şairi Zaralı Ozan Ali Nebi (Zara Akören köyü 1725-1810)'nin Nevruz Semahı, NevruzIa ilgili pek çok konuyu 18. yüzyılda gözler önüne sermesi ilgi çekicidir:

Nevruz Semahı

Bu gün dağlar yeşillendi
Sultan Nevruz safa geldin
Cümle kuşlar hep dillendi
Sultan Nevruz safa geldin

Bu gün bahar eyyamıdır
Nevruz Türk'ün bayramıdır
Gönüllerin sultanıdır
Sultan Nevruz safa geldin

Allah deyü öten kuşlar
Dua eyler dağlar taşlar
Yeşillendi hep ağaçlar
Sultan Nevruz safa geldin

Geçti şita (kış) döndük yaza
Ali Nebi'm vurur saza
Kızanlar düştü alaza (alev)
Sultan Nevruz safa geldin.”

Bütün bunları niçin sıraladık? Dikkat edilirse, Nevruz bayramını kutlayan ülkelerin tamamı dünyanın Kuzey yarım küresinde yer alır.Ve tamamı da Türk Kültür dairesinin içindedir. Dikkat edelim:Bu ülkelerin insanlarının tamamı Türk’tür demiyoruz. Türkler bu ülkeleri yönetmiş, kendi kültürlerini de bu coğrafyalarda yerleştirmiştir. İşte Nevruz geleneği de bunlardan sadece birisidir. Nevruza sahip çıkarak o günü siyasi olarak kullanmaya çalışanlar ya aslen de bizim bir parçamızdırlar, ya da bize ait olanları bizden fazla benimsemişlerdir. Biz bütün bu olup bitenlerin bilincinde olarak, bize ait değerleri başkaları kullanıyor diye o değerlerimizi terk edecek değiliz. Aksine sahip çıkacağız, canlandıracağız. Nitekim son yıllarda bu yönde başarılı gelişmeler yaşanmıştır. Dileğimiz, kadim Türk Bayramı olan Nevruz Bayramının şu anda yeryüzünde mevcut bütün Türk devlet ve topluluklarınca Milli Bayram olarak kabule dilmesidir. Böylece birliğimize doğru ciddi bir adım atılmış olacaktır.

Nevruz esas itibarıyla Türklerin Ergenekon’dan çıkışlarının da yıldönümüdür. Dünyaya Türk gözü ile bakanlar bunu görmektedirler. Nitekim, Orta Asya’da bağımsızlıklarını ilan eden Türk Cumhuriyetleri'nde Kırgızistan, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Azerbaycan ile Rusya Federasyonu bünyesindeki Tataristan 21 Mart Ergenekon / Nevruz Bayramı'nı "Milli Bayram" olarak ilan etmişlerdir. 21 Mart gece ile gündüzün eşitlendiği, günlerin uzamaya başladığı bir tarihtir. İnsanların çoğu ve evlere, yurtlara kapanarak yaşamak zorunda kaldıkları kış mevsiminden kurtuldukları gündür. İşte bu kurtuluşun kutlanmasıdır Nevruz.

Konuya böyle geniş açıdan baktığımızda, Nevruz bayramının kökeninin İslamiyetin doğuşundan çok daha öncelere dayandığını görürüz. Bu nedenle, Nevruz bayramının Alivilikle, Sünnilikle veya benzeri yapılanmalarla doğrudan bir bağlantısı bulunmamaktadır. Yani Nevruz herhangi bir mezhebin, herhangi bir dinin, herhangi bir tarikatın veya cemaatin bayramı değildir. Özellikle de etnik ve mezhepsel anlamda, Nevruz’u bir ayrılık unsuruna dönüştürmek, öncelikle Nevruz’un ruhuna aykırıdır. Sonra da tarihi gerçeklere!

Türkmen ozanı Mahdumkulu’nun Nevruz’u andığı bir şiiri:

“Nevruzdan Seni

Bolmadı bize nasibin, istedim güzden seni,

Dedin: “ötsün”(1) kış, taparım(2) taze nevruzdan seni,

Sayladım,(3) seçtim, sunam, bir bölecik kızdan seni,

Niçin belini kuçmadım,(4) men tapıp düzden seni,

İsterim Haktan kavuşturgay,(5) bana tezden seni.

1- öt: geç-

2- tap-: bul-

3- sayla: tercih et

4- kuç-: kucakla-

5- kavuşturgay: kavuştursun”

Nevruz’un kökeninde bir Türk bayramı olduğunu yazımızın başında belirtmiştik. Bunun ispatı olarak da, yakın tarihten değil, uzak tarihten, ön Türk dönemlerinden bahsetmiştik. Gerçekten de dünyamızın Kuzey yarım küresi adeta bir Türk Kültür bölgesidir. Tüm Asya kıtasında ve Amerika kıtasında bunun izlerini görüyoruz. Bu ilişkinin netleştirilmesi açısından Orta Amerika’da yaşanmış olan Maya, İnka, Aztek medeniyetleri ve onların torunları olan Amerikan Kızılderililerinin kültürleri çok iyi incelenmelidir.

Yakın tarihimize gelindiğinde de durumun aynı olduğunu çıplak gözle görmek mümkün. Hiçbir araştırmaya, incelemeye gerek duymadan, Nevruz’un ne kadar bize ait olduğunu anlamamız hiç de zor değil. Nitekim, Orta Asya’da bağımsızlığını kazanan Türk devletleri ve pek çok otonom Türk topluluğu ilk iş olarak Nevruz’u Milli bayram ilan etmişlerdir. “Nevruz” adının neden Farsça olduğu konusuna takılı kalınıyorsa, bunun için de Harzemşahlar, Selçuklular ve Osmanlılarda Türkçe yerine Farsça’nın ön plana çıkarılmasına, bir takım dönme devşirme paşalar ve saray adamları sayesinde Farsça’nın edebiyat dili yapılmasına bakmaları gerekir. O ayıp da onlarındır. Kaldı ki pek çok Türk yurdunda Nevruz o bölgeye ait öz Türkçe adıyla anılır. Bilge Kağan, Karamanoğlu Mehmet Bey, Ahmet Yesevi, Yunus Emre, Hacı Bektaşı Veli, Aşık Paşa gibi Türkçe’nin aydınlık yolundan gitmeyenlerin yanılgıları hiç bitmeyecek, doğrularla hiç bir zaman buluşamayacaklardır.

Kendine ait takvimi bulunan bir milletin en az 5000 yıldır bilinen bayramını ona buna peşkeş çekmek için nasıl bir kafa yapısına sahip olmak gerekir varın siz hesaplayın. Bir yanda bilinen tarih boyunca yüzlerce devlet kurmuş bir millet, öbür yanda tarih boyunca bir devlete sahip olamamış karışık halk toplulukları! Ama Nevruz’u bir yere mal etmek gerekiyorsa, bunu 5000 yıllık geçmişi net olarak bilinen Türk Milletine değil de, aşiret kültüründen öteye geçememiş halk topluluklarına mal etmek sadece beyan sahiplerinin utancıdır. ( Alıntıdır )


IŞIK ve SEVGİ ile KALIN.......
« Son Düzenleme: Mart 24, 2011, 11:01:07 öö Gönderen: oasis »
Işık, sadece ışık ama daha fazla ışık.......


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
0 Yanıt
2366 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 20, 2010, 05:29:11 ös
Gönderen: Mozart
7 Yanıt
5157 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 29, 2010, 01:55:09 öö
Gönderen: Prometheus
0 Yanıt
3252 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 08, 2010, 01:40:21 ös
Gönderen: Mozart
1 Yanıt
2779 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 28, 2010, 04:04:25 ös
Gönderen: Prometheus
1 Yanıt
3496 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 06, 2011, 04:59:59 ös
Gönderen: bilGe
9 Yanıt
2232 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 22, 2017, 02:52:32 öö
Gönderen: karahan
11 Yanıt
4459 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 31, 2012, 12:25:03 öö
Gönderen: NOSAM33
0 Yanıt
1442 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 06, 2013, 03:31:37 ös
Gönderen: 418
5 Yanıt
2720 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 03, 2013, 12:02:46 öö
Gönderen: proxima
0 Yanıt
772 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 22, 2015, 10:02:24 ös
Gönderen: Tij