Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Masonluğa Eleştiriler  (Okunma sayısı 13719 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ağustos 23, 2011, 04:19:59 ös
Yanıtla #20
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay






Önce şöyle bir özet:

Sayın MMT, Masonluğa Eleştiriler diye başlayıp, Bana Göre Masonluk diye devam ettikten sonra, Masonluk üzerine birçok şey yazmış, birçok sorgulama yapmış, doğru yanlış, bir tür kafa jimnastiği ama yanıt de bekleyen hani…

Yazısını şöyle bitirmiş: “Hatalarım varsa lütfen düzeltin. Umarım kimseyi de kızdırmamışımdır. Kimseyi kırmayacağı mı da umut ediyorum.”

Bu yazı üzerine sitemizin üç mason üyesinin yanıtları var. Sayın SkullG öncelikle sitenin arşivindeki yazıları bir daha dikkatlice okumasını önermiş Sayın MMT’ye ve bu konu üzerinde biraz tartışmışlar ikili olarak; Sayın Eureka Sayın SkullG’ye katılıp, biraz da Sayın MMT’nin üslubunu eleştirmiş; Sayın Mustafa Kemal ise 5 madde altında kısa açıklamalar yapmakla yetinmiş.

Masonlardan başka ses veren yok şu ana kadar.


Zaten bu forumda masonlar öyle kolay kolay ses vermez çünkü onlara harici ortamda pek fazla söz etmemeleri öğütlenir. Susmanın erdeminden de söz edilir. (Bu konuyu ayrı bir başlık altında uzun uzun işlemiştim forumda bir zamanlar.)

Bu başlık beni ilgilendirir mi?... Kimi forum üyeleri var ki içerliyor hatta “Sen ne karışıyorsun, masonlar yanıt versin.” diyenler bile oluyor. Sonra ben Sayın MASON’a soruyorum ne yapılması gerektiğini. O ise “Ne münasebet! Burası bir harici forum alanıdır ve herkes her istediğini yazar.” diyor.

Tamam, herkes her istediğini yazar belki ama ben bunun bir de genel görgü ve saygı kuralları çerçevesinde kalması gerektiğini, konunun çerçevesi dışına taşırılıp özellikle bireyselleştirilmesinin hiç de doğru olmadığını savunuyorum.

Sayın MMT, Sayın SkullG, Sayın Eureka ve Sayın Mustafa Kemal birbirlerine hitap etmiş olsalar da (ben hiç kişiye hitap etmem, herkese yazarım bilirsiniz) olayın için bireysel bir yüklenme yok. Buna karşın bana Sayın MMT sanki biraz alınmış gibi geldi.

Yok, ona da gerek yok.

Şimdi Sayın MMT’nin şu yazmış olduklarını aşama aşama ele alsam ve kendimce onun eleştirilerini yanıtlasam/desteklesem, bunları biraz ayrıntılasam hatta kim bilir belki biraz şimşekleri kendi üzerime doğru çeksem…

Olmaz mı?

Yapamaz mıyım?

Böyle bir şey yapmam uygun düşmez mi?

Yapmamalı mıyım?

Durdum. Şu anda kararsızım. Siz söyleyin, ne yapalım?

Yanıt vermezseniz, ben kendi bildiğimi, kendi istediğimi, kendi yöntemimle yaparım.




ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Ağustos 24, 2011, 02:20:28 ös
Yanıtla #21
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay

- 1 -

Sayın MMT’nin yazısından alıntı:

“Büyük loca ve onun himayesinde (Belki himayesinde sözcüğü yanlış olabilir. Acaba alt kuruluşları demek daha mı doğru olurdu bilemedim.) localar şeklindedir. Ama masonlar ne kadar büyük locaların bağımsız olduğunu söyleseler de bana büyük locaların da büyüğü var gibi geliyor ne yalan söyleyeyim. O da İngiltere Büyük Locası. Hepsinin ağabeyi gibi. Sonuçta Türkiye'de kurulan mason büyük locası yıllarca muntazam sayılmak için İngiltere Büyük Locası'nın peşinde koşmadı mı? Neden koştu? Muntazamlığının sayılması için. Peki, muntazamlığının sayılması ne demek? Diğer büyük locaların onu tanıması demek. Öyle olunca da ben burada bir bağımsızlık göremiyorum. Evet, belki tüzükleri farklıdır. Belki değil, muhtemelen farklıdır tüzükleri. Ritüelleri farklılık gösterebilir. Ve toplantı şekilleri. Ne bileyim işte İngiltere'deki bir locayla Türkiye'deki bir loca her türlü farklılık gösterebilir.”




Masonlukta büyük locaların büyüğü olmaz. Her büyük loca bağımsız bir örgüttür ve bir diğerine eşittir. Dünya yüzündeki tüm bağımsız ülkelerin aslında protokol bakımından birbirine eşit oluşu gibi.

Ancak işte tıpkı onun gibi. Bu bağlamda Sayın MMT’nin dediğini, -bir de düzeltme yaparak- şöyle teyit edelim: İngiltere Birleşik Büyük Locası tüm büyük localar üzerinde büyüklük taslar. (Buraya “Birleşik” sözcüğünü ekledim çünkü İngiltere Büyük Locası denilince anlaşılan bir başka şey olur.)

Bu dünya çapında hiç görülmemiş, salt masonluğa özgü, anormal bir tutum değil ki! Her İngiliz kurumu ya da örgütü, kendi alanında, dünya yüzünde en önemli, öncelikli otorite, en üstün, en sözü geçer olma iddiasındadır.

Fakat sanılmasın ki bu megalomani sadece İngiltere Birleşik Büyük Locası’na özgüdür. Aynı şeyi liberal olduğunu ileri süren Masonluğun karşıt cephesinde Fransa Büyük doğusu (Grand Orient de France) yapıyor. sanırsınız ki küçük dağları o yaratmış.

Ancak bir sonraki tümceye gelince biraz duralım: Türkiye Hür ve Kabul Edilmiş Masonları Büyük Locası’nın muntazam olabilmek kaygısıyla İngiltere Birleşik Büyük Locası’nın peşinden koşması gibi bir şey yoktur. Burada birtakım bireysel girişimler ve iletişimler ile kurumsal girişim ve iletişimleri birbirine karıştırmayalım. Bu durum en güzel bir biçimde Enver Necdet Egeran’ın “Gerçek Yüzüyle Masonluk” adlı kitabında yansıtılmıştır. Gerçi o kitapta Masonluğun gerçek yüzü falan anlatılmakta değildir. Yazarın Sayın MMT’nin yakınmış/eleştirmiş olduğu konu üzerindeki bireysel çabaları yansıtılmıştır. Bur tür şecaat arz etmektir bu kitabın kapsamı. O bağlamda masonluğun kendi içinde birtakım değerlendirmeler, kurumsal özeleştiriler yapılabilir gelecek ile bağlantılı olmak üzere. Çünkü bunaü benzer işlerin hep olmaması istenmiştir ama zaman zaman yinelendiği de gözden kaçmaz.

Dönersek… Sayın MMT böyle bir tutumdan ötürü büyük locanın bağımsız olmadığını ileri sürüyor. Hayır, yanılıyor. Büyük loca bağımsızdır. İngiltere Birleşik Büyük Locası’nın o ünlü tanıma koşullarını kendi buyrultusuyla kabul etmiştir. Hiçbir kurum onu bu bağlamda zorlamamıştır. Bu bakımdan eleştirilecek olan birileri varsa, o da gidip Türkiye Büyük Mason Mahfili adı altında olmak üzere bugünkü Özgür Masonlar Büyük Locası’nı kuranlardır. Onların bu tutumu Türkiye Hür ve Kabul Edilmiş Masonları Büyük Locası’nın geleceği için birtakım tasarılar yapanları rahatlatmış, böylece bu doğrultudaki çalışmalara ivme kazandırılmıştır.

Sayın MMT bu konuyu yakalayacaksa, o tarihlerde yapılmış olan işlemler çerçevesinde bir başka şeyden, asıl yüz karası olaydan, asıl yalandan, asıl aldatmacadan, asıl işin yoluna yöntemine uyduruluşundan, asıl kılıfın içene minarenin nasıl yerleştirildiğinden söz etmeliydi. Bence Sayın MMT’nin yanılgısı bundan kaynaklanıyor. Konuları tam ve iyi bilmiyor. Eksik incelemiş. olan bitenlerin derinliğini kavrayamamış. Ne yapalım? Hoş görelim. Gerektiğinde bu işin doğrusunu gerek Sayın MMT gerekse başkalarının da gerektiğince öğrenebilmesi için gereken açıklamaları gerekli ölçüde yapalım. (Buradaki tüm gerekler öyle gerektiği için kullanıldı.)

Bunun ardından Sayın MMT İngiltere ile Türkiye’de Masonluğun uygulamalarında gerek yönetim ve kurallar gerekse toplantıların yapılması bakımından farklar olabileceğini de teslim ediyor. Elbette öyledir. Başka türlüsü düşünülemez bile. Çünkü İngiliz kültürü farklı Türk kültürü farklıdır. Her ülkenin kültürdü farklıdır. Bu nedenle her ülkedeki mason kuruluşları arasında birçok fark vardır.

Vardır de Masonluğa genel olarak bakıldığında bunlar pek de önemli sayılamayacak ayrıntılardır. Bu işi bir zamanlar “Yok birbirimizden farkımız” diye bir slogan tutturmuş olan bir bankayı anımsayarak bankacılığa benzetelim mi aslında böyle bir benzetme yapmak hiç doğru olmasa da?... Bankacılık işlemleri hemen her bankada birbirinin aynıdır. Dolayısıyla mesleği profesyonel bankacılık olan bir kişi, şirket değiştirdiğinde bu bağlamda hiçbir sorunla karşılaşmaz. Fakat her bankanın kendine göre tutumu, tarzı, yürüyüşü vardır. bu nedenle de şirket değiştiren bir profesyonel bankacı, mesleği bakımından değil işin yapılışı bakımından birtakım şaşırmalara uğrayabilir.

Türkiye’deki ya da bir başka ülkedeki bir mason yurt dışında bir locanın toplantısına ilk kez konuk olarak katıldığında çok şaşırabilir. Aslında ortam, mabet, kardeşler, ritüel falan, hepsi birbirine pek benzerdir ama bir de farklılık vardır işte. Çok ülkede çok loca gezerse, bu farkları kanıksamaya başlar.



Sayın MM’nin eleştirileri bakımından bu paragraf üzerine diyeceklerim bu kadar.

Bu konuya devam edeceğim.


ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Ağustos 24, 2011, 11:31:43 ös
Yanıtla #22
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 200
  • Cinsiyet: Bay

   Geçenlerde Türkiye gündeminde bir tartışma vardı. Bir profesör köşesinde bir şeyler yazmış. Diğer köşe yazarları da ona yükleniyorlardı. Bu yüklenme uzadı gitti. Diğer köşe yazarları da yavaş yavaş bu konuya bulaşmaya başladılar. Sonra o profesör şöyle dedi:

   "Ben öyle söylemek istemedim. Çarpıtıyorlar!"

   O profesöre yüklenen bir köşe yazarı da tekrar bu konuyu kaleme aldı. O da şöyle diyordu:

   "Biz mi çarpıtıyoruz yoksa sen mi anlatamıyorsun? Herkes aynı şeyi anladığına göre sen yazdığın şeyleri tekrar okumuyorsun. Sen bunları demek istemesen bile bunları yazmışsın. Şimdi suçlu biz mi oldu?."

   Ben de bu köşe yazarına katıldım. Sen anlatamıyorsan, hatta yanlış anlatıyorsan diğerlerinin ne suçu var? Yüklenirler tabii sana!

   Şimdi Sn. ADAM'ın yazısını okudukça diyorum; "Allah Allah nereden çıktı şimdi bunlar?"

   "Benim aslında bunları kastetmediğimi yazmalıyım." dedim.

   Sonra anladım. Suç bende! Sen anlatmak istediğini anlatamıyorsan, hatta yanlış anlatıyorsan kim ne yapsın? Sen ne anlatırsan herkes onu anlar. Sen adam akıllı anlatmazsan suç kimin?

   Şu an Sn. ADAM'a yazdıklarında dolayı yakınmaya hakkım yok. Suç bende.

   Şu an Sn. ADAM'a sadece teşekkür edebilirim. Yazımın sonundaki isteğimi kırmayıp, anlatımımdaki yanlışları düzelttiği için. Yavaş yavaş, inceleye inceleye...

   Lütfen incelemeye devam edin Sn. ADAM.

   Saygılarımla...

                                                                                                                                                       MMT
Size ne yapacağınızı söyleyebilirler ama ne düşüneceğinizi asla!


Ağustos 26, 2011, 12:29:44 ös
Yanıtla #23
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


- 2 -


Biliyorum, Sayın MMT bu işten hoşlanmadı. Fakat ben hoşlandım. Madem o Masonluğa eleştiri yöneltebiliyor, ben onun yazdıklarını niçin eleştirmeyeyim ki!... Önemli olan hep birlikte gerçeği bulabilmek değil mi?

Şöyle devam etmiş yazısında:

“Peki anayasaları da farklı mıdır? Genel anayasalarından bahsediyorum. Farklı mıdır? Benim bildiğim kadarıyla farklı değildir. Öyleyse bağımsızlık bunun neresinde? Birilerinin hazırladığı yasalara uymak bağımsızlık mıdır? Bunu şuna benzetelim. Türkiye Cumhuriti'nin yasaları vardır. Medya buna tabidir fakat bağımsızdır.

Güzel bir örnek oldu. Ama masonların bahsettiği bağımsızlık daha farklı değil mi? Kuşkusuz öyle. Onlar bağımsız olduklarını söylüyorlar. Oysa medya bağımsız değil sonuç itibariyle. Devletin himayesinde.

O halde şöyle demeliler bence. Büyük localar kısmi bağımsızdır. Evet, bu daha uygun olur.”



Sayın MMT yanılıyor da yanılıyor… Yanılgıyla başlayınca da yanılgılı sonuçlara varıyor elbette düz mantık izleyeyim derken. Bu iş böyle olur.

Bir kere Masonlukta tek bir anayasa yok. Onu ortaya koyalım. 1723 tarihli bir anayasa var. 1738 tarihli olanı var ama ona pek yüz verilmez. 1756 tarihli Ahiman Rezon var. Bunun özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nden kabullenilmiş biraz farklı versiyonları var. İngiltere Birleşik Büyük Locası’nın 1815 tarihli anayasası var. Fransa Büyük Doğusu’nun kendine özgün anayasası var. Var oğul var…

Var da… Hiçbir büyük loca bu anayasalardan birine bırakın bağlı olmayı, onu tümüyle benimsemek zorunda değil. Kaldı ki bu anayasaların çoğu zaten çoktan çağ dışı kalmış; günümüzün masonluğu ile uyumlu değil. Herhangi birini alıp bir maddesini okuduğunuzda, bu –madde ta 18. ya da 19. yüzyılın koşulları altında ve üstelik evrensel değil ancak yerel olarak geçerli olabileceğinden, bu maddenin geçerliliğini sürdürebilmek için onun üzerine bir dünya yapay yorum yapıyorsunuz.

Zaten bu anayasaların hemen hepsinde en önemli olarak benimsenen bir Yükümlülükler bölümü vardır. Üstelik bunun da tümü değil ilk maddesidir en önemli olanı. Bu da genellikle Tanrı ve Din konusu üzerinde durur. Bundan sonra da birkaç madde vardır evrensel boyutta benimsenmiş olan ancak bu benimseme bir büyük loca için zorunluluk değildir.

Bütün bunlar başından beri yetersiz olduğundan, büyük localardan her biri kendi anlayışı, tutumu, koşulları ve gereksinmeleri uyarınca tüzükler hazırlamıştır. Nitekim o sözünü ettiğimiz anayasaların kimilerinin sonunda da büyük locaların söz konusu tüzüklerine bir gönderme yapılır.

Dolayısıyla büyük locaların bağımsızlık olgusu ile benimsemiş oldukları anayasayı birbirine karıştırmamak gerek. Masonlukta “anayasa” devletler hukukundaki anayasa gibi değil; farklı bir anlam taşıyor.

Burada Sayın MMT’nin şu belirtmiş olduğu medyanın bağımsız olup olmadığı konusuna girmek istemiyorum. Çünkü Masonluk hiçbir bakımdan benzeştirilemez medya ile. Büyük locaların kısmi bir şekilde bağımsız olmaları ne demek? Öyle bir parça bağımsızlık bir parça bağımlık olmaz. Korkarım Sayın MMT henüz bağımsızlığını elde edememiş ama kendi iç işlerindeki özerkliğini koruyan mason örgütlerinden söz ediyor. Eğer ondan söz ediyorsa, o zaman öylesi de pek az kaldı dünya yüzünde. Masonluğun henüz yerleşmemiş olduğu birtakım ülkelerde (SSCB dağıldıktan sonra oluşmuş ülkelerin bazısı gibi) belki hafiften, yavaştan bir loca kuruluyor önceleri bir başka obediyansa bağlı olarak: sonra bu ikilenip üçleniyor ve zaten üçlenir üçlenmez hemen bağımsızlık bayrağını açıp ulusal nitelikli bir büyük loca olma yolunu tutuyor. (Ender olarak büyük loca yerine büyük doğu)

İşin ilginç yanı şu ki, eskiden büyük localar başka ülkelerde kendilerine bağlı olan locaların bir araya gelerek bir büyük loca oluşturmasını engellemek için ellerinden ne gelirse yapardı; şimdi ise tersine, oralarda birer büyük loca kurulması için katkıda bulunuyorlar. Bu bağlamda bir empozelerinin olmadığı söylenemez elbette. Her böyle eski büyük loca istiyor ki yeni büyük loca da kendi benimsemiş olduğu ilkeleri benimsesin, dolayısıyla ortada bir anayasa varsa o anayasa aynı olsun.

Önemli olan nedir bilir misiniz?... Mason örgütlerinin anayasası değil. Masonların anayasasıdır önemli olan.

Her masonun kendi anayasası vardır.

O anayasa da her birinin zihninde ve gönlünde yazılıdır, öyle herhangi bir kitapta falan değil.

Bir bakarsınız ki o anayasa tektir aslında.

O yüzden kardeştir dünya yüzündeki tüm masonlar.





ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Ağustos 26, 2011, 02:00:17 ös
Yanıtla #24
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 200
  • Cinsiyet: Bay

   Sn. ADAM.

   Aslında sizin de yanıldığınız bir nokta var. Nereden çıkardınız bu işin benim hoşuma gitmediğini? Aksine. Bayıldım...

   Hani siz dersiniz ya; konuları bölüm bölüm yapmamın sebebi sorusu olan kişilerin sorularını almak ve düzeltilecek yerlerin düzeltilmesini sağlamak diye.

   Öyleyse ben de bir soru sorayım. "Masonlukta ilkeler ve kurallar" dersek aklınıza ne gelir?

   Gerçi kurallar elbette başka başka ve çok fazladır. Ama keskin ve net olanlardan bahsedersek?

   Bu konuyu açıklarsanız gerçekten sevinirim.

   Saygılarımla...
Size ne yapacağınızı söyleyebilirler ama ne düşüneceğinizi asla!


Ağustos 26, 2011, 02:46:17 ös
Yanıtla #25
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


Bir başlığın dığşına çıkmanın uygun olmadığını, böyle bir durumda yeni bir başlık açılmasının uygun olacağını Sayın MMT de biliyor.

Masonluktaki ilkeler.... Bu konu üzerinde yazılmış uzun yazılar var.

Masonluktaki kurallar.... Bu konu üzerinde de hatta gelenekler ve yöntemler de dahil olmak üzere yazılmış uzun yazılar var.

Bunları yeni baştan yazmak öncekilerin yinelenmesi olacaktir.

Ancak Sayın MMT özel/spesifik sorular ortaya koyacak olursa, onlar ayrıca tartışılabilir.

Masonluğun eleştirisinin tartışılması ise henüz bitmedi.


 


ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Ağustos 26, 2011, 05:16:30 ös
Yanıtla #26
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 200
  • Cinsiyet: Bay

     Sn. ADAM

   Sn. Mustafa Kemal bu anayasa denen şeyin bir ilkeler bütünü olduğunu söyledi. Kendisi bir mason. Bildiğim kadarıyla da üstat mason. Elbette biliyordur. Bu yüzden bu ilkeler ve kurallar konusunu açmak istedim. Ve siz diğer bir paragrafa geçmeden bu paragrafta yazdıklarımın ve sizin benim paragrafımı baz alarak yazmış olduklarınızı tartışmak istedim. Amacım konunun dışına çıkmak değil, daha da derinleştirmekti. Benim bu paragrafa yazdıklarım sizin "Yasalar" adlı yazı dizinizi okuduktan sonra aklımda şekillenenlerden ibaret oldu.

   Masonların anayasalarına katılıyorum. Mason örgütlerinin anayasalarını ise düşünmeden edemiyorum.

   Ama madem siz konunun dışına çıkmak olarak nitelendiriyorsunuz bu durumu, diyecek pek bir şeyim yok. Okumaya devam edeyim.

   Saygılarımla...
Size ne yapacağınızı söyleyebilirler ama ne düşüneceğinizi asla!


Ağustos 27, 2011, 10:49:51 öö
Yanıtla #27
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


- 3 -


Sayın MMT’nin Masonluğa eleştirilerinden bir paragraf daha kapalım:

“Masonluk aydınlanma yuvasıdır. İyi insanı daha iyi insan yapmanın yeridir. Kamil mertebeye, bitmeyen bir yolda koşmanın yeridir masonluk. Masonluk kardeşliğin ayyuka çıkmasıdır. İnsanların birbirlerini sevmesi, birbirlerine saygı göstermeleri ve en önemlisi kendilerini geliştirerek insanlık mabedine bir taş koymanın yeridir. "Mason" bir dernekten çok bir sıfattır. Işığı arayan insanın sıfatıdır. Ve ışığı arayan insan her geçen gün biraz daha ışıkla tanışır. Yolu sürekli kateder. Ama bitiremez. Belki de masonlar tanıyıp tanıyabileceğiniz en güzel insanlardır. Sırrınızı paylaşabileceğiniz, arkadaş değil, dost değil, kardeş olabileceğiniz insanlardır. Çünkü onlar ışığı ararlar. Bu da büyük bir erdemdir. Ama bu sadece masonlar için geçerli değil elbette. Işığı arayan herkes için geçerlidir. Ve biz masonluğu "Işığı Arayan Kişi" olarak nitelersek, böyle insanların hepsine mason diyebiliriz diye düşünüyorum. Bence bir mahsuru yok. "Önlüklü" veya "Önlüksüz". O işin resmi olan tarafı. O beni pek ilgilendirmez.”



Bu forumda kimi zaman kemi üyeler çok banal bir dil kullanıyor. Yakıştıramıyorum. Burada da Sayın MMT’nin şu “ayyuka çıkmak” sözünü yakıştıramadım; kusura bakmasın. Aslında onun bir kötü niyeti yok. Çalaklavye gitmiş. Burada “doruğa varmak” gibi bir demek isteyişi var. Burada yeri değil o deyimin.

Sayın MMT şimdi özür dilemeye falan girişecek. Gereği yok. Düzelttik işte.

Ancak bir başka durum var. Sayın MMT’nin o dedikleri Masonlukta gerçekten oluyor mu? Yoksa lafta mı kalıyor? İşte bu düşünmeye değer.

Sayın MMT masonu ışığı arayanların sıfatı olarak niteliyor. En Muhterem Büyük Üstat Remzi Sanver de öyle bir nitelendirme yapmış kitabının kapağında. Sayın MMT’nin ışık arayışı ile bağlantılı anlatımı da yanlış sayılmaz bir bakıma… Işık alıyor mason, bitmiyor, daha istiyor. Goethe gibi… Keşke masonların hepsi Goethe’nin almış olduğu kadar ışık alabilmiş olsa Masonluktan… Alamıyorlar. Almak istemiyorlar. Sıkılıyorlar. Bıkıyorlar. Usanıyorlar. Yeterli ölçüde sabır ve direnç gösteremiyorlar. O zaman da olmuyor işte. Masonluk başka, masonlar başka.

Hoppala!... Ben Sayın MMT’nin eleştirilerini eleştiriyordum. kendim başladım eleştiriye.

Sayın MMT haklı. Ne diyebilirim ki önlüklü ve önlüksüz terimleri anımsatılınca. Hani bir de MASONSUZ var. Onu unutmayalım.




ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Eylül 02, 2011, 03:54:52 ös
Yanıtla #28
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


- 4 -

Sanmayın ki Sayın MMT’nin Masonluğa eleştiriler konusunun eleştirisinden caydım.

Yo, hayır. Devam edeceğim. Ancak araya bayram girdi; dinlendim biraz.

Sonraki paragrafları şöyle:


"Peki nedir bu insanlık mabedi? Hani şu masonların sürekli bahsettikleri "İnsanlık Mabedi"? Hani insanlık mabedini inşa etmeye çalışıyoruz diyorlar ya?

Elbette bu çok zor bir iş. Bunun için ne yapıyolar peki? Bu soruyu foruma ilk girdiğimde sormuştum. "Masonlar insanlık mabedini nasıl inşa edecekler?" diye bir soruydu. İsterseniz bakabilirsiniz. "Masonluk Hakkında Sorular ve Cevaplar" adlı bölümde hala duruyordur muhtemelen. 1.5 yıl kadar oldu bu soruyu soralı. O gün tatmin edici bir cevap alamamıştım. Ama forumda yeni olduğum için çekinmiyor da değildim hani. O gün için "Tamam" demiştim. "Öyle diyorsanız öyledir."

E bir masondan daha iyi bilecek halim yoktu ya. "Tamam" demeyip de ne yapsaydım?

Ama bugün bu sorunun cevabını az çok biliyorum. Ve bana kalırsa bu sorunun cevabı şöyle:

"Hayır, masonlar insanlık mabedini inşa falan edemeyecekler." Evet, bunu tüm içtenliğimle söylüyorum. Sitede bana katılmayan bir mason kardeşim varsa lütfen yorumunu esirgemesin.



O insanlık mabedi bir simgedir. Öyle bildiğimiz tapınak falan gibi somut bir şey değildir. Zaten Masonlukta çok şey simgedir. Bununla bir ideal toplum düzeni tasarımlanıyor tüm dünya çapında. Elbette Sayın MMT’nin dediği gibi zor iş… Hatta olmayacak iş.

Ancak burada Sayın MMT’nin bir yanlışı var. Belki küçük bir yanlış; önemsiz. Fakat .bir bakıma da önemli. Masonlar öyle bir mabet inşa etmeye çalıştıklarını söylemiyor. Başka türlü bir söz ediyor. Onun yapımı için kendilerini hazırlamaya çalıştıklarını belirtiyorlar. Bir küçük ayrıntı, detay, nüans. Fakat bir bakıma önemli sayılmaz mı?

Dolayısıyla masonların insanlık mabedini inşa etmek gibi bir iddiaları yok. Belki bu yüzden bundan 1,5 yıl önce bir yanıt verilmemiş. Eğer öyle bir mabet inşa edilecekse, tüm insanların pay alması gerekiyor o işte. Masonların yapabileceği, kendilerini hazırlamanın ötesinde onları yönlendirmek bu iş, bu yapıt için.

Bugüne dek olmadı. Yakın gelecekte de olmayacak. Bu uğura can katan masonlar toprağın 1,5 m altında şimdi. Bugünküler de oraya gidecek. Fakat bu ülkü sürecek. Sonraki masonlar sürdürecek bu ülküyü. Gerçekleşene dek ya da yeryüzünde tek bir mason bile kalmayana dek.

İşte bu deyiş Sayın MMT’nin deyişinden farklı. Öyle değil mi?



ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Eylül 02, 2011, 06:20:21 ös
Yanıtla #29
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 200
  • Cinsiyet: Bay

   "Masonluğun amacı; semboller ve alegoriler aracılığı ile aşıladığı yüksek ahlâk ilkeleri ve erdemleri özümletmeye çalışarak olgunlaşmalarına yardımcı olduğu üyeleri masonlarla, dünyada din, dil ve ırk ayırımı olmaksızın tüm insanların eşitlik ve barış içinde kardeşçe yaşayacakları bir sevgi düzeninin kurulmasını sağlamaya çalışmaktır. Masonluk, bu yüce ülküsünü İnsanlık Mabedi inşası olarak tanımlar, ve bu amaca uygun düzenli bir şekilde ulaşmak için tüm üyelerini uyması gereken temel ilkeler koymuştur."

   Ana sayfadan direkt ulaşabileceğimiz Sn. Mason'un "Masonluk Nedir?" adlı yazısından bir alıntı. Burada "Masonluk, bu yüce ülküsünü İnsanlık Mabedi inşası olarak tanımlar." ifadesi, masonluğun ülküsünün "İnsanlık Mabedini inşaa etmek" olduğunu göstermiyor mu?

   Yoksa ben mi yanlış anlıyorum. Ya da o paragraf çok kısa olduğu için "Yüzeysel geçildiği için böyle anlaşılması normal" mi demeliyiz?

   Saygılarımla...
Size ne yapacağınızı söyleyebilirler ama ne düşüneceğinizi asla!


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
2 Yanıt
3671 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 14, 2011, 01:11:59 ös
Gönderen: Mustafa Kemal
16 Yanıt
7893 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 09, 2013, 09:42:37 ös
Gönderen: evvah
38 Yanıt
14528 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 03, 2015, 09:41:58 öö
Gönderen: Risus
4 Yanıt
6427 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 19, 2015, 02:47:39 ös
Gönderen: ADAM
8 Yanıt
3848 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 17, 2012, 09:42:21 öö
Gönderen: ADAM
5 Yanıt
3575 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 21, 2012, 03:32:09 ös
Gönderen: ADAM
9 Yanıt
7295 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 11, 2014, 04:28:09 ös
Gönderen: BULGARIA
13 Yanıt
5350 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 11, 2013, 03:31:55 ös
Gönderen: ADAM
28 Yanıt
7975 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 08, 2013, 08:02:37 öö
Gönderen: ADAM
10 Yanıt
4493 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 08, 2013, 12:44:11 öö
Gönderen: SEHERC