Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Operatif Masonluğun Geleneksel Spekülatif Masonluğa Dönüşümü  (Okunma sayısı 6794 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mart 09, 2012, 01:07:43 ÖÖ
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 598
  • Cinsiyet: Bay

Sonun da bir fırsat yakalayıp okuduklarımı düşünüp deep forest eşliğinde oturup soru sormaya vakit ayırabildim kendime.

Konuya gelecek olursam sormak istediğim soru masonluğun operatif masonluktan geleneksel hale gelmiş spekülatif masonluk pozisyonuna geçiş aşaması ya da bu geçiş hakkında yazılmış eski bir yazının doğru olup olmadığı..Bu sorunun cevabını mason üyelerden veya konuya vakıf konu hakkında bilgi sahibi sayın forum üyelerden istemek durumundayım ve lütfen oo daha önce anlattık al şu linkten bak tarzı cevaplar vermeyin.. Belki o cevapların verildiği tarihten bu yana o cevabı verenlerde konu hakkında yeni bilgiler edinmişlerdir.. Amaç paylaşımsa paylaşalım paylaştık bitti gitti olmasın bilgiler.. Teşekkür ederim.


Otto Bachmann isminde İsviçre Alpina büyük locası üstadı bir kişi 1970 yılında bir kitap yazmış kitabının ismi de  - Farmasonluk ve içindeki bölünmenin nedenleri ve sonuçları - dır. Bu kitabında diyor ki Otto Bachmann :

XVI ve XVII. Yüzyıllardaki dinsel karışıklıklar localara eski gelişmelerini yeniden sağlamak imkanını vermiyordu ve kritik durumları devam ediyordu. ( Kritik durum derken benim düşünceme göre burada savaşdan dolayı duran inşaat işlerini --masonluk hala operatif olduğundan--kastediyor sanırım çünkü inşa ve mimari durumlar durma noktasına gelince operatif masonlar bir takım sıkıntılar çekme durumunda kalmışlar diye düşünüyorum ) Bu yüzden eski masonlarla ( farmason ) kabul edilmişler arasında sık sık anlaşmazlıklar oluyordu ve bu durumun böylecede sürüp gitmesi münkün değildi.

Birçok uzun hazırlık çalışmalarından sonra Londranın dört büyük locası 24 Haziran 1717 tarihinde Londra ve Westminster büyük locasını spekülatif ( düşünsel ) olumlulukta kurdular. Bu kuruluş operatif ( uygulamacı ) masonluğun sonu oldu.


Diyor Otto Bachmann yazısında bu sorumun cevabını aldığımda sorularımın cevabı gelecektir.

Yazıyı okuma üzerinde düşünme ve cevap verme zahmetini gösteren herkese teşekkürü borç bilirim.


Saygılar.
Ölü Gibi Sessiz...Mezar Gibi Ketum...



חמישים אחוזים חמישים אחוזים בולגרי של יהודים....!!! O:


Mart 09, 2012, 02:19:45 ÖÖ
Yanıtla #1
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 187
  • Cinsiyet: Bay

Benimde merak ettiğim bir konu. Hatta yanlış hatırlıyorsam beni affetsin Sn.ADAM operatif masonluğun olduğunu düşünmüyordu diye hatırlıyorum, eğer öyleyse kendisinin görüşlerinide bekliyoruz.


Mart 09, 2012, 03:10:15 ÖÖ
Yanıtla #2
  • Mason
  • Orta Dereceli Uye
  • *
  • İleti: 301
  • Cinsiyet: Bay

Eğer alıntı değilse, ki zannetmiyorum sayın ADAM'ın kendi fikri olmayan bir metni belirtmeden kopyala-yapıştır yapacağını, http://www.masonlar.org/masonlar_forum/index.php/topic,8331.0.html linkli konuda görülüyor ki operatif masonluğun hiç varolmamış olduğuyla ilgili bir görüş belirtmediği gibi kendisi operatif masonluğun bitişi ve spekülatif masonluğun başlamasıyla ilgili kronolojiyi bizlere aktarıyor.

Operatif masonluğun var olmamış olduğuyla ilgili tartışmalar mevcut, bu konuda kanıt oluşturacak her hangi resmi belge de bulunmamakta. Ancak öyle bir durumda benim merakım şu ki eğer operatif masonluk hiç varolmamış olsaydı, Kudüs'ten beri elden ele gelen kadim bilgiler Tapınakçıların katli ve 1314'te Jacques de Molay'in öldürülmesinden 1700'lerin başına kadar geçen sürede nasıl muhafaza edildi ve aktarıldı?

Sevgi ve saygılarımla.
"Dilimin sınırları, dünyamın sınırlarıdır."
Ludwig Wittgenstein


Mart 09, 2012, 09:13:37 ÖÖ
Yanıtla #3
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay



Bu konuyu açan Sayın Bulgaria… Dolayısıyla aslında elbette onun yazısı belirttiği kaynak ve soruları üzerine yoğunlaşmak gerekiyor.

Üstelik dediğini de yapalım. Öyle link falan vermeyelim. Sıfırdan bir çalışma olsun.

Bunlara bir diyeceğim yok. Fakat şimdi ben önce Sayın Bulgaria’nın getirdiği konuya başlamayı ertelemek istiyorum. Ben öyle istiyorum da bir başka katılımcımız doğrudan o konuya girebilir elbette. Benim niyetim ise Sayın gnothi’nin yazdığını öne almak çünkü onun sözü doğrudan benim daha önceki bir yazım üzerine. Onun bu yazıyı yazmasına vesile ise Sayın ARCHITECT’in bu konu üzerindeki bir kısa iletisi.

Ben nasıl Operatif Masonluk diye bir şeyin hiç olmadığını söylerim?

Ancak şunu söylemiş olabilirim: Operatif Masonluğun yaşam döneminde “Operatif Masonluk” diye bir terim yoktu. Ancak bunu söylemiş olabilirim.


Operatif Masonluk terimi günümüzdeki (çağdaş) Masonluk kurulduktan bir süre sonra, e geleneksel inşaatçılık mesleği ve zanaatı arasında bir ayırım yapma gereksinmesi duyulduğunda, kendilerini “spekülatif mason” olarak niteleyenlerce yaratılmış; 18. yüzyılın ortalarına doğru. Başlangıçta buna gereksinme yokmuş. Hatta tersine; yeni kurulmuş olan örgütün o mesleğin devamı, onun restore edilmiş bir tarzı olduğunun vurgulanmasına bile çalışılıyormuş. Ancak sonradan artık ikisinin birbirinden farklı olduğunu ortaya koymak gerekmiş (özellikle Kıta Avrupası’nda). Nitekim bu ayırımı belirleyebilmek için de bir ara dilimize “Domatik Masonluk” ve “Geomatik Masonluk” olarak çevrilmiş terimler kullanılmış ama bunlar pek tutmamış; nedense “operatif” ve “spekülatif” sıfatlarından daha çok hoşlanmışlar.

Benim bir başka deyişim olabilir: “Spekülatif Masonluk Operatif Masonluğun devamı ya da ondan doğmuş bir kurum değildir.” Bu deyişi bir başka biçimde dile getirmiş de olabilirim. Bu ise Spekülatf Masonluk ayrı, Operatif Masonluk ayrı demektir.

Sayın gnothi’nin dediği üzere Operatif Masonluğun var oluşuna ilişkin kanıtlara bile gerek yoktur. Yapıtları ayan beyan ortadadır. Bu meslek ve zanaatın son dönemlerine doğru kaleme alınmış olup günümüze kadar gelebilmiş birkaç belgenin bulunuşunu bir yana bırakalım; özellikle Mimarlık ve İnşaat Mühendisliği Tarihi, bu mesleğin neredeyse tüm geçmişini, o geçmişin ta Diyonisos Sanatçılarından başlayarak, Roma Kolejleri, Komo Ustaları ve Manastırlardan geçerek 17. yüzyıla uzanışını, sonra akademilerin kurulmasına başlanışını gözler önüne serer.

Ancak bu işin içine karıştırılmaması gereken öğeler de var. Tarihsel bakımdan çok daha eski oluşuna karşılık, gerek Antik Mısır, Mezopotamya ve Asya gerekse Avrupa uygarlıklarında daha önceki inşaatların yapımcıları ile sonradan Operatif masonluk denilmiş olan meslek ve zanaat arasındaki bağlantıyı kurabilmek zordur. Kuşkusuz temeline yer alan bilim ve teknik bakımından uygulamaların sürekliliği söz konusudur ama örgütlenme tarzı bakımından bir kopukluk vardır. Bunun sürekliliğini ancak Diyonisos İşçileri’nden 18. yüzyıla kadarki tarihsel dönemde izlemekteyiz yani Antik Çağ’dan hemen hemen Yeni Çağ sonlarına daha doğrusu Aydınlanma Çağı’na kadar. Tarih Öncesi Çağlar hiç kuşkusuz çok daha uzun bir zamanı kapsıyor ama ne yazık ki M.Ö. yaklaşık 10. yüzyıl öncesine ilişkin pek bir bilgimiz olduğu söylenemez.

M.Ö. 10. yüzyıl deyince pat diye şu ünlü Süleyman Tapınağı’nın yapım zamanına vuruverdik. Nitekim kimileri günümüzdeki Masonluğun tarihini onunla başlatıyor.

Bunu niçin yaptıklarına gelince… Birkaç ayrı nedeni var ama şimdi oraya girmeyelim çünkü konu başlığının çok dışına çıkarız. Ancak işte o Süleyman Tapınağı konusuyla bağlantılı olmak üzere Sayın gnothi’nin değinmiş olduğu bir başka kurum var ki, ne kadar uğraşılsa didişilse o kurumun tarihteki Operatif Masonluk ile doğrudan bir bağlantısı kurulamaz: Tapınak Şövalyeleri Tarikatı… Bu tarikatın Orta Çağ’da Avrupa’nın birçok yerinde kendi haç biçiminde değil de sekizgen kiliselerini inşa ettirmiş olması bir bağlantı değildir. Öyle ki Tapınak Şövalyeleri Tarikatı’nın Pontifex (yol ve köprü yapımcıları) ile bağlantısı Massoneria (Bina yapımcıları) ile bağlantısından çok daha önemli, çok daha yakındır.

“Öteden beri gelen kadîm bilgiler…” Bunu hep söyleyip dururlar. Nedir bu bilgiler. Bilinmezmiş! Geometri ve diğer bilimlerle bağlantılı bilgilerin çağlar içinde geliştirilerek gelişine kim ne diyebilir? Ancak bunu ileri sürenlerin deyişi başka. Onlar apayrı birtakım bilgilerden söz etmeye çalışıyor; genellikle okült nitelikli bilgilerden. Sonra da bunların şimdi günümüzdeki Masonlukta yer aldığında söz ediyor.

Öyle diyor ama günümüzdeki Masonluğun kapsamında öyle bir şey yok. Vallahi de billahi de yok. Var olduğunu ileri süren “Aha!” diye gösterebilse canım yanmaz. Efendim işte bu bilgiler, ta Antik Mısır’dan (hatta Atlantis’ten hatta Mu’dan) Babil Kulesi ve Süleyman Tapınağı’ndan geçirilerek operatif masonlarca taşınmış ve sonra Tapınak Şövalyeleri onları alıp Spekülatif Masonluğa yerleştirmiş.

Şahane bir kurgu… Sayın gnothi’nin sorusu da oraya otuyor: 1314 – 1717 arasındaki üç yüzyıllık dönemde aktarım organı nerede?

Tamam ya işte… 14. yüzyılın başı zaten Avrupa’da Operatif Masonluğun en güçlü olduğu dönem değil mi? Tapınak Şövalyeleri Tarikatı’na son verildiğinde onlardan birçoğu gidip mason localarına sığınmadı mı? Hele İskoçya’ya bakacak olursak orada 14. yüzyılda Operatif Masonluk ile Tapınak Şövalyeleri’nin âdeta özdeşleştiğini görmüyor muyuz?

Tamam bunlar var. Bunlar var da bu olgular o varsayımsal “kadîm bilgiler” in böylece taşınmış olduğunu göstermiyor. İşin o yönü bir kurgu…

Üstelik ille de birtakım gizemli bilgilerin yüzyıllar içinde nasıl taşındığını araştırıp görmek istiyorsak, tümüyle bir somut yapıt üretme mesleği olan operatif masonluğu bir yana bırakıp, örgütsel varlığı olmayan başka kurumlara bakmak çok daha doğru olur; alşimistler gibi… 15. yüzyıl ortalarında mason localarına alınmasına başlanmış olan o “kabul edilmiş masonlar”ı da o kadar çok önemsemenin gereği yok. 17. yüzyılda birtakım kabul edilmiş masonlar biliyoruz, Spekülatif Masonluğun kuruluşunu sağlamış olan masonları da biliyoruz; bunların arasında kabul edilmiş masonların ancak parmakla sayılabilecek kadar olduğunu da görebiliyoruz.

Kronolojik bakımdan Spekülatif Masonluğun başlangıcı ile Operatif Masonluğun son buluşu elbette örtüşüyor. Gerçi İngiltere kuzeyi, hele İskoçya ve biraz da Kıta Avrupası kuzeyinde Operatif Masonluk bir sür daha yaşamış, Kıta Avrupası’nın orta ve güney bölümünde daha önce sona ermiş. Nitekim bu yüzden “örtüşme” terimini kullanıyoruz. Birinin kesinlikle sona erip ötekinin birdenbire başlaması söz konusu değil. Nitekim günümüzdeki (spekülatif) Masonluğun Operatif Masonluğun devamı olduğunu söyleyenler bile böyle bir örtüşme ya da dönüşüm (transformasyon) döneminden söz ediyor.

Ben ise işte öyle bir şeyin olmadığını ileri sürüyorum.

Ancak bu konuda yalnız değilim. Bu görüşü ileri süren tek kişi de değilim. Benden çok daha güçlü, çok daha sıkı araştırmacı, bulgularını kitaplarına yerleştirmiş güçlü yazarlar var bu bilgiyi ortaya koyan.

Ne yazık ki bu bilginin ortaya konuluşunun tarihsel geçmişi biraz yeni; varsa yoksa 50 yıl kadar bir süre. Bize çok uzun gibi gelebilecek olan bu süre aslında hiç de çok uzun değil. Düşünün ki öteki türlü iddialar yani Spekülatif Masonluğun Operatif Masonluğun devamı olduğuna ilişkin tezin daha önce yaklaşık 250 yıllık bir geçmişi var. Bu konuda yazılmış olan tarih kitaplarının haddi hesabı yok. Çok ünlü yazarlar, ansiklopedistler gelmiş geçmiş bu konuyu o şekilde aktaran. (Gould, Mackenzie, Mackey, Coil, ötekilerden biraz farklı olmakla birlikte Pike gibi…) Onlar kendi yaşam dönemlerinde pek iyi tanınmıyordu; sonradan ünlendiler. Şimdiki araştırmacı ve yazarlar da herhalde öyle olacak.

Ben bütün bunları yazdıktan sonra sanırım Sayın Bulgaria, onun soruduğu ve ortaya attığı konuyu niçin ertelemiş olduğumu çok daha iyi anlamıştır. Artık burada durup şöyle uzun bir nefes alabilirim, değil mi?

Ancak ben o nefesi alırken katkılar ve tartışmalar sürebilir kuşkusuz…


ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Mart 09, 2012, 09:37:05 ÖÖ
Yanıtla #4
  • Mason
  • Orta Dereceli Uye
  • *
  • İleti: 301
  • Cinsiyet: Bay

Elinize, beyninize, klavyenize sağlık sayın ADAM.

Sevgi ve saygılarımla.
"Dilimin sınırları, dünyamın sınırlarıdır."
Ludwig Wittgenstein


Mart 09, 2012, 10:35:02 ÖÖ
Yanıtla #5
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 598
  • Cinsiyet: Bay

Operatif masonluğun var olduğu dönemde operatif masonluk terimi yoktu. Ama uygulamacı mason veya gerçek mason mu demeli sonucta spekülatif olanlarından onları ayıran bir terim mutlaka olmalı diye düşünüyorum. İlk olarak dışarıdan kabul edilenler ile masonları ayıran terimin olduğu kalmış aklımda operatif masonluk sıkıntılı dönemlerinde yanlış hatırlamıyorsam Avrupa'da prensler imparatorlar sanatçılar da aralarına dahil olmuş bir kesim şiddetle karşı çıksada e bu kadar farklı düşünce arasında spekülatif masonluğun doğmaması bir takım reformların olmaması tabi ki elde değil. Yani ben operatif masonluğun var olduğu dönemdede operatif masonluk denmesede veya denmiş de olabilir burda olabilir yazmam konunun kati kuralla doğru olmadığını düşünsel yazılar olduğunu da belirtiyordur neyse sapmayayım operatif masonluk veya onunla eş anlamlı bir kelime ayrımı belirtmek için kullanılmıştır diye düşünüyorum sayın ADAM.


Saygılar.
Ölü Gibi Sessiz...Mezar Gibi Ketum...



חמישים אחוזים חמישים אחוזים בולגרי של יהודים....!!! O:


Mart 09, 2012, 01:17:07 ÖS
Yanıtla #6
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


Bu yazacaklarım birazcık Sayın Bulgaria'ya yanıt ama onun ilk yazdığına değil, son yazdığına yani bir parantez içi ya da dipnot gibi bir şey...

Hani şu operatif sıfatı var ya... Bu sıfat daha önce o operatif dönelde de kullanılmış. Magister Operis ya da Operarius diye bir unvan var yani bir bakıma Uygulamacı Usta. Bu, diğer ustalardan daha ileride, bir binanın yapımının tümünden sorumlu usta anlamında... Konumuz ile bağlantısı yok.

Peki o dönemde bu mesleği yürütenlerin sıfatı ne?... Önceleri sadece mason. Fakat sonraları bu yetmez oluyor ve bir özgür insan savaşımı başlıyor feodalitenin süregittiği ortamda. Bunu belki burjuvazinin ilkel düzeyde oluşumunun hazırlığı olarak bile niteleyebilirsiniz. İşte bu girişimin sonunda özgürlük hakkı elde edilince, artık sıradan bir mason ile bir özgür mason (franc-maçon, freemason, freimaurer) arasındaki fark ortaya çıkıyor.

Sayın Bulgaria'nın sözünü ettiği, meslek ile ilgisi olmaksızın locaya katılan kişiler ise Türkçede "kabul edilmiş mason" denilenler... Batı dillerindeki karşılıkları da öyle. Ancak bu tarihteki zaman olarak biraz sonra; genellikle 15. yüzyıl başlarına endekslenir. Karışık da bir olay... Bir yandan locaya destek vermek için özgür masonların arasına katılanlar var, bir yandan gizlenip kendi gemisini yürütebilmek için, bir yandan da ekonomik sıkıntılarını giderebilmek amacıyla girenler. Hele o soylulardan, prenslerden falan söz edilir ya sitayişle; onların çoğu beş parasız; üstelik bir de soylu oldukları için yaşam standartlarının sıradan insanlardan yüksek olması gerek; mason localarına bu mesleği öğrenip uygulamak, para kazanmak için giriyorlar statüleri kabul edilmiş olsa da... Çünkü onlar için statünün pek bir önemi yok; onlar özgür mason olmak istemez; buna gerek yok, çünkü onlar zaten özgür insan.

İşte bu nedenle ben o kabul edilmişleri o kadar çok abartmamak gerektiğini söyledim.  Aralarında öyle çok önemli ve değerli kişilerin bulunduğunu söyleyerek bir genelleme yapmak pek doğru değil.

Örneğin adı resmen/belgeli olarak bilinen en eski kabul edilmiş mason John Boswell... Siz bu kişinin adını hiç duymuş muydunuz? Duymamış olsanız da merak ediyorsanız bir araştırın bakalım internette falan; benim dediğim niteliğinden başka ne önemli özelliği varmış?

Spekülatif Masonluğun, operatif masonlar yani özgür masonlar arasındaki kabul edilmiş masonlarca kurulmuş olduğu ileri sürülür ya!... Bence hayır!... Yanlış... Hatta yalan... Palavra... Ben bunun yanlışlığını kanıtlarım. Doğruluğunu ileri sürenlerin elinde hiçbir kanıt yok.

Fakat bu sonaki, asıl konumuz. Ona sonra geleceğiz, değil mi?

   
 
       
« Son Düzenleme: Mart 09, 2012, 01:19:08 ÖS Gönderen: ADAM »
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Mart 10, 2012, 01:19:52 ÖS
Yanıtla #7
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay




Bu konuya döndüm ya, şimdi sıra Sayın Bulgaria’nın bu başlığı açarken yazmış olduğu ilk satırlarda…

Her şeyden önce Sayın Bulgaria’yı kutlamak gerek… Galiba İstanbul’daki sahafları dolaşıyor ve köşe bucakta Masonluk ile bağlantılı olmak üzere her ne kalmış ise bulup çıkarıyor. Yoksa Otto Bachmann’ın 50 yıl kadar önce yaptığı bir çalışmanın belli bir gerekçeyle bir kitapçık biçiminde basılmış olan çevirisini bulmak öyle her babayiğidin haddi değil. Ben o kitapçığı biliyorum çünkü Masonluğu incelemeye başladığım zamanlara denk düşer. Ancak Türkiye’deki birçok mason, bir araştırmacı ya da kütüphane karıştırmacısı değilse ya da evinde bir aile büyüğünden kalma Masonlukla bağlantılı bir kitap, dergi vb. birikimi yoksa, bu kitapçığı ne görmüş ne duymuştur.

Peki bu kitapçık öyle çok övgüye değer bir yapıt mıdır?... Bence değil… Şimdi o kitapçık artık önümde yeniden bakıp yararlanabileceğim bir yerde değil ne yazık ki… Kesinlikle ulaşılmaz değil ama ulaşmak zahmeti gerektiriyor. Ona da değmez. Çünkü anımsayabildiğim kadarıyla o kitapçığın kapsamı öyle yansız bir araştırmayı yansıtmakta değildi. Belirgin bir biçimde biraz yan tutar biçimde yazılmış bir kitaptı. Yanlış anımsamıyorsam, Anglosakson Masonluğu’na karşıt, Liberal Masonluktan yana bir tutumu vardı. Yanılıyorsam, kitapçık Sayın Bulgaria’nın elinde; o düzeltir.

Bu açıdan baktığımda, belki yanılıyorum, Otto Bachmann gerçekten de İsviçre Alpina Büyük Locası’nın üyelerinden miymiş? Kitapçıkta öyle mi yazıyor? Sakın Grande Loge de Suisse üyesi olmasın. O ki büyük locayı birbirine karıştıran çok olur. Gerçi Otto Bachmann, adı uyarınca İsviçre’nin kuzeyinden olsa gerek ama…

Onu bir yana bırakalım; Otto Bachmann’ın o sözleriyle ne demek istediğini anlayabilmek için sanırım kitapçığın bütününü okumak gerek. Üstelik öyle de geniş bir zaman diliminden söz etmiş ki… 16. ve 17. yüzyıllar… Ohoooo!... Bu iki yüzyıl boşunca operatif yani özgür masonlar ile onlara katılmış yani kabul edilmiş masonlar didişip durmuş mu?... Böyle bir şey nasıl olabilir ki? Ben başka hiçbir yerde böyle bir şey okumadım. Bir kabul edilmiş mason, locasındaki özgür masonlarla nasıl didişebilir ki, zaten niçin didişsin ki gibi bir soruyu bir yana bırakalım; böyle bir şey olursa özgür masonlar onu kapının önüne koyabilirlerdi. Kaldı ki tarihteki o kabul edilmiş masonlar olayı, localarda bir karşılıklı çıkar birliği üzerine kurulu bir anlaşmadır; iki grup arasında çekişme diye bir şey söz konusu değildir. Zaten iki grup diye bir şey de yoktur. Bu olay hayli ender görülmüş bir uygulamadır; sonradan yani Spekülatif Masonluk döneminde abartılı bir boyutta olduğuna ilişkin bir sezdirmeye girişilmiştir. Bu konuda Masonluğun tarihinde en çok bilinen olay, Elias Ashmole’ün üyesi olduğu Warrington Locası’na küsüp gidişidir ama o olayın berisinde kapı dışarı edilme uyarısının bulunduğu da kendi anlatımı çerçevesinde bilinmektedir.

Otto Bachmann, Masonluğun tarihine elbette klasik tarzda bakıyor. Bunu yadırgamamak gerek. Fakat bir mason kalkmış Masonluğun tarihi ile bağlantılı bir kitap yayınlamış diye hatta bir de İsviçreli (Batılı) olduğuna bakılarak, anlatmış olduklarının kesinlikle doğru olduğuna gözü kapalı bir şekilde inanmak da pek yanlış bir tutumdur.

Nitekim işte açık bir yanlış orada bar bar bağırıyor: Otto Bachmann, Spekülatif Masonluğun kuruluşuyla birlikte Operatif Masonluğun son bulmuş olduğunu yazmış. Hayır efendim. Öyle olsaydı, Londra Büyük Locası ve ardından İngiltere Büyük Locası o bilinen sıkıntılarla, operatif mason localarının şikayetleriyle karşılaşmazdı. Öyle olsaydı Spekülatif Masonluk İngiltere’den çok daha önce Fransa-Almanya dolaylarında Kıta Avrupası’nda oluşurdu. Operatif Masonluk denilen geleneksel bina inşaatı meslek ve zanaatının Kıta Avrupası’nda Britanya’ya oranla çok daha önce sona erdiğini (belki pek zayıfladığını söylemek daha doğru) genel Mimarlık tarihinden biliyoruz. O sona eriş bir bakıma Gotik Mimari’nin sona erişi ve Neoromanesk’in doğuşu ile başa baştır. Britanya’da ise Londra dışında daha çok yıllar devam etmiştir o meslek; bu devam ediş 19. yüzyıla kadar bile uzanır, artık sadece İskoçya’da tek tük loca kalmış olsa da…

Fakat yine anımsayabildiğim kadarıyla Otto Bachmann’ın o çalışmasının asıl konuya giren bölümü sonradır. Spekülatif Masonluğun kendi içindeki bölünmesinin nedenleri ve sonuçları üzerinde duracaktır kendi yorumuyla. Bunları nasıl gözden geçirebiliriz. Şu aşamada bana Sayın Bulgaria pasajlar aktarırsa yapabiliriz gibi geliyor.

Fakat bu başlık altındaki konu Spekülatif Masonluğun içinde sonradan oluşan bölünmeler değil Operatif Masonluğun Spekülatif Masonluğa dönüşümü…

Ben diyorum ki, tüm mason tarihçiler öyle yazmış çünkü öyle yazmaları gerekiyordu, sonra artık öyle yazmasalar bile olurdu ama tükürdüklerini yalayamadılar ve nasıl genel olarak dünya tarihinde birçok bilgi kasıtlı olarak yanlış aktarılmışsa, aynı şey Masonlukta da yapılmış.

Sormak gerek, madem öyle niçin Spekülatif Masonluk 17. yüzyıl ortalarında Kıta Avrupası’nda oluşmamış diye…

Sormak gerek kimmiş o Londra Büyük Locası’nı kurmuş oldukları söylenen kabul edilmiş masonlar diye…

Sormak gerek hangi tarihte kurulmuş o “çok eskiden kalma dört operatif mason locası” diye…

Sormak gerek niçin bu işler İngiltere’de bile değil de sadece Londra’da oluyor diye…

Sormak gerek niçin sonradan Fransa’da yüksek derecelerin oluşturulmasına girişilmiş diye…

Daha çok şey sormak gerek…

Kolay kolay yanıt verilemeyecek sorulardır bunlar çünkü Spekülatif Masonluğun kuruluşu olarak adlandırılan o girişimin ardında bambaşka emeller, bambaşka niyetler var. O günlerin Masonluğu ile bu günlerin Masonluğu aynı değil. Kimileri hiçbir şeyin değişmediğini ve değiştirilmediğini ileri sürer; bunun üzerine ben de nelerin değişmiş ve değiştirilmiş olduğunu sıralamaya girişirim.

Kimse bana kulak asmaz elbette. Niçin kulak assınlar ki? Az gelişmiş bir ülkede adı bilinmez biri çıkmış, Masonluğun tarihinin asıl can alıcı noktalarının yanlış anlatılmış, gerçeklerin bambaşka olduğunu ileri sürüyor.

"Bu da bir başka tür antimasonik girişimdir. Geçiniz!" derler.

Desinler. Birçok gerçek aradan çok zaman geçtikten sonra ortaya çıkmıştır. Bunun örneklerini yaşadık; yaşıyoruz.





ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Mart 12, 2012, 12:31:52 ÖÖ
Yanıtla #8
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 598
  • Cinsiyet: Bay




Bu konuya döndüm ya, şimdi sıra Sayın Bulgaria’nın bu başlığı açarken yazmış olduğu ilk satırlarda…

Her şeyden önce Sayın Bulgaria’yı kutlamak gerek… Galiba İstanbul’daki sahafları dolaşıyor ve köşe bucakta Masonluk ile bağlantılı olmak üzere her ne kalmış ise bulup çıkarıyor. Yoksa Otto Bachmann’ın 50 yıl kadar önce yaptığı bir çalışmanın belli bir gerekçeyle bir kitapçık biçiminde basılmış olan çevirisini bulmak öyle her babayiğidin haddi değil. Ben o kitapçığı biliyorum çünkü Masonluğu incelemeye başladığım zamanlara denk düşer. Ancak Türkiye’deki birçok mason, bir araştırmacı ya da kütüphane karıştırmacısı değilse ya da evinde bir aile büyüğünden kalma Masonlukla bağlantılı bir kitap, dergi vb. birikimi yoksa, bu kitapçığı ne görmüş ne duymuştur.

Peki bu kitapçık öyle çok övgüye değer bir yapıt mıdır?... Bence değil… Şimdi o kitapçık artık önümde yeniden bakıp yararlanabileceğim bir yerde değil ne yazık ki… Kesinlikle ulaşılmaz değil ama ulaşmak zahmeti gerektiriyor. Ona da değmez. Çünkü anımsayabildiğim kadarıyla o kitapçığın kapsamı öyle yansız bir araştırmayı yansıtmakta değildi. Belirgin bir biçimde biraz yan tutar biçimde yazılmış bir kitaptı. Yanlış anımsamıyorsam, Anglosakson Masonluğu’na karşıt, Liberal Masonluktan yana bir tutumu vardı. Yanılıyorsam, kitapçık Sayın Bulgaria’nın elinde; o düzeltir.

Bu açıdan baktığımda, belki yanılıyorum, Otto Bachmann gerçekten de İsviçre Alpina Büyük Locası’nın üyelerinden miymiş? Kitapçıkta öyle mi yazıyor? Sakın Grande Loge de Suisse üyesi olmasın. O ki büyük locayı birbirine karıştıran çok olur. Gerçi Otto Bachmann, adı uyarınca İsviçre’nin kuzeyinden olsa gerek ama…

Onu bir yana bırakalım; Otto Bachmann’ın o sözleriyle ne demek istediğini anlayabilmek için sanırım kitapçığın bütününü okumak gerek. Üstelik öyle de geniş bir zaman diliminden söz etmiş ki… 16. ve 17. yüzyıllar… Ohoooo!... Bu iki yüzyıl boşunca operatif yani özgür masonlar ile onlara katılmış yani kabul edilmiş masonlar didişip durmuş mu?... Böyle bir şey nasıl olabilir ki? Ben başka hiçbir yerde böyle bir şey okumadım. Bir kabul edilmiş mason, locasındaki özgür masonlarla nasıl didişebilir ki, zaten niçin didişsin ki gibi bir soruyu bir yana bırakalım; böyle bir şey olursa özgür masonlar onu kapının önüne koyabilirlerdi. Kaldı ki tarihteki o kabul edilmiş masonlar olayı, localarda bir karşılıklı çıkar birliği üzerine kurulu bir anlaşmadır; iki grup arasında çekişme diye bir şey söz konusu değildir. Zaten iki grup diye bir şey de yoktur. Bu olay hayli ender görülmüş bir uygulamadır; sonradan yani Spekülatif Masonluk döneminde abartılı bir boyutta olduğuna ilişkin bir sezdirmeye girişilmiştir. Bu konuda Masonluğun tarihinde en çok bilinen olay, Elias Ashmole’ün üyesi olduğu Warrington Locası’na küsüp gidişidir ama o olayın berisinde kapı dışarı edilme uyarısının bulunduğu da kendi anlatımı çerçevesinde bilinmektedir.

Otto Bachmann, Masonluğun tarihine elbette klasik tarzda bakıyor. Bunu yadırgamamak gerek. Fakat bir mason kalkmış Masonluğun tarihi ile bağlantılı bir kitap yayınlamış diye hatta bir de İsviçreli (Batılı) olduğuna bakılarak, anlatmış olduklarının kesinlikle doğru olduğuna gözü kapalı bir şekilde inanmak da pek yanlış bir tutumdur.

Nitekim işte açık bir yanlış orada bar bar bağırıyor: Otto Bachmann, Spekülatif Masonluğun kuruluşuyla birlikte Operatif Masonluğun son bulmuş olduğunu yazmış. Hayır efendim. Öyle olsaydı, Londra Büyük Locası ve ardından İngiltere Büyük Locası o bilinen sıkıntılarla, operatif mason localarının şikayetleriyle karşılaşmazdı. Öyle olsaydı Spekülatif Masonluk İngiltere’den çok daha önce Fransa-Almanya dolaylarında Kıta Avrupası’nda oluşurdu. Operatif Masonluk denilen geleneksel bina inşaatı meslek ve zanaatının Kıta Avrupası’nda Britanya’ya oranla çok daha önce sona erdiğini (belki pek zayıfladığını söylemek daha doğru) genel Mimarlık tarihinden biliyoruz. O sona eriş bir bakıma Gotik Mimari’nin sona erişi ve Neoromanesk’in doğuşu ile başa baştır. Britanya’da ise Londra dışında daha çok yıllar devam etmiştir o meslek; bu devam ediş 19. yüzyıla kadar bile uzanır, artık sadece İskoçya’da tek tük loca kalmış olsa da…

Fakat yine anımsayabildiğim kadarıyla Otto Bachmann’ın o çalışmasının asıl konuya giren bölümü sonradır. Spekülatif Masonluğun kendi içindeki bölünmesinin nedenleri ve sonuçları üzerinde duracaktır kendi yorumuyla. Bunları nasıl gözden geçirebiliriz. Şu aşamada bana Sayın Bulgaria pasajlar aktarırsa yapabiliriz gibi geliyor.

Fakat bu başlık altındaki konu Spekülatif Masonluğun içinde sonradan oluşan bölünmeler değil Operatif Masonluğun Spekülatif Masonluğa dönüşümü…

Ben diyorum ki, tüm mason tarihçiler öyle yazmış çünkü öyle yazmaları gerekiyordu, sonra artık öyle yazmasalar bile olurdu ama tükürdüklerini yalayamadılar ve nasıl genel olarak dünya tarihinde birçok bilgi kasıtlı olarak yanlış aktarılmışsa, aynı şey Masonlukta da yapılmış.

Sormak gerek, madem öyle niçin Spekülatif Masonluk 17. yüzyıl ortalarında Kıta Avrupası’nda oluşmamış diye…

Sormak gerek kimmiş o Londra Büyük Locası’nı kurmuş oldukları söylenen kabul edilmiş masonlar diye…

Sormak gerek hangi tarihte kurulmuş o “çok eskiden kalma dört operatif mason locası” diye…

Sormak gerek niçin bu işler İngiltere’de bile değil de sadece Londra’da oluyor diye…

Sormak gerek niçin sonradan Fransa’da yüksek derecelerin oluşturulmasına girişilmiş diye…

Daha çok şey sormak gerek…

Kolay kolay yanıt verilemeyecek sorulardır bunlar çünkü Spekülatif Masonluğun kuruluşu olarak adlandırılan o girişimin ardında bambaşka emeller, bambaşka niyetler var. O günlerin Masonluğu ile bu günlerin Masonluğu aynı değil. Kimileri hiçbir şeyin değişmediğini ve değiştirilmediğini ileri sürer; bunun üzerine ben de nelerin değişmiş ve değiştirilmiş olduğunu sıralamaya girişirim.

Kimse bana kulak asmaz elbette. Niçin kulak assınlar ki? Az gelişmiş bir ülkede adı bilinmez biri çıkmış, Masonluğun tarihinin asıl can alıcı noktalarının yanlış anlatılmış, gerçeklerin bambaşka olduğunu ileri sürüyor.

"Bu da bir başka tür antimasonik girişimdir. Geçiniz!" derler.

Desinler. Birçok gerçek aradan çok zaman geçtikten sonra ortaya çıkmıştır. Bunun örneklerini yaşadık; yaşıyoruz.





Sayın ADAM.Öncelikle uğraşlarımı anlayabildiğiniz ve bu uğraşın ne denli zor olduğunu anladığınız için sevindim.Ufak bir not bunları bulmak için sadece istanbuldaki sahaflarla içli dışlı olmakla sınırlı kalmadım.Bursadaki sahaflarlada iletişim halindeyim.Herneyse bunlar konuya dahil olan şeyler değil sadece beni anlamanıza sevindim bunlar için oldukça fazla vakit harcamak ve uğraş vermek durumunda kalıyorum bu da iyi olan hiçbirşeyin uğraşsız olmayacağı lafını doğrular nitelikle benim için.

Aktarımlarıma elbette devam edeceğim fakat vakit olarak sıkıntım mevcut..Çok sık yurtdışı seyahatlari iş hayatı ve stresi derken ne aileme nede sosyal hayata fazla vakit ayıramaz hale doğru gitmekte olduğumu farkediyorum bu günlerde..Hal böyle iken internet ortamında bu paylaşımlar için ancak gece 1 den 2 den sonra vaktim kalıyor. Bu vakitlerdede paylaşıma başlayınca bakıyorum işe gitmeme birkaç saat kalmış yine yani dinlenme olarak sıkıntı çektiğim günlerdeyim.En kısa sürede konunun devamını getirmeye çalışacağım.Çok teşekkür ediyorum konular tam istediğim gibi açıklayıcı ve tatmin edici düzeyde gidiyor.Çabalarımın sonucunu alıyorum sanırım.


Saygılar.
Ölü Gibi Sessiz...Mezar Gibi Ketum...



חמישים אחוזים חמישים אחוזים בולגרי של יהודים....!!! O:


Temmuz 11, 2014, 04:28:09 ÖS
Yanıtla #9
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 598
  • Cinsiyet: Bay

Şu eski paylaşımların tadını tekrar yakalamak güzel olacak. Yine bayağı eski ve değerli ( benim için değeri inanılmaz) dergi kitap vs. bulma şansım oldu. Aynı şekilde ben incelemek için hazırım. Ya sen ?


Saygılar.
Ölü Gibi Sessiz...Mezar Gibi Ketum...



חמישים אחוזים חמישים אחוזים בולגרי של יהודים....!!! O:


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
2 Yanıt
3902 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 28, 2007, 09:35:47 ÖS
Gönderen: shemuel
1 Yanıt
4159 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 14, 2009, 11:42:13 ÖÖ
Gönderen: karahan
12 Yanıt
5142 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 16, 2010, 10:58:15 ÖS
Gönderen: MASON
1 Yanıt
4869 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 20, 2011, 04:29:30 ÖÖ
Gönderen: Sirius
3 Yanıt
4453 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 14, 2012, 12:50:15 ÖÖ
Gönderen: yavuz
5 Yanıt
4251 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 14, 2011, 02:58:20 ÖS
Gönderen: neumann
2 Yanıt
2795 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 05, 2012, 05:13:43 ÖS
Gönderen: BULGARIA
7 Yanıt
3227 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 04, 2014, 09:36:03 ÖÖ
Gönderen: ADAM
9 Yanıt
3016 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 12, 2014, 02:05:33 ÖS
Gönderen: BULGARIA
2 Yanıt
2715 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 13, 2014, 01:15:56 ÖS
Gönderen: ADAM