Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Kabala nedir, ne değildir.  (Okunma sayısı 5609 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Nisan 12, 2012, 07:09:16 ÖS
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 341
  • Cinsiyet: Bayan

Kabala Nedir?
Kafa karışıklığı, efsane, batıl inanç ve yanlış yorumlamadan dolayı Kabala bir sis örtüsü altında kalmıştır çünkü otantik Kabala binlerce yıldan beri gizliydi bugüne kadar.



Kabala Nedir?

Kabala Bilgeliği manevi dünyayı çalışmak için bir araçtır. Dünyamızı keşfetmek için, fizik, kimya, biyoloji gibi bilimleri kullanırız. Ancak doğal bilimler sadece beş duyumuzla algıladığımız fiziksel dünyayı çalışır. İçinde yaşadığımız dünyayı bütünüyle anlamak için, duyularımızın algılayamadığı gizli âlemi keşfedebilecek bir araştırma aracına ihtiyacımız vardır.
Kabala Bilgeliğine göre realite iki güç veya nitelikten oluşur: alma arzusu ve ihsan etme arzusu, vermek. İhsan etme arzusu vermek istediği için bir alma arzusu yaratır,  bu nedenle daha yaygın biçimde kullanılan adı ‘Yaratan’dır. Bu yüzden tüm yaratılış, biz dâhil, bu alma arzusunun tezahürleridir.
Kabalayı, realitenin iki temel gücüyle – alma ve ihsan etme – çalışarak faydamıza kullanabiliriz. Kabala bize sadece yaratılışın tasarımını öğretmez, aynı zamanda realitenin her şeye gücü yeten ve her şeyi bilen başlangıçtaki Tasarlayanı gibi, nasıl tasarlayanlar olabileceğimizi öğretir.




Batıl İnanç
Kabala Hakkındaki 10 Batıl İnanç

1-Kabala bir dindir.
Gerçek Durum:  Kabala bir bilimdir – tüm realitenin fiziğidir. Normalde bizim duyularımızdan gizlenmiş olan kapsamlı realiteyi ifşa eden bir bilgeliktir.

2-Kabala kırmızı sicimler ve kutsal su ile bağlantılıdır.
Gerçek Durum: Bağlantı yoktur. Kırmızı sicimler, kutsal su ve diğer ürünler geçmiş iki yüzyılda yaratılmış kar amacı güden birer ticari icatlardır.

3-Kabala bir azınlık için saklanmıştır ve sadece 40 yaşın üzerindeki erkeklerin öğrenmesine izin verilir.
Gerçek Durum: Sürgün süresince Kabala sadece az bir sayıda seçilmiş bireyler tarafından çalışılmıştır. Bununla birlikte, Ari’nin zamanından beri (16. Yüzyıl) herkese açıktır.

4-Kabala sihir ile uğraşır.
Gerçek Durum: Kabala sihir veya herhangi bir başka büyücülükle uğraşmaz; realitenin yararcı bir soruşturmasıyla uğraşır.

5-Kabala bir mezheptir.
Gerçek Durum: Kabala, hiçbir kısıtlama olmaksızın her kişiye açık bir bilgelik ve bir bilimdir.

6-Kabala “Yeni Çağ” ile alakalıdır ve bir akımdır – gelip geçici bir hadisedir.
Gerçek Durum: Kabala insanlığın en eski bilgeliğidir. Başlangıçları yaklaşık 5000 yıl öncesine dayanır.

7-Kabala, tarot kartları, astroloji ve nümeroloji ile alakalıdır.
Gerçek Durum: Tarot kartlarının, astrolojinin ve nümerolojinin mistik pratiklerinde sehven Kabala ile ilişkilendirilmiştir.

8-Kabalada muskalar vardır.
Gerçek Durum: Bizim dünyamızda manevi içerik ihtiva eden fiziksel nesneler yoktur. Muskalar bir insana ancak psikolojik bir destek anlamında yardımcı olabilirler.

9-Kabala meditasyon içerir.
Gerçek Durum: Kabala meditasyon içermez. Meditasyon, “Kabala” kelimesi ile ilgili kafa karışıklığı arasında Kabalist olmayanlar tarafından son birkaç yüzyılda ilişkilendirilmiştir.

10-Bir kişinin Kabala kitaplarına yaklaşmadan önce Tora ve Talmudu çalışmış olmasına ihtiyacı vardır.
Gerçek Durum: Kabala olmadan, kişi bu yazıların manevi anlamlarını anlayamaz ve bunların fiziksel olaylara ve hareketlere gönderme yaptığını düşünür durur




Sevgi ile kalın


Nisan 12, 2012, 07:39:14 ÖS
Yanıtla #1
  • Seyirci
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 4170
  • Cinsiyet: Bay

Sn.Hypatia

okunmaya kafa patlatmaya uğraşılamaya değer bir konu tebrikler.Öncelikle maddeler arasında en çok ilgimi çeken 10 numara oldu.Talmud ve tora kabala için değil sadece tevrat içinde olmazssa olmazdır.Talmud okunmadan tevratın geçerliliği olmuyor.Ben şahsen talmudu görme fırsatım olmadı lakişn nette benimde daha önceden paylaştığım talmuddan alıntılar vardır bu forumda.Talmudda bahsi geçen iğrenç ifadeler mide kaldırıcı şeyler değil böyle bir olgu varkende bunu kabala ile ilintilendirmek kabalanın özünü bozmazmı.sanki çok yanyana durur görünmüyorlar yanılıyormuyum.
ÖZGÜRLÜK BİLE SAHİP OLMAK İÇİN SINIRLANDIRILMALIDIR.

EDMUND BURKE

Hayat Bizi Resmen Dört İşlemle Sınar. Gerçeklerle Çarpar, Ayrılıklarla Böler, İnsanlıktan Çıkarır ve Sonunda Topla Kendini Der.  leo


Nisan 12, 2012, 11:53:46 ÖS
Yanıtla #2
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 341
  • Cinsiyet: Bayan

Sn  Karahan, öncelikle bu konuyu etraflıca araştırmayı düşünebiliriz. On' uncu maddeyi biraz inceleyelim isterseniz.
Kabalaya yaklaşmadan önce, Tora ve Telmud'da ihtiyaç olunmadığını belirtiyor; yani bunun aksi olduğu sanılıyormuş fakat öyle değilmiş. Kabala olmayan biri, onlardaki manevi yazıları anlayamadığını ve onları fiziksel olaylarla ilgili olarak düşünürmüş.

Sizin Telmud da bahsi geçen iğrenç bulduğunuz ifadeleri burada paylaşırsanız sevinirim. Bu arada bende ufak bir araştırma yapayım.
Sevgi ile kalın


Nisan 13, 2012, 12:33:22 ÖÖ
Yanıtla #3
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 341
  • Cinsiyet: Bayan

Telmud'dan bir iki alıntıyı okudum ve  inanılır gibi değil. Böyle bir inanışın var olduğu mümkün olamaz! Yukarıda paylaştığım alıntının 10 uncu maddesi, Telmud'da yazılanlarla ilişkilendirilmemeli bence; yada iyice araştırılmalı. Bildiğim kadarıyla Kabala Zohar'a daha yakın diye düşünüyorum;ve İsrail olmakla  yahudi  olmanın farklı düştüğünü sanıyorum.Şöyle bir alıntıyı buraya getireyim; Kabala hakkında düşülen karmaşaya bir nebze açıklık gelir belki.





-Kabala, Yahudilerin kutsal kitabı Tevratın herkes tarafından bilinen açık anlamından başka, ezoterik anlamı bulunduğu, sembollere gizlenen bu anlamın öğrenilmesi ve yorumlanması geleneği olarak tanımlanabilir.

Kabala kelimesi, kimilerine göre İbranice Kibbel kökünden türetilen ‘’gelenekle kabul edilmiş şey’’ , kimilerine göre ise gene İbranice KBLH harflerinden oluşmuş, ‘’vahiy olarak almak, kabul etmek’’ kimilerine göre de ‘’sözel gelenek’’ anlamındadır.


Kabala ezoterik bir anlayış olduğundan dolayı hayata ve yaradılışa dair, çok çeşitli boyutlarda ve konularda yorumlar içerir. Amaç, yaradılışın sırlarına vakıf olmak, bireyin kendini arındırıp, geliştirerek mükemmele ulaşmasıdır. Yani mükemmel insan olmak ve bu suretle Tanrıya yakın olmaktır. Araç ya da kaynak ise Tevrattır.


Burada Kabala nın tarihine geçmeden önce Tevrat ve Yahudilerle ilgili bazı kısa bilgiler iletmek istiyorum. Yahudi kime denir? Yahudi sözcüğü, en büyük İsrail kabilesi olan ‘’Yahuda kabilesinden olan’’ demektir. Yahudiler daha sonraları Musa dininden olan anlamına gelen Museviler olarak anılacaklardır. Yahudilerin kutsal kitabı Tevrat bu dinin kurucusu olarak, Tanrının buyruklarını kabilesine ileten ilk peygamber olduğu iddiasıyla İbrahim’i gösterir. Evrenin ve insanın yaradılışını anlattıktan sonra insanların nasıl tek soydan çeşitli soylara ve tek dilden, çeşitli dillere geçtiğini açıklar ve insan soyunu Adem’den başlatarak Musa’ya kadar getirir. İbrahim, İshak, Yakup, Yusuf ve Musa peygamberler hepsi Nuh’un üç oğlundan Sam ‘ın soyundandır ki bunlara bilindiği gibi Samiler adı verilir. Musa, Tanrı Yahve’den 10 emri almış ve esaretten kurtardığı ırkı, Musa’nın dininden anlamına gelen Museviler olarak anılmaya başlanmıştır.

Tevrat denince akla, ilk beş kitap ; Tekvin, Çıkış , Levililer, Sayılar ve Tesniye gelir. Musa’dan sonra gelen kitaplarla Musevilerin Tanakh adını verdikleri Eski Ahit meydana gelir. Eski Ahit, Tevrat’ın yazılı kurallarını içerir. Tevrat’ın bir de gelenek haline gelmiş Hahamların yorumlarını içeren sözel kuralları vardır ki İS 200 - 500 de Talmud adı altında toplanarak kağıda dökülmüştür. Yani Tevrat denince aslında Eski Ahit ve Talmud birlikte düşünülmelidir.

Tevratın ezoretik yorumlarını içeren Kabala yani gelenek, bazı Kabalistlere göre ilk Yahudi olarak kabul edilen İbrahim Peygamber’e kadar gider. Tanrı Yahve, İbrahim’e yaradılışı 10 sefirot ( Tanrı nın açılımları) ve 22 harften (İbrani alfabesi) oluşan toplam 32 yol halinde anlatır ve gelenek böylece başlar. Kabala bilgileri herkese verilmez, ancak inisiye olanlara verilir.

 

Kabala geleneğinin ilk olarak yazıya geçirilmesi 1.yy Filistin’ine kadar gitmektedir. 1 yy da Kudüs’te başlıca 3 Yahudi gurubu bulunmaktadır. Saddusiler, Farisiler ve Esseniler. Saddusiler, katı kurallara sahip bürokratik yönetici kesimdir. Yönetim açısından Yahudi ilkelerinden çok Roma ilkelerini , kültürel açıdan da Yunan ekinini benimsemektedirler. Yazılı Tevrata katı bir şekilde bağlıydılar. Talmud’u kabul etmiyorlardı. Farisiler; Hem Eski Ahit’e hem de Talmud’a bir bütün olarak inanıyorlardı. Bugünkü ortodoks Yahudiliğin temelini oluşturmuşlardır. Kudüs’te bulunan 3. grup Eseniler ise ruhun ölümsüzlüğüne inanan, kendilerine has yaşam tarzları olan kapalı bir guruptu. Saddusi ve Farisilerden farkları, Eseniliğin doğuştan değil ancak bireyin inisiye olmasıyla elde edilebilmesiydi. En önemli inisiyelerden biri de İsa peygamberdir. Esenilik Kabala’nın en çok kabul gördüğü sect’ tir.

(Bu arada bugünkü ortodoks yahudiler dediğimiz zaman, daha çok Sefarad ve Eşkenaz Yahudileri akla gelmektedir. Sefardik İbrani dilinde İspanya demektir.Ve Sefardim ( İspanyol ve Portekiz Yahudisi) ve Mizrahim (doğu) ( Kuzey Afrika ve Ortadoğu Yahudileri) olmak üzere iki gurupta toplanırlar. ( Ladino konuşurlar) Eşkenaz İbranice Almanya demektir. Almanya, Fransa, Doğu Avrupa Yahudileriyle Amrika’da bulunan Yahudilerin çoğu Eşkenazdır. (Yiddiş konuşurlar.)

Bir çok haham Kabala Felsefesinin 12.yy da Fransa Provence’ında yaşamış olan Kör İsak ‘la başladığını kabul eder. Kabala bilgisi içeren üç ana kitap bulunmaktadır. Bunlar, Sefer Yezirah (Yaratmanın Kitabı), Sefer Zohar (İhtişamın Kitabı) ve Sefer Bahir ( Işığın Kitabı) dır. Yezirah 1. yy da, Zohar 13.yy da, Bahir ise 12.yy da yazıya geçirilmiştir.

Sefer yazı demektir. Tanrının yazısından evrende var olanların tümünü anlamak gerekir. Tanrının düşüncesi bu var olanların anlamıdır. Kabala bilgisinin ilk yazılı metni olduğu kabul edilen Sefer Yezirah ( Ing.Book of formation, Tr. Oluşumun Kitabı) yaradılışın hikayesini Sefirot la anlatır. Yaşam Ağacı da denilen Sefirot 10 sefira dan meydana gelmiştir. Sefirot , üç sütun halinde, alt alta sıralanmış sol ve sağda üçer, ortada ise dört sefira olacak şekilde konuşlanmıştır.

Hepsi birbirleriyle bağlantılıdır. Bu bağlantı İbrani alfabesinin 22 harfi ile gerçekleştirilmiştir. Kabala felsefesinde harflerin özel bir önemi vardır. Harfler ve sayılar birer sembol olarak kullanılır ve bu yolla varlık birliği yani Tanrının birliği (Vahdeti Vücut) anlatılmaya çalışılır.

Sefer Yezirah der ki: Sefirot on’dur. Dokuz değil; on’dur on bir değil; Akıl ve Hikmetini onları anlamakta yoğunlaştır; inceleme ve araştırmalarını, irfan ve vicdanını onlara ada; var olan herşeyde Sefirot’u temel bil; Tanrıyı onlarla kavramaya çalış. Aslında bu sefirot, mükemmel insanın tasarımı olup insanın kendini tanımasıyla varacağı noktayı tarif etmektedir.

Kabalada aşkın tanrı ( fizik ötesi) AYN diye adlandırılır. İbranice’de Ayn ‘’hiç birşey’’ ‘’yokluk’’tur. Tanrı için kullanıldığında ise ‘’Varoluşun ötesinde’’ anlamındadır. AYN SOF içkin tanrıdır, ‘’ sonu olmayan’’ olarak ifade edilir. Zaman ve mekanla sınırlanamaz. AYN SOF; ‘’olan’’ ve ‘’olmayan’’ın toplamıdır. ‘’Mutlak Herşey’’dir. ‘’Tanrı Tanrıdır, Tanrıyla kıyaslanabilecek ne vardır?’’ İfadesi Kabalistlerin Tanrıyı bu dünyanın dışında tuttuğu anlaşılmaktadır.

Sefer Bahir’de ise şu sorular sorulur?

• Eğer Dünya’yı Tanrı yarattıysa, yani bir tarfta Tanrı diğer tarafta Dünya varsa, Tanrı olmazsa Dünya ne olur?

• Eğer Dünya Tanrı’nın bizzat kendisiyse, o zaman neden mükemmel değil?

Saf ve mükemmel valıkla, saf ve mükemmel olmayan Dünya arasındaki ilişkiyi Kabala da aramış deiğişik şekillerde ifade etmiştir.

Mükemmel insanın tasarımı ya da yaradılışın hikayesi diyebileceğimiz Hayat Ağacı yani Sefirot daha önce de söylediğim gibi 3 sütundan oluşur. Bu sütunların çok çeşitli ifadeleri mevcuttur. Sağdaki sütun Merhamet ( Etkin Kuvvet, Genişleme, Yayılma) soldaki sütun Adalet ( Şiddet, Pasif form, Sınırlama) ortadaki sütun ise İrade ( Denge, Rahmet, Erdem) dir.

Sefiralar arasındaki ilişki üç ilke ile yönetilir. Merhamet sütununa yani sağa doğru genişleme ve Adalet sütununa yani sola doğru sınırlama şeklindedir. İrade ise tüm bu hareketi dengede tutan unsurdur. Diğer bir deyişle İlk sefira Keter ( Crown ) dir. Keter taç anlamındadır. Güç, bilgelik, Adalet gibi bir kralın sahip olması gereken özellikler keter ile sembolize edilir. En üst ve ortada olmasıyla bütünselliğini gösterir. Ruhsal olarak Tanrıyla birleşmeyi temsil eder.

Denge sütunundan sağa doğru genişleyen Merhamet, kuvvet ve yayılmanın etkisinde olan olan Hikmet ( Wisdom) sefirası, tanrının eril kısmının ifadesidir. İnsan düşüncesinde etkin içsel zekadır. İnsanlar tarafından dehanın, ilham ve içedoğuş ve irfanın simgesidir.


Üçüncü sefira olan Binah ( intuition, understanding) adalet sütununda yer alır. En yüksek dişil yayılmadır. Anlayıştaki adalet biçim ve kasılmayla dengelenir. Aklı ve geleneği simgeler.

Binah daha sonra orta sütun olan Denge sütununa dokunur. Bu nokta Yaşam Ağacının en önemli noktasıdır. Bu nokta Mutlağın girebileceği ve doğrudan varoluşa karışacağı yerdir. Bu nokta Tanrıdan gelen bilgiyi temsil eder.

Etkin veya içsel duygunun sıfatı Hesed ( mercy) yani marhamettir, bazen sevgi olarak adlandırılır. Edilgin veya dışsal duygunun sıfatı ise Gevurah ( strength) dır. Disiplin, adalet, ayırma gibi eylemlerimizde açığa çıkar.

Buradan sonraki sefira Tiferet, yani güzelliktir. Denge sütununda en ortada yer alan Tiferet Adalet ve merhametin bütün sefiralarıyla doğrudan ilgilidir. İnsan psikolojisinde Tiferet’in yeri bireyselliğin özü olan ego dur. (Külli Nefs) Merhamet ve Adaletin bilinç dışı akışını ayarlayan ‘’Bekçi’’dir. Arınmış bir kişinin ulaşabileceği en üst noktadır. Tiferet, direkt olarak mesih kavramıyla ilintilidir. Bu noktaya ulaşmış kişi mesih seviyesine erişmiş, yani Tanrı ile ilişkiyi tam olarak kavrayabilecek hale gelmiş demektir.

Bir sonraki sefira etkin ve genişleyen yan Nezah, sınırlayıcı sefira da Hod adını alır. Nezah insan açısından içgüsel eğilimleri, Hod ise bilinçli ve kontrollü psiko-biyolojik süreçleri gösterir.

Denge sütununda bu iki sefiradan sonra Yesod yani temel bulunur. Yesod bilinçaltıyla ilgilidir ve kişiliğimizin temelini oluşturur.

En alttaki sefira Malkut yani krallıktır. En üstteki Taç sefirasını tamamlar niteliktedir. Fiziksel dünyayı ve ölümü simgeler.

 

Farklı Kabalist yaklaşımlar:

1. Abraham Abulafia (1240 – 1295) Sadece sessiz harflerden oluşan İbrani Alfabesinin Tanrısal doğasına inanmaktaydı. Kabala’nın en önemli öğretilerinden biri, Harflerin yerinin değiştirilmesiyle elde edilen yeni kelimelerin manalarını ve aralarındaki ilişkileri irdelenmesidir. Esrime (kendinden geçme hali) ulaşmak için saatlerce soyut harf kombinasyonları yapılır. Ve esrim haline ulaşıldığı anda söylenen sözlerin de özel bir anlamı ve önemi olduğuna inanılır. İbrani alfabesinde her harfin rakamsal bir değeri vardır. Dolayısıyla, sözcüklerin de sayısal bir değeri mevcuttur. Aynı sayısal değere sahip kelimeleri bularak kelimelerin ifade ettiği nesnelerle fikirler arasında bağlantılar araştırılarak çeşitli yorumlar yapılır. Bütün bunların temeli Tevratı okuma tekniğinden doğar. Kabala’da Tevratı okumanın 3 temel tekniği mevcuttur. Themuria, Gematria ve Notaria. Themuria; sözcükleri oluşturan harflerin yerleri değiştirilerek yeni sözcükler elde etme ve bunları tefekkür etme tekniği, Gematria; sözcükleri oluşturan harflerin değerinin hesaplanması tekniği; Notaria; bir metnin şifrelenmesinde ve kodlanmasında kullanılan akrostiş tekniğidir. Tüm bu teknikler sayesinde elde edilen yeni sözcük ve anlamların tefekkürü Kabala’nın çalışma alanına girmektedir.
2. Kabalanın en önemli kitaplarından Sefer Zohar (İhtişam Kitabı) İS 170 yılında yazıya geçirilmiş Moses de Leon tarafından (1238 – 1305) de yayımlanmıştır. Zohar Tevratın ilk beş kitabındaki cümlelerin birebir ezoterik yorumlarından ve Tanrısal süreçlerin teosofik anlatımları olan ve çok geniş ve değişik konuları içeren bir dizi metinden oluşur.
3. ( 1534 – 1572) Isaac Luria Ashkenazi ‘nin öncüsü olduğu Lurianik Kabalalistleri Sefer Zohar kitabında yer alan metinlerde Evrenin yaradılış sürecini betimlerler. Bu betimlemeler Fizikçilerin betimlemesiyle ilginç bir benzerlik gösterir.

Big Bang teorisi evrenin saf enerjiden oluşan küçük bir noktadan başladığını ve bunun balon gibi dışa doğru genişlediğini ileri sürerler. Fizikçiler, bunu bir patlama olarak tanımlarken, Kabala, bunu bir içe çekilme olarak yorumlar. Tanrı dünyayı yaratmak istedi ve her yeri ışık şeklinde kaplarken içine çekildi ve varlıkların yaratıldığı boşluğu yarattı. Kabalistlere göre Tanrı yaratılmış dünyanın dışındadır ve gizlenmiş Tanrı olarak durmaktadır.

 

Merkabah Mistisizmi:

Daha sonra göreceğimiz Hasidism’e de kaynaklık edecek olan Merkabah mistisizmi Tanrının insanlara kendisini göstermesi olgusudur; makbul kullarının kalbinde Tanrısal sırların açığa çıkması halidir. Çeşitli meditasyon, kendinden geçme halinde ibadetler ve sihir içeren ritüellerle çalışan Merkabah’ın kökeni, Zekeriya Peygamber’e dayanır. Zekeriya Peygamber ( Ezekiel ) ön görüleri ya da kehanetleri ile ünlüdür. Babil diasporası sırasında Süleyman Mabedi ‘nin (İS 586 yılında Babil Kralı Nebukadnezar tarafından) yıkılacağı kehanetinde bulunur. Bunun, Tanrının Yahudilerin geçmişte Tanrı yolundan ayrılıp Mısır Tanrılarına tapdıkları için verdiği bir ceza olarak görür. Tapınağın yıkılması ve Kudüs’ün yok edilmesi, ölümü sembolize eder onun için. Yeni Tapınağın kendisi tarafından yapılacağını ve Yahudilerin kendi önderliğinde yeniden doğacağını tahayyül eder. Zekeriya peygamberin Tanrının tahtına kadar 7 kat göğün ruhsal alemi boyunca yolculuk yaptığı sırada Tanrıyı Taht arabasında otururken gördüğü ve onunla konuştuğu söylenir. Bu mistisizm Şekinah adı verilen Tanrısal seviyeyi tefekkür ederek bu aleme ulaşmayı amaçlar. Zekeriya Peygamberin yaşadığı aslında, diğer peygamberlerin de yaşadığı, derin tefekkürler sayesinde içkin Tanrısına ulaşmak , irfan sahibi olmaktır.

17. ve 18. yy boyunca Ortodoks Yahudilik Kabalayla içiçe yaşadı. Ancak iki akım Yahudiler için sapma olarak değerlendirilmiş ve Yahudilerin Kabalaya duyduğu ilgiyi azaltmıştır. Bundan sonra, günümüzde de olduğu gibi Kabala sihir ve Tarot falcılığının ana kaynağı olarak kullanılmaya başlanmıştır.

1. Sabetaycılık. Sabatay Zvi İspanyol kökenli bir ailenin çocuğu olarak 1626 yılında İzmir’de doğmuştur. Doğum günü olarak Mabedin 1. ve 2. yıkılışıyla aynı güne geldiği iddia edilmektedir. Sabatay kendisini mesih olarak ilan etmiş ve Lurianik kabalist olan müritlerini kutsal topraklara götürerek bir Yahudi Devleti kuracağını ilan etmiştir. Bu durum Osmanlı Ortodoks Museviler tarafından bir tehlike olarak görülmüş ve Padişaha şikayet edilmiştir. Bunun üzerine Sabbatayla birlikte 200 ailelik bir grup Musevilikten Müslümanlığa dönmek durumunda kalmıştır. Tarihe, dönmeler olarak geçen bu grubun sadece görünüşte müslümanlığı kabul ettiği ve içerinde kapalı olarak kendi geleneklerine göre yaşadıkları söylenir. Sabbatay bir süre Anadolu’da yaşadıktan sonra Arnavutluk’a sürülmüştür. Cemaatinin büyük çoğunluğu Selanik’e yerleşmiş ve birer Türk ve Müslüman görüntüsünde yaşamışlardır. Halen kapalılıklarını koruyan Sabetaycıların mevcut olduğu ve çoğunlukla İstanbul ,İzmir, Manisa Edirne, Kırklareli, Antep, Adana ve Hatay ve Çanakkale ‘de yaşadıkları bilinmektedir. Çoğunlukla biri İbranice ve biri de Türkçe olmak üzere iki isim kullanmaktadırlar. Sabatayist öğretiye göre mesih yeryüzüne gelecek ve kurtuluş gerçekleşecektir. Öğretiye göre Adem peygamberden bu yana Sabbatay Zvi 17. mesihtir. 18. mesih kıyamet gününde gelecektir ve yeni tanrısal kurallar koyacaklardır. Sabbatay’ın koyduğu 18 emirin bu öğretiden kaynaklandığı düşünülmektedir. Kimileri, bu 18 emrin, Yahudi ayinlerinin temelini teşkil eden 18 duayı temsil ettiği, kimleri ise bunu 10 emrin geliştirilmiş hali olarak yorumlamaktadır. Mesih, Yahudi inanışının temelini teşkil etmektedir. Gelecek olanın mesih olarak kabul edilebilmesi için mesihim demesi değil Kutsal topraklarda Mabedi inşa etmesi gerekmektedir. Bazı Kabalistlere göre mesih Tanrının sureti sayılan Adem Kadmon dur. Lurianik ve Sabatayist Kabala’nın temel görüşlerinden biri de yeniden inşa etme, onarma anlamına gelen Tikkunim’ dir.İki uygulaması vardır. 1. Kutsal Kıvılcımların yeniden kaynaklarına dönmesi; yani insanın kendini yüceltmesi 2. Kendimize ait ikiliklerin uzlaştırılmasıdır. Bu kavram ‘’ ya kendin gibi ol, ya da olduğun gibi görün’’ olarak yorumlanabilir.
2. Hasidism. Doğu Avrupa’da 1700 lü yıllarda Israel Ben Elizer ( Baal Shem Tov ya da Beth olarak bilinir.) ile başlayan bir harekettir. Baal Shem Tov, vücudun ve ruhun acılarını yakarmalar, dualarla mucizevi şekilde iyileştiren kişi olarak tanındı. Öyküleri ve önerileri etrafında Hasidik denilen müritlerin toplanmasına sebeb oldu. Hasidism 4 temel ilkeye dayanıyordu. 1. Tanrıya dua ederek güçlü bir ruhsal deneyim yaşama; 2. Dini emirlerin uygulanmasında bireyin ‘’içte niyetli‘’ olmasının büyük önemi; 3. Tanrıya ibadette kendini maddi şeylerden men etmektense, bunlardan sevinç duyma; 4. Müstesna erdemleri sayesinde Tanrıya daha yakın olan tsadik ( dürüst kişi) veya Ribbi sıfatını taşıma.

Hasidikler, hayatla ilgili tüm önemli kararlarını tsadik lere danışırlar. Hasidiklerin kendilerine has giyinişleri, saç ve sakal şekilleri vardır.


Orta çağda geleneğin yazıya dökülmesiyle birlikte, Yahudi olmayanlar da Kabala üzerinde çalışmışlardır. Bazı Hristiyanlar, Kabalayı kutsal kitabın gizlerini onlara açacak bir araç olarak gördüler. Bazıları ise Yahudileri Hristiyanlığa döndürmeye yarayacak doktrinler bulmaya çalıştılar içinde. İlk başlarda Hristiyan Kabalası denen daha sonra Hermetik Kabala adını alan bu akım tamamen Yahudi Kabalasının dışında gelişmiştir. Bugün hala bir takım sihir ve falcılık teknikleriyle içiçe girmiş modern Kabala adı altında çalışmaktadır.

Kabala dört Dünya’dan bahsetmektedir. Bu dört dünya Ateş, Hava, Su ve Toprağa karşılık gelmektedir. Azilut (Yayılma Dünyası), Beriyah (Yaratma Dünyası), Yezirah (Oluşum Dünyası) ve Asiyah ( Fiziksel Dünya) Bu dört dünya insanın varlığının farklı düzeylerine denk düşer. Fiziksel beden, duygular alemi, akıl, ve ruhtur. Tasarımsal olarak bu, Yakup’un merdiveni gibi de görülebilir. Kabala’da zaman zaman bir beşinci dünya’dan bahsedilir ki o da ADAM KADMON yani Kamil İnsan dır. Bu, açıklanamaycak, öte bir haldir. Kamil İnsanın Tanrıyla bütünleşmesini, Hakikate ulaşmasını anlatır.

Bir Kabala yorumu şöyle der; (Tefekkür ve İçebakış üzerine) Her sabah yenileniriz, ruhumuz yeniden yaratılmış gibi olur. Eğer bir insan yatmadan önce kendini ciddi bir biçimde yargılamıyorsa, yaşam o insanı gün boyu yargılar. Bu nedenle uyumadan önce günlük olumsuz davranışlarınızı iyice düşünün. Eylemlerinizden sorumlusunuz. Kendinize dürüst olun ve ben merkezli eylemlerinizi araştırın. Egonuz ne kadar ağır gelirse gelsin, kendinizi değiştirmeye çabalayın.Yüzleştiğiniz sorunları sorgulayın. Sorgularken ne kadar açık olursanız yanıtlar da o kadar sonuç verici olur. Egonuzun ve şüphenizin ötesine gidin. Destek isteyin. O zaman ruhunuz bedeninizden ayrılır, sorularınızın yanıtlanabileceği düzeye çıkar. Gece ne kadar üzerimizde çalışırsak, gündüz sular o kadar dingin olur.

Eğer bir insana karşı kötü duygular besliyorsak, uyuduğumuzda iki ruhun da Üst Dünyalara yükselmesini engelleriz. Dolayısıyla diğer insanlara duyduğumuz bütün öfkemizi sona erdirmeliyiz, bizi ne kadar kızdırlarsa kızdırsınlar.Hoşgörüsüzlüğümüz ve ben merkezli rekabetçiliğimiz yüzünden acı çekmelerine neden olduğumuz insanlardan da af dilemeliyiz. Kaybedek birşey yok. Bir sonuç almaya başladınız mı bu fikre daha açık olmaya başlarsınız.


Alıntı

Sevgi ile kalın


Nisan 14, 2012, 11:04:15 ÖÖ
Yanıtla #4
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 341
  • Cinsiyet: Bayan

Zohar

Yahudi mistisizmi (Kabbala)'nın en önemli eserleri arasında yer alan Zohar (İbranice זהר ihtişam) ortaçağ Aramice ve İbranice dillerinde yazılmış Tevrat'ın (Musa'nın beş kitabı) mistik yorumu olan bir grup kitaptan oluşur. Musevilikte Tanrı'nın isimlerinin doğası, evrenin kökeni ve yapısı, ruhların doğası, günah, iyilik ve kötülük gibi konuları içeren Zohar'da kutsal metnin yorumları, teoloji, mitik kozmogoni, mistik psikoloji gibi alanlar bulunur



Zohar'ın 1558 tarihli ilk baskısının kapağı. Library of Congress
Yirminci yüzyılın önemli Kabbala araştırmacılarından, yazar Gershom Scholem'e göre Roma döneminin ilk yüzyıllarında konuşulan ilginç bir Aramice'de kalema alınan Zohar, ilk olarak 13.yüzyılda İspanya'da ortaya çıkmış ve Moses de Leon adındaki bir yahudi yazar tarafından yayımlanmıştır. Scholem De Leon'un çağdaşlarının ifadesi ve Zohar'daki deyim ve cümle yapısı gibi kanıtlara dayanarak De Leon'un Zohar'ın gerçek yazarı olduğu sonucuna varmıştır. De Leon'un kendisi bu eseri ikinci yüzyıldaki bir hahama Şimon bar Yohai'ye atfeder. Musevi efsanelerinde Roma döneminde Rabbi Şimon'un 13 yıl bir mağarada saklanarak oğlu Elazar ile Tevrat çalıştığı ve bu süre zarfında Tanrı'nın Zohar'ı kendisine ilham edildiği bildirilir.
Kaynağa Dair Geleneksel Görüş Yahudi toplumu zamanla Moses de Leon'un Zohar'ın kaynağı ile ilgili iddiasını kabul etmiş ve küçük bir grup (Baladi Yemenite, Endülüs (Batı Seferatları) ve bazı İtalyan topluluklar) hariç kitap ikinci yüzyıldan kalma otantik bir mistisizm kitabı kabul edilmiştir. İspanya'da ortaya çıkışından yaklaşık elli yıl sonra hemen hemen tüm Kabalacılar kitaptan alıntılar yapmaya başlamıştır. Mistisizme eğilimli olmayan Yahudiler bile kitabın ölümsüzlük doktrini, filozofların öğretilerinden daha çok Talmudik Yahudiliğin ruhuyla uyuşan etik prensipleri ve insanın yüceltilmesi öğretilerinden etkilenerek onu kutsal bir kitap olarak görmeye başlamışlardır. Meymunides ve takipçileri insanı ancak aktif entelektinin gelişmişliği ölçüsünde ölümsüzlüğe yakınlaştırırken ve evrenin bir parçası olarak görürken Zohar bunu ahlaki davranışa bağlamış ve insanı evrenin üzerine çıkarmıştır.
Sevgi ile kalın


Temmuz 30, 2012, 03:08:15 ÖS
Yanıtla #5
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 84
  • Cinsiyet: Bay

paylaşım için teşekkürler sayın hypatia...Türkiye kabala grubu Bnei Baruh kabala okulu çerçevesinde Türk vatandaşlarından kabala öğretisine gönül verenleri eğitmektedir.Çeşitli dersler verilmekte, isteyenler bilgilerini genişletebilmektedir.
Non nobis, Domine, non nobis, sed Nomini Tuo da gloriam


Aralık 24, 2018, 02:27:44 ÖÖ
Yanıtla #6
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 87
  • Cinsiyet: Bayan

Çok güzel bir paylaşım olmuş öncelikle teşekkürler. Kabala'nın da ayrıldığı bölümler oluyor buarada. Mistik kabala, otantik kabala, Luria kabalası gibi. Araştırılmaya değer. Kendimizi bulmaya yönelik. Bir örnek vereceğim Manly P. Hall'un Tüm Çağların Gizli Öğretileri adlı o özel ve güzel kitabında en beğendiğim sözlerden biri olan " Dünyanın anlamının farkına varmadan dünyada yaşamak, kitaplara dokunmadan büyük bir kütüphanede dolaşmaya benzer. "

Saygılarımla.
🌿🌞🌿 Sit Lux Et Lux Fuit 🌿🌞🌿


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
Kabala Nedir

Başlatan DevTurkSol « 1 2 ... 8 9 » Kabala, Kebala, Qabala, Cabala, Kabballah

83 Yanıt
59940 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 12, 2017, 09:11:32 ÖS
Gönderen: baran21
0 Yanıt
2525 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 06, 2008, 05:05:38 ÖS
Gönderen: newyork
2 Yanıt
3122 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 12, 2010, 10:46:07 ÖS
Gönderen: Barbaros
0 Yanıt
11810 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 04, 2011, 10:56:09 ÖS
Gönderen: sundance
21 Yanıt
14240 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 05, 2015, 06:30:36 ÖS
Gönderen: davut
7 Yanıt
6209 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 27, 2018, 01:49:19 ÖÖ
Gönderen: Venus
0 Yanıt
3037 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 13, 2014, 02:02:07 ÖS
Gönderen: Kajmeran
13 Yanıt
3464 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 06, 2015, 10:10:38 ÖÖ
Gönderen: ADAM
12 Yanıt
2945 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 25, 2015, 12:02:16 ÖS
Gönderen: İNSAN
1 Yanıt
1306 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 25, 2015, 10:07:00 ÖÖ
Gönderen: Melina