Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Kardeşlik  (Okunma sayısı 6170 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Kasım 14, 2012, 07:59:31 ÖÖ
Yanıtla #10
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


Benim gerek bu gerek bir başka başlık altında yazdıklarımın kişiyle bağlantısı yoktur. Ortaya konulmuş bilgi ya da düşünce ile bağlantısı vardır. Nitekim bundan ötürü hiç kimseye doğrudan hitap etmem.

Bu başlık altında bundan önce yazdığımda da Forumun yeni üyesi Sayın Agony hedef değildir. Bana göre eksik ya daü yanlış olanları düzeltmek, yanlış anlamaya yer vermemek amacıyla açıklamalar yapma gereğini duymuşum.

Bu arada daha ilginç bir düşünce Sayın Tij'den geliyor.

Hayır, Masonluktaki kardeşlik anlayışı aynıların kardeşliği değildir. Aynı ülküyü benimseyenlerin bir ezoterik kurumun üyelerinin kardeşliği deseniz tamam da, bütün hayvanların eşit olup bazılarının daha eşit olduğu gibi bir durum değil bu.

Masonluk ideolojilerden uzak durur. Ancak Masonluğu Sosyalizm ile bağdaştırmak pek zor değildir. Çünkü Sosyalizm, diğer birçok ideoloji ya da doktrin gibi önünde bir "izm" takısı taşımakta olsa da, öyle donmuş ve katılaşmış, kendinden başkasını kabullenemeyen doktrinler gibi değildir.  Masonluğu çok yönleriyle incelerken, hem Sosyalizm ile benzeşmelerini görürsünüz. Benzeşmediği noktaları da yok değildir çünkü Masonluk = Sosyalizm değildir.  Fakat uyumlu olduğu noktaları karşıt durduklarından çok daha fazladır.

Sayın Tij'in getirdiği irdeleme başlangıcı bence çok güzel. Dilerim ki bunun için ayrı bir başlık açsın ve konuya bir giriş yapsın. Nasıl bir başlık? "Sosyalizmde ve Masonlukta Kardeşlik" gibi... Sonra kendince bunu bir karşılaştırsın. Bunu yapabilir rahatça, isterse. Sonra da ona karşı çıkanlar olsun, benim gibi örneğin. Bir sentez çıkarabilir miyiz acaba böyle bir çalışmadan? Sayın Agony de meraklı; o da katılır belki.
 


   
 
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Kasım 14, 2012, 06:43:51 ÖS
Yanıtla #11
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1803

Ben yukardaki kisa paylasimimi yazarken tabiki önce sayin ADAM"in --Masonluktaki "Kardeslik"Anlayisi-- baslikli yazilarini okudum ve birazda o yazilarina atifla yazmistim o yazdiklarimi.
O paylasimlarin özellikle 3 Numarali yazisini burada tekrar yayinlamak istiyorum, görelim bakalim sayin büyügümüz bu konuda neler yazmis ve Masonluktaki kardesligin nasil bir durumda oldugunu bize göstermeye calismis.


Alıntı
Masonların kendi aralarındaki kardeşlik söz konusu olduğunda bilinmesi gerekir ki, dünya yüzündeki mason örgütleri, diğer birçok konuda olduğu gibi “kardeşlik” kavramı üzerinde de uyuşmaya varamamıştır.

Bazı mason kuruluşları, Masonluktaki kardeşliği, öncelikle bir dinsel inanç temeline dayandırır. Nasıl bazı dinlerde “din kardeşliği” kavramı varsa, “mason kardeşliği” kavramını da buna benzetir. Hatta şu bile söylenir: “Tanrı tüm insanların babasıdır. Bunun için tüm insanlar kardeştir. Dolayısıyla masonlar da kardeştir.” Kimileri bu kadar ileri gitmez ama ancak belli bir dinsel inancı olan masonların kardeş olduğu, ötekilerin zaten mason sayılmadığı için kardeşten de sayılamayacağını belirtir.

Bazı mason kuruluşları ise buna şiddetle karşı çıkar. Masonlukta benimsenen “ülkü kardeşliği”nin herhangi bir dinsel inanç birlikteliğiyle sağlanamayacağını savunur.

Şu “belli dinsel inanç” konusu üzerinde de ayrıca durabiliriz ama şimdi, kardeşlikten söz ederken ortalığı bulandırmayalım.

Bazı mason kuruluşlarına göre, kardeşlik ancak bir loca toplantısı sırasında söz konusu olabilir. Zaten bu Masonluktaki “eşitlik” kavramının masonlar arasındaki eşitlik düşünüsü bakımından da geçerlidir. Masonların loca toplantıları dışındaki güncel yaşamlarında, toplum içindeki yerleri ve nitelikleri her ne ise ona göre davranmak gerektiği ileri sürülür. Bu doğru. Öyle yapılmayacak olursa Masonluk yozlaşmaya uğrar. Nitekim yer yer yapılmadığı ve bu nedenle yozlaşma belirtilerinin ortaya çıktığı görülmüştür. Ancak bazı mason kuruluşları, toplumları içinde şu ya da bu bakımdan zaten üstün ya da ayrıcalıklı olan kimselerin bu üstünlük ya da ayrıcalıklarının loca toplantılarında bile korunup sürdürülmesi gerektiğini savunur.

Bazı mason kuruluşları ise, bu tür yaklaşımları “aristokratik bir tutum” olarak niteler. Bu tür üstünlük ve ayrıcalık tanımalarının çoktan yaşanılan çağın gerisinde kalmış olduğunu, çağımızın Masonluğundaki anlayış ve değerlendirme bakımından böyle bir tutumun kardeşlik kavramıyla hiç bağdaşamayacağını belirtir. Aynısı elbette “eşitlik” kavramı için de geçerli.

Bazı mason kuruluşları, değişik ırklardan olanların kardeşliğini benimsemez. Hatta bazı ırklardan olanları kendilerince Masonluğun dışında tutar.

Bazıları ise bu tutumu çok sert bir tepkiyle karşılayarak, “ırk ayırımsızlığı” konusu üzerinde diretir ve farklı ırklardan ya da soylardan gelme olanların Masonlukta da Masonluğun dışında da kardeş sayılmamaları için hiçbir haklı ve mantıklı gerekçe gösterilemeyeceğini ileri sürer. Bunu da “eşitlik” konusu için düşünebiliriz.

Bu uyuşmazlık, hiç kuşkusuz, cinsiyet konusunda da geçerlidir. Bazı mason kuruluşlarına göre kadınlar kesinlikle mason olamaz. Derken bu görüşte olan bir mason «Benim karım da mason olursa, şimdi ben onunla kardeş mi olacağım? Hiç böyle şey olur mu?» diye yakınır. Bir diğeri de ona “genetik temele dayanan kardeşlik ile “ülkü kardeşliği arasındaki farkı anlatmaya çalışır. Beriki bunu anlamadığı ya da anlamaya yanaşmadığı için uzlaşamazlar.

Özellikle siyah ırktan olanlar ile kadınların mason olup olamayacağı konusunu pek uzatmak istemiyorum. Çünkü bu konuda karşıt görüş ortaya güçlü bir polemik koyar: “Ülkelerde siyah ırktan olanlar ve masonlar, bilimin, tekniğin, felsefenin, sanatların, devlet yönetiminin, askeri örgütlerin en üst düzeyine çıkabiliyor ama mason olamıyor. Demek Masonluk tüm bunların üzerinde, öyle mi?”

Bunun yanıtı elbette Masonluğun geleneklerinden söz ederek verilir. Doğru dürüst başka bir gerekçe yok. Gelenekler üzerinde diretip duran kimilerinin anlayamadığı bir gerçek ise şu: Gelenekler hem topluma, hem kültüre hem zamana bağlıdır. Değişebilirler. Değişirler de. Geleneklerin hiç değişemeyeceğini savunmak, olsa olsa bağnazlık ile eşdeğerdir.

Şöyle bir kapanış yorumu yapayım:

Anlaşıldı. Masonluk, “kardeşlik” konusu üzerinde de kendi bünyesi içindeki sorunları dünya çapında henüz çözümleyememiş. Kardeşlik, tüm insanlar ve tüm toplumlar dolayısıyla tüm insanlık için peşinde koşulan bir özlem… Masonluk açısından ise önce kendi aralarında çözüme ulaştırılması gereken bir özlem.

Simdi sunu söylesem sanirim baska bir baslik acmamiza gerek kalmayacak.

Kiyisindan kösesinden bildigim kadariyla sosyalizimde veya sosyalistim diyen bir insanda, siyah beyaz diye bir irk ayrimi yoktur.
Türk, kürt, alman diye bir ulus ayrimi yapilmaz.
Kadin erkek diye bir cinsiyet ayrimi yapilmaz.
Müslüman,hiristiyan,yahudi diye bir din ayrimi yapilmaz.

HAAAAAAAAAAA Masonlukla bir konuda aynilar yani onlarinda kardes görmedikleri birileri var.
OOOOOOOOODA suki Masonlar aralarina ( öteki bazi guruplarla beraber ) isci almazlar, sosyalislarse aralarina patron yani zengin isveren almazlar ve onlari kardes görmezler.

Saygilarimla


Kasım 15, 2012, 11:40:34 ÖÖ
Yanıtla #12
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


Bu başlığa tekrar dönmek gerekir mi?...

Gerekmeyebilirdi ama gerekiverdi.

Bu gerekme de Sayın Tij'in son deyişi üzerine... 

Sayın Tij, işçilerin Masonluğa alınmadığını söylüyor.

Yanlış!

Kuşkusuz önce "işçi"yi tanımlamalı. Ancak böyle bir tanım yapılacak olursa Sayın Tij haklı olarak demek istediğinin o olmadığını, bu yönden gidilirse işin polemiğe çekileceğini söyleyebilir. Haklıdır da!... Konuyu genelleştirmeyip Sayın Tij'in "işçi" sözcüğünü kullanırken demek istediğini almalıyız. Bu bağlamda belki mavi yaka ya gömleklileri işçi olarak düşünürken, beyaz yaka ya da gömleklileri bunun dışında tutmak daha doğru olur. 

Yurdumuzda "işçi" (mavi yakalı), ille de asgari ücretle çalışan hatta bunun daha azına bile razı olan kişi değildir. Birçok işçi vardır ki, belki işe ilk kez asgari ücret ile girmiş ama şimdi eni konu bir ücret almaktadır emeğinin karşılığında... Ancak o işçinin bile belli bir dönem içindeki (diyelim ki aylık) kazancı, "işçi" statüsünde olmayan (beyaz yakalı) kişinin kazancının çok altında kalmaktadır. Bu bir sosyal adaletsizliktir.

Bu bizim ülkemiz için böyle. Fakat birçok ülkede hiç de böyle değil. Birçok Batı ülkesinde (sosyalist ülkeleri özellikle bu değerlendirmenin dışında tutuyorum) bir mavi yakalı işçi, bir beyaz yakalı memurdan çok daha fazla ücret almakta olabilir.
 
Bizim ülkemizde "işçi kesimi"nin çoğu erkektir; karısını çalıştırmaz, kızının okumasına engel olur. Çünkü onun benimsediği bir aile yaşam tarzı vardır ve böyle olmasını gerektirir; nitekim o, büyüklerinden böyle görmüştür, kendinden sonrasının da böyle sürmesi gerektiğine inanır.

Batı ülkesinde ise hiçbir erkek karısının çalışmasını engelleyemez; ailenin gelir kaynağı ortaklaşa çalışarak sağlanır; kızların öğrenim görme bakımından erkeklerden farkı yoktur. (Almanya'da yaşayan Sayın Tij bunu benden çok daha iyi anlatabilir.)

Böyle bir sınıfsal ayırım (yasalara aykırı olsa bile) sonunda bizim ülkemizde böyle tanımlanan bir "işçi"nin Masonluğa girmesine engeldir. Fakat bir Batı ülkesinde Masonluğa girebilmek bakımından bir işçinin "işçi" olmayan bir kişiden hiçbir farkı yoktur. Nitekim bunun böyle olduğu da çok iyi bilinir.

Burada bizim ülkemizdeki asıl fark, Batı ülkelerindek asıl farksızlık ise, işçi statüsünde olmak ya da olmamak değildir. Asıl fark kafadadır; zihniyettedir. Ne yazık ki bizim ülkemizde işçi statüsünde olan çoğu kişi, asıl düşünce yapısı bakımından Masonluğa girmeye elverişl kişilerden değildir. Keşke aksi olsa...

Ancak sanılmasın ki bizim ülkemizdeki masonlar bu bakımdan bir ayırımcılık güderek işçileri kardeşten saymaz... Yok öyle bir şey. Türkiye'deki masonlar, çoğu Batı ülkesinin masonlarına oranla çok daha belirgin bir tarzda ayırımcılığa karşıdır; insanlar arasında birtakım bireysel niteliklerinden ötürü ayırım gütmez; birini kardeşten sayarken bir diğerini öyle saymazlık etmez.
 
 
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Kasım 15, 2012, 12:37:23 ÖS
Yanıtla #13
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 4165
  • Cinsiyet: Bay

Tesbitler doğru nedenmi doğru bir kere biz ilkel değiliz(bu cümleyi kuran arkadaşadır)bu ulus bu halk herzaman insan haklarına hep eşit bakmıştır.
Bu halk vicdan sahibidir allah korkularından dolayı bu halk evcimendir sosyaldır sn.tijin aradığı sosyalist kavramına bu dünyada en yatkın halklardan biriyiz aslında belkide.Aile kavramı herşeye rağmen yinede üst düzeydedir batıya göre.Şimdi bu kadar sıkı ilişkiler içinde yaşayan ve o toplumun içinden çıkmış bir insanın mason olduğunu düşünün biri türk toplumunda yetişmiş bir mason diğeri ingiliz yada alman toplumunda yetişmiş bir mason farklılıklarının olmaması mümkünmü.

Aslında benim iddiamdır biz istersek herşeyin en iyisini yapabiliriz eğer istersek çünkü bizim adalet terazimiz hala vicdan.

Biz geri kalmamışız bırakılmışız
biz ilkelliği hiç tanımadık hiç ilkel olmadık.

Herkesten özür dilerim konu ile alakası olmadığı halde yazdım yazmak zorunda kaldım bağlantılı gördüğüm için.
Bir başka konunun yorumu idi türk toplumunu geri kalmış ve ilkellik ile suçlayan bir katılımcının kendi yaşadığı topluma bu kadar ilkel bağnaz saldırgan ve öfke ile bakmasını hala yadırgıyorum.

Kendi değerlerinin farkına varamayan bir toplum olduk.

Bir başka başlık altında belkide bu değerlendirilebilir türk masonları ile batılı masonlar hatta asyadaki masonların durumları farklılıkları çokta ilginç şeyler çıkacaktır muhakkak ortaya.
ÖZGÜRLÜK BİLE SAHİP OLMAK İÇİN SINIRLANDIRILMALIDIR.

EDMUND BURKE

Hayat Bizi Resmen Dört İşlemle Sınar. Gerçeklerle Çarpar, Ayrılıklarla Böler, İnsanlıktan Çıkarır ve Sonunda Topla Kendini Der.  leo


Kasım 15, 2012, 12:58:10 ÖS
Yanıtla #14
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


Epeydir Sayın Karahan ile ne uyum ne de uyumsuzluk bakımından çelişkili düşünü ve görüşler ortaya sermiyoruz.

Bu başlık altında yazdıklarına genel olarak katılıyorum.

Katılıyorum da, o da aslında yazdıklarının bier bölümünün bu başlığın çok dışına taştığı bilincini sergilemiş bulunuyor.

Yazdıklarının kapsamında bir nokta var ki, işte ona kesinlikle katılamıyorum ama işte nokta da bu başlığın genelinin dışına gidiyor.

Elbette bu kadar yazdıktan sonra o noktanın ne olduğunu belirtmezsem o da olmaz.

Belirteceğim belirtmesine de tartışmasını burada yapmayalım lütfen. Eğer sayın Karahan o deyişinde ısrarlı ise, bir başka bölümde bir başka başlık açsın, orada tartışırız.

Konu Sayın Karahan'ın şu tümcesi: "Bu halk vicdan sahibidir allah korkularından dolayı..."

Demek ki benim içimde Allah korkusu diye bir şey olmadığı için ben vicdansızım.

Demek ki bu halk bir gün Allah korkusu diye bir olgunun aslında saçmasapan bir şey, bir boş inanç, insanın kendisini boşuna aşağılaması olduğunun bilincine vardığında, vicdan diye bir şey kalmayacak.

Demek ki vicdan sahibi olabilmek Allah korkusunun bir ürünü.

Öyle mi?

Dediğimce, yanıtı varsa eğer bir başka başlık altına taşınsın lütfen çünkü bu başlık altında ben bu konuya bir kez daha dönmem. Konumuz: Kardeşlik.
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Kasım 15, 2012, 01:10:38 ÖS
Yanıtla #15
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 4165
  • Cinsiyet: Bay

Kelimeyi kısa yazdım sn.adam haklı olarak böyle bir sonuca vardı aslında vardığı sonuç olsun benim söylemek istediğim şey olsun sn.adam gayet iyi anladığını biliyorum ama anlamayanlar için yazıyor.

Bir ateist yada allah korkusu olmayan insanın içinde vicdan olmazmı ?
olmazmı sn. adam elbette olur bu bir ayrımcılık değilki siz bu cümleyi dışına alarak bende allah kelimesini içine alarak vurguluyorum.
Baktığınızda ben herşeyi allaha mal ediyorum ona yaftalıyorum siz dışında tutuyorsunuz.
Söylemek istediğim o konuda sn.adamın belirttiği şey değil lakin öyle anlamaya çok müsait,bu forumda karahan herşeyi din ile allah ile içiçe anlatıyor yada yazıyor düşüncesini bu forumda maalesef oluşturdum böyle çıkışlarında kaynağı oldu zaten.Sanki onların adını kullanınca daha inandırıcı olunuyor gibi ama ben inanmam böyle şeylere.vicdan insana özgüdür ateiste komüniste faşiste deiste laike dindara yada başka bir şeye has ve özel değildir.

İnsanı insan yapan erdemlerin belkide en başında gelir anlatmak istediğim o değildi yani .
ÖZGÜRLÜK BİLE SAHİP OLMAK İÇİN SINIRLANDIRILMALIDIR.

EDMUND BURKE

Hayat Bizi Resmen Dört İşlemle Sınar. Gerçeklerle Çarpar, Ayrılıklarla Böler, İnsanlıktan Çıkarır ve Sonunda Topla Kendini Der.  leo


Kasım 15, 2012, 01:18:41 ÖS
Yanıtla #16


Burada bizim ülkemizdeki asıl fark, Batı ülkelerindek asıl farksızlık ise, işçi statüsünde olmak ya da olmamak değildir. Asıl fark kafadadır; zihniyettedir. Ne yazık ki bizim ülkemizde işçi statüsünde olan çoğu kişi, asıl düşünce yapısı bakımından Masonluğa girmeye elverişl kişilerden değildir. Keşke aksi olsa...

Bunun aksinin olması için masonların bir çalışması varmı acaba? Sn. Karahan ın yazdıklarını çok doğru bulmaktayım.

"Tesbitler doğru nedenmi doğru bir kere biz ilkel değiliz(bu cümleyi kuran arkadaşadır)bu ulus bu halk herzaman insan haklarına hep eşit bakmıştır.
Bu halk vicdan sahibidir allah korkularından dolayı bu halk evcimendir sosyaldır sn.tijin aradığı sosyalist kavramına bu dünyada en yatkın halklardan biriyiz aslında belkide.Aile kavramı herşeye rağmen yinede üst düzeydedir batıya göre.Şimdi bu kadar sıkı ilişkiler içinde yaşayan ve o toplumun içinden çıkmış bir insanın mason olduğunu düşünün biri türk toplumunda yetişmiş bir mason diğeri ingiliz yada alman toplumunda yetişmiş bir mason farklılıklarının olmaması mümkünmü.

Aslında benim iddiamdır biz istersek herşeyin en iyisini yapabiliriz eğer istersek çünkü bizim adalet terazimiz hala vicdan.

Biz geri kalmamışız bırakılmışız
biz ilkelliği hiç tanımadık hiç ilkel olmadık.

Kendi değerlerinin farkına varamayan bir toplum olduk.



Kasım 15, 2012, 01:23:09 ÖS
Yanıtla #17

Dışarıdan konuya dahil olduğum için özür dilerim ama sn. Karahan bu konuda haklı gözüküyor. Genelleme söz konusu sn. Adam üzerine alınmamalı diye düşünüyorum.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
7 Yanıt
11102 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 20, 2008, 09:18:44 ÖS
Gönderen: saskin
0 Yanıt
4740 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 07, 2009, 12:03:30 ÖS
Gönderen: ADAM
1 Yanıt
4863 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 11, 2011, 03:23:16 ÖS
Gönderen: Eser
2 Yanıt
10031 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 25, 2011, 08:24:04 ÖS
Gönderen: lord
3 Yanıt
2638 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 31, 2013, 10:50:03 ÖÖ
Gönderen: ceycet
1 Yanıt
3205 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 01, 2013, 12:38:02 ÖÖ
Gönderen: DehereLo
6 Yanıt
3596 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 03, 2013, 10:30:57 ÖÖ
Gönderen: ADAM
8 Yanıt
3536 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 08, 2013, 05:36:31 ÖS
Gönderen: karahan
1 Yanıt
1701 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 29, 2013, 12:52:36 ÖÖ
Gönderen: onur
1 Yanıt
1842 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 03, 2013, 04:59:08 ÖS
Gönderen: proxima