Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Çölaşan ve Erol Simavi Röportajı  (Okunma sayısı 5202 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Şubat 21, 2015, 06:15:43 ÖS
  • Forum ve Uye Yoneticisi
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 2147
  • Cinsiyet: Bay
    • Masonluk ve Masonlar

Çölaşan: Efendim, sizin mason olduğunuzu duymuştum. Masonlar genelde kendilerini gizlerler. Gerçekten mason musunuz? Yoksa masonlukla hiç ilginiz yok mu?

Simavi: Eminciğim iyi ettin bu soruyu sormakla. Şekerim ben, 27 yaşında mason oldum. Türkiye'nin en genç masonuydum. 30 yaşında üstad, 31 yaşında İstanbul Büyük Locası Başkanı oldum ve 33 yaşıma kadar başkanlık yaptım. Sonra bir gün bizim bağlı olduğumuz İskoçya Büyük Locası'nın en büyük üstadı buraya geldi... Üst makama masonlukta obediyans denir. Bağlılığı, bağımlılığı ifade eden fransızca bir kelimedir bu. Bizim o en büyük üstat bir İngiliz... Meğerse benden de gençmiş! Adamla karşılaşınca bir tuhaf oldum. Ama ben masonlukta çok çalıştım çok şeyler öğrendim. Müthiş sabırlı bir insan oluşumun sebebi , tamamen mason oluşumdandır. Masonlara 'dinsiz' derler... Her işin başında onların olduğunu söylerler. bunlar gülünç iddialardır. Masonluk her dine saygı gösterir. Nitekim ramazanlarda bizim biraderlerin neredeyse dörtte üçü oruçlu olduğu için locadaki toplantıların saatini öne alırdık. Konuşmaları da uzatmamaya bakardık. Maksat toplantımız erken bitsin ki biraderler de aşağı salondaki iftar sofrasına yetişebilsin. Geçmişe baktığımızda da masonlar arasında padişahlar vardır, şeyhülislamlar vardır... İlk mason olacağın vakit insanı oraya gözü kapalı getirirler. Bazıları zanneder ki masonluğun şartı Allah'a ve dine inanmamaktır. Kendisine bu konuda soru sorulur. Cevap, 'Ben Allah' tanımıyorum, dine inanmıyorum' olursa bunlar hemen yine gözü kapalı olarak binadan çıkartılırlar. Bir daha da gelemezler. Allah'a inanmayan, dini tanımayan insan mason olamaz. Ama sadece kendi dinine değil, Allah'ın birliğine inanan, her dine saygı göstereceksin. Zaten müslümanlığın şartı da bu değil mi? Biz, her dine saygılıyızdır.

Çölaşan: Şimdi de devam ediyor mu masonluğunuz?

Simavi: Efendim masonluğum şöyle devam ediyor... 'Uyumamak' için aidatlarımı ödüyorum. Ödemediğim takdirde uykuya geçmiş olurum.

Çölaşan: Uykuya geçmek? Yani o zaman üyeliğiniz askıya mı alınıyor?

Simavi: Evet, askıya alınıyor. Masonlukta atılma diye bir şey yoktur. Ama beni masonluktan soğutan olaylardan biri, Demirel meselesi olmuştur. Süleyman Demirel masondu. Hem de üstadlığa kadar çıkmış bir masondu.

Çölaşan: Üstadlık nasıl oluyor?

Simavi: Girersin önce 'Çırak' olursun... Bir yıl sonra 'refik' olursun. Ondan bir yıl sonra 'üstad' olursun. Sonra da locanın 'üstad-ı muhterem'i olursun. Ben üçüncü senede üstad-ı muhterem, dördüncü sende İstanbul Locası Başkanı oldum. O sırada diyelim ki 2 bin 200 kadar mason vardı. İşte bunlardan 1800'ünün başı ben oldum. Çok inandığım bir şeydi masonluk. Çok zevk alırdım, çok da çalışırdım. Orada çok şeyler öğrendim. İlk kopmam Demirel'in AP Genel Başkanı olacağı zaman, mason olmadığını belirten bir belge istemesiyle başladı... Bu mektup kendisine verildi.

Çölaşan: Peki niçin veriliyor?

Simavi: Masonlukta bir adet vardır. 'Benim mason olmadığımı belirten bir belge verin' diyen insana o belge verilir. O sırada Ankara'da ikinci büyük üstat ya da mason tabiriyle 'kaymakam' Necdet Egeran'dı. Egeran, mobil Şirketi'nin ileri gelenlerinden... Bu belgeyi Demirel'e verince bizim masonlar ikiye ayrıldı. Çünkü her yerde olduğu gibi orada da CHP ve AP taraftarları vardı. Ben de maalesef AP tarafında kaldım.

Çölaşan: Niçin?

Simavi: Çünkü sevdiğim arkadaşlarım vardı o tarafta. Kaldım ama soğudum. Devam etmemeye başladım. Yoksa Demirel resmen masondur. Buna benzer bir belge olayı benimö de başıma geldi. Ben kendi locamın üstadı muhteremi iken locamda bir üstad vardı, şimdi ismini hatırlayamayacağım bir musevi arkadaş. Bir rum kızıyla evlenmeye kalkmıştı. Kızın ailesi de 'Biz masona kız vermeyiz' diye diretiyordu. Geldi çocuk benden rica etti, bir mektup istedi. Ben de altına kendisine mason olmadığı yolunda belge yazdım. Altına da bastım imzayı! Sonra bunlar evlendiler. Bana da gelip mason nikahı kıydırttılar.

Çölaşan: Az önce, bizde adettir, isteyene veririrz dediniz. Nitekim de vermişsiniz. O halde Demirel'e verilen belgeye niçin kızdınız?

Simavi: Ama şekerim birinin sebebi evlenmek için, öbürünün sebebi bütün Türkiye'ye kendisini mason değilmiş gibi tanıtmak için. Arada büyük fark var.

Çölaşan: Erol bey, siz burada mason olduğunuzu açıkça itiraf ettiniz. bundan sonra belge isteseniz de vermezler size.

Simavi: Allah korusun, ben politikaya atılacak olsam belge alabilirdim. Ama yoo alamazdım. Çünkü ben, İstanbul Vilayeti'nde tescilli, kayıtlı bir masonum. Böyle bir belge zaten alamazdım.

Çölaşan: Niçin alamazdınız?

Simavi: Maalesef mason kardeşlerimizin bazı korkak tarafları vardır. Mesela ben İstanbul Locası Başkanlığına seçimi kazanarak gelmiştim. Bir de altı yedi kişilik yönetim kurulum vardı. Mason Cemiyeti, Cemiyetler Kanunu'na tabidir adı da Türkiye Yükseltme Cemiyeti'dir. Doğal olarak vilayet makamına yöneticilerin isimleri bildirilir. Benden önce herkes korkarmış, ismini bildirmek istemezmiş. Onun için he zaman iki yönetim kurulu seçilirmiş. Birincisi, isimleri vilayetten gizli tutulan gerçek yönetim kurulu, öteki vilayete ismi bildirilen göstermelik yönetim kurulu. Bildirilen isimlerin hepsi 70 - 80 yaşlarında, hiç ilgisi olmayan kişiler olurdu. Onlar kendilerini feda edip isimlerini verirlermiş.

Çölaşan: Diğerleri, açığa çıkmamak için vermiyorlar öyle mi?

Simavi: Evet... Yahu ben buraya seçimle gelmişim. Ne demek gizlenmek? Başvuruda bulunacağımız zaman kalktım 'ben şakır şakır ismimi veririm ayıp bir iş yapmıyoruz ki' dedim... Etrafıma baktım 'aranızda vermek istemeyen var mı?' diye sordum.  Biri çıktı gayet iyi mevkideydi. Sonra bakan falan da oldu. Şöyle durdu: 'Çok ayıp olur' dedi, bastı imzayı. Böylece biz vilayette tescilli mason olduk. Artık belge alsam da işe yaramaz!


Kaynak: Dünya'da ve Türkiye'de Masonluk ve Masonlar / İlhami Soysal / 6.Basım / Sayfa: XXVII - XXX


Diyaloglarla ilgili tespit ettiğim bir kaç yanlışı dile getirmek isterim.

1) 'Geçmişe baktığımızda da masonlar arasında padişahlar vardır' cümlesi yanlıştır. 1 tane mason padişah vardır, O da V.Murat'tır. Onun dışında şehzadelerden mason olanlar olmuştur.

2) Masonluktan çıkmak ve atılmak yoktur denmiş. Ancak bu yanlıştır. Belirli bir zaman geçiren kişi, birey olarak mason olmuş olabilir. Yani o ışıktan faydalanmış, masonluğu hissederek yaşamış olabilir. Ancak dernek kurallarını ihlal ettiği zaman, masonluktan atılabilir. Veya kendi arzusuyla çıkabilir.

3) ''Mason olmadığına dair'' belge diye bir şeyin verilmesinin söz konusu olmadığını düşünüyorum. Yanlış ise düzeltilmesini rica ederim.

4) Masonluğun ilk kurallarından birisi, hiç bir mason bir diğer kardeşinin, rızası olmadan mason olduğunu açıklayamaz. Eğer öldüyse de ailesinden böyle bir izin alınması gerekir. Süleyman Demirel ısrarla mason olmadığını söylemiştir. Eğer mason ise de bunu açıklamaya rızası olmadığı aşikardır. Fakat sayın Simavi, Demirel'in masonluğunu ısrarla söyleyerek, açıkça bir kuralı ihlal etmiş oluyor.

Benim tespit ettiklerim bunlar. Yanlışım varsa affola. Sizin de tespit ettiğiniz yanlışlar varsa, bilelim ve düzeltelim.


Saygılar...
Gnothi Seauton

Yaşamak, kendini adam etmektir. Zeka ve bilgiyi kullanarak, etinden, kemiğinden kendi heykelini yapmaktır. - Goethe


Şubat 21, 2015, 08:19:34 ÖS
Yanıtla #1
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7279
  • Cinsiyet: Bay

Rahmetli İlhami Soysal, kendi dünya görüşünün farklılığı nedeniyle "mason karşıtı" sayılabilecek bir kişiydi ama dürüst ve onurlu bi gazeteci yazardı. Masonluk ile bağlantılı kitabı da, bu kimliği göz önünde tutulunca, objektifliğe yakın sayılabilecek bir yapıttı. Uyduma bilgiler vermemiş, hatta uyarı üzerine kitabının ilk baskısındaki yanlışları ikinci ya da üçüncü  baskıda (yeşil kapklı olan) büyük ölçüde düzeltmiş, ancak eğilimlerine uygun yorumlarını sanki asıl doğrular öyleymiş gibi belirtmeyi de giderememişti.

O kitapta Emin Çölaşan'ın yaptığı bir söyleşi yer aldığına göre, bu söyleşi (röportaj) daha önce bir başka yerde yayınlanmış olsa gerektir. Olasıdır ki bir gazetede. En azından otuz yıl önce. Tam ve doğru olup olmadığı ayrı konu, onun da üzerinde dururuz ama önce özgün metni bir görelim ve kitaptaki onun tıpatıp aynısı mı, onu belirleyelim.

Sonra devam ederiz.
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Şubat 22, 2015, 03:12:21 ÖÖ
Yanıtla #2
  • Forum ve Uye Yoneticisi
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 2147
  • Cinsiyet: Bay
    • Masonluk ve Masonlar

Rahmetli İlhami Soysal, kendi dünya görüşünün farklılığı nedeniyle "mason karşıtı" sayılabilecek bir kişiydi ama dürüst ve onurlu bi gazeteci yazardı. Masonluk ile bağlantılı kitabı da, bu kimliği göz önünde tutulunca, objektifliğe yakın sayılabilecek bir yapıttı. Uyduma bilgiler vermemiş, hatta uyarı üzerine kitabının ilk baskısındaki yanlışları ikinci ya da üçüncü  baskıda (yeşil kapklı olan) büyük ölçüde düzeltmiş, ancak eğilimlerine uygun yorumlarını sanki asıl doğrular öyleymiş gibi belirtmeyi de giderememişti.

O kitapta Emin Çölaşan'ın yaptığı bir söyleşi yer aldığına göre, bu söyleşi (röportaj) daha önce bir başka yerde yayınlanmış olsa gerektir. Olasıdır ki bir gazetede. En azından otuz yıl önce. Tam ve doğru olup olmadığı ayrı konu, onun da üzerinde dururuz ama önce özgün metni bir görelim ve kitaptaki onun tıpatıp aynısı mı, onu belirleyelim.

Sonra devam ederiz.

Belgenin orjinaline erişebilirsem mutlaka paylaşırım sayın ADAM.

Saygılar...
Gnothi Seauton

Yaşamak, kendini adam etmektir. Zeka ve bilgiyi kullanarak, etinden, kemiğinden kendi heykelini yapmaktır. - Goethe


Şubat 22, 2015, 08:48:37 ÖÖ
Yanıtla #3
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7279
  • Cinsiyet: Bay


Şöyle soruların yanıtlarını araştırmak gerekiyor:

1) Bir araştırmacı gazeteci yazar olarak Sayın Emin Çölaşan "Masonluk" konusunu ele almak ve incelemek istemişse, bu bağlamda yapacağı röportajda neden Erol Simavi'yi seçmiş acaba? (Yanlış anlama olmaması için not: Sayın Emin Çölaşan'ın dürüst ve saygın bir araştırmacı gazeteci yazar olduğunu teslim ederiz.)

2) Emin Çölaşan, yaptığı röportajdaki görüşmeleri aynen mi yansıtmıştır yoksa kendine göre birtakım düzeltmeler  yapmış mıdır? (Bu, gazetecilerin genelliktle yaptığı bir iştir.)

3) Emin Çölaşan'ın yazısı, ilgili gazetede tıpatıp, hiçbir kırpma ya da değişiklik yapılmadan mı yayınlanmış acaba? (Genelikle ilgili yazı işleri müdürleri ya da genel yayın yönetmenleri böyle değişiklikler yaparlar. Yazının aslının kuşa döndüğü ve saçmasapan bir hal aldığı bile olur. Bu Forumda bile bunun birçok örneğini gördük.)

4) İlhami Soysal, Emin Çölaşan'ın bu röportajını kendi kitabına aktarırken, hiçbir yerinde kırpma ya da kısaltma yapmamış mıdır acaba?

Dolayısıyla, bu röportajın Forfuma getirilmiş olan bu hali kapsamında Erol Simavi'nin bir zamanlar söylemiş olduğu sözlerin aynen böyle olduğuna nasıl güvenebiliriz?

Bu güven eksikliğinin ötesinde, diyelim ki aynenr buraya aktarılanları söylemiş, o zaman bunların yanlışlar ortaya sermemiz gerekecek. Onu da yaparız. Ancak belki bizden önce bir diyeceği olanlar vardır. Onlara fırsat verelim.



 
 
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Şubat 22, 2015, 03:11:32 ÖS
Yanıtla #4
  • Forum ve Uye Yoneticisi
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 2147
  • Cinsiyet: Bay
    • Masonluk ve Masonlar

Tespit ettigim yanlışları, kendimce belirtmeye çalıştım sayın ADAM. Haklısınız, elbette bu röportajın en sade ve orjinal haliyle bu kitaba gelmesi, pek olanakli durmuyor. Ancak, Emin Çölaşan'in ve yazı işleri müdürlüğünün yaptığı bir düzenleme varsa, bunu maalesef bilemeyiz. Daha doğrusu düzenlenmemis haline ulasamayiz. Bu yüzden, bize ulaştığı şekliyle ele alıp, yanlışları düzeltmek, belki de şuan yapabilecegimiz en doğru şey olabilir diye düşünüyorum.


Saygılar...
Gnothi Seauton

Yaşamak, kendini adam etmektir. Zeka ve bilgiyi kullanarak, etinden, kemiğinden kendi heykelini yapmaktır. - Goethe


Mart 09, 2015, 12:00:43 ÖS
Yanıtla #5
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7279
  • Cinsiyet: Bay

Bu başlığı, üzerinde biraz duralım diye bir yana ayırmışım ama hayli zamandır öyle kalakalmış.

Acaba gerek yanlışları düzeltmek gerek Erol Simavi'nin bir mason olarak o tarihlerdeki tutumunu eleştirmek gerekir mi?

Örneğin bir yerde, arkadaşları orada olduğu için orada kalmış olduğunu belirtmiş. Doğruysa bu dediği, böyle Masonluk mu olur? Masonlukta arkadaşlık mı kalır? Ayırımsız kardeşlek nereye gitti? Ortada bir ilke sorunu var. Bireyin ilkesi de olmalı. Böyle bir tutumla bir yere katılmak ancak ilkesizlik olarak nitelenebilir.

Ancak pek de dert etmeyelem bunu. Masonlar arasında ilkesizlerin sayısı, ilkeli olanlardan çok daha fazla zaten görünebildiği kadarıyla.

Şayet bu konuyu şu ya da bu yönünden irdelemek isteyen çıkarsa devam edebiliriz. Yoksa, benim açmdan üzerinde daha fazla durmaya değmez diyerek son veriyorum.

 
« Son Düzenleme: Mart 09, 2015, 12:02:58 ÖS Gönderen: ADAM »
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Mayıs 07, 2015, 05:47:30 ÖÖ
Yanıtla #6

selam herkese,

ben röportajın tamamını bir gazetede yazı dizisi olarak yayınlandığında (sanıyorum hürriyet gazetesiydi) okumuştum. fakat tamamı burada paylaşılmamış. röportajın olmayan kısmında Sedat Simavi 1960 ihtilalinden de bahseder. hatta Alparslan Türkeş,Simavi'yi görüşmeye çağırttırmış aralarında masonlukla ilgili bir sohbet de geçmiş. Türkeş ''bu masonluk iyi birşeyse ben de mason olayım,nasıl olunur?'' sorusuna Simavi gülerek '' bu o kadar kolay değil efendim'' diye cevap vermiş. Çağırttırmasının sebebi ise normal olarak Hürriyet gazetesinin askeri cunta lehine haberler yapmasını istemekmiş. okuduklarımdan net olarak hatırladıklarım bunlar. son tahlilde tekrar belirtmeliyim ki yukardaki röportaj doğru fakat eksiktir.

saygılarımla.


Mayıs 07, 2015, 04:54:06 ÖS
Yanıtla #7
  • Yeni Katilimci
  • *
  • İleti: 22
  • Cinsiyet: Bay

   Demirel'e verilen belge gerçekmidir sizce sayın Adam. Bu konuyu farklı bir çok sitede de doğru olduğu yönüyle okumuştum. Simavi nin bu demeçlerinin  doğru olduğunu düşünüyorum çünkü ne Çölaşan nede Hürriyet gazetesi böyle yalan bir beyanın yayınlanmasına izin vermez hele hele eski bir basın yayın organı sahibini yalancı çıkarmaz diye düşünüyorum.
    Eğer demeçler gerçekten doğruysa Mason değildir belgesinin verilmesi sizce ne kadar doğrudur yada bu gerçeği başkalarına yalan söyleyerek gizleyen bir Mason un Masonlu ğuna ne kadar inanılır.
Gelecekte varacağın nokta, geçmişte yaptıklarının eseridir.


Mayıs 07, 2015, 06:15:22 ÖS
Yanıtla #8
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7279
  • Cinsiyet: Bay


Süleyman Demirel ile bağlantılı olmak üzere; 1964 yılında Ankara'da, Türk Yükseltme Cemiyeti bir yazı yazmıştır. Bu yazıda Süleyman Demirelm adlı kişinin, dernek kuyıtlarında adının görülememiş olduğu belirtilmiştir. Hiçbir mason çıkıp, "Süleyman Demirel mason değildir." dememiştir. Sadece Süleyman Demirel mason olmadığını beyan etmiştir.

Bir kişi, mason olmadığını beyan ediyorsa, daha önce Masonluğa girmiş olsa bile kendisini "mason" olarak netüelendirmediği için "mason" değildir. Hiçbir zaman da olamayacaktır.

Bu delyişlerde bir incelik var. Bu inceliği anlayabilmek için Masonluğu iyi bilmek, iyi anlamak gerekir.

Ancak düzenlenmiş olan o yazı elbette bir oyundur. Bir başka açıdan bakılınca, elbette bir yalan beyandır. Üstelik dernek merkezi kayıtları ile şube kayıtları arasında bu bağlamda bir çelişki, bir uyuşmazlık bulunduğu da anlaşılmaktadır.

Bu işin ayrıntılarını burada Forumda anlatmamız biraz güç... Anlatılamayacağından ya da anlatılmasının sakıncalı olacağından değil. Çok ayrıntı içerdiğinden. birtakım kavramların da iyi anlaşılması gerektiğinden. (Büyük Loca ile dernek şubesinin farkı gibi...) Bunu daha çevrelice anlayabilmek için,  Enver Necdet Egeran'ın "Gerçek Yüzüyle Masonluk" ve Nafiz Zeki Ekemen'in "Arşivlerimiz İçinde 1965 Olayları" adlı kitaplarının ilgili bölümlerini okumak gerekir. Gerçi o kitaplarda belirtilern ayrıntılar, gerek Celil Layıktez'in "Türkiye'deki Masonluk Tarihi" gerekse Murat Özgen Ayfer'in "Masonluk Nedir ve Nasıldır" adlı kitaplarında da özetlenmiştir ama bu işin ayrıntısını öğrenmek isteyen kişi, şu belirttiğim iki kitabı bulup incelemelidir. Sıraedan bilgi aranıyorsa, bu Forum'da anlatılanlar bile yeter.

Bu konu başka kaynaklarda da belirtiliyor ama onları geçelim bir kalem... Hele bu bağlamda konuyu bir sansasyon haline getirmek isteyen ya da antimasonik nitelikli anlatımlarının izine yerleştiren yayınlara hiç itibar etmemek gerekir çünkü onlar konuyu tek bir açıdan ve yeterli bilgiye sahip olmadan ele alarak saptırmaktadır. 



 
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Mayıs 08, 2015, 12:39:42 ÖS
Yanıtla #9
  • Yeni Katilimci
  • *
  • İleti: 22
  • Cinsiyet: Bay

   Tüm soruların cevaplandığı  açıklayıcı bir yanıt olmuş. teşekkürler.
Gelecekte varacağın nokta, geçmişte yaptıklarının eseridir.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
0 Yanıt
3283 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 25, 2006, 11:03:07 ÖÖ
Gönderen: MASON
16 Yanıt
4182 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 27, 2007, 08:16:10 ÖÖ
Gönderen: sun
0 Yanıt
3921 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 28, 2008, 01:44:31 ÖS
Gönderen: Isis
8 Yanıt
9476 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 31, 2010, 01:49:14 ÖS
Gönderen: Prometheus
0 Yanıt
3304 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 05, 2011, 07:00:17 ÖS
Gönderen: karahan
6 Yanıt
2120 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 23, 2015, 09:51:32 ÖS
Gönderen: GOASISG
0 Yanıt
920 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 12, 2015, 08:28:40 ÖS
Gönderen: MEDUSA