Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: REÇETELERDE YAZAN "RP" NE DEMEKTİR?  (Okunma sayısı 8150 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Şubat 03, 2016, 03:34:52 ÖS

KAYNAK SİTEDEN AYNEN ALINMIŞTIR:  http://oguzhanhazan.blogspot.com/2013/02/recetelerde-yazan-doktorlarin-bile.html


REÇETELERDE YAZAN DOKTORLARIN BiLE BİLMEDiGi "RP" NiN SIRRI NE?

DOKTORLARIN BİLE BİLMEDİĞİ "RP" NİN SIRRI NE?
Reçetelere yazılan Rx veya Rp ile gösterilen reçetenin başlangıç kısmıdır. Latince “recipe” (al!) sözcüğünün kısaltılmış şeklidir.

Reçete Üzerine Yazılan RP Harfleri Nereden Geliyor?
Osiris, kardeşi karanlıklar tanrısı Seth tarafından öldürülür. Osirisin eşi ve İsis sihir yoluyla hamile kalarak Osiris’in oğlu Horus’u doğurur. Horus, babasının intikamını almak isterken bir gözünü kaybeder. Bilim tanrısı Toth, Horus’un gözünü birleştirmeye çalışır ancak eksik parçayı sihirle tamamlar. Sonradan bu gözü ifade eden hiyeroglif vücut dokunulmazlığı ve sonsuz doğurganlığı simgeler (Bayat 2003).

Bu sembol sonradan, Galen aracılığı ile (MS 130 – 200) batı tıbbına girmiştir. Zaten “R” harfine benzeyen sembol yerini tamamen “R” harfine bırakmıştır. Ortaçağ’da eczacılığın gelişmesine istinaden Latince’de alınız anlamına gelen “Reci” kelimesinin ilk harfi olduğu ileri sürülmüştür. Fransızca’dan da esinlenerek (ki Latince’de de aynıdır) “Recipez” anlamına gelen “Rp” reçetelerde kullanılmaya başlanmıştır.

Reçetenin gövdesi genellikle alınız manasına gelen Rx, Rp kısaltmaları ile başlar. Esas kısmında ilaç adı veya Majistral İlaç formülü bulunur. İlaçların kullanma sıklığı belirtilir. Çocuk hastalarda yaş ve/veya kilosu reçeteye yazılmalıdır. Yetişkin hastalarda cinsiyet belirtilmelidir.

Reçetede mutlaka düzenleyen doktorun adı, soyadı, branşı, diploma nosu veya sicil numarası ve ıslak imzası bulunmalıdır.
Reçete, hekimin hastasına kullanmasını tavsiye ettiği ilaçlar için, eczacıya yazdığı imzalı bir teknik yazıdır. Hekim bununla, hastasına verilecek ilaçlar için eczacıya gerekli bilgiyi verir. Ayrıca reçetede hastanın ilacı ne şekilde kullanacağı belirtilir.
Günümüzde ilaçların pek çoğu, imal eden firmanın koyduğu özel adla adlandırılmış müstahzarlar şeklinde ve bölünemez ambalajlar içinde eczanelerde pazarlanmıştır.
Hekimler, pratik nedenlerle reçetelerine genellikle ilacın müstahzarını yazarlar. Ancak hekimin, aktif madde anlamındaki ilaçları kendine özgü bir formülasyon şeklinde reçeteye yazması mümkündür; bu şekildeki formülasyona majistral ilaç ve bu şekildeki reçetelere majistral reçete adı verilir.

Boş reçete kağıdına bir ilaç, formülasyon veya müstahzar olarak yazıldığı zaman, yazılan metin ve içerdiği bilgiler, didaktik amaçla 4 bölüme ayrılır:
1. Superskripsiyon
2. İnskripsiyon
3. Subskripsiyon
4. İnstruksiyon (kullanılış şekli)
Bu bölümlerden ilki formaliteden ibarettir; diğerleri ise yazılan ilaçla ilgilidir ve kapsamları müstahzar veya majistral ilaç yazılmasına göre değişir.

Superskripsiyon: , Rx veya Rp ile gösterilen reçetenin başlangıç kısmıdır. Latince “recipe” (al!) sözcüğünün kısaltılmış şeklidir.



Reçeteye majistral ilaç formülasyonu yazılmışsa, çoğu zaman formülas¬yon çok öğelidir ve genellikle şu öğeleri içerir:İnskripsiyon: Müstahzarların adlarının, farmasötik şeklinin ve belirli bir farmasötik şekil farklı yitilikte ise, yitiliğinin yazıldığı kısımdır. Majistral formülasyonda ise bu kısım, formülasyona giren ilaçların ve yardımcı maddelerin adlarını ve miktarlarını içerir. Bazı müstahzarların, belirli bir farmasötik şekil içinde farklı miktarda veya yüzdede ilaç içeren iki veya daha fazla türleri vardır. Belirtilen şekildeki farklar, yitilik farkı olarak adlandırılır (örneğin, ampisilin veya amoksisilin müstahzarlarının 250 mg’lık ve 500 mg’lık kapsülleri ve l g’lık tabletleri olmak üzere 3 farklı yitilikte tablet veya kapsül şeklinde müstahzarları vardır).

-Etkin madde (basis): Tedavi edici etkiye sahip olan esas ilaçtır.
-Yardımcı madde (adjuvant): Etkin maddenin etkisini artıran bir ilaçtır.
-Düzeltici madde (corrective): Etkin ve yardımcı maddelerin istenmeyen etkilerini azaltan veya hoşa gitmeyen tad ve kokuları düzeltip hastalar tarafından kolaylıkla alınmalarını sağlayan maddelerdir
-Sıvağ (excipient, vehicule, taşıyıcı): Etkin ve yardımcı maddelere istenilen farmasötik şekli vermek için kullanılan ve ge¬nellikle farmakolojik etkiye sahip olmayan maddelerdir (örneğin, solüsyonlar için kullanılan su ve aromatik sular gibi).
Reçete¬de müstahzar şeklindeki ilaçlar, genellikle müstahzarın özel (ticari) adıyla ya¬zılır. Ancak, ilacın jenerik adının (genel adının) yazılması da mümkündür.
İlaçların özel adları, olduğu gibi hiç değiştirmeden yazılır. Jenerik adlar, türkçe okunuşlarına uyan bir şekilde yazılmalıdır (örneğin, xylometazoline yerine ksilometazolin gibi).
Subskripsiyon: Müstahzar şeklinde bir ilaç yazılmışsa, onun farmasötik şekil sayısını; majistral bir formülasyon yazılmışsa, onun farmasötik şeklini, farmasötik şekil sayısını ve gerekirse yapılışına ilişkin kısa bilgiyi gösteren kısımdır.

Türkiye’de müstahzarlar, belirli sayıda farmasötik şekil içeren ambalajlar (şişe, tüp vb.) içinde pazarlanır. Bu sabit ambalajlar bölünerek verilemezler. Bu nedenle, hastaya verilecek müstahzarın miktarı, reçetede farmasötik şekil sayısı üzerinden değil, ambalaj (kutu) sayısı üzerinden belirle¬nir. Dikkat edilmesi gereken bir nokta, belirli bir müstahzarın bazen farklı sa¬yıda farmasötik şekil içeren kutularının bulunmasıdır. Bu durumda, reçetede istenilen kutu sayısı ile birlikte, kutunun kaçlığı (farmasötik şekil sayısı) da belirtilmelidir.
İnstruksiyon (kullanılış biçimi): İlacın kullanılışı hakkında eczacı¬ya ve aynı zamanda hastaya hitap eden kısımdır. Bu kısmın başına genellikle “sign” yazılır. Bu, Latince “işaretle, etiketin üzerine yaz” anlamına gelen signeture sözcüğünün kısaltılmış şeklidir. Bu kısaltma yerine, onun diğer simgesi olan s harfi de konabilir. Bu kısımda, alınacak ilaç miktarı, zamanı, günde kaç kez alınacağı, hangi yoldan alınacağı ve alınış şekli hakkında diğer açıklama¬lar yazılır. “Tarif üzere alınacak” gibi deyimlerden kaçınmak gerekir.
Ayrıca bir reçetede bulunması gerekenler:
Tarih
Hastanın: İsmi, Yaşı, Hastalığı, Dosya no.
Hekimin: İsmi, Diploma no, Bölümü, Adres ve telefon ya da kurumun adı


EDİT:  https://insanveevren.wordpress.com/2011/06/26/horusun-gozu-wedjat-sembolu/

Horus’un Gözü (Wedjat) Sembolü
26 Haziran 2011 Sirius*   Yorum bırakın Go to comments

Horus, Eski Mısır dininde bir gözü ay, bir gözü Güneş olan şahin biçimindeki Tanrı’nın adıdır. Horus, Anıtlarda bir atmaca ya da milan çaylak ile temsil edilmişti.
Efsaneye göre Horus, Osiris’in oğludur ve babasının cesedinin tohumundan oluşur. Horus büyüyüp güçlenene kadar İsis, onu saklar. Horus, güçlenir ve Seth ile savaşır. Bu savaşta Horus Seth’in hayalarını koparır. Seth de Horus’un gözünü parçalar ve Horus, çıkan gözünün yerine “Uraeus” adlı bir yılanı takar. Bu yılan daha sonradan firavunların egemenlik simgesi olmuştur. Annesi İsis parçalanan gözü yeniden tek parça haline getirir, ama o göz görmez. Horus, tek gözlü olarak yaşamaya devam eder. (Güneş ve ay tutulması, Horus’un gözünün parçalanması ile oluşur) Savaşı kazanan Horus, gözünü geri alır ve onu babasına armağan eder. Horus, Osiris’in ardılı olarak gösterilir. Bazı anlatılara göre Horus ile Seth arasındaki savaşta tanrı Tot, hakemlik eder ve savaşa son verir. Savaşta Seth yenik düşer. Osiris ölüler dünyasısın kralı iken savaşın sonunda Horus yaşamın kralı olur. Seth ise her türlü kötülüğün tanrısı olmaya devam eder.

Horus’un gözü, manevi anlamıyla, vicdanın gözünden hiçbir şeyin kaçmayacağını, insanın iç âlemindeki her niyetini ve yaşamdaki her davranışını gözden kaçırmayan bu merhametsiz yargıcın keskin bakışını sembolize eder. Bu vicdanın 24 saat kapanmadan açık kalan gözüdür. Bu yüzden Güneş ve Ay, Horus’un gözleri olarak ifade edilir. Çünkü Güneş ve Ay’ın her ikisi nöbetleşe, gece ve gündüz insanın üzerinden eksik olmaz, Horus’un 24 saat açık kalan gözleri gibi. (Bu nedenle Horus’un gözü güneşle temsil edilen Ra’nın gözü olarak da ifade edilir.) Bu, vicdanın karşıtı olan nefsaniyetin hiç işine gelmez; nefsaniyeti ve kötülüğü temsil eden Seth de bu yüzden bu gözü çıkarmaya çalışmıştır. Eski Mısır mitolojisine göre Horus, sonunda bu gözünü babası Osiris’e vermiş ya da Osiris’in kullanımına bırakmıştır.
Horus’un gözü, biçimsel anlamıyla, Tanrı’nın “bir”liğini (tekliğini) matematiksel olarak gösteren bir semboldür. Bu anlam şöyle açıklanır: Bir bütün ikiye bölündüğünde 1 / 2 elde edilir. Bu da ikiye bölündüğü takdirde 1 / 4 elde edilir. İşleme bu şekilde hep ikiye bölme ile devam edilirse sırasıyla, 1 / 8, 1 / 16, 1 / 32 ve 1 / 64 elde edilir. Bunların tümü toplandığında ise 63 / 64 bulunur. Buradan şu sonuç çıkar: Bir bütün, sürekli olarak ikiye bölünmeye devam edilirse, toplam değerde, sonsuzluk hariç, hiçbir zaman bire, birliğe ulaşılamaz; yalnızca Mutlak (Allah) bir’dir. Horus’un gözü “glifler” denilen parçalardan oluşur ki, bu altı parça, sırasıyla, 1 / 2, 1 / 4, 1 / 8, 1 / 16, 1 / 32, 1 / 64’ü ifade eder.

Geleneğe göre, Horus’un gözü Seth adlı tanrı tarafından parçalanmıştı. Bu parçaları Thot adlı tanrı (ibis kuşu ile temsil edilen tanrı) bir araya getirerek Horus’u yeniden göz sahibi etmişti. Bu gözün muhtelif kısımlarını temsil eden kesirlerin toplamı 63 / 64 etmektedir. Bu sebeple, Thot’un sihir yoluyla buradaki noksanı tamamladığı Kabul edilmekteydi.

Reçete kelimesinin asıl kaynağını Eski Mısır’da aramak gerekir. “Horus’un Gözü” ya da daha bilindik adıyla “Tanrı Ra” ve onu, temsil eden “Ra’nın gözü” sembolü reçete kelimesine kökenlik etmiştir. Horus’un gözünün basit bir şekli olan R harfi, Galen’den günümüze ilaç reçetelerinde (R ya da Rp) kullanılmaktadır. Tıp tahsilinin bir kısmını Mısır – İskenderiye’de tamamlayan Galenus, hastalarına etkili olabilmek için kullandığı bazı mistik semboller yanında Ra’nın Gözü Hiyeroglifinden de bir telkin aracı olarak faydalanmıştır. Galenus’u örnek alan hekimlerde aynı yolu takip ettiklerinden, bu sembol, zamanla esas kaynağından uzak diyarlarda ne anlamı olduğu bilinmeden, daha sade çizgilerle ifade edilmeye başlanmıştır. Temelde makyajıyla zaten R harfine benzeyen Horus’un gözü şekli, çizgilerin basitleşmesiyle tamamen R harfi şeklini almıştır. Bu sebepledir ki eczacılığın Ortaçağ’da ayrı bir dal olarak ortaya çıkışıyla R ‘ye yeni bir anlam uydurulmuştur. Bu dönemde tıp dili Latince olduğundan, hekimin eczacı tarafından hazırlanmasını istediği ilaçların terkibini yazdığı reçetelere “alınız” anlamına gelen “recip” kelimesinin ilk harfi olduğu ileri sürülmüştür. Daha sonra Fransızca’nın Avrupa’da tıp dili olarak kullanılması sırasında yine aynı anlama gelen recipez’nin iki harfi Rp kullanılır olmuştur.
« Son Düzenleme: Şubat 03, 2016, 03:39:17 ÖS Gönderen: hyperbolic metamaterial »
kalite çöplükte aranmaz.


Şubat 04, 2016, 02:59:22 ÖÖ
Yanıtla #1
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 669

Ne yazik ki recete de tarih oldu. Her şey dijital ortamda....
Doğru rehberini bulana ne mutlu...