Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Seçkinlik ve Sıradanlık Üzerine-11  (Okunma sayısı 429 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ağustos 04, 2016, 07:29:51 ÖS
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 641
  • Cinsiyet: Bay


Sadece felsefe değil, güzel sanatlar da aslında varoluş meselesinin çözümü için çalışır. Çünkü bir kere dünyanın safi tefekkürüne kendisini veren her ruhta, her ne kadar gizli ve bilinçsiz de olsa, eşyanın, hayatın ve varoluşun hakiki doğasını anlama arzusu uyanmıştır.

Bu sebepten ötürü eşyanın her safi nesnel, dolayısıyla her sanatsal kavranışı, hayatın ve varoluşun gerçek doğasının başka bir dışavurumu, "Hayat nedir" sorusuna bir başka cevaptır. Her hakiki ve başarılı sanat eseri bu soruyu kendi tarzında sessizce ve vakur bir şekilde cavaplandırır. Fakat bütün sanatlar düşünüş'ün soyut ve ağırbaşlı dilini değil, sadece naif ve çocuksu sezgi dilini konuşurlar. Dolayısıyla cevapları kalıcı bir evrensel bilgi değil, gelip geçici bir imgedir.

Her sanat eseri bize gerçekten hayatı ve şeyleri, hakikatte nasılsalar öyle (gerçekte oldukları hâliyle) göstermeye çalışır. Fakat hayat ve hayattaki şeyler nesnel ve öznel olumsallıkların sisi nedeniyle herkes tarafından doğrudan kavranılamaz. Sanat bu sisi dağıtır.

Şairlerin, heykeltraşların,resim ya da grafik sanatçılarının eserleri genellikle kabul edilmiş derin bir bilgelik hazinesi içerir. Bunun tek nedeni şeylerin bizatihi kendilerinin özlerine-doğalarına ait bilgeliğin bunlarda dile gelmesidir.

Temel estetik yasasından hareketle düşündüğümüzde "balmumu figürlerin" neden hiçbir zaman estetik etki hâsıl edemediği ve bu yüzden gerçek güzel sanat eserleri olmadıkları da izah edilebilir. Her ne kadar tam da onlarda tabiat taklidi en yüksek dereceye ulaşabilirse de. Dolayısıyla heykel renk olmaksızın salt biçim sunar; resim rengi verir, ama biçimin sadece görünüşünü sunar. Bu yüzden her ikisi de seyircinin hayal gücüne hitap eder. Halbuki balmumu figür her şeyi, biçimi ve rengi aynı zamanda sunar. Buradan gerçekliğin görünüşü doğar ve hayal gücü devre dışı kalır.

Diğer taraftan şiir, aslında sadece hayal gücüne seslenir ve onu sadece sözcüklerle harekete geçirir.