Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Seçkinlik ve Sıradanlık Üzerine-12  (Okunma sayısı 401 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ağustos 06, 2016, 04:31:00 ÖS
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 641
  • Cinsiyet: Bay

BU VE BİR SONRAKİ BÖLÜMDE (12. ve 13. bölüm) SEÇKİNLİĞİ VE SIRADANLIĞI EĞİTİM İLE İLİŞKİNDİRME YOLUNA GİDİLİYOR. BU SÖYLENENLER MAALESEF YÜZ YIL SONRA FARK EDİLEBİLDİ VE EĞİTİM CAMİASI DA BENZER YAKLAŞIMLARLA EĞİTİM PROGRAMLARINI YENİDEN ŞEKİLLENDİRMEYE BAŞLADI. O YÜZDEN ÇOK ÖNEMLİ.


Genel fikirlerin yanlış uygulanmasından kaynaklanan hayata dair yanlış görüşlerin, sonradan uzun yılların tecrübesiyle düzeltilmesi gerekmektedir ve nadiren tamamen düzeltilebilmektedir. Eğitim görmemiş insanlar arasında sıkça görülen sağlam sağduyu sahibi insanlara okumuşlar arasında bu kadar az rastlanmasının sebebi işte budur.

Bur dünya bilgisi edinmek her türlü eğitimin amacı olarak tarif edilebilir ve söylenmiş olanlardan dünya hakkındaki bu bilginin doğru tarafından başlamasının eğitimde temel mesele olduğu çıkarılabilir. Fakat işaret edildiği üzere bu öncelikle her bir şeyde sezgisel kavrayışın kavramdan, yani onunla ilgili genel fikirden; ayrıca dar ve sınırlı kavramların da geniş kapsamlı kavramlardan önce gelmesi anlamına gelir. Dolayısıyla bu demektir ki bütün eğitim sistemi oluşumları sırasında kavramların katetmiş olması gerektiğini düşündüğümüz adımları takip edecektir. Fakat her ne zaman bu düzene(yahut aşamalara) sıkı sıkıya bağlı kalınmaz ise eğitim eksik ve kusurlu, oluşan fikirler-kavramlar yanlış olacaktır ve sonunda ortaya kişinin tabiatına uygun olarak çarpık bir dünya tasavvuru neredeyse herkesi uzun bir süre ve çoğu insanı ömrünün sonuna kadar etkisi altında tutan bit tasavvur çıkacaktır.

Eğer bir kimse bu açıdan kendi kişiliğini tahlil ederse, olgun bir yaşa erişinceye kadar ve bazı durumlarda tamamen beklenmedik biçimde, oldukça basit yapıya sahip birçok meseleyi doğru ve açık bir şekilde anlayamamış olduğunu görecektir. O zamana kadar bunlar, kişi ister insanlar tarafından suni biçimde, isterse kendi tecrübesiyle doğal olarak eğitilmiş olsun, eğitimin erken dönemlerinde belli bir dersin atlanmış olmasından ötürü, dünya bilgisinde karanlık kalmış olan noktalardı.

Bu yüzden kelimenin tam anlamında tabii bilgi edinme yolunun araştırılıp bulunması için girişimde bulunulmalıdır, böylelikle eğitim yöntemli biçimde ona bağlı kalınarak gerçekleşebilir ve çocuklar, çok kere atılıp kazınması neredeyse imkansız olan yanlış fikirlerle kafalarını doldurmadan, eşya ile ve dünyanın halleriyle tanışabilirler.

Eğer bu yol benimsenmiş olsaydı çocukların anlamlarını ve belirttikleri şeyi açık biçimde anlamaksızın sözcükleri kullanmalarına engel olmak için özel bir özen gösterilmesi gerekirdi. Kural olarak, şeyleri anlamaya çalışmak yerine sözcüklerle tatmin olan ve onları ezbere öğrenen -ki ihtiyaç oluştuğunda güçlükten koruyacak bir sığınak sağlayabilecekleri düşünülür- aşırı tehlikeli eğilim, çocuklarda bile vardır ve bu eğilim ileri yaşlarda varlığını sürdürür ve çoğu eğitimli insanın bilgisini lüzumsuz bir laf kalabalığı haline getirir.

...