Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: ALBERT EINSTEIN ile NÜKLEAR FİZİK ya da ATOM BOMBASI….  (Okunma sayısı 586 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mart 13, 2017, 03:06:02 ÖS
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 144
  • Cinsiyet: Bayan


“Bilim atom bombasını üretti, fakat asıl kötülük insanların beyinlerinde ve kalplerindedir.”
Albert EINSTEIN

Nüklear fizik ile onun sonucu ortaya çıkmış olan Atom Bombası, insanoğlu için yarar mı getirmiştir, yoksa başa dert mi olmuştur?.. Sorusunun yanıtı pek çok tartışma sonucunda verilebilir. Ama ilk bakışta nüklear fiziğin bir çok yararı olduğu da görülebilen bir gerçektir. Ancak bunun sonucunda Atom Bombasının doğuşu insanlık için gerçek bir karabasan (kabus) olma özelliğini halen bile korumaktadır.

Atom Bombası yapımında Albert Einstein’ nin doğrudan bir katkısı olmamamakla birlikte, onun 1905 te Özel Görelilk Kuramının bir parçası olarak ileri sürdüğü E = mc² formülü (burada E enerji, m kitle, c ise ışık hızıdır), maddeden enerji doğabileceğini, bunun da ışık hızının karesi gibi çok büyük bir rakkamla kütlenin çarpımına eşit olduğunu anlatmaktadır. Bundan maddenin çok küçük bir bölümünden alışılmışın sınırlarını aşan çok büyük bir enerjinin üretilebileceği anlaşılır. Atom Bombası bu ilkenin doğruluğunu açıkça göstermiştir.

Bu denklemi ortaya koyduğunda Einstein’ nin aklında bomba yapımı gibi bir düşünce yoktu. Gerçekten kendini bir barış yanlısı olarak kabulleniyordu. Bunu da 1929 yılında, halk önünde, eğer bir savaş çıkarsa “kayıtsız koşulsuz, doğrudan ya da dolaylı savaşıyor olmayı reddedeceğini… çıkan savaşın ne nedenle çıktığına bakmaksızın” sözleriyle anlatmıştır.

Atomun yapısının ne olduğu ile atomun parçalanması fikri Lord Rutherford (Ernest Rutherford, 1st Baron Rutherford of Nelson)’ undur. Rutherford 1907′de McGill’den Manchester Üniversitesi’ne geçtiği zaman ilk ele aldığı problem atomun yapısıydı. Araştırmasında, beta parçacıklarından sekizbin kat daha yoğun olan alfa parçacıklarının işe yarayacağını düşündü. Hans Geiger ile Ernest Marsden adlı iki asistanını, alfa parçacıklarının ince bir altın yaprağına çarptığı zaman nasıl dağıldıklarını incelemekle görevlendirdi. Alınan sonuç beklentiye hiç de uygun değildi. Parçacıkların büyük çoğunlukla altın yapraktan doğrudan geçtiği gözlenmişti. Sanki altın yaprağın yapısında geçişi engelleyen hiç bir atom yoktu!..Ama gözden kaçmaması gereken durum, yaprağa çarpan alfa parçacıklarının yaklaşık 20.000′de birinin geri sapmasıydı. Bu ne demekti?

Uzun bir bocalamadan sonra Rutherford bu gözlemin, atomun yapısına ilişkin ipucu verdiğini gördü: Atomun kütlesi neredeyse tümüyle, kapsamında son derece küçük bir yer tutan pozitif elektrik yüklü bir çekirdekte toplanmış olmalıydı. Çekirdeğin çevresinde hızla dönen elektronlar ise pozitif yükü dengeleyen negatif yüklü daha küçük parçacıklardı. Kısacası atom güneş sistemine benzer bir düzen sergilemekteydi. Alan büyük ölçüde boş bir atom göz önüne alındığında, alfa parçacıklarının neden büyük bir çoğunlukla, hiç bir engelle karşılaşmamış gibi altın yapraktan geçtikleri açıklık kazanmaktaydı.

Cavendish Laboratuvarında giriştiği ilk çalışmalardan biri de, yine alfa parçacıklarını kullanarak bir elementin başka bir elemente yapay dönüşümünü gerçekleştirmek oldu.

Deneyde, alfa parçacıklarının, nitrojen atomları gibi daha hafif atom çekirdeklerine çarptırıldıklarında, geriye sapmaksızın çekirdekle kaynaştıkları, nitrojen atomunun oksijen atomuna dönüştüğü görülür. Bu süreçte başka bir parçacığın ortaya çıktığını saptayan Rutherford, çekirdeğin temel taşı saydığı pozitif yüklü bir parçaya “proton” adını verdi.

Kütlesi bakımından diğerlerine benzeyen, ama elektrik yükü olmayan üçüncü bir parçacık daha söz konusuydu (“Nötron” denen bu parçacığı Rutherford’un asistanı James Chadwick 1932′de buldu).

Ne var ki, Albert Einstein yukarda sözünü ettiğimiz savaş konusundaki “pasivist” tutumunu, II. dünya savaşının hemen başında bir yana koyup, Macar asıllı fizikçi Leo Szilárd’ ın uyarısı doğrultusunda, konuyu onunla, bir de Eugene Wigner ile tartışarak, ABD başkanı Franklin Delano Roosevelt’e bir mektup yazdı. Bu mektupta Atom Bombası yapımının hızlandırılmasını önerdi. Bunun onun için önemli nedenleri vardı.

Uranium atomunun 1938 de Almanyada parçalandığını bilen bazı fizikçileri, Almanların bir Atom Bombsası(*) yapmaya çalıştıkları fikri korkutmaktaydı. Büyük tehlikenin yaklaştığını önceden gören yegane bilim adamı Leó Szilárd’dı. 12 yıl boyunca Almanya’da çalışan bu fizikçi, Einstein ile bir çok bilim adamı gibi Hitler’den kaçıp ABD’ye sığınmıştı. Almanya’nın atom bombasıyla ilgili somut çalışmaları duyulduğunda New York’ta yaşıyordu. Einstein de durum hakkında Szilárd’ ın uyarısı ile bilgi sahibi oldu . II. Dünya Savaşı içinde Adolf Hitler’ in bazı nutuklarında “Norweigen, Norweigen!..” diye kendini paralamasının nedenlerini biz sade kişiler bilemiyorduk. Ama işin içinde olan fizikçiler bunun ne anlama geldiğini çok iyi değerlendiriyor, bu yüzden de endişe içinde kalıyorlardı.

Çünkü atom çalışmaları için ağır suya (deuterium’lu suya; D2O) gereksinim vardı. Ağır su da bildiğimiz H2O nun pek çok kez elektrolizi sonucu elde edilebiliyordu. Bundan ötürü ucuz elektiriğe gereksinim vardı. Norveçteki su kaynakları (çavlanlar) bu ucuz elektriğin kaynağıydı. İşte bundan ötürü, Hitler, ayrıca askeri – Ekonomik önem taşıyan Norveçi, atom çalışmalarını geliştirmek amacıyla işgal etti (9Nisan – 10 Haziran 1940). Siyasal yönden ise Norveç’ in tarafsız kalması Almanya için en uygun durumdu.

Atom Bombası yapımını hızlandırma önerisini içeren mektup Roosevelt’ in eline, bir dostu olan Alexander Sachs aracılığıyla Ekim 1939 da geçti. Başkan Roosevelt, Einstein’ın yazdığı mektuptan etkilenmişti ama öneminin farkında değildi. Bir komite kurarak bu işi orduya havale etti. Ordu da gerekli ilgiyi göstermedi. Çünkü ordudaki hiç bir komutanın, doğal olarak nüklear fizik hakkında bir bilgisi yoktu. Araştırmalar yavaş yürüyor, Atom Bombası yapımı uzak gibi görünüyordu. Ancak sonradan, fizikçilerin devreye girmesiyle iş hızlandırıldı.

Atom Bombası yapımıyla ilgili proje Manhattan Projesi(**) adıyla anılır. 2. Dünya Savaşı sırasında ABD, Kanada ile İngiltere tarafından başlatılan bu projenin bilimsel başkanlığını fizikçi J. Robert Oppenheimer, askeri başkanlığını ise General Leslie R. Groves üstlenmiştir. Proje başarıyla sonuçlanmış, 16 Temmuz 1945 tarihinde Trinity adı verilen denemede dünyanın ilk nükleer bombası ABD de New Mexico eyaletinin Alamogordo kenti yakınlarında patlatılmıştır.

Manhattan Projesinde başlıca Robert Oppenheimer (ABD), David Bohm (ABD), Leo Szilard (Macaristan), Eugene Wigner (Macaristan), Rudolf Peierls (Almanya), Otto Frisch (Almanya), Niels Bohr (Danimarka), Felix Bloch (İsviçre), James Franck (Almanya), James Chadwick (İngiltere), Emilio Segre (İtalya), Enrico Fermi (İtalya), Klaus Fuchs (Almanya) ile Edward Teller (Macaristan) adlı fizikçiler çalışmıştır. Aslında projede görevli 130 bin kişiden fazla çalışan vardı.

Ancak Einstein savaşın bitiminden sonra nüklear silahların başa dert olacağının bilincindeydi. Fizikçi Niels Bohr’ a Aralık 1944 de yazdığı mektupta : “Savaş bittiğinde, bütün ülkeler savaş süresince gizli kalmış teknolojik sırları öğrenecekler, böylece kaçınılmaz biçimde koruyucu savaşlar çıkacaktır. Bu da, bu günkü günden daha yıkıcı sonuçlar getirecektir.” demiştir.

Kasım 1954 te, ölümünden beş ay önce, Einstein Atom Bombası yapımındaki rolünü özetleyerek : “Hayatımda bir büyük hata yaptım… Bu Başkan Roosevelt’e, Atom Bombası yapılması için yazılan mektuba imzamı koyduğum andır. Fakat Almanların daha önce bombayı yapabilme olasılıkları gibi tehlikeli bir durum söz konusuydu. Makbul özrüm budur.” demiştir.

——————————————————————————-

(*) Tarihçiler, adını gizli tuttukları özel bir arşivde Nazilere ait bir atom bombası çizimi buldu. Çizim, Nazilerin nükleer çalışmalarına ilişkin bulunan tek yazılı kanıt. Alman tarihçi Rainer Karlsch, bu zamana kadar belgelenemediği için kanıtlanamayan Nazilerin atom bombası hayalinin bu şemayla su yüzüne çıktığını söyledi. Nazi uzmanlarının atom bombası üretmeye sanıldığından daha yakın olduğunu vurgulayan Karlsch, Nazi rejiminin nükleer denemeler gerçekleştirdiğini, fakat atom bombasını savaş sonrasına hazırladığını öne sürdü. Atom bombasının çizimlerinin hangi Nazi uzmanına ait olduğunu ile tarihi henüz tespit saptanamadı. Karlsch’ın savına göre Naziler, ABD’nin Japonya’ya attığı atom bombalarından farklı bir silah geliştiriyordu. Naziler, silaha atom bombası yerine, Zerlegungsbombei (yerle bir edici bomba) adını vermişlerdi.
(AKŞAM Gazetesi, 03 Haziran 2005)

(**) Projenin ilk adı “Laboratory for the Development of Substitute Materials.” idi. General Leslie Groves bu ismin her duyanın merakını çekeceğini ileri sürerek değiştirilmesini istedi. Böylece projenin adı “Manhattan Engineer District” (MED) oldu. Projenin ilk çalışma merkezi adresi New York City Hall in Manhattan olduğundan, söylemlerde kısaltılarak “Manhattan Projesi” diye anılmaya başlandı.
(Wikipedia)

——————————————————————————-

İlgli Makaleler :

Bethe, Hans Albrecht. The Road from Los Alamos. New York: Simon and Schuster, 1991. ISBN 0-671-74012-1

Rhodes, Richard. The Making of the Atomic Bomb. New York: Simon and Schuster, 1986 ISBN 0-684-81378-5

Hansen, Chuck. U.S. Nuclear Weapons: The Secret History. Arlington, TX: Aerofax, 1988

Weart, Spencer R. Nuclear Fear: A History of Images. Cambridge, MA: Harvard University Press, 1988.
Ad majorem Dei gloriam
Ab uno disce omnes