Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: tekris töreninde 2 üstadın kefaleti şartmıdır?  (Okunma sayısı 1234 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ekim 30, 2018, 10:30:47 öö
Yanıtla #10
  • ÖMBL Üyesi
  • Yeni Katilimci
  • *
  • İleti: 39
  • Cinsiyet: Bay


Açıkçası benim aklımdaki soru şu şekilde, masonluktaki modern erginlenme ritüelleri eski mısırdaki ritüeller gibi mi yapılıyor? Yoksa masonluktaki erginlenme ritüelleri çok daha farklı mı? Bu konuyu aydınlatırsanız sevinirim.

Sevgiler.


Sayın Adonai, aklınızdaki soruyu biraz daha açabilir misiniz? Yani eğer soru;
"masonluktaki modern erginlenme ritüelleri eski mısırdaki ritüeller gibi mi?" ise şöyle bir cevap olabilir.. "evet, eski mısırdaki gibi bazı yolculuklar, sınavlar yapılır ve uygun görülür ise ezoterik çalışan sisteme kabul edilirsiniz"


ama biraz daha açılmış haliyle soru şöyle sorulursa;
" masonluktaki modern erginlenme ritüelleri eski mısırdaki ritüellerindeki hava, ateş, su, toprak sınavlarını geçemeyenlerin öldüğü, geçenlerin bir odaya alınıp orada nefis sınavına tabii tutulduğu, bu sınavı geçemeyenlerin ömürlerinin sonuna kadar mabet dışına çıkamadıkları, içeride hizmetli olarak çalıştığı, geçenlerin ise ezoterik sisteme kabul edildikleri gibi midir?" ise cevap "hayır" dır.


Oldukça kıymetli ve yıllarını mesleğe vermiş bir üstadımdan, daha sonrasında masonluğun beylik tanımlarından biri olduğunu da anladığım şu cümleyi duymuştum: Masonluk cevapların verildiği yer değildir, soruların sorulduğu yerdir. Ham taşımı yontarken geçen zaman içinde bu sözün ağırlığını, soru sormanın ne kadar meşakatli bir şey olduğunu yeni yeni kavradığımı söyleyebilirim.
- SIC LUCEAT LUX VESTRA


Ekim 30, 2018, 10:47:10 öö
Yanıtla #11
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 3096
  • Cinsiyet: Bay

Erginlenme Ritüelleri
Alıntı
Erginlenme Ritüelleri
Eski topluluklarda erginlenme törenleri gençleri yaşamın bir aşamasından diğerine ulaştıran araçlar olarak görülürdü. Erginlenme ritüellerinin işlevi, önceden belirlenmiş bir dizi törensel kalıpları sıkıca izleyerek, adayları önce gündelik yaşamdan soyutlamak, sonra gerekli “gizli” bilgiler ile donatmak ve sonunda erginlenmiş bireyi topluluk içinde daha yüksek bir konuma getirmekti. Erginlenme, bir çocuğu bir yetişkin konumuna yükseltirdi.

Günümüzde, içinde yaşadığımız toplum, her biri ayrı değerlere, tutumlara ve inançlara sahip olan, bir çok farklı birime bölünmüş durumdadır; bu nedenle erginlenme sırasında eğitsel anlamda aktarılacak evrensel düzeyde bir “gizli” bilgiler dizgesi artık geçerli değildir. Kimi soyutlanmış topluluklarda erginlenme törenleri belki varlığını sürdürmektedir, ancak modern toplumsal gelişime karşı bu direniş pek zayıf ve etkisiz bir biçimdedir. Diğer taraftan çağdaş yaşamda erginlenme, çocukların yaklaşık beş yaşına ulaştıklarında, ailelerinden ayrılmaları ve okula yerleştirilmeleri ile, bir ölçüde eskiye benzer bir yapı gösterse de, okullar simgesel anlamlarını çoktan yitirmişlerdir. Ortalama on iki yıl süren eğitim, sıradan bilgilerin bir öğreti biçiminde sunulmasından oluşmaktadır ve aktarılan bilgilerin gerçek anlamlarına ulaşmak için ciddi bir çaba hemen hiç gösterilmemektedir. Toplumla yeniden bütünleşme aşaması, diploma aldıktan sonra gerçekleşmektedir. Ne var ki, toplumdan ayrılalı o denli uzun bir süre geçmiştir ki, bu aşama artık bir “yeniden bütünleşme” değil, “ilk kez bütünleşme” olarak değerlendirilmelidir.

İlkel insanın yaşamında erginlenme töreni, uygulanması gereken çok sayıda “Geçiş Ritleri” arasından sadece biridir. Tüm topluluk tarafından uygulanan ve izlenen “Geçiş Ritleri”, yalnızca erginleme için değil, aynı zamanda doğum, evlenme, ölüm, savaş, mevsim değişimleri ve tanrılara tapınma amacıyla da gerçekleştirilirdi. Bu tür ritüeller, topluluk üyesine önceden düzenlenmiş bir ilkeler dizgesini sunarlar, topluluğun varlığına karşı çıkan güçleri etkisiz duruma getirmek için geleneksel yöntemleri içerirler ve ayrıca topluluğun geçmişi ile geleceğini birbirine bağlama işlevini görürlerdi.

Günümüzde ritüeller, ilkel toplulukların davranışları üzerinde yarattıkları güçlü etkiyi çoktan yitirdiler. Büyük olasılıkla bu değişim, topluluktan çok bireye ağırlık vermenin getirdiği bir farklılık olarak görülebilir. Çağdaş insan da, yaşamındaki benzer olayları (doğum, evlenme, ölüm gibi) işaretlemek için ritüellere bağlılığını sürdürüyor, ancak bu törenleri çok daha edilgen bir tutum içinde ve genellikle yaşadığı deneyime yabancılaşmış bir biçimde uyguluyor. Bu uygulamaların toplumsal bilinç ile bağlantısı tümüyle silinmiş durumda. Geniş bir topluluğun psişik gereksinimlerini karşılamak için düzenlenmiş olan bayram, kandil, sünnet, askere gidiş, oy kullanma, mezuniyet gibi olgular da giderek çağdaş kültür değerleri arasında varoluş anlamlarını yitirmekteler.

Ritüel, Drama’nın ilk biçimidir. Törenin etkili olabilmesi için, kesinlikle dramatik bir yapısının olması gerekir. “The Hero, A Study in Tradition, Myth and Drama” (Bir Kahraman; Gelenek, Mit ve Drama Üzerine bir İnceleme) adlı yapıtında Raglan, iki tür ritüel bulunduğunu belirtiyor: biri birey için, diğeri topluluk için. Dişi ağrıyan bir kişinin acılarını azaltmak amacıyla kulübesinde çürük diş üzerinde sihir yapan kabile büyücüsü aslında bireysel bir ritüel uygulamaktadır. Oysa bir ritüel diğer topluluk üyelerinin gözleri önünde uygulanırsa, bundan tüm grup etkilenmekte; tüm grup üyelerini temsil etme sorumluluğunu üstlenen bir bireye uygulanan ritüeli izleyerek ve onaylayarak, bir topluluk olarak kendi varlığını, bütünlüğünü ve benzersizliğini algılamaktadır.

Erginlenme törenlerinde simgeler de büyük rol oynarlar. Jung’a göre, simgeler psikenin kolektif imgeler deposu işlevini üslenirler ve bilinçdışı enerjiyi aktarmakta kullanılırlar. Simgeler, iletişim araçlarıdır; temsil ettikleri imgenin doğrudan özü olarak algılanmamalıdırlar. Erginlenmenin yozlaşmasını yaratan nedenler, aynı biçimde simgelerin de önceden içerdikleri etkiyi yitirmelerine yol açmıştır. Çağdaş insan, düşünce ve eylemi, söz ile simgesel anlamı birbirinden ayırarak yaşamayı öğrenmiştir. Artık simgeler basit işaretler biçimine dönüşmüşlerdir. Rasyonel tanımlar, bilinçdışına bireysel ulaşımı tıkayarak, sezgisel anlamların yerini almıştır.

ALINTI
MASON
audi-vide-tace
    dinle-gör
        sus


Ekim 30, 2018, 01:00:32 ös
Yanıtla #12


Açıkçası benim aklımdaki soru şu şekilde, masonluktaki modern erginlenme ritüelleri eski mısırdaki ritüeller gibi mi yapılıyor? Yoksa masonluktaki erginlenme ritüelleri çok daha farklı mı? Bu konuyu aydınlatırsanız sevinirim.

Sevgiler.


Sayın Adonai, aklınızdaki soruyu biraz daha açabilir misiniz? Yani eğer soru;
"masonluktaki modern erginlenme ritüelleri eski mısırdaki ritüeller gibi mi?" ise şöyle bir cevap olabilir.. "evet, eski mısırdaki gibi bazı yolculuklar, sınavlar yapılır ve uygun görülür ise ezoterik çalışan sisteme kabul edilirsiniz"


ama biraz daha açılmış haliyle soru şöyle sorulursa;
" masonluktaki modern erginlenme ritüelleri eski mısırdaki ritüellerindeki hava, ateş, su, toprak sınavlarını geçemeyenlerin öldüğü, geçenlerin bir odaya alınıp orada nefis sınavına tabii tutulduğu, bu sınavı geçemeyenlerin ömürlerinin sonuna kadar mabet dışına çıkamadıkları, içeride hizmetli olarak çalıştığı, geçenlerin ise ezoterik sisteme kabul edildikleri gibi midir?" ise cevap "hayır" dır.


Oldukça kıymetli ve yıllarını mesleğe vermiş bir üstadımdan, daha sonrasında masonluğun beylik tanımlarından biri olduğunu da anladığım şu cümleyi duymuştum: Masonluk cevapların verildiği yer değildir, soruların sorulduğu yerdir. Ham taşımı yontarken geçen zaman içinde bu sözün ağırlığını, soru sormanın ne kadar meşakatli bir şey olduğunu yeni yeni kavradığımı söyleyebilirim.

Çok teşekkürler sayın Feanor. Yeterli bir açıklama oldu. Öğrenmek istediğim buydu.

Sevgiler.
Errare humanum est.
Müzmin öğrenci


Ekim 30, 2018, 01:03:52 ös
Yanıtla #13

Erginlenme Ritüelleri
Alıntı
Erginlenme Ritüelleri
Eski topluluklarda erginlenme törenleri gençleri yaşamın bir aşamasından diğerine ulaştıran araçlar olarak görülürdü. Erginlenme ritüellerinin işlevi, önceden belirlenmiş bir dizi törensel kalıpları sıkıca izleyerek, adayları önce gündelik yaşamdan soyutlamak, sonra gerekli “gizli” bilgiler ile donatmak ve sonunda erginlenmiş bireyi topluluk içinde daha yüksek bir konuma getirmekti. Erginlenme, bir çocuğu bir yetişkin konumuna yükseltirdi.

Günümüzde, içinde yaşadığımız toplum, her biri ayrı değerlere, tutumlara ve inançlara sahip olan, bir çok farklı birime bölünmüş durumdadır; bu nedenle erginlenme sırasında eğitsel anlamda aktarılacak evrensel düzeyde bir “gizli” bilgiler dizgesi artık geçerli değildir. Kimi soyutlanmış topluluklarda erginlenme törenleri belki varlığını sürdürmektedir, ancak modern toplumsal gelişime karşı bu direniş pek zayıf ve etkisiz bir biçimdedir. Diğer taraftan çağdaş yaşamda erginlenme, çocukların yaklaşık beş yaşına ulaştıklarında, ailelerinden ayrılmaları ve okula yerleştirilmeleri ile, bir ölçüde eskiye benzer bir yapı gösterse de, okullar simgesel anlamlarını çoktan yitirmişlerdir. Ortalama on iki yıl süren eğitim, sıradan bilgilerin bir öğreti biçiminde sunulmasından oluşmaktadır ve aktarılan bilgilerin gerçek anlamlarına ulaşmak için ciddi bir çaba hemen hiç gösterilmemektedir. Toplumla yeniden bütünleşme aşaması, diploma aldıktan sonra gerçekleşmektedir. Ne var ki, toplumdan ayrılalı o denli uzun bir süre geçmiştir ki, bu aşama artık bir “yeniden bütünleşme” değil, “ilk kez bütünleşme” olarak değerlendirilmelidir.

İlkel insanın yaşamında erginlenme töreni, uygulanması gereken çok sayıda “Geçiş Ritleri” arasından sadece biridir. Tüm topluluk tarafından uygulanan ve izlenen “Geçiş Ritleri”, yalnızca erginleme için değil, aynı zamanda doğum, evlenme, ölüm, savaş, mevsim değişimleri ve tanrılara tapınma amacıyla da gerçekleştirilirdi. Bu tür ritüeller, topluluk üyesine önceden düzenlenmiş bir ilkeler dizgesini sunarlar, topluluğun varlığına karşı çıkan güçleri etkisiz duruma getirmek için geleneksel yöntemleri içerirler ve ayrıca topluluğun geçmişi ile geleceğini birbirine bağlama işlevini görürlerdi.

Günümüzde ritüeller, ilkel toplulukların davranışları üzerinde yarattıkları güçlü etkiyi çoktan yitirdiler. Büyük olasılıkla bu değişim, topluluktan çok bireye ağırlık vermenin getirdiği bir farklılık olarak görülebilir. Çağdaş insan da, yaşamındaki benzer olayları (doğum, evlenme, ölüm gibi) işaretlemek için ritüellere bağlılığını sürdürüyor, ancak bu törenleri çok daha edilgen bir tutum içinde ve genellikle yaşadığı deneyime yabancılaşmış bir biçimde uyguluyor. Bu uygulamaların toplumsal bilinç ile bağlantısı tümüyle silinmiş durumda. Geniş bir topluluğun psişik gereksinimlerini karşılamak için düzenlenmiş olan bayram, kandil, sünnet, askere gidiş, oy kullanma, mezuniyet gibi olgular da giderek çağdaş kültür değerleri arasında varoluş anlamlarını yitirmekteler.

Ritüel, Drama’nın ilk biçimidir. Törenin etkili olabilmesi için, kesinlikle dramatik bir yapısının olması gerekir. “The Hero, A Study in Tradition, Myth and Drama” (Bir Kahraman; Gelenek, Mit ve Drama Üzerine bir İnceleme) adlı yapıtında Raglan, iki tür ritüel bulunduğunu belirtiyor: biri birey için, diğeri topluluk için. Dişi ağrıyan bir kişinin acılarını azaltmak amacıyla kulübesinde çürük diş üzerinde sihir yapan kabile büyücüsü aslında bireysel bir ritüel uygulamaktadır. Oysa bir ritüel diğer topluluk üyelerinin gözleri önünde uygulanırsa, bundan tüm grup etkilenmekte; tüm grup üyelerini temsil etme sorumluluğunu üstlenen bir bireye uygulanan ritüeli izleyerek ve onaylayarak, bir topluluk olarak kendi varlığını, bütünlüğünü ve benzersizliğini algılamaktadır.

Erginlenme törenlerinde simgeler de büyük rol oynarlar. Jung’a göre, simgeler psikenin kolektif imgeler deposu işlevini üslenirler ve bilinçdışı enerjiyi aktarmakta kullanılırlar. Simgeler, iletişim araçlarıdır; temsil ettikleri imgenin doğrudan özü olarak algılanmamalıdırlar. Erginlenmenin yozlaşmasını yaratan nedenler, aynı biçimde simgelerin de önceden içerdikleri etkiyi yitirmelerine yol açmıştır. Çağdaş insan, düşünce ve eylemi, söz ile simgesel anlamı birbirinden ayırarak yaşamayı öğrenmiştir. Artık simgeler basit işaretler biçimine dönüşmüşlerdir. Rasyonel tanımlar, bilinçdışına bireysel ulaşımı tıkayarak, sezgisel anlamların yerini almıştır.

ALINTI
MASON

Saolun sayın Nosam. Teşekkürler alıntınız için.

Sevgiler.
Errare humanum est.
Müzmin öğrenci