Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: “İçimde hiçbir şüphe kalmadı Atatürk’ü zehirleyerek şehit ettiler”  (Okunma sayısı 1016 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Kasım 04, 2018, 03:10:22 ÖS
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 2915
  • Cinsiyet: Bay

https://odatv.com/images/2018_11/2018_11_04/icimde-hicbir-suphe-kalmadi-ataturku-zehirleyerek-sehit-ettiler-04111810_m2.jpg?v=1541322445


“İçimde hiçbir şüphe kalmadı Atatürk’ü zehirleyerek şehit ettiler”
Mustafa Kemal Atatürk’ün zehirlendiği tartışması yeniden gündeme geldi.


   

04.11.2018 12:10 Karakter boyutu : 
Mustafa Kemal Atatürk’ün zehirlendiği iddiası yeniden gündeme geldi.

Yeni Mesaj gazetesi yazarı Yusuf Karaca, bugünkü “Atatürk’ü zehirleyerek şehit ettiler” başlıklı yazısında, “Kaç gündür kafamı kurcalayan bu soruya cevap aradım ve araştırarak öyle sonuçlar buldum ki, Ata'nın ‘şehit’ edildiğine dair, içimde hiçbir şüphe kalmadı” ifadelerini kullandı.

İşte o yazı…

Atatürk eğer, genç yaşta ölmeseydi, bugün Türkiye çok daha farklı bir ülke olurdu. 1923'ten, ölümüne kadar ne büyük yatırımlar yaptığı ortada. "Özelleştirme" ile sata sata anca bitirdiler.

 İkinci dünya savaşına Ata'nın vasiyeti ile girmemeyi başarmış Türkiye, ikinci dünya savaşının ağır faturasını ödemiş bir Almanya'nın bugün çok gerisinde ise ülkemiz adı konmamış ne tür savaşlar gördü de, haberimiz yok.

Atatürk'ün ölümünden çok değil iki ve üç yıl sonra, ABD ile yapılan anlaşmalar, bugün halen konuşulmuş değil. Asla bir "İnönü" tartışması çıkarmıyorum, merak buyurmayın!


 
 
 İnönü'nün her insan gibi yanlışları, eksikleri vardır ama değil mi ki, Atatürk'ün silah arkadaşıydı, sessiz kalıp, terbiyeli takınmayı gerektirir diye düşünüyorum.

ABD'nin kara kutusu kabul edilen David Roçkefeller, ölmeden önce çok önemli itiraflarda bulunmuştu. "Atatürk yüzünden planlarımızı yarım yüz yıl ertelemek zorunda kaldık" demişti. Bu adam önemli bir Yahudi'dir. ABD için, söyledikleri "kanun" hükmündedir.

İsrail'in Atatürk'ün ölümünden sonra kurulması ve Türkiye'nin ilk tanıyan ülkelerden olması, hiç sürpriz değil. Hal böyle iken, insanın aklına şu soru geliyor:

ATATÜRK ÖLDÜRÜLMÜŞ OLABİLİR Mİ?

Kaç gündür kafamı kurcalayan bu soruya cevap aradım ve araştırarak öyle sonuçlar buldum ki, Ata'nın "şehit" edildiğine dair, içimde hiçbir şüphe kalmadı. Atatürk'e düşman olmayı dindarlık sanan zavallılar, bazı gerçekleri bilseler, eğer gerçek Müslüman iseler, utancından ölürler.

Dünyayı değiştiren bir insan ölüyor, ama otopsisi yapılmıyor. Üstelik bu otopsi çok istenmesine rağmen yapılmıyor. Atatürk'ün ölümünden sonra düzenlenen birinci raporda "ölüm sebebi karın içinde sıvı, asit toplanması" olarak gösterilirken, ikinci raporda ise "alkolle ilgili karaciğer iltihabı" neden olarak gösterilmektedir.

Ortada hem bir çelişki, hem de büyük bir yalan vardı. Bu yalan raporu, o dönem mecliste etkisi çok olan masonlar çıkarttırıyor.

Masonlar ne alaka, demeyin!

Atatürk'ün şahadetinde ve sonrasında, hep bunlar başroldeler.

Atatürk, mason localarına karşı büyük bir savaş veriyor. Yıl 1935. Atatürk, Mahmut Esat Bozkurt'a Masonların taksimat, teşkilat ve ahvalini bildirir bir kitap verir ve der ki;

"Bunu güzelce mütalaa et, bir takrirle Halk Partisi Gurup Başkanlığına ver, gurupta bunlara şiddetli bir hücum yap ve gurupça kapanmasına delalet et. Senin de bu işte büyük şeref payın olacaktır."

Böylece Bozkurt, Paşa'nın istediğini yaptı, "Masonlara ölüm" naraları altında, mecliste locaları kapatma kararı çıktı.

Masonlar, Doktor Mim Kemal'i önlerine katarak Atatürk'ün makamına çıktılar; "Efendim biz zaten maiyet-i devletinizdeyiz, fakat siz meşrik-i azamımız olursanız biz pervane gibi etrafınızda dönüp dolaşırız" dediler.

Atatürk de karşılık olarak;

"Peki, bir şey soracağım, bana cevap veriniz de sonra… Siz Avrupa'da hangi locaya bağlısınız ve metbûnuzun ismi nedir?" diye sordu.

"Biz Cenova'ya tabiiyiz ve reisimiz de Barca Mison Cenaplarıdır." dediler.

Bunun üzerine Atatürk öfkelenip; "Benim milletim bana kahraman sıfatını verdi, ben sizin gibi, bir çift Yahudi'ye uşak mı olacağım? Bu gece sabaha kadar Türkiye'deki bütün localarınızı kapatmadığınız takdirde yarın teşkil edeceğim divan-ı harbi örfi'ye hepinizi verir ve astırırım! Haydi defolun karşımdan!" diyerek onları kovdu.

Mustafa Kemal Atatürk, 10.10.1935 tarihinde Ankara'da Çankaya köşkünde Doktor Mim Kemal Öke"ye hitaben: "Mason cemiyetinin faaliyetini inkılâplarıma muarız gördüğüm için kapatılmasını elzem gördüm. Bu dakikadan itibaren bu cemiyeti ölmüş biliniz. Ve bir daha diriltmeye teşebbüs etmeyiniz." demişti.

Yüksek dereceli bir mason olan Avram (İbrahim, Abraham) Benaroyas, Türkiye Mason Cemiyeti'nin kapandığını Moskova'da bir toplantı sırasındayken öğrendi ve şöyle dedi: "O sarı lider ortadan suret-i katiyetle kaldırılacaktır!" (-Laiki Foni "Halkın Sesi" gazetesi, Yunanistan, 1948.)

Bu konuda daha geniş ayrıntı ve bilgiye ulaşmak isteyenler; "Yusuf Ziya Koca-Atatürk Öldü mü, Öldürüldü mü?" Adlı kitabı okuyabilirler.

Atatürk öldükten sonra, İsmet Paşa'nın cumhurbaşkanlığı sırasında, "kanun-u mahsusla localar kapanmadı! Tekrar açmaya hakkımız var!" diyen Masonların müracaatı üzerine, tekrar localar açılıp faaliyete başladılar…

"Atatürkçü" bilinen Celal Bayar ise 1952'de, Ahmet Gürkan'ın teklif ettiği ve Masonların localarını kapatmak istediği kanun teklifini ret ederek bu suretle localarını kanunla pekiştirdi. Celal Bayar, kendisi de bir masondu.

Ceyhan Mumcu'nun 16.10.2005 tarihinde Mahiye Morgül'e anlatımından bir alıntı yapalım:

"Bir deniz tabip albayının Atatürk'ün ölümü hakkında yapmış olduğu bir doktora tezi var. Orada Atatürk'e yanlış tedavi uygulandığı anlatılmaktadır. Atatürk sanıldığı gibi siroz hastası değildi.

Atatürk'e sıtma tedavisi yapılmış, aşırı "Kinin" yüklenmiş ve karaciğeri bu yüzden iflas etmiş, siroza dönüşmüştü. Tedaviyi yapan doktor mason locası üstadı azamlarından Doktor Mim Kemal Öke'dir.

Durumu iyice fenalaştıktan sonra yine bir mason olan Celal Bayar, yurtdışından bir doktor getirtir. Yanlış tedavi yapıldığını, karaciğerin bu yüzden iflas ettiğini rapor eden bu yabancı doktordur. İstirahat için 2 ay kadar kaldığı Savarona'da nemli sıcaktan durumu daha da kötüleşmiş, son günlerinde Dolmabahçe Sarayı'na götürülmüştür."

1962 yılında dönemin içişler bakanı Bekarta'nın talebi üzerine bir araştırma yapan Doktor Lebit Yurdoğlu şöyle diyor: "Sn. Hıfzı Oğuz Bekata. Bu konuyu derinlemesine araştırdığımda sorunun sadece geç teşhis olmadığını teşhisle uyumlu ilaçlar kullanılmadığını tespit ettim.

Atatürk'ün ilaçlarının alındığı eczanenin kayıtlarına baktığımda, o dönemlerde sıtma tedavisi için kullanılan Kinin ilacının 43 şişe kullanıldığını gördüm. Bu kadar Kinin kullanıldığında karaciğerinde onarılmaz yaralar açacağını her hekimin bilmesi gerektiği ama bunun sanki bilinçli kullanılmış olduğun izlenimi edindim.

Atatürk'ün tedavi amaçlı verildiği diğer ilaç 'piremidon'dur. İnsanlar üzerinde toksin 'zehirli' etkisi olduğu kesinlik kazanmıştır. 'Civalı diuretik' olan 'salyrgan' isimli ilacın ise 3 Ağustos 1938 tarihinde yapılan konsültasyondan önce kullanımının tehlikeli olacağı bilindiği halde bu ilacın kullanılmasına devam edilmiştir. Eppinger, Bergman, Dr. Fissinger, hekimlik görevlerini bilinçli bir şeklide eksik yaptıkları kanısı bende hâkim olmuştur."

İşin özü, Atatürk, zehirlendiğini anlamıştı artık. Afet İnan'a yazdığı mektupta aynen şöyle diyordu; "Afet, vaziyetim şudur; bence doktorların yanlış görüş ve hükümleri sebebiyle hastalık durmamış ilerlemiştir. Hükümet benim reyimi almaya lüzum görmeksizin Fissinger'i getirtti."

İçişler Bakanı Kaya, İnönü'ye yazdığı yazıda şunları söylüyor: "Tahsis ettiğimiz doktorun görevini layıkı ile yaptığı kanısındayım. Her şey yolunda ve mecrasında seyir etmektedir. Sizleri Cumhurreisi olarak görmek arzusu hepimizde hâsıl olmuştur. Hürmetle ellerinizden öperim efendim."

Ata'nın ölümünden sonra, Anadolu'da insanlar ağlamaktan adeta gözleri kör olurken, İsmet Paşa cenazeye katılmıyor. İşbaşına gelir gelmez, mason locaları açılıyor.

Atatürk'ün kovduğu ve "ben hayatta olduğum sürece Türkiye'ye gelemezler" dediği Rotheschild ve Rockefeller aileleri Türkiye'ye çörekleniyorlar. Sonra, İsrail kuruluyor. Atatürk düşmanlarıyla İsrail, ne kadar gurur duysa az!

"Atatürk, içkiden öldü!" yalan ve iftirasını yayanlar, bunun hesabını asla veremezler. Peygamberimizin zehirlenerek şehit edildiğini dahi bilmeyenler, Atatürk'ün zehirlenerek şehit edildiğini, nerden bilsinler!

Odatv.com
audi-vide-tace
    dinle-gör
        sus


Kasım 04, 2018, 03:36:12 ÖS
Yanıtla #1
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 2915
  • Cinsiyet: Bay

Bende  biraz absürt, şaçma sapan bir yazı kanaatine vardım .Doğruluğunu siz Masonlar daha iyi bilirsiniz. Bir yanada Atatürk Masondu tezi var diğer yanda bu antimasonik yazı karar siz değerli üyelerin ...
Saygılar


Not : Atatürk Mason localarını kapatmadı Masonlar kendilerini Uykuya aldılar ...
audi-vide-tace
    dinle-gör
        sus


Kasım 04, 2018, 03:58:58 ÖS
Yanıtla #2

Anti-masonik bir yazı yazmışlar sayın NOSAM, bu iddialara yanıt vermeye gerek bile yok bence. Mason arkadaşlarımız ne düşünüyor bu yazı hakkında merak etmekteyim. Kâle almaya değer mi sizce?

Sevgiler.
Errare humanum est.
Beni böyle sev, seveceksen.


Kasım 04, 2018, 04:14:59 ÖS
Yanıtla #3
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 302
  • Cinsiyet: Bay

Mustafa Kemal Atatürk hastalandığı zaman bile herkes seferber olmuşken böyle bir şeyin olması mümkün değildir. Öldürülse bile kim bunu saklayacak? İsmet İnönü'nün zararına yaşaması o zehirlese Atatürk'ün son zamanlarında en yakını olan Celal Bayar var! Celal Bayar yapsa İnönü var karşıt tarafta! En önemlisi Atatürk'ün çok sevdiği Mareşal Fevzi Çakmak var bu dönemde eğer Atatürk'ün yakınında kimse kalmamış olsa sadece dalkavuklar sürüsü kalmış olsaydı belki bu teori doğru olurdu. İsmet İnönü CHP tarafından tanıtıldığı kadar iyi birisi değil fakat bu işi yapacak politik gücü yada cesareti yoktur.

Mason localarının yanı sıra o dönemde Türkçü dernekler de dahil olmak üzere pek çok teşkilat ve dernek kapatıldı. Tek parti rejiminin varlığını sürdürme nedeni olan karışıklık tehlikesine karşı, II.Abdülhamid'in teşkilatçıların yarattığı sorunlar yüzünden düşüşünü gören birisi olarak kavgalara neden olacak derneklerin kapatılmasını uygun görmüştür ulu önder.
“En uzun yolculuklar bile, tek bir adımla başlar.” -Lao Tzu


Kasım 04, 2018, 05:13:54 ÖS
Yanıtla #4
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 2915
  • Cinsiyet: Bay

Alıntı
Mason localarının yanı sıra o dönemde Türkçü dernekler de dahil olmak üzere pek çok teşkilat ve dernek kapatıldı.


Çok doğru ...Yazıyı koyduktan sonra pişman oldum lakin koymuş bulundum ...
Saygılar
audi-vide-tace
    dinle-gör
        sus


Kasım 04, 2018, 05:19:53 ÖS
Yanıtla #5
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 72
  • Cinsiyet: Bay

   Mustafa Kemal Paşa zehirlenerek ölmüş olabilir,olmayabilir de... Bu konudan daha elzem bir konu vardır ki o da ''Atatürk'ün Tanrılaştırılması''. Bu iddianın gerçekliğine belgelerle dahi ulaşmamız zor , hem tarihin eski bir tarih olması,üzerinden zaman geçmesiyle birlikte belgeler tahrifata uğrayabilmektedir, hem de bilimin ve teknik aletlerin gelişmemiş olması hatalı sonuçlar oraya koyabilmekteydi.
    Vaktinin geldiğini ve doğal yolla öldüğünü kabul edersek Atatürk'ün ölümü ile henüz cumhuriyet rejimine alışmamış ve zaten tek partinin olduğu bir dönemde demokrasi ne kadar olabilirse o kadar demokrasiye alışamamış bir toplum liderini kaybetmiştir.
Bu başlı başına yeni Türk devleti için sorun olacaktır ve insanımızın kurgusuyla birleşince ''Masonlar(Türkiye'de zaten her kötü olay onlara kalır) yapmıştır.'' denebilir. Buna masonların cevap vermesi gerekmektedir iddianın ciddi olması değil ciddi olmasa bile bir suç mason topluluğuna yöneltilmekte, iddia edilmektedir.
    Diğer seçenek olarak ise Atatürk zehirlenerek veya başka bir suretle şehit edilmişse buna da şaşırmam ! Çok daha basit başarıları olan devlet adamlarımız şehit edilmiştir, öldürülmüştür. Atatürk gibi bir liderin başına gelmesi pekala olabilir. Buradaki sıkıntı ise şudur: Bu insanlar zaten sonuçlarını bilerek görevlerini ifa etmekte ve sonrasında ise suikaste uğrayabilmektedirler. Bu durumun yalnızca bir devlet adamımız için her zaman gündeme getirilmesi ve bu olay olmasa Türkiye sanki 10 kat daha büyük olacakmış gibi bir durumdan söz etmek yanlıştır.
   Bir devlet eğer kişiler ile güç kazanıp kaybediyorsa o zaten kabile devletidir. Mesele kurumsal yapıları geliştirmek onları öne çıkarmaktır. Yüce önder Atatürk hayatı boyunca bu kurumları oluşturmaya çalışmıştır. Fakat biz Doğu toplumlarının en büyük sorunu'Kurtarıcı'' arıyoruz. ''Lider'' arıyoruz. ''Reis'' arıyoruz. Bu olduğu sürece de asla müreffeh bir toplum olamayacağız.
Atatürk der ki :
   "Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır."
   "İki Mustafa Kemal vardır: Biri ben, et ve kemik, geçici Mustafa Kemal... İkinci Mustafa Kemal, onu "ben" kelimesiyle ifade edemem; o, ben değil, bizdir! O, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben, onların rüyasını temsil ediyorum. Benim teşebbüslerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir. O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz. Geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması gereken Mustafa Kemal odur!"

Saygılarımla...
''İnsan, hayrın gelmesine dua ettiği gibi kötülüğün gelmesine de dua eder. İnsan pek acelecidir.'' İSRA-11


Kasım 04, 2018, 05:50:17 ÖS
Yanıtla #6
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 302
  • Cinsiyet: Bay

Alıntı
Mason localarının yanı sıra o dönemde Türkçü dernekler de dahil olmak üzere pek çok teşkilat ve dernek kapatıldı.


Çok doğru ...Yazıyı koyduktan sonra pişman oldum lakin koymuş bulundum ...
Saygılar

Aman sayın Nosam33 sizin iyi niyetinizi bilmeyen yoktur zaten. Hoşunuza giden bir makaleyi paylaşıp tartışmaya sunmanız çok doğrudur. Dolayısıyla benim sözüm sizden çok makaleyi yazan kişiyedir. Bir yazının, iddianın tartışılması hem kişiyi hem okuyanı geliştirir. Tartışmak bilimsel bir metodtur unutmayalım. Dolayısıyla sizin forumu haberler, köşe yazıları gibi şeylerle süslemeniz takdire şayandır. Asla pişman olmayın lütfen  :)
“En uzun yolculuklar bile, tek bir adımla başlar.” -Lao Tzu


Kasım 04, 2018, 06:28:47 ÖS
Yanıtla #7
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 187
  • Cinsiyet: Bay

kısacası şöyle diyelim bu mason localarına bir komplo yani masonlar benim bildiğim kadarıyla asla ve kata öyle bir şey yapmamıştır çünkü masonlar atatürkü seven bir dernektir.
saygılarımla ve sevgilerimle


Kasım 05, 2018, 10:45:15 ÖÖ
Yanıtla #8
  • Mason
  • Orta Dereceli Uye
  • *
  • İleti: 399
  • Cinsiyet: Bay

Yazıdaki yanlışları düzelteyim diyerek yazmaya başladım ama hangi birisini düzelteyim bilemedim. Cehalet ve taassupun sonuçları dezenformasyona zemin hazırlıyor maalesef. Ben yine de üzerime düşeni yapayım ve bildiğim kadarıyla yanlışların en azından bir kısmını düzelteyim:

1-

https://odatv.com/images/2018_11/2018_11_04/icimde-hicbir-suphe-kalmadi-ataturku-zehirleyerek-sehit-ettiler-04111810_m2.jpg?v=1541322445
Dünyayı değiştiren bir insan ölüyor, ama otopsisi yapılmıyor. Üstelik bu otopsi çok istenmesine rağmen yapılmıyor. Atatürk'ün ölümünden sonra düzenlenen birinci raporda "ölüm sebebi karın içinde sıvı, asit toplanması" olarak gösterilirken, ikinci raporda ise "alkolle ilgili karaciğer iltihabı" neden olarak gösterilmektedir.

Ortada hem bir çelişki, hem de büyük bir yalan vardı. Bu yalan raporu, o dönem mecliste etkisi çok olan masonlar çıkarttırıyor.

Bir hekim olarak bu paragraf hakkında ne desem bilemedim. Tıp eğitimi almış birisini bırakın, hastanede bir süre çalışan temizlik görevlisi bile; karaciğer hastalıklarında özellikle de sirozda karında "asit" denilen sıvı birikimi olduğunu bilir. Kısacası her iki raporda aslında aynı şeyi söylüyor. Karaciğer yetmezliği.

2-
https://odatv.com/images/2018_11/2018_11_04/icimde-hicbir-suphe-kalmadi-ataturku-zehirleyerek-sehit-ettiler-04111810_m2.jpg?v=1541322445

Atatürk, mason localarına karşı büyük bir savaş veriyor. Yıl 1935. Atatürk, Mahmut Esat Bozkurt'a Masonların taksimat, teşkilat ve ahvalini bildirir bir kitap verir ve der ki;

"Bunu güzelce mütalaa et, bir takrirle Halk Partisi Gurup Başkanlığına ver, gurupta bunlara şiddetli bir hücum yap ve gurupça kapanmasına delalet et. Senin de bu işte büyük şeref payın olacaktır."

Böylece Bozkurt, Paşa'nın istediğini yaptı, "Masonlara ölüm" naraları altında, mecliste locaları kapatma kararı çıktı.


Mahmut Esat Bozkurt; Mason olmak için müracaatta bulunmuş ve bu müracaatı kabul edilmemiş birisidir ve bundan dolayı Masonlara karşı hoş duygular beslememektedir. Hatta bir gece geç saatlerde, devletin makam arabasıyla İzmir Mabedi'nin önünden geçerken kendi tabancasıyla Mabed'e ateş açmıştır.

Atatürk, 1932 yılında Türkiye'de yapılan Dünya Masonları 7. Kongresi'nin İstanbul'da yapılmasına izin vermiştir ve bu durumdan memnun olduğunu belirtmiştir. Bu konuyla ilgili karşılıklı telgraflar halen arşivlerde durmaktadır. Bu kongreye basın büyük ilgi gösterince Türkiye'deki antimasonik hareketlerde artış olmuştur.

3-
https://odatv.com/images/2018_11/2018_11_04/icimde-hicbir-suphe-kalmadi-ataturku-zehirleyerek-sehit-ettiler-04111810_m2.jpg?v=1541322445

Masonlar, Doktor Mim Kemal'i önlerine katarak Atatürk'ün makamına çıktılar; "Efendim biz zaten maiyet-i devletinizdeyiz, fakat siz meşrik-i azamımız olursanız biz pervane gibi etrafınızda dönüp dolaşırız" dediler.

Atatürk de karşılık olarak;

"Peki, bir şey soracağım, bana cevap veriniz de sonra… Siz Avrupa'da hangi locaya bağlısınız ve metbûnuzun ismi nedir?" diye sordu.

"Biz Cenova'ya tabiiyiz ve reisimiz de Barca Mison Cenaplarıdır." dediler.

Bunun üzerine Atatürk öfkelenip; "Benim milletim bana kahraman sıfatını verdi, ben sizin gibi, bir çift Yahudi'ye uşak mı olacağım? Bu gece sabaha kadar Türkiye'deki bütün localarınızı kapatmadığınız takdirde yarın teşkil edeceğim divan-ı harbi örfi'ye hepinizi verir ve astırırım! Haydi defolun karşımdan!" diyerek onları kovdu.


Bu ifadeler birebir İbrahim Arvas'ın Tarihi Hakikatler isimli kitabında geçmektedir. Bu konuda üretilen bütün makalelerin ve tezlerin tek kaynağı budur. Kendisi bunu nasıl öğrenmiştir bilinmez. Ayrıca lütfen kendisiyle ilgili kısa bir araştırma yaparsanız dünya görüşüyle ilgili az çok bir bilgiye ulaşırsınız. Her yıl bu paragraf birebir kullanılıp bir makale yayınlanır. Google'a yazın bu paragraftan bir cümle ne demek istediğimi görürsünüz. O an yazacak bir şey bulamayan, kendince gündeme gelmek isteyen veya birilerine yaranmak isteyen yazarlar (?!) bu yola sıklıkla baş vururlar.

Ülkemizdeki Mason Locaları millidir ve herhangi bir yere bağlı değildir.

Mason Locaları'nın uykuya yatmasını o dömenin konjuktürüne paralel değerlendirmek gerekir. En basit düşünce ile 2. Dünya Savaşı öncesi uykuya daldı, savaş sonrası uyandı.

Aslında daha yazacak çok şey var. Bu forumun arşivine kısaca göz atan birisi bile bu yazıya anında gerekli notu verir.

Saygılarımla ve Sevgilerimle
The Brotherhood of Man begins with the Manhood of the Brother.


Ekim 31, 2019, 12:57:38 ÖÖ
Yanıtla #9
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 2915
  • Cinsiyet: Bay

Alıntı
Ülkemizdeki Mason Locaları millidir ve herhangi bir yere bağlı değildir.


Masonlar, Doktor Mim Kemal'i önlerine katarak Atatürk'ün makamına çıktılar; "Efendim biz zaten maiyet-i devletinizdeyiz, fakat siz meşrik-i azamımız olursanız biz pervane gibi etrafınızda dönüp dolaşırız" dediler.

Atatürk de karşılık olarak;

Alıntı
"Peki, bir şey soracağım, bana cevap veriniz de sonra… Siz Avrupa'da hangi locaya bağlısınız ve metbûnuzun ismi nedir?" diye sordu.

"Biz Cenova'ya tabiiyiz ve reisimiz de Barca Mison Cenaplarıdır." dediler.

Bunun üzerine Atatürk öfkelenip; "Benim milletim bana kahraman sıfatını verdi, ben sizin gibi, bir çift Yahudi'ye uşak mı olacağım? Bu gece sabaha kadar Türkiye'deki bütün localarınızı kapatmadığınız takdirde yarın teşkil edeceğim divan-ı harbi örfi'ye hepinizi verir ve astırırım! Haydi defolun karşımdan!" diyerek onları kovdu.


Bu konuya açıklık getirmek açısından Hür ve Kabul  Edilmiş Masonlar sitesinden aktarım  yapacağım ;


Masonlukta uluslararası ilişkiler var mıdır?
Her ülkede bulunan Büyük Loca, tıpkı devletlerin birbirlerini tanımaları ve diplomatik ilişki kurmaları gibi, başka ülkelerde faaliyet gösteren düzenli Büyük Localarla tanışarak, Masonluk konusunda bilgi ve görüş alışverişinde bulunurlar. Büyük Locaların birbirleriyle ilişkileri bunun ötesine geçmez. Aralarında idari veya mali bağlantı veya ast-üst ilişkisi yoktur. Eğer bir Büyük Loca, başka ülkedeki bir Büyük Loca ile aynı Masonluk anlayışını ve prensiplerini benimsiyorsa, bu iki Büyük Loca tanışırlar. Bu tanışma, birinin ötekine egemen olması veya etkisi altına girmesi anlamını taşımaz.

Masonluk uluslararası bir kuruluş mudur?
Masonluk uluslararası bir kuruluş değildir. Masonluğun Dünya’da "tek bir yönetim merkezi" yoktur. Bir başka ifade ile Dünya’nın dört köşesindeki Masonlar herhangi bir merkez tarafından yönetilmez. Masonluğun ilkeleri evrenseldir. Masonluk, Türkiye’deki gibi bulunduğu her ülkede ulusal ve egemen bir kuruluştur. Masonluk o ülkede faaliyet gösteren Büyük Loca tarafından yönetilir. Uluslararası hukuktaki bağımsız devletler gibi, Büyük Localar birbirleriyle eşittir ve aynı haklara sahiptir. Her ülkenin Büyük Locası bağımsızdır. Türkiye Büyük Locası da içeride veya dışarıda hiçbir Masonik kuruluşa bağlı değildir.

audi-vide-tace
    dinle-gör
        sus