Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Ulusal onur İşte böyle korunur  (Okunma sayısı 150 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Kasım 04, 2018, 09:54:54 ÖS
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 2870
  • Cinsiyet: Bay

EMİN ÇÖLAŞAN
Ulusal onur İşte
böyle korunur
4 Kasım 2018 Yazarlar
Sevgili okurlarım, bugün biraz farklı bir konuyla karşınızdayım.
Yakın tarihimize meraklı değilseniz Orgeneral Asım Gündüz'ün ismini
duymamış olabilirsiniz. Kısaca anlatayım.
1880 doğumlu. Kuleli Askeri Lisesi'ni, Harp Okulu'nu ve Harp Akademisi'ni
bitirdi.
Milli Mücadele'nin başlangıcında İstanbul'dan Ankara'ya kaçıp Mustafa Kemal
Paşa ordusunda görev aldı.
1922 yılında Garp Cephesi'nde, komutan İsmet Paşa'nın kurmay başkanı.
Savaşın ve büyük taarruzun bütün aşamalarında cepheyi yöneten ikinci isim. 9
Eylül'de Mustafa Kemal Paşa ile birlikte İzmir'e giren komuta heyetinde…
Cumhuriyet döneminde Mareşal Fevzi Çakmak Genelkurmay Başkanı, Asım
Gündüz Genelkurmay İkinci Başkanı.
1946'da emekli olana kadar bu görevde kalıyor, 1970 yılında vefat ediyor.
Asım Gündüz'ün ölümünden sonra basılan çok ilginç bir kitabı var. Bu süreçte
yaşadıklarını anlatıyor:
“Hatıralarım.” (Kervan Yayınları.)
★★★
Suudilerin cinayeti sonrasında elimiz kolumuz bağlı oturduk, katillerin
kaçmasına göz yumduk ve ulusal onurumuzu zedeledik.
Peki Cumhurbaşkanı Atatürk ülkemizin ulusal onurunu nasıl korurdu, işte o
kitaptan bir örnek… Asım Paşa anlatıyor:
“Osmanlı İmparatorluğu döneminde Akdeniz'de dolaşan İngiliz
donanmasına mensup gemiler Kuşadası limanına gelir ve mürettebat elini
kolunu sallayarak sahile çıkardı.
Cumhuriyet döneminde yine bir İngiliz donanması Kuşadası'na yanaşmış
ve mürettebatını karaya çıkarmak istemişti.
İngiliz askerleri karaya çıkınca Mehmetçik hemen silahına sarılmış ve ateş
açmıştı.
Bu olay üzerine İngiliz İmparatorluğu adeta yerinden oynadı. Bütün İngiliz
gazeteleri bize ateş püskürüyordu.”


★★★
Şimdi işin sonrasını görelim:
“Atatürk olayı öğrenince
Mareşal Fevzi Çakmak'la beni
çağırdı:
‘Mareşalim hemen emir verin,
İzmir bölgesinde bir manevra
yapılsın.'
Aynı gece Dışişleri Bakanı
Tevfik Rüştü Aras'a da şu
talimatı verdi:
‘İngiliz sefiri (büyükelçisi) sana
gelince tek kelime bile
konuşmasına fırsat vermeden soracaksın:
‘Bir devletin kıyı ve limanlarına izinsiz girmek devletler hukukunda yazılı
mıdır? Yoksa İngiliz İmparatorluğu sömürgelerine doyamamış da o yüzden
mi topraklarımıza tecavüz arzusu göstermektedir? Bir savaş bahanesi mi
aramaktadır' diye sen onu soru yağmuruna tutacaksın.
Bu suretle sefirin hazırlıklarını boşa çıkarırsın.
Eğer özür diler, bir yanlışlık olduğunu söylerse meseleyi kapatmaya
çalışırsın. Kuşadası kaymakamına da böyle emir verilsin.”
★★★
Genelkurmay İkinci Başkanı, yanında geçen olayın sonrasını şöyle anlatıyor:
“Gerçekten de Atatürk'ün dediği gibi olmuştu. İngilizler önce yüksek
perdeden konuşmaya kalkışmışlardı. Fakat bizim İzmir'deki müstahkem
mevki birlikleriyle birlikte Balıkesir'deki İkinci, Afyon'daki Birinci
Kolorduları harekete geçirmemiz üzerine yelkenleri suya indirmek zorunda
kalmışlardı.”
Bu satırları okuyunca gözlerim doldu…
“Bir milletin haysiyeti, bir ülkenin onuru işte böyle korunur” diye
düşündüm…
★★★
Ve aynı kitaptan bir başka ilginç olay.
Asım Gündüz, Orgeneral Mustafa Muğlalı ile ilgili bir gerçeği açıklıyor.
04.11.2018 Emn
Çölaşan: Ulusal onur şte
böyle korunur – Sözcü Gazetes

Muğlalı nice savaşlarda boy gösteren gerçek bir kahraman. Rumeli'de Bulgar ve
Sırp komitacılara karşı savaşmış, Birinci Dünya Harbi'nde, Balkan Harbi'nde ve
İstiklal Savaşımızda önemli görevler almış bir kahraman.
1930 yılında yobazların Menemen'de Asteğmen Kubilay'ı kafasını keserek şehit
ettikleri olay sonrasında kurulan ve sanıkları yargılayan sıkıyönetim
mahkemesinin (Divan-ı Harp) başkanı.
★★★
Atatürk'ün bütün amacı Hatay'ı Fransız egemenliğinden kurtarıp Türkiye
topraklarına katmak.
Bütün altyapıyı hazırlıyor ama ne acıdır ki, resmen katılma onun ölümünden
sonra gerçekleşiyor.
Söz yine Asım Gündüz'de:
★★★
“…Atatürk Hatay konusunda komutanlarla bir toplantı yaptı. Toplantıya
beş kolordunun komutanları da katıldı.
Atatürk, Hatay adını verdiği Antakya ve İskenderun'un tarihi ve coğrafi
durumunu uzun uzun anlattı ve burasının Türk yurdunun bir parçası
olduğunu söyledi.
Hatay'ın Türkiye'ye katılmasının nasıl ve hangi yolla gerçekleşeceğini
komutanlara sordu.
Birinci Kolordu Komutanı Korgeneral Mustafa Muğlalı heyecanla söz aldı
ve şöyle dedi:
‘Atam siz üzülmeyin… Beni Kayseri'deki 6. Kolordu'ya tayin edin. Bir
manevra bahanesiyle ben bölgemde kısmi seferberlik ilan ederim.
(Sizin haberiniz yokmuş gibi) Emrimdeki iki tümen ve Dörtyol'daki dağ tugayı
ile Suriye'ye girip Antakya ve İskenderun'u Fransızlardan alırım…'
Mustafa Muğlalı hakikaten kahraman ve fedakâr bir subaydı…
Orgeneralliğe ve ordu komutanlığına kadar yükselmişti.”
★★★
İşte olayımızın devamı. Asım Gündüz'ü izlemeyi sürdürüyoruz…Atatürk o
sırada hasta. Muğlalı çareyi söylüyor:
“Paşam ben Suriye'ye girip oraları Fransızlardan alınca siz benim asi
(devletin emirlerine karşı çıkan bir komutan) olduğumu açıklar ve idam


edersiniz. Yeter ki siz üzülmeyin ve arzunuz gerçekleşsin.”
Atatürk bu sözler karşısında heyecanlanmıştı. Kalktı, Mustafa Muğlalı'yı
kucakladı ve öptü…”
Hey gidi günler hey! Ülkesinin onuru uğruna idam edilmeyi bile göze alan
komutanlar!
« Son Düzenleme: Kasım 04, 2018, 10:04:25 ÖS Gönderen: NOSAM33 »
audi-vide-tace
    dinle-gör
        sus