Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Dünyanın nereye gittiğini 10 yıl önce gören Marksist filozof ...  (Okunma sayısı 344 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mayıs 01, 2019, 11:08:54 ÖS
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 2868
  • Cinsiyet: Bay

Dünyanın nereye gittiğini 10 yıl önce gören Marksist filozof
Emperyalizm küreselleşme ve tüm dünyayı kapsayan tek pazar yaratma aşamasından dışlayıcı aşamaya mı geçti?


   
01.05.2019 22:30
Emperyalizm küreselleşme ve tüm dünyayı kapsayan tek pazar yaratma aşamasından dışlayıcı aşamaya mı geçti? Küresel merkezler dünyanın bazı bölgelerini sistemin dışına atıp oraları bir çeşit “çöplük” haline getirmeye mi çalışıyorlar? Batı’da yeni Marksist çevrelerde son birkaç yıldır en çok tartışılan konulardan biri bu.

Rusya’da Gorbaçev, Çin’de Deng Şiaoping’den sonra dünyada sosyalist kamp kalmayınca o ülkelerdeki Marksizm araştırmaları da bitti.Bu konudaki araştırmalar bilim ve kültürün (üretici güçlerin) ileri olduğu Batı Avrupa ve Kuzey Amerika ülkelerinde yoğunlaştı ve tabii bu durum Marksist teoriye de aykırı değil!

Almanya kökenli eleştirel Marksistler grubu Frankfurt ekolü (İlker Başbuğ Paşa’nın 2011’deki katkılarıyla!) Türkiye’de de duyulmuştu. Bu akımın radikal bir çizgide devamı sayılan uluslararası “Krisis” ve “Exit” gruplarının son yıllardaki araştırmaları özellikle 2012’de ölen filozof Robert Kurz’un “değer eleştirisi” teorisi yeniden büyük ilgi topluyor.

Bu çevrelerin yayın organlarından “Exit” dergisinin Mayıs 2019 sayısında başyazı olarak Thomas Meyer imzalı genel bir durum değerlendirmesi var. Frankfurt Ekolü kurucularından filozof Horkheimer’in “Kapitalizmden söz etmek istemeyen, faşizm konusunda da sussun” sözleriyle başlayan bu yazıda dünya sisteminin merkezini oluşturan gelişmiş ülkelerde “sosyal sorunun” geri dönüşü anlatılmakta ve bu durum politik gelişmelerin nedeni olarak saptanmakta.

UCUZ YA DA PAHALI İNSAN EMEĞİNE İHTİYAÇ ORTADAN KALKMAYA BAŞLADI

Dergi, filozof Kurz’un emperyalizmle ilgili görüşlerinin bir kısmının Almancadan Fransızcaya çevrilerek “Dışlayıcı Emperyalizm ve Olağanüstü Hal” adlı bir kitap olarak çıktığını haber veriyor. Kurz’un 2008 dünya finans krizinden hemen sonra yazdığı makalelerde emperyalizmin sözcük anlamı olan “imparatorlukçuluk” mücadelesinden “empire” yani imparatorluğa vardığı anlatılıyor.

Kurz, ABD’nin tek başına dünya askeri harcamalarının yarısı civarındaki askeri bütçesi nedeniyle yeni emperyalist savaşların çıkamayacağı görüşünde. Ama bu krizlerin bitişi anlamına da gelmiyor.

Bu analizde, bir sistem olarak küresel kapitalizmin krizi 80’lerdeki üçüncü (ve şimdiki dördüncü) sanayi devriminin bir sonucu olarak görülüyor. Üretim standartlarının ve rantabilitenin artışı nedeniyle sermayenin artık “yaşayan emek” üzerinden yeni artı değer oluşturması bir doyum noktasına ulaşmıştır.

Kapitalist merkezler kârlılığın giderek düşmesiyle yeni değişim değeri oluşturamama sıkıntısını Çin ve Hindistan gibi çevre ülkelere açılarak aşmaya çalışmış, ancak artık teknoloji o kadar ilerlemiştir ki ucuz ya da pahalı insan emeğine ihtiyaç ortadan kalkmaya başlamıştır.

ULUSAL DEVLETLERİN YERİNİ KABİLELER VE BİRBİRİYLE ÇATIŞAN ÖRGÜTLER ALIR

Bu durum merkez ülkelerde yapısal bir işsizliğe, sermayenin sık sık patlayacak mali balonlara yönelmesine yol açar. Çevre ülkelerde ise artan kriz kendini sermaye eksikliği gibi gösterse de aslında oralardaki emeğe de ihtiyaç kalmaması olgusu sermaye için o bölgelerin makbul olmamasının asıl nedenidir. Ancak bu saptamayı yapamayan yönetimler küresel sermayeyi cezbedeceğini düşündükleri “reformlar”adına kendi devletlerini, zenginliklerini, sosyal sistemlerini tasfiye ederler. Ulusal devletlerin yerini kabileler, dini gruplar, çeteler ve birbiriyle çatışan örgütler alır.

Kendi merkez ülkelerinde biraz fazla maliyetle elde edebilecekleri doğal kaynaklar dışında (örneğin kayaç petrolü) çevre ülkelere ihtiyaçları kalmayan kapitalist merkezler asgari kontrolle azami sonucu alacakları güvenlik önlemleri dışında dünyanın birçok yöresinden çekilirler. Çevre çöker, sığınmacılar yollara dökülür, dünyadaki aşırı yoksulluk okyanusu içinde utanç verici refah adaları belirir.

Filozof Kurz’un 10 yıl önce yazdıklarının tümü gerçekleşmiş, 21’inci yüzyılın barbarlık döneminin tüm belirtileri ortaya çıkmıştır. Adeta JackLondon’ın Demir Ökçe kitabında çizilen gelecek manzarası önümüzdedir. Kurz, merkez ülkeler için sosyalist mücadeleyi barbarlığın alternatifi olarak ortaya koyuyor. Çevre ülkelerde yapılması gereken ise bizler için kendiliğinden ortaya çıkıyor, çöküşü engellemek, çevreden merkeze yönelebilmek için eğitimi, kültürü, bilimi, uygarlığı, kısacası kaliteyi arttırmak, barbar ideoloji ve maceralardan uzak durmak.

Kayahan Uygur

Odatv.com

ALINTI
audi-vide-tace
    dinle-gör
        sus